Gündem
  • 12.11.2013 18:40

Erdoğan’dan bomba etkisi yapacak Sarıgül yorumu

Partisinin grup toplantısında konuşan Başbakan Erdoğan, dün son yolculuğuna uğurlanan usta gazeteci Savaş Ay için Allah’tan rahmet diledi. Yeni anayasa konusuna değinen Erdoğan, “Hükümet olarak Anayasa, yasa ne derse, millet ne derse biz onu yaparız” ifadesini kullandı. Erdoğan, CHP’ye geçen Mustafa Sarıgül’le ilgili de ilk kez konuştu. Başbakan, “Bir yandan yolsuzluktan ihraç edeceksin, ardından can simidi gibi ona sarılacaksın. Böyle bir mantık olur mu; olur. Anamuhalefet partisinin içinde, genlerinde bu var” dedi.

Yaşam tarzına müdahale iddialarına sert çıkan Başbakan, “Dikkat edin; attığımız her adımda, ağzımızdan çıkan her cümlede, bir koro ‘yaşam tarzımıza müdahale ediliyor’ diyerek kampanya başlatıyor. Senin 200 yıldır sahip olduğun haklara, bu milletin tamamı kavuşuyorsa bu normalleşmedir“ diye konuştu.

ARINÇ’LA TERS DÜŞMESİ

Erdoğan, isim vermeden Bülent Arınç’la arasında yaşananlara da değinerek, “Elbette bu kadro içinde olaylara farklı yaklaşımlar olabilir. Dava arkadaşlığının gereği olarak meseleyi aramızda konuşuruz. Bazı çevreler, AK Parti sandıkta kaybetsin diye değil, AK Parti’nin içinde nifak oluşsun, AK Parti çatırdasın, bölünsün diye dua ediyor. Biz çıkar işbirliği yapmış bir kadro değiliz, biz dava ortaklığı, kader birliği yapmış bir kadroyuz. Bu hareket içindeki, bu dava ve bu parti içindeki hiçbir kardeşim, inanıyorum ki, pusuda bekleyen bu zavallılara ümit vermeyecektir” ifadelerini kaydetti.

"Her zaman Hüseyin’lerin tarafında durduk"

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "Biz millet olarak hiçbir zaman Yezid’in ve Yezid’lerin tarafında durmadık. Her zaman Hüseyin’lerin tarafında durduk. Kerbela faciası Yezid’in iktidar hırsının bir hedefiydi. Şu anda coğrafyamızda Kerbela üzerinden ayrışanların birbiriyle kanlı mücadelesi de tamamen birilerinin iktidar hırsının hedefidir" dedi.

Başbakan Erdoğan, grup toplantısında yaptığı konuşmada, yaşanan tayfun felaketi nedeniyle çok zor günler geçiren Filipinler halkına bir kez daha başsağlığı ve geçmiş olsun temennisinde bulunduğunu belirterek, "Filinpinler’de 4,5 milyon kişinin etkilendiğini ve 330 bin kişinin evsiz kaldığını Birleşmiş Milletler açıkladı. Can kaybı konusunda henüz sağlıklı rakamlar alınamıyor ancak can kaybının da 10 binli rakamlara ulaşılabileceği ifade ediliyor. Önceki gün Filinpinler devlet başkanına taziye telgrafı göndererek üzüntülerimizi ifade ettik ve dayanışma mesajımızı ilettik. Tabii Filipinler’deki büyük afet karşısında sadece mesaj ve temennilerimizi iletmekle kalmadık. Dün, Başbakan Yardımcımız Sayın Beşir Atalay’ın refakatiyle içinde battaniyeler, barınma çadırları, mutfak setleri bulunan 65 tonluk kargo uçağı dolusu yardım malzemesini Filipinler’e ulaştırdık. Başbakan Yardımcımızla birlikte AFAD Başkanı ve ekibi de Filipinler’e ulaştılar ve orada yardım çalışmalarını başlattılar. Türkiye’nin her aşamada Filinpinliler’in yanında olacağını belirtmek istiyorum" dedi.

Bugün 1999 yılında Düzce’de yaşanan depremin 14. senesi devriyesinin olduğunu hatırlatan Erdoğan, 782 vatandaşın hayatını kaybettiğini, 2 bin 700 vatandaşın da yaralandığını hatırlatarak, hayatını kaybedenlere rahmet diledi. Başbakan Erdoğan, "Cumartesi günü hem değerli dostumuz hem de Türkiye’nin yetiştirdiği değerli gazeteci arkadaşımız Savaş Ay ruhunu Hakk’a teslim etti. Dün Savaş Ay, sevenlerinin yoğun katılımıyla düzenlenen cenaze merasimiyle Hakk’a uğurlandı. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’ndan itibaren birlikte çalıştığımız değerli dostumuz Savaş Ay’a Allah’tan rahmet, yakınlarına, sevenlerine ve medya camiasına sabır ve başsağlığı diliyorum" diye konuştu.

"MEZHEPLER ARASINDA BİR YORUM OLARAK KALMALI"

Yarın Türkiye ve tüm İslam coğrafyası olarak Muharrem ayının 10. gününün idrak edileceğini belirten Erdoğan, "Aşure adını verdiğimiz bu gün insanlık tarihindeki birçok önemli hadisenin yıldönümü olarak biliniyor. Birçok hadisenin 10 Muharrem’de gerçekleştiği rivayet ediliyor. 10 Muharrem sadece İslam’da değil, Hristiyanlık ve Musevilik’te de önemli gün olarak kabul ediliyor. Bizim için 10 Muharrem’in acı bir hatırası var. Hz. Peygamberi’n mübarek torunu Hz. Hüseyin efendimiz, 10 Muharrem gününde Kerbela’da ailesiyle birlikte şehit edilmişlerdir. Bu vesileyle Hz. Hüseyin efendimiz ve Ehli Beyd’i bir kez daha hürmetle yad ediyor, Allah’ın selamı ve rahmeti üzerlerine olsun diyorum. Hz. Peygamber, Muharrem ayında tutulan orucun Ramazan’dan sonra tutulan en faziletli oruç olduğunu buyurmuştur. Peygamber efendimizin bu sünneti hem Türkiye’de hem İslam dünyasında, hem Sünniler hem Şiiler arasında çok güçlü şekilde yaşatılıyor. Dün de Türkiye Uzlaşı ve Toplumsal Kalkınma Vakfı’nın davetine icabetle bir Muharrem iftarına katıldık, Alevi kardeşlerimizin bulunduğu bir sofrada orucumuzu açtık. Kerbela’nın, özellikle de Hz. Hüseyin efendimizin şahadetinin bir tefrikanın, bir ayrışmanın aracı olamayacağını biz her fırsatta ifade ettik, ediyoruz. Bu, sadece Türkiye içinde değil, bu noktada büyük ıstıraplar çeken bölge ülkelere de defaatle vurguladık. 13 asırdan fazla bir süredir üzerinde konuşulan bu meselenin bir anda çözüleceği umudunda değiliz. Bu meselenin mezhepler arasında bir yorum farkı olarak kalmasını, sadece fikir düzeyinde bir farklılaşmayla sınırlı olmasını her zaman arzuladık ve bunun için de tavsiyelerimizi her fırsatta dile getirdik" ifadelerini kullandı.

"BİZ HİÇBİR ZAMAN YEZİD’İN TARAFINDA DURMADIK"

Erdoğan, konuşmasında şunları kaydetti:

"Kerbela’dan, 1374 yıl önce yaşanmış acı hadiseden yola çıkılarak kardeşin kardeşini katletmesini, kardeşlerin birbirlerine hasım olmasını, Kerbela üzerinden bir kutuplaşmanın yaşanmasını biz en başta Hz. Hüseyin efendimizin mübarek hatıralarına haksızlık olarak görüyoruz. Bugün dünyanın herhangi bir yerinde kendisini Müslüman olarak tanımlayan bir şahıs ya da bir grup çıkıyor üzerine bombaları sarıyor, giriyor bir camide, ibadethanede, kutsal mekanda bu bombaları patlatıyor. Böyle bir vahşetin, böyle bir gaddarlığın bırakınız Sünniliği, bırakınız Şiiliği, insanlıkla da alakası yoktur. İslam’la da uzaktan yakından alakası yoktur, olamaz. Çocuklar ölüyor, kadınlar ölüyor, ibadet eden masum insanlar ölüyor. Kerbela’dan ders çıkarılması gerekirken hemen her gün yeni Kerbela’lar yaşanıyor. Hemen her gün çağın Yezid’leri, çağın Hüseyin’lerini katlediyor. Biz millet olarak hiçbir zaman Yezid’in ve Yezid’lerin tarafında durmadık. Her zaman Hüseyin’lerin tarafında durduk. Kerbela faciası Yezid’in iktidar hırsının bir hedefiydi. Şu anda coğrafyamızda Kerbela üzerinden ayrışanların birbiriyle kanlı mücadelesi de tamamen birilerinin iktidar hırsının hedefidir."

Hz. Hüseyin’in Şii ya da Sünni olmadığını, Hz. Peygamber’in torunu olduğunu söyleyen Erdoğan, "Bütün varlığıyla sadece Müslüman’dı, o zaman ne Şii ne de Sünni vardı. Bugün de Irak’ta, Suriye’de, Yemen’de mazlumu katledenin sıfatı Yezid’tir, mazlumun sıfatı da Hüseyin’dir. Biz, bu geniş coğrafyada öldürerek ayakta kalmaya çalışan iktidarlara aynı nazarla bakıyoruz. Hem İslam coğrafyasında, hem Türkiye’de bizim ortak medeniyetimizin mensuplarının artık bu güç savaşlarının daha samimi şekilde reddedilmesini, sorgulamasını, vicdanlarıyla bu konuda karar vermelerini bütün Müslümanlardan özellikle istiyoruz. Bizim aramıza başkaları girmezse, bizim aramıza yabancı fitne odakları girmezse eğer özümüzle bizi biz yapan değerlerle konuşabilirse, inanın aramızda hiçbir mesele kalmayacak. Alevi ve Sünni kardeşim arasında ortak değerlerin yanında farklılıklar çok cüzi seviyededir. Biz aynı toprakların insanıyız, aynı medeniyetin ortak mimarlarıyız. Nasıl ki Mevlana ismi silindiğinde bu topraklardan hiçbir şey kalmazsa, Hacı Bektaşi ismi silindiğinde de bu topraklarda hiçbir şey kalmaz. Çok daha öncesinde bu topraklar üzerindeki medeniyeti hep birlikte inşa ettik. Hüzünleri, kederleri birlikte yaşadık. Sevinçleri birlikte paylaştık. Yakın tarihte yaşanmış Dersim, Çorum, Kahramanmaraş gibi acı hadiseler bizim bin yıllık kardeşliğimizi bozamaz. İktidar hırsı içindeki Yezid’in izindeki birtakım nifak odakları bizim aramızı açamaz. Bazı ülkelerin, bazı partilerin, bazı milletvekillerinin, özellikle de birtakım kanlı terör örgütlerinin kışkırtmaları bizim kadim kardeşliğimizi sarsamaz. Biz aracılarla konuşmayacağız. Biz yüz yüze, gönül diliyle konuşacağız. Aramıza birileri girdiği ve gönül dili zedelendiği müddetçe biz sorunlarımızı aşamayız" şeklinde konuştu.

"GÜÇ DEVŞİRME PEŞİNDEKİ ODAKLARI ARAMIZA ALMAYALIM"

Erdoğan, "11 yıllık süreçte Alevi kardeşlerimizin sorunlarını çok samimi şekilde ele aldık. Bugüne kadar hiçbir hükümetin sergilemediği samimiyet sergiledik. Yaptığımız çalıştaylarla çözüm yollarını belirledik. En son Nevşehir’deki üniversitemizin adını Hacı Bektaşi Üniversitesi yaparak bu noktada adım attık. İnşallah çok daha fazlasını yaparız, yapacağız. Güç devşirme peşindeki odakları aramıza almayalım. Militan devşirme peşindeki terör örgütlerini, Alevilere sadece birer oy deposu olarak bakan istismar siyasetini aramıza almayalım" dedi.

"YARIN İTİBARIYLA EMLAK KONUT’A YAKLAŞIK 3,3 MİLYAR LİRA NAKİT GİRDİSİ GERÇEKLEŞECEK"

Geçtiğimiz hafta Türkiye ekonomisinde özellikle de ulaştığı güven ve istikrar seviyesini gösteren dikkat çekici bir gelişmenin yaşandığını kaydeden Başbakan Erdoğan, şunları kaydetti:

"Dünyada nereden nereye geldiğimiz, nereye gitmekte olduğumuzu, güven ve istikrarın ne denli önemli olduğunu hep vurguluyoruz. Emlak Konut kuruluşumuzun toplam büyüklüğü 3,5 milyar lira, yani 1,6 milyar dolarlık bir halka arz gerçekleşti. Bu arzın 2,6 milyar liralık kısmı uluslararası yatırımcılara, 650 milyar liralık kısmı da yerli yatırımcılara tahsis edilmiştir. Emlak Konut’un uluslararası yatırımcılara tahsis edilen kısmına 80 değişik yatırımcıdan toplam 5 milyar liralık talep geldi. Dolar olarak ifade edersek biz 1,3 milyar dolar arz ettik, 2,5 milyar dolar talep geldi. Yerli kısmındaysa 650 milyon liralık arza 3.5 katı fazlasıyla 2,4 milyar lira talep geldi. Böylece toplamda 3,25 milyar liralık arza 7,5 milyar lira talep geldi. Emlak Konut’un arz işlemi 2013 yılında yapılan en büyük arz işlemi olurken, Türkiye’de bugüne kadar yapılmış Halkbank ve Türk Telekom’dan sonraki en büyük üçüncü arz işlemi oldu dünyadaki ekonomik krize rağmen. Ayrıca Emlak Konut’un arzı 2013 yılında Doğu Avrupa, Ortadoğu ve Afrika bölgesindeki en büyük halka arz işlemi, Avrupa’da ise en büyük 3. halka arz işlemi oldu. Yarın itibarıyla Emlak Konut’a yaklaşık 3,3 milyar lira nakit girdisi gerçekleşecek. Bu işlem Türkiye ekonomisinin ulaştığı güven ve istikrar seviyesini göstermesi bakımından son derece önemli."

“Bunlar sabah başka, akşam başka”
Başbakan Erdoğan, Anayasa Uzlaşma Komisyonu’nda üzerinde mutabık kalınan 60 maddenin Meclis’ten geçirilmesi için CHP’nin geri adım atmasını sert sözlerle eleştirdi. Başbakan Erdoğan, “Bunlar sabah başka, akşam başka” dedi.

Partisinin grup toplantısında konuşan Başbakan Erdoğan, geçen hafta gerçekleştirdiği Finlandiya, İsveç ve Polonya gezisini değerlendirdi. Üç Avrupa ülkesini kapsayan ziyareti geniş bir heyetle gerçekleştirdiğini dile getiren Başbakan Erdoğan, ziyaretleri kapsamında muhatapları ile görüşmeler gerçekleştirdiğini ifade etti. Erdoğan, Finlandiya, İsveç ve Polonya’nın en başından itibaren Türkiye’nin AB üyeliğini en güçlü şekilde destekleyen ülkeler arasında yer aldığını vurguladı. Üç Avrupa ülkesinin bugün de yine Türkiye’nin AB üyeliğini desteklemeye devam ettiklerinin altını çizen Başbakan Erdoğan, “Türkiye’nin Dostları Grubu içerisinde bu üç ülke hakikaten her zaman dik durdu ve bu desteğini bizlere verdi. Özellikle AB tarafından önümüze çıkarılan engelleri, zorlukları bu ülkelerde muhataplarımıza etraflıca anlatma imkanı bulduk. Biz bu temasları gerçekleştirirken iki önemli gelişmeye de şahit olduk. 5 Kasım 2013 tarihinde AB Bakanımız ve Başmüzakerecimiz Egemen Bağış ile Kalkınma Bakanımız Cevdet Yılmaz, Brüksel’de Hükümetlerarası Konferans’a katılarak 22. fasıl olan ‘bölgesel politikalar ve yapısal araçların koordinasyonu’ faslını müzakerelere açtılar. Bu fasıl daha önce Fransa’da Sarkozy yönetiminin engel koyduğu 5 başlıktan biriydi. Ancak sayın Hollande yönetimi devraldıktan sonra bu 5 başlık arasında yer alan 22. fasıldaki blokajı kaldırdı ve bizde bu konuda hemen gerekli hazırlıkları yaparak faslı açacak kapasiteyi yakaladık” diye konuştu.

“AVRUPA MUHAFAZAKARLAR VE REFORMCULAR İTTİFAKI’NA ÜYE OLDUK”

22. faslın açılmasıyla birlikte AB katılım müzakerelerinde toplamda 35 fasıldan 14’ünün açılmış olduğunun altını çizen Başbakan Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Yeterli mi, tabii ki değil. Biz daha önce de bunu gecikmiş ama olumlu bir adım olarak değerlendirmiştik. Ümit ederiz ki bu olumlu adım beraberinde ilave olumlu adımlarla yüklenerek, Türkiye-AB katılım müzakerelerinin rayına oturmasına katkı sağlar. Bir başka önemli gelişme de AK Parti’nin Avrupa içindeki üyelik değişikliği oldu. AK Parti, Avrupa’da, Avrupa Halk Partisi’ne gözlemci üyeydi. Bizi çok oyaladılar. Yaklaşık 10 yıldır hep oyaladılar. Aldık, alıyoruz, yapıyoruz, yapacağız. Geçtiğimiz hafta Avrupa Halk Partisi gözlemci üye statülüğünden ayrıldığımızı bir mektupla kendilerine bildirdik ve yeni kurulan Avrupa Muhafazakarlar ve Reformcular İttifakı’na üye olduk. Dikkatinizi çekiyorum; buraya gözlemci üye değil, tam üye olduk. İttifak içinde 4 başkan yardımcılığı var. Yani Sosyalist Enternasyonal’de 15 tane başkan yardımcılığı var, burada 4 tane başkan yardımcılığı var. Bunlardan bir tanesinin görevini biz üstlendik ve Genel Başkan Yardımcımız Mevlüt Çavuşoğlu bu görevi üzerine aldı. İnanıyorum hakkıyla da, deneyimiyle, tecrübesiyle de bunu başarıyla yerine getirir. Burada İngiltere, Çekoslovakya gibi ülkeler var. Güçlü siyasi partiler var. İktidarda olan birçok parti bu oluşumun içinde yer alıyor. İki önemli gelişmenin hayırlı olmasını diliyorum.”

“AK PARTİ KÖKSÜZ BİR PARTİ DEĞİLDİR”

Başbakan Erdoğan, AK Parti’nin kurulduğu günden bu yana yaptıklarıyla, duruşuyla, tavrıyla, vizyonuyla, hedefleriyle mevcut siyasi teorilerin, mevcut şablonların ve kalıplarının sınırlarını aşmış bir parti olduğunu kaydetti. AK Parti’nin siyasetin teorisini adeta yeniden yazdığını, dünyada siyaset bilimine ve siyaset tarihine çok önemli yenilikler katmış bir parti olduğunu ifade eden Başbakan Erdoğan, “İşte şu anda AB’de muhafazakarlar da, demokratlar da AK Parti’yi kendilerine yakın buluyorlar ve AK Parti’ye üyelik davetinde buluyorlar. Aynı şekilde sosyal demokratlarda güçlü sosyal devlet anlayışı ve sosyal politika uygulamaları sebebiyle AK Parti’ye üyelik daveti yapabiliyor. Bu AK Parti’nin şekilsiz, sınırları belli olmayan, bir yapı olduğu anlamına gelmez. Değişik vesilelerle ifade ettiğim gibi AK Parti kökü mazide olan, kökü Selçukluya, Osmanlı’ya kadar dayanan, Cumhuriyet’le beraber adeta yükselen bir hareketin, bir davanın, böyle bir çınarın kollarından geliyor. AK Parti köksüz bir parti değildir. Tam tersine kökü çok derinlerde olan bir partidir. AK Parti ilkeleri olan, sınırları olan, kırmızı çizgileri olan, hedefleri, idealleri olan bir partidir. En önemlisi AK Parti bir medeniyet tasavvuru olan, ecdadından miras devraldığını bu medeniyet tasavvurunu geleceğe taşıyan bir partidir. Bizi anlayanlar, bizim hadiseler karşısında nasıl tavır takınacağımızı da anlarlar. Bizi anlamayanlar, bizim hadiseler karşısında takındığımız tavırdan dolayı gereksiz bir hayal kırıklığına uğrar” dedi.

“BÖYLE BİR TAKSİM KURTLARA BİLE KALSA ONLAR BİLE BÖYLE BİR TAKSİMİ YAPMAZLAR”

1994 yılında İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nı kazandıkları dönemde birilerinin şaşırdığını dile getiren Başbakan Erdoğan, birilerini böyle bir sonucu beklemediği ve sonra sonucu kabullendiklerini belirtti. Erdoğan, “Bu seferde şunu söylemeye başladılar; ‘bunlar çöp toplasınlar’, ‘bunlar yol inşa etsinler, yol inşa etsin, metro inşa etsin’, ‘bunlar havayı temizlesin, su getirsin’, ‘trafik sorunu çözsün, park yapsın, bahçe yapsın’ bu kadarla yetinmemizi istediler. Ekonomiden, siyasetten, dış politikadan, sosyal politikalardan, ülkeye yön çizecek projelerden bizim uzak durmamızı istediler. Aynı sorunu iktidar olduğumuzda ve sonrasında da yaşadık. Şimdi ne söylüyorlar; ‘aynı şeyler. ‘Hükümet yol yapsın, okul yapsın, konut yapsın, hükümet köprü yapsın, hızlı tren hatları inşa etsin, tüneller açsın, Marmaray gibi projeler yapsın, hükümet hastaneler yapsın, enflasyonla, işsizlikle, faizlerle mücadele etsin’ ama ‘hükümet çetelere dokunmasın’, ‘hükümet saadet zincirine dönüşen ekonomik sisteme neşter atmasın’ dediler. ‘Hükümet faiz lobileriyle uğraşmasın’ dediler. ‘Hükümet tıkanan demokrasi kanallarını açmasın’ dediler. ‘Anayasa’ya dokunamazsınız, yargıyı milletin yargısı yapamazsınız, Cumhurbaşkanı seçemezsiniz’ dediler. Ama bütün bunlara rağmen hadi bir Anayasa Uzlaşma Komisyonu kurulsun diye Meclis Başkanımızın bir daveti oldu, grubu bulunan dört parti buna iştirak ettiler ve bize teklif geldi; ‘Ama biz sizinle aynı oranda iştirak etmek istiyoruz’ dediler. Peki biz ne dedik; ‘Ya olsun tamam’ dedik. Peki bizim kaç milletvekilimiz vardı. 326 milletvekili. Ana muhalefetin ne vardı; 151-152 milletvekili. Diğerinin ne vardı; 51-52, diğerinin ne vardı 27-28. Allah aşkına 326’yla biz üç tane temsilci veriyoruz. 27-28 taneyle o da üç temsilci veriyor. 51-52 ile üç tane temsilci veriyor, 151 tane ile diğeri de üç tane veriyor. Onlar dokuz kişiyle temsil ediliyor. Biz üç kişiyle temsil ediliyoruz. İnanın böyle bir taksim kurtlara bile kalsa onlar bile böyle bir taksimi yapmazlar. Biz bunu da kabul ettik, eyvallah dedik. Kabul ettikte ne oldu. Şuana kadar 60 madde üzerinde mutabık kaldıklarını söylüyorlar. Bunlar yazılı, çizili. 60 maddede mutabık. Ben daha 48’deyken bir açıklama yaptım. Bayram öncesiydi; ’48’de mutabık kalındı. Bu 48 maddeyle ilgili hiç olmazsa bunu hemen Meclis’ten geçirelim. Bu bizim için 15 günlük bir iş. Bunları bir kenara koyalım masanın üzerinden kalksın yine çalışmalara devam edelim’ dediler ki olmaz. Tamamda yapmaya niyetiniz yok mu kardeşim gelin bunları yapalım koyalım bir kenara. Mesafe alalım. Bakın anayasamız güç kazanmış olur. Kan pompalanmış olur. Gelin bunu yapalım. Hayır, istemezuk” şeklinde konuştu.

“ZATEN DÖRT SİYASİ PARTİNİN BU 60 MADDEDE İMZASI VAR”

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun açıklamalarını anımsatan Başbakan Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Aradan süre geçti ana muhalefetin başkanı kalktı bir şey söyledi. Dedi ki; ‘şuanda 60 maddede bir uyum var. Bu 60 maddeyi Meclis’ten çıkarabiliriz.’ Dedi mi bunu, dedi. Şimdi ben milletime sesleniyorum. Bunu dedi mi, dedi. Dört tane siyasi parti bunu beraber yapalım diye bir ifade kullanmadı. Bunu çıkarmaya hazırız dedi. Zaten dört siyasi partinin bu 60 maddede imzası var. Hepsi bunların kayıtlı. Ben dedim ki arkadaşlarıma, gruptaki arkadaşlarıma gidin hemen ziyaret edin dedim. ‘Deyin ki bakın biz hazırız gelin bu işi yapalım.’ MHP zaten benim kapım kapalı diyor. Zaten hiçbir zaman açık olmadı ki, hep kapalı. Ve dedim ki gidin görüşün bakalım ne diyorlar. Arkadaşlarımız gittiler görüştüler ve görüşmenin neticesinde değerlendirelim, bir hafta sonra biz sizi ziyarete gelelim. Peki. İadeyi ziyaret gerçekleşti. İadeyi ziyarette cevap şu; ‘dört siyasi parti eğer ittifak ederse ancak bu görüşmeyi yapabiliriz.’ Allah Allah dört siyasi partinin burada imzası yok mu, var. Ama dört siyasi parti bu işin görüşülmesine evet diyor mu, demiyor mu. Yani şimdi diyelim ki 550 kişilik parlamentoda 27-28 kişi böyle bir değişikliğe evet demezse biz Anayasa değişikliği yapmayacak mıyız? Arkadaşlar biz 26 maddelik anayasa değişikliğini evelallah kendi grubumuzla sadece millete götürmek üzere yaptık. Millet 58’le evet dedi."

“CHP’NİN NE OLDUĞUNU MİLLET ANLASIN”

Erdoğan, “Eğer dürüstseniz, eğer samimiyseniz, bu konuda samimi hareket ediyorsanız sizin söyleyeceğiniz tek şey var. Bu görüşmelerde dört siyasi partinin bunun altında imzası var. Bunlar hep kayıtlarda mevcut. ‘Gelirseniz gelirsiniz, gelmiyorsanız iktidarla beraber Meclis’te bunu görüşür bu 60 maddeyi Meclis’ten geçiririz.’ Dolayısıyla 60 madde anayasa değişikliği içerisinde artık yasal hale gelmiş olur. Diyorum ya, akşamdan sabaha her zaman aynı anlayış. Akşam başka, sabah başka” diye konuştu.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun dört siyasi parti ile çıkarılması yönündeki açıklamasını hatırlatan Başbakan Erdoğan, “Dört partinin işte burada imzaları var. Daha ne olacak. Eğer Meclis’e gelmiyor da kaçıyorsa millete versin hesabını. Gel beraber bu işi çözelim, bitirelim. Biz hazırız. Ben şimdi milletin takdirine havale ediyorum. Milletim ne derse biz oyuz ama CHP’nin ne olduğunu da millet gayet iyi anlasın” dedi.

“OMURGALI OLACAKSIN OMURGALI, OMURGASIZDAN BİR ŞEY OLMAZ”

Mühendis, müteahhit, yüklenici firma olmadıklarını, kendilerinin milletin tercihiyle iş başına gelmiş milletin iradesini, milletin emanetini omuzlarında taşıyan bir hükümet olduklarını kaydeden Başbakan Erdoğan, bu milleti, bu ülkeyi ilgilendiren her meselenin kendilerinin ilgi alanı olduğunu söyledi. Bu milletin ve ülkenin her derdinin kendi dertleri olduğunu kaydeden Başbakan Erdoğan, “Bu ülkenin her meselesi bizim meselemizdir. İşte demokratikleşme paketi. İdari olanları hemen çıkarıyoruz. Çıkardık mı, çıkardık. Diğerlerini de Meclis’e getiriyoruz. Söz verdik, onları da hemen Meclis’ten geçireceğiz ve milletimizin emrine girmiş olacak. Biz verdiğimiz sözün arkasında dururuz. Ne aldanan olacağız, ne aldatan olacağız. Bu bizim temel ilkemiz. Siyasi parti olarak hem ülkenin, hem dünyanın bütün soranları hakkında biz görüş bildiririz, ne düşündüğümüzü ifade ederiz, tarafımızı belli ederiz. Kardeşlerim şunu unutmayın; ‘efendim ben taraf değilim’ bu oyunlara gelmeyin. Güzel bir söz var, ‘bitaraf olan bertaraf olur.’ Omurgalı olacaksın omurgalı. Omurgasızdan bir şey olmaz. Rüzgar önünde yaprak gibi sallanandan bir şey olmaz. Milletin çirkin gördüğünü siyasi parti olarak bizde çirkin görürüz. Milletin kötü gördüğünü son derece tabi biçimde bizde kötü görürüz. Hükümet olarak da altını çizerek ifade ediyorum, anayasa ve yasa çerçevesinde milletin bize verdiği yetkiyi kullanıp programımız dahilinde ne gerekiyorsa onu yaparız” diye konuştu.

AK Parti olarak rotalarını sadece milletin belirleyebileceğini dile getiren Başbakan Erdoğan, bunu sadece bir slogan olarak dile getirmediklerini, bu sözün arkasında durmak için on bir yıldır mücadele verdiklerini söyledi.

Güncellenme Tarihi : 19.3.2016 10:26

İLGİLİ HABERLER