Gündem
  • 15.6.2010 12:54

ERDOĞAN, BDP'Yİ HEDEF ALDI: TERÖRDEN NEMALANANLAR...

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, partisinin Meclis grup toplantısında konuştu.

HAK ETMEYENE LAF SÖYLEMEK BİLE BAZEN İSRAF OLUR

Başbakan Erdoğan: "Laftan anlamayanlara en güzel laf sükut etmektir. Muhatap olmak bile bir seviye ister bir ağırlık ister. Koltuklar insanları değerli önemli yapmaz. İnsanlar donanımlarıyla, vizyonlarıyla, hizmetleriyle koltuklara değer katarlar. Aslonlan budur. Hak etmeyene laf söylemek bile bazem israf olur. Eğer biz polemiklere girseydik, mesaimizi münakaşalara ayırsaydık işte o zaman bu hizmetleri yapamazdık. Eğer her ithama cevap verseydik, Ankara'ya kendimizi hapsedip diğer 80 vilayete sırtımızı dönseydik Türkiye'yi bu seviyeye getiremezdik. Biz susacağız eserlerimiz konuşacak.

TERÖRE RAĞMEN HAK VE ÖZGÜRLÜKLER, HİZMET DEDİK

Trabzon'da iki günde açtığımız 50'ye yakın eserimiz konuşacak. Türkiye genelinde inşaa ettiğmiz yollar, eserlerimiz konuşacak. Bize yapılan her türlü iftiraya, ithama da biz o eserlerimizle cevap vereceğiz. Aynı zamanda hedeflerimizle, vizyonumuzla, gelecek tasarruvumuzla konuşacağız.

Tunceli'de sivil araca yapılan saldırı sonucu 13 mehmedimiz yaralandı, bir çocuk da bu saldırıda yara aldı. Osmaniye'de Lojman'a yapılan saldırıda da Üsteğmen'in eşi Pınar Akdağ'da hayatını kaybetti. Ben şehit kardeşlerimize Allah'tan rahmet diliyorum, yaralılarımıza acil şifalar diliyorum. Terör örgütü büyük bir vahşettir, insanlıktan nasibini alamamaktır. Oradan nemalanarak siyaset yapmak barışı getirmeyecektir. Barış, barış demekle barış gelmiyor. Millet kimin ne olduğunu gayet iyi biliyor. Terör yöntemi ile bir yere ulaşacağınızı düşünüyorsanız hiçbir yere ulaşmanız mümkün değil. Ama insanları bölücü terör örgütünün verdiği desteklerle bir yere gelmek istiyorsanız bu ülkede buna fırsat verilmeycektir. Teröre göz yuman sessiz kalan, terörden fayda sağlamaya çalışanlar terörün bu kanlı yüzüne ortaktırlar. Terör örgütü yıllarca kan döktü huzur bozdu. Yatırımın, demokrasinin önünde en büyük engel oldu. Yatırım yapamayan girişimciler varsa bunun tek sebebi vardır, terör örgütü ve onun yandaşlarıdır. Çünkü girişimci yatırımcı huzur dolu bölge ister. Onlar kalkıpta intihar edecek halleri yok. Bir yere yatırım yapacaksa oranın huzurlu olmasını ister. Bunun bedelini geçmişte çok ağır ödediler. Herşeyleri çalındı paraları alındı. Terör var diye yatırım yapılmadı. Hizmet yok diye terör örgütü halkı istismar etmeye çalıştı. Öyle belediyeler var ki burada neden Toplu konut yapıyorsunuz biz size yardımcı olamayız diyorlar. Böyle bir mantık olur mu böyle bir anlayış olur mu? Bunu ilk kez burada açıklıyorum.

Teröre rağmen yatırım yaptık. Devletle millet arasındaki duvarların yıkılmasından rahatsız oldular. Ülkenin en ucra köşesine kadar devletin elinin ulaşmasından rahatsız oldular. Gerçek emellerini çok açık şekilde gözler önüne sermeye başladılar. Benim aziz vatandaşlarım gelişmeleri yakından takip ediyor. Hükümetin iyi niyetini, attığı adımları takdir ediyor. Terör örgütünün kanlı eylemlerinin hangi amaca hizmet ettiğni bugün daha iyi görüyorlar. Zamanlamaya dikkat edilmesini istiyorum. Neden şimdi sorusunu herkes güçlü şekilde sorsun ve lütfen bu sorunun cevabını arasın.

BÖLGEYE YATIRIM YAPILMAMASININ SEBEBİ TERÖR ÖRGÜTÜDÜR

Bu ilk kez yaşanmıyor. Son 30 yıla bakınız. Ne zaman Türkiye'de huzur umudu doğduysa ne zaman Türkiye ekonomisi atılıma geçtiyse, ne zaman hükümet hak ve özgürlük alanını genişletmeye çalıştıysa bu saldırılar o zamanlarda yoğunluk kazandı. Attığımız bütün adımlarda başlattığımız milli birlik ve kardeşlik süreci, yatırımlar alanında, hak ve özgürlükler alanında, sadece olağanüstü hal kalksın yeter diyenler vardı. Bu iktidar bunu kaldırdı mı kaldırdı? Bir kanal 24 saat kürtçe yayın yapıyor. Anadili için okullar açıldı mı açıldı? Reklamlarını kendi dilleriyle yapabiliyorlar, cezaevlerinde anadilini konuşamıyordu vatandaşım bunun da önü açıldı. Ekonomik alt yapı üst yapı bütün bu alanlarda devlet hiçbir alanda görülmeyen yatırımları bu alanda yaptı. Bütün bunlara rağmen devlet bölgeye elini uzatmadı demek nedir?

Biz içerde ve dışarda gerek bu verdiğimiz mücadelede hizmette aynı kararlılıkla devam edeceğiz. Türkiye ekonomisi çok büyük bir atılım yaşıyor. Türkiye demokratikleşme adına çok büyük adım atıyor. Şu anda Türkiye Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi ile teröre çözümler üretiyor. Birliğimizi daha kuvvetli bir duruma getiriyor. Tam böyle bir anda terör örgütü çıkıyor, huzuru bozmak için, kardeşlerin arasını bozmak için devreye giriyor. Terör örgütü benim kürt kardeşlerimin asla sözcüsü değildir, olmamıştır, bundan sonra da olmayacaktır, olamayacaktır.

Terör örgütü bugün açık şekilde çözümsüzlüğün parçasıdır. Açık bir şekilde demokrasinin ve milletin karşısındadır. Elinde silah olan, kan döken insanın insanlığa söyleyebileceği birşey olamaz. Orada yatırımları engellediler, oraya her türlü gtimesini engellediler. O bölgeyi hizmetten yatırımdan mahrum bırakmak için ellerinden geleni yaptılar. Bugün biz bütün bu engellemelere rağmen yatırım götürüyoruz ve götürmeye devam edeceğiz. Bu işi çözecek güçlü bir irade olduğunu ve güçlü bir iktidar olduğunu görüyorlar. Güya bizi yolumuzdan alıkoymak için kanlı eylemlerine hız veriyorlar.

ANA MUHALEFET PARTİSİ MİLLETVEKİLLERİNE GÜVENMİYOR

Ben kürt kardeşlerimin son saldırılara bakarak son eylemlerinin taşeron, tetikçilik olduğunu görmesini ve tepkisini daha gür sada ile ortaya koymasını bekliyorum. Biz ekonomideki adımlarımızla, dış politikadaki adımlarımızla bu sorunu çözmek için güçlü bir irade ortaya koyuyoruz. Bunlardan kimlerin rahatsız olduğuna herkes baksın. Terör örgütü çözüme karşı direniyor. Silah tüccarları, savaş baronları çözüme karşı direniyor. Türkiye'nin huzursuzluğundan çıkar sağlayan çevreler çözüme karşı direniyor. Şehitleri istismar edenler, şehit cenazelerinde siyasi rant elde etmeye çalışanlar çözüme karşı direniyor.

Her türlü engeli aşabilecek büyüklükte bir ülkeyiz. Bunun bir bedeli var. Ama inancımız azmimiz, kararlılığımızdan hiçbir şey kaybetmeyeceğiz. Türkiye bu kez bu kısır döngüyü oyunu bozuyor. Milletten kopuk siyasetin, statükonun vesayetçi anlayışın değil milletin rotasındadır. Onun için milletimden yaşananlara karşı uyanık olmasını rica ediyorum. Şu milli birlik ve kardeşlik projesine kimler karşı çıkıyor bunu görsünler.

CHP, MHP, BDP, onun yanında, bölücü terör örgütü, onun yanında İmralı. Karşıda kim var AK Parti! Bunu bizzat müzekerelerde gördük. Hepsi tescil edilmiş vaziyette. Gelen talimatların hepsi ortada. Ana Muhalefet partisi Genel Başkanı talimat veriyor. Sakın oy kullanmayacaksınız. Olur da belki kabul eder. Güvenmedikleri için oy dahi kullanamadılar. Aynı şeyi BDP'de de gördüm 20 kişilik grup kendine güvenemedi. Olur ya bir yanlışlık olur. Bütün bunlar gözlerimizin önünde dünya televizyonlarımızda izlendi. Bunların hepsini benim vatandaşım iyi değerlendirecek ve kararını ona göre verecektir.

İŞSİZLİĞİ YÜZDE 10'LARA DÜŞÜRECEĞİZ

Geçtiğimiz hafta dış politika açısından oldukça yoğun geçti. İstanbul'da uluslararası zirvelere ev sahipliği yaptık. Türkiye yoksulluk eğtiim, çevre ve kalkınma alanlarındaki bir çoğunda 2015 hedefini çoktan yakalamış durumda. Uluslararası ölçümler bağlamında, Türkiye'de yoksulların nüfusa oranı 2002 yılında, yüzde 26,9. Bugün ne oldu bugün yüzde 17 seviyesine kadar geriledi. Yani 10 puan düşmüş vaziyette. Günlük geliri 1 doların altında olan nüfus 2002'de binde 2 iken bunu da 2006'da sıfırladık. 2002'de yüzde 1,35 olan gıda yoksulluğu oranı 2008 itibari ile binde 5'e çektik. Aradaki farkın ne denli önemli olduğu ortada. İlk öğretim'de okullaşma oranı yüzde 95'ti 98'e çıkardık.

Ekim 2009 tarihinde IMF 2010 için Türkiye'nin ekonomik büyümesini yüzde 3,7 olduğunu açıklamıştı. Bu açıklamadan 6 ay sonra Nisan ayında büyüme yüzde 5,2 olarak revize edildi. Ondan yaklaşık bir ay sonra 28 Mayıs'ta ise Türkiye'nin yüzde 6,2 oranında büyüyeceğini açıkladı.

Aynı şekilde OECD Kasım 2009'da yüzde 3,7 tahmininde bulundu, Mayıs ayında yüzde 6,8 olarak revize etti. İhracatta yükseliş devam ediyor. Kapasite kullanım oranlarında artış devam ediyor. İşsizlikte düşüş devam ediyor. Bugün TÜİK Mart ayı işsizlik rakamlarını açıkladı, yüzde 13,7 olarak gerçekleşti. Bütün emsal ülkeler işsizlikte artış var bizde düşüş var. Şimdi bakalımmuhalefet ne konuşacak. Bu yeterli değil bunu daha da düşüreceğiz. Kaç aydır bunu söylüyorum bu daha Mart. Bizim en bu noktada işsizlikte mesafe aldığımız aylar Nisan, Mayıs, Haziran'dır. İşsizliği azaltma oranlarımız devam edecek. Avrupa'daki ülkelerde işsizlik arttı. Bunlarda süreklilik vardı ne oldu? Mesele bu süreci iyi kontrol etmek ve bunu daimi kılacağınız bir oranı tutturabilmektir. Türkiye burada bu istikrarı ortaya koymuştur. Bizde mevsimlik işçiler denilen bir olay vardır. Bunlar şimdi devreye giriyor. Geçen yıla göre 2,1 puanlık düşüş kaydediyoruz. Geçen aya göre de 0,7 puanlık bir düşüş var. Aynı dönemde işsizlik Slovakya'da 3,5 puan, İspanya'da 2,1, Çek Cumhuriyeti'nde 2 puan, ABD'de yine aynı dönemde 1,2 oranında artış oldu. Hesap ortada! Biz de ise tam tersine 2,1 puan düşüş var. Biz işsizliği yüzde 10'lara düşüreceğiz. Bugün açıklanan oranlar Mart ayı oranları. Şuanda işsizliğin daha da düşük olduğundan eminim. İşsizliği de makul seviyelere çekeceğiz. Seçim yaklaştıkça göstergeler revize ediliyor yukarı çekiliyor. Akredite kuruluşlar Türkiye'nin kredi notunu sürekli arttırıyorlar. İnşallah bundan daha iyilerini de göreceğiz.

SİZ KİMİN AVUKATISINIZ?

Uluslararası kurum ve kuruluşlar nezdinde bunu sonuna kadar takip edeceğiz. İsrail, yardım taşıyan gemilere korsanca saldırı uyguladı. Korsanlığın bir kez daha hoşgörü ile karşılanacağını üzerinin kapatılacağını bekliyordu. Türkiye'yi başka ülkelerle aynı kefeye koymak gibi son derece bir yanlış yaptı. Her zaman yaptıkları gibi kendilerini destekleyen basın kuruluşlarını devreye geçirdiler. Türkiye'de de var bunlardan. Onlara da sesleniyorum. Bir yandan onların bu korsanlıklarını örtmeyi bir yandan da Türkiye'yi köşeye sıkıştırmaya çalıştılar. Türkiye'dekilerin hastalıkları nereden geliyor AK Parti İktidarı'ndan geliyor. İçerdeki medya ve görsel şimdi yakaladık diyorlar. Şimdi AK Parti'yi çökertme zamanı. Benim milletim senin gibi düşünmüyor. Milletimin nabzı farklı atıyor.

OBAMA'NIN GÖNDERDİĞİ MEKTUBA GÖRE HAREKET ETTİK

Çok yani insaf dışı, ağır ifadeler kullanacağım yakışmıyor onun için kullanmıyorum. İsrail bu yönetimden Türkiye AK Parti iktidarından kurtulmadıkça İsrail Türkiye ilişkileri düzelmez. Şu lafa bak. Sen kimin avukatısın? Türkiye AK Parti iktidarı ile nereye geldi? Hak ve özgürlüklerde nereden nereye geldi bunu konuşursunuz. Demokratik standartlarda nereden nereye geldik bunu konuşuyorduk. Türkiye diplomatik çabaları savunan, Brezilya ile hayır oyu verdi. Biz bu duruşu sergilerken bunu salt kendi başımıza atmadık aslında. Sayın Obama'nın bana ve Lula'ya yazdığı mektuplar var. Biz bunların içeriğine dayalı olarak bunları imzaladık.

IRAK'TA YAŞANANLAR SADDAM ÖLSÜN DİYE DEĞER MİYDİ?

Eğer İran bu anlaşmaya uymaz ise bizde İran'ı yalnız bırakırız dedik. Fakat sizler burada destek olun diplomasi ile çözelim dedik. Bu bölge savaşlardan yorgun düştü. Ortadoğu yıllar yılı neler çekti görüyorsunuz. Irak'ta da bunu söyledik olmadı. Yüzbinlerce insan Irak'ta öldü. Yüzbinlerce dul yetim öksüz var. Bunların sorumlusu kim? Medeniyet çöktü İrak'ta! Bir Saddam için değermiydi bunlara? Bir taraftan demokrasi diyeceksiniz ondan sonra Anti Demokrasi ne gerektiriyorsa onu yapacaksınız. Böyle bir demokrasi olamaz. Eğer halkın iradesine saygı duyacaksak, halkın iradesine saygı duyalım.

İSRAİL'İN YAPTIKLARININ İNSANLIKLA YAKINDAN UZAKTAN ALAKASI YOK

Tahran Anlaşmasını biz imzaladık, Brezilya imzaladı diye eksen kaydı. Eksenin kaydığı yok sizin ekseniniz kaydı sizin. Biz tam yolumuza devam ediyoruz. Savunma konumunda olan biz değiliz. Kendisini savunması gereken İsrail'dir. Onların hukuksuzluklarına göz yuman devletlerdir. Hakkı söylediğmiz için de kimseye hesap vermek zorunda değiliz. İkinci bir husus, İsrail destekli basının Türkiye aleyhine başlattığı kara propaganda Türkiye içindeki malum basın kuruluşları tarafından açıkça hala destekleniyor. Bu destek insafsızca sürüyor. Biz o manşetlerin ne anlama geldiğini biliyoruz. Altında yatan niyeti çok iyi biliyoruz. Malum medyanın Filistin operasyonlarında nerede durduğunu gerçekleri nasıl örttüğünü gördük. Benim şöyle gitmiş böyle gitmiş, 19 yaşındaki ABD vatandaşı olan ama Türk olan Furkan Doğan'ı 5 tane mermi ile katleten bir zihniyetin bu dünyada tanımlanması nasıl mümkündür acaba? Bunu ancak vahşice, bir terör örgütü mensubu ve alçakça yapar. Bütün bunların raporları tek tek çıkacak. Uluslararası hukukta bu rapor nereye oturacak göreceğiz. Şuanda 5 yaralıyı da getirttik ve bu 5 yoğun bakımdaydı. Şimdi 1 kardeşimiz yoğun bakımda şuuru kapalı yatıyor. Doktor arkadaşlarımdan hepsinin raporunu aldım bunun insanlıkla yakından uzaktan alakası yok. Uluslararası sularda, denizden havadan yaptığınız bu indirme hareketinin dünyaya izahı var mı? Götürülen insani yardım. Bana getirin ben götüreyim diyorsun sana getirince oluyorda onlar götürünce neden tahammül edemiyorsun. Sizin silahlarınızı kim dünyaya gösterecek? Bütün o ciddi manadaki bu silahlar Kanas mıydı? ben cinslerini henüz araştıramadım tespiti yapılıyordu bütün bunlar ne ile izah edilecek? Bütün bu olaylar karşıısında içerdeki medyamızdan farklı bir tavır beklerdik. Ne yazık ki bu tavrı göremedik. Şu anda Avrupa'nın en etkili isimlerinin Türkiye'de eksen kayması olmadığını bir eksen kayması var ise bunun AB'de olduğunu ifade ediyorlar. Dünya basınında tamamen tarafsız yorum yapanlarda var. Türkiye'de bir eksen kaymasının olamayacağı yazılıyor. Uzaklardan bile Türkiye'nin ne yaptığı, ne yapmak istediği çok net görülürken bizim miyoplarımız olup biteni görmüyor yada görmek istemiyor. Türkiye'nin ekseni kaymıyor. Türkiye'nin ekseni genişliyor.

Vizyonundan uzaklaştırılan Türk Dış Politikası gerçek potansiyeline dönüyor. Türkiye başkalarınınkini değil kendi menfaatini onurunu merkeze alan bir yaklaşımla hareket ediyor. Bugün Türkiye'nin dış politikası iki ayağı üzerinde duruyor. Kendi imkanları ile dim dik ayakta duruyor. Bazılarına bakıyorum yorumlarda şunu söylüyor Türkiye'nin Gazze'de ne işi var? Sorarım diğerlerinin burada ne işi var? Irak'ta İran'da ne işleri var. Bizim tarihten gelen bağlarımız var bunları yok sayamazsınız. Onlar BM'nin daimi üyesidir bende BM'nin geçici üyesiyim. NATO dersen bende NATO üyesiyim. Hepsini geç kendi ülke sınırları içerisinde yaşayan ülkeler dönemi geçti. Dünya artık büyük bir köy. Kaldı ki Türkiye bir taraftan da AB ile müzakere masasında bir ülke böyle bir konumu var. Bütün bunlarla beraber Türkiye'nin bir yeri konumu var. Kendimizi iyi görelim. Köşe yazarlarının saptırmalarına asla gelmeyin, gelmeyelim.

Türkiye bir kasaba ülkesi değil, gündemi belirlenen değil, gündem belirleyen bir ülkedir. İyi niyetli veya kötü niyetli olarak bu kara kampanyalara alet olanlar Türkiye'nin milli menfaatlerine saygınlığına uygun bir tutum takınmamaktadırlar. Türkiye'nin herhangi bir yerden kopması mümkün değildir, doğru da değildir. Türkiye'nin bu donanımı, derinliği, birikimi dünya barışı için, huzur ve istikrar için mutlaka değerlendirilmesi gereken büyük bir kazanım ve şanstır.

ARAP TURİSTLERE MANŞETLERDEN IRKÇILIK YAPTILAR

ABD Türkiye'nin sadece kağıt üzerinde kalan ortağı değildir. Çok boyutlu işbirliği ve ilişki ağı var. Bugün hala bunun örneklerini bir çok ülkede görüyoruz. Zaman zaman ortaya çıkan farklılık, öncelik sırasındaki farklılıktır. Türkiye'nin Ortadoğu ile iyi ilişkileri AK Parti ile başlamadığı gibi yeni bir gelişme değildir. Türkiye her zaman Ortadoğu ile ilişkili olmuştur. Bizim Arap Dünyası ile ne zaman yakınlaşsa başta o manşetler olmak üzere belli bir propaganda yapılıyor. Bu ülkeye gelen Arap Turistlere karşı basın yoluyla ırkçılık yapıldığı zamanlar oldu. Bu ülkede köpeğine veya köpeklere arap ismi takanlar oldu. Bunları hep yaşadık, bu bir ırkçılıktır. En küçük yatırımdan en büyük yatırıma kadar ırkçılık ayrımcılık yapıldı. Yeşil Sermaye Türkiye'ye geliyor dediler. Araplar bizi arkadan vurdu gibi söylemeler gündeme geldi. Söz konusu araplar olunca tarihin yalanları devreye giriyor.

ABD'nin Ortadoğu ülkelerinde son 8 yıldaki doğrudan yatırımı tam 30 milyar Dolardır. Bizim yatırım miktarımız ise bunun 50'de 1'i. Dünyanın her ülkesi gidip orada yatırım yapıyor. Ama Türkiye'ye gelince Arap Sermayesi, Yeşil Sermaye, Dinci sermaye ne kadar hakaretci söz deyim varsa manşetlere yorumlara anında yansıyor. Biz bu kara propagandaya boyun eğmeyeceğiz. Onların bir hesabı var. Bu milletin de bir hesabı var bugüne kadar yanılmadı ve bugünden sonra da yanılmayacaktır. Bizim eksenimiz barış eksenidir. Bizim ekksenimiz dayanışma eksenidir. Bizim bu eksenimiz tarih boyunca değişmedi ve bundan sonra da değişmeyecek.

Güncellenme Tarihi : 24.3.2016 06:56

İLGİLİ HABERLER