ERDOĞAN: BEN MÜSLÜMANIM VE LAİK YÖNETİMİ TERCİH EDİYORUM
KAYNAK : Haber Vitrini
ABD'de yayımlanan The Washington Post gazetesine demeç veren Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'nin ''yeni bir vizyona'' ihtiyacı olduğunu ve ''İstanbul'u değiştirdiği gibi Türkiye'yi de değiştirmeye çalışacağını'' söyledi.
Erdoğan, Newsweek ve Washington Post için çalışan Lally Weymouth'a verdiği röportajda, ''Türkiye için farklı bir vizyonunuz var mı?'' sorusuna karşılık, ''Evet, Türkiye'nin yeni bir vizyona ihtiyacı var. Ben belediye başkanıyken İstanbul'u değiştirdiğim gibi Türkiye'yi de değiştirmeye çalışacağım. Türkiye'yi modernleştireceğim. Yolsuzluğa son vermek bizim görevlerimizden biri'' dedi.
Gazetede, ''Erdoğan ve partisi merkeze kaydıklarını iddia ediyor. Ancak bazıları onların gizli veya daha radikal bir gündemi olup olmadığını merak ediyor'' girişiyle yayımlanan röportajda Erdoğan, ''batıda bazıları partinizin laik devlete tehdit olduğundan korkuyor. Öyle mi?'' sorusunu, ''bizim partimiz laikliği, demokrasinin önemli bir unsuru olarak görüyor. Laiklik, bu ülkenin yönetsel yapısını kuruyor'' diye yanıtladı.
Weymouth'un, ''Batıda insanlar Türkiye'yi laik, demokratik, Müslüman bir ülke olarak takdir ediyor. Partinizin aslında İslamcı bir parti olmasından ve ülkenin karakterini değiştireceğinden endişeliler'' yorumu üzerine Erdoğan, ''bizim partimiz İslamcı değil. Dine dayalı değil. Ancak Türk medyası bizi bu kategoriye yerleştirmeye çalıştı. Siyasi bir parti İslamcı olamaz. İslam bir dindir ve parti sadece siyasi bir kurumdur'' dedi.
''BAŞBAKAN KİM OLACAK?''
Anayasayı değiştirerek başbakan olma idealinin bulunup bulunmadığı yolundaki soruya karşılık Erdoğan, parti genel kurulunda bu konunun konuşulacağını ve daha sonra Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'den bir randevu daha alınacağını kaydetti. Erdoğan, parti yetkililerine danışmadan asla bir harekette bulunmayacağını vurguladı.
''Başbakan kendiniz mi olmak istersiniz, yoksa başka birini seçmeyi mi?'' sorusu üzerine Erdoğan, seçim kampanyası sırasında daima söylediği gibi siyasette yasaklı olmasının artık ''kendi problemi'' olmaktan çıktığını ve ulusun problemi haline geldiğini, bu sorunun da 3 Kasım seçimleriyle halk tarafından çözüldüğünü kaydetti. Erdoğan, ''halk, kimin başbakan olması gerektiğini ifade etti, geri kalanı siyasi dünyanın sorumluluğudur'' dedi. Erdoğan, siyasi partiler ve liderlerin ayrılamayacağını belirterek, halkın partiyi seçerken, kişi olarak kendisini de seçtiklerine inandığını kaydetti. Erdoğan, Weymouth'un, ''o zaman siz başbakan olmalısınız?'' ifadesine karşılık, ''normal şartlarda evet'' yanıtını verdi.
Erdoğan'ın başbakan olması yönünde anlaşma sağlanırsa anayasayı değiştirmenin ne kadar zaman alacağı yönündeki soruya karşılık Erdoğan, anayasa değişikliğinde Cumhurbaşkanı'nın önemli yetkilere sahip olduğunu ve anayasayı değiştirmek için parlamentonunn da yeterli gücünün bulunduğunu söyledi.
Recep Tayyip Erdoğan, ''Cumhurbaşkanı ya onay vermek veya referanduma gitmek zorunda kalacak. Ülke zaman kaybedecek. Ben Türkiye'ye zaman kaybettirecek bir senaryonun oyuncularından olmayacağım'' dedi.
''O zaman başbakan ya siz olacaksınız veya sizin tarafınızdan seçilen bir aday mı?'' sorusu üzerine Erdoğan, ''buna partimin yetkili kurulları karar verecek. Ben kral veya sultan değilim'' karşılığını verdi.
Erdoğan, Amerikalı bir diplomatın, Türkiye'yi ziyaret ettiğinde kimi muhatap alacağı sorusunu yanıtlanken, ''gelen kişi başbakanla görüşecektir ve eğer isterse, en büyük siyasi partinin başını ziyaret etmek isterse onunla da görüşecektir'' dedi.
IMF İLE ANLAŞMA
Erdoğan, Uluslararası Para Fonu IMF ile varolan anlaşmada bazı değişiklikler yapma isteğini de dile getirdi.
Recep Tayyip Erdoğan, IMF ile anlaşmanın, sosyal yönünü, ''özellikle işsizlik ve tarım sektöründe yarattığı sıkıntıyı'' değiştirmek istediğini ifade etti. ''IMF ile yeniden müzakereye mi oturacaksınız?'' sorusuna Erdoğan, ''programın tamamı için değil. Ancak her üç ayda bir gözden geçirmelerde ve değiştirilmesi gerektiğini hissettiğimiz bölümler üzerinde müzakereler aracılığıyla çalışabiliriz'' dedi.
IRAK
Irak konusundaki sorulara karşılık da Erdoğan, BM kararının kendileri üzerinde bağlayıcı etkisi bulunacağını, BM kararı olmadan ABD'ye destek vermenin uygun olmayacağını söyledi.
Erdoğan, ''eğer amaç Irak'tan kitle imha silahlarını uzaklaştırmaksa, o zaman Irak da BM uzmanlarını kabul etmeye istekli görünüyor. Amerikan devlet adamlarına göre, bu gözlemcilerin raporları olumluysa, problem barışçı yolla çözülebilir'' ifadelerini kullandı.
İMAM HATİPLER VE TÜRBAN
Erdoğan, kendisi ve birçok parti liderinin İmam Hatip okulları mezunu olduğu ve bu okulların sayısının artırılmasının düşünülüp düşünülmediği sorusuna ise ''ben hem dini hem de normal liseden mezun oldum. Üniversitede de ekonomi üzerine tahsil yaptım. Dini okulları genişletmeye de kapatmaya da niyetimiz yok. İnsanların dinlerini öğrenmekten alı konulması doğru değil. Eğitim özgürlüğü üzerindeki bütün yasakları kaldırmak istiyoruz'' dedi.
Türban konusundaki tutumu sorulan Erdoğan, ''bu problemi çözmek, dini özgürlüklerin gereğidir. Biz bu hakka, ABD'de saygı gösterildiği gibi saygı göstermeliyiz. Örneğin benim kızlarım bu ülkede okula gidemiyorlar ve ABD'de okula gitmek zorundalar. Eğer burada eğitim fırsatları olsaydı, burada okuyacaklardı'' diye konuştu.
AB VE REFORMLAR
Avrupa Birliği'nin, AKP'nin birinci önceliği olduğunu belirten Erdoğan, Türkiye'nin, Kopenhag kriterleri düzeyine ulaşmak zorunda olduğunu kaydetti. Erdoğan, ''bu da ifade, ideoloji, din özgürlüğü, eğitim özgürlüğü üzerindeki yasakların kalkması ve ana dilde öğretim anlamına geliyor. Bu aynı zamanda, sadece Kürtler için değil fakat herkes için ana dilde yayın üzerinde kısıtlamaların kalkması ve işkenceye son verme anlamına da geliyor'' ifadelerini kullandı.
Weymouth'un, ''bu reformları uygulamaya çalışırsanız ordu ile gerginlik yaratmayacak mısınız?'' sorusu üzerine Erdoğan, ''bunlar ordunun olumlu baktığı konulardır'' dedi.
İSRAİL İLE İLİŞKİLER
Tayyip Erdoğan, İsrail ile ilişkilerin de devam edeceğini kaydederek, daha önce Filistin ile ilgili yaptığı açıklamaların, oradaki durumla bağlantılı olduğunu vurguladı. Erdoğan, şunları söyledi:
''Biz daha fazla kan, gözyaşı, savaş görmek istemiyoruz. Bu probleme, birbirinin haklarına saygı duyan iki devlet şeklinde kalıcı, barışçı bir çözüm istiyoruz. Biz, kişiden veya devletten gelen terörizmin bütün türlerine karşıyız. Hiçbir bakımdan anti-semitik (Musevi karşıtı) değiliz. Bir intihar bombacısının gidip Museviler'i öldürmesi, bizi Filistinliler'in bombalanıp öldürülmesi kadar yaralıyor. Gerçekten de biz dünyada, 11 Eylül dahil bütün terörizm olaylarını kınıyoruz.''
''BEN MÜSLÜMANIM VE LAİK YÖNETİMİ TERCİH EDİYORUM''
Gazeteci Weymouth'un, ''siz bir kişinin aynı zamanda hem laik hem de Müslüman olamayacağını, dünyadaki 1.5 milyar Müslüman'ın, Türk milletinin ayağa kalkmasını beklediğini ve bunun gerçekleşeceğini söylediniz. Hala buna inanıyor musunuz yoksa görüşleriniz yumuşadı mı?'' sorusu üzerine Erdoğan, ''İslam bir dindir. Laiklik, bir yönetim biçimidir. Bir insan İslam'ı seçtiğinde Müslüman olur ancak laikliği, yönetim biçimi olarak seçebilir'' dedi. ''Siz ikisinin bağdaşamadığını söylediniz'' ısrarı üzerine Erdoğan, ''ben Müslümanım ve laik yönetimi tercih ediyorum'' ifadesini kullandı.
Erdoğan, görüşlerinin yıllar içinde değişip değişmediği sorusuna ise ''hepimiz sürekli değişimden geçiyoruz'' yanıtını verdi. Kendisinin mahkum olmasına yol açan şiirin hatırlatılması üzerine Erdoğan, bu şiiri 20 yıldır okuduğunu ve şiirin, ''Atatürk'ün ideoloğu'' tarafından yazıldığını ve edebiyatta bu tür sembollerin kullanılmasının normal olduğunu söyledi.
Gizli bir gündemi bulunduğu ve laik devleti yıpratarak İslami kuralları getirmek niyetini taşıdığı endişelerinin ifade edilmesi üzerine ise Erdoğan, ''eğer benim milletim hakkımda böyle endişeler taşısaydı, beni seçmeyecekti. Halk, Tayyip Erdoğan ile bugün tanışmadı
Güncellenme Tarihi : 16.3.2016 18:38