ERDOĞAN DOKTORLARA YAPILACAK ZAM ORANINI AÇIKLADI
Sizleri en kalbi duygularımla selamlıyor tüm misafirlerimize hoşgeldiniz derken AK Parti Grup Toplantısı'nın herkese hayırlı olmasını temenni ediyorum.
Hükümet olarak tüm gündem maddelerini yakından takip ediyoruz.
Geçtiğimiz hafta uluslararası kredi değerlendirme kuruluşu Moodys Türkiye'nin kredi notunu artırdı. Krizin miladı Eylül 2008'den bu yana Portekiz Meksika Rusya'nın da bulunduğu yaklaşık 48 ülkenin kredi notu 100 kez düşürüldü. Dünyada 20 adet kredi notu artışı oldu. Türkiye notu artan 14 ülke arasında yer aldı. Hükümetimizin piyasalara verdiği desteğin bir göstergesidir. Muhalefetin felaket tellallığı yaptığı böyle bir dönemde uluslararası kuruluşlar Türkiye'Nin doğru bir yolda olduğunu söyledi. Türkiye 2010 ve sonrasında en hızlı büyüyecek ülke olarak gösteriliyor.
Rakamlar konusunda TÜrkiye'nin ekonomik manzarası konusunda biz hiç bir zaman kopilizm yapmadık. Tablo neyse onu bütün şeffaflığıyla paylaştık. Biz o pembe tablolar çizen iktidarlardan olmadık. Açık açık olumlu yada olumsuz her gelişmeyi paylaşıyoruz. Başarılı olduğumuz alanlarla beraber başarısız olduğumuz alanlarıda dile getiriyoruz. 2008'de krizin ilk sinyallerini alır almaz tedbirlerimizi de almaya başladık. Ben hiç bir zaman bu kriz bizi etkilemeyecek demedim. Dünya ile entegre olmuş bir ülkenin krizden etkilenmemesi mümkün değildir. Ama bunlar bir tenezzül edip kelimenin anlamına bile bakmamışlar. Bakmış olsalardı bunun bizi çok az etkileyeceğini anlarlardı.
Türkiye küresel bir felaketten en az zararı görerek başarıyla çıkmasını beceriyor. Bu bile Türkiye'Nin ulaştığı ekonomik dayanıklığın kanıtıdır. İzlanda'nın yaşadığı sıkıntılara bakın. yunanistan'a bakın. Amerika'ya İngiltere'ye bakın. Türkiye bu krizi diğer büyük tüm ülkelerden daha az zararla atlatmıştır.
MECLİSİ MARKETE ÇEVİRDİLER
Her zaman söylüyorum ekonomide beklentiler son derece önemlidir. Bakıyorsunuz muhalefet küresel kriz ipine sım sıkı tutunmuş iki kötü etkiyle ülkeyi kaosa sürüklemekte. Kendi çıkardıkları krizi yönetemediler o krizin altında kaldılar. Biz hükümet olarak Türkiye'nin değil dünyanın krizini kendi imkan ve becerimizle nasıl başarabileceğimizi ıspatladık gösteriyoruz. Bizim fakrımız bu. MHP'nin tabanını tenzih ediyorum. Bahçeli çıkmış emekliye yapılan zamları güya protesto ediyor. Meclisi markete çevirmiş. Allah aşkına bir siyasi parti kendisine bu kadar zarar verebilir mi? 3,5 yılda iktidarda kaldınız. Bu kadar mahirdiniz milletin size verdiği 5 yıllık iktidarlık dönemini neden 3,5 yılda bırakıp kaçıp gittiniz? Devam etseyidniz. Bu noktada siz test edilmişsiniz. Bu demektirki size böyle bir görev verilemez. Burdan soruyorum. Emekli vatandaşlarım için siz ne yaptınız? Benim zamlarımı eleştiriyorsunuz. TÜİK'in resmi rakamlarına dayanarak örnek veriyorum. Bizim iktidarımız döneminde emeklilere zam benzerini bir de Abdullah beyin başbakanlığı döneminde yaptık. 2002 kasım ayında net asgari ücret 184 liraydı. Bahçeli rakamdan ne kadar anlar bilemem. Yanında anlayan vardır. Onlar anlatsın. Klavuz meselesi bu. Bugün asgari ücret 597 lira. Bugün askeri ücretle 304 litre süt alabiliyorsunuz. O gün sadece 160 litre süt alabiliyordu. Süte sütle örnek verdim. 2002 sonunda en yüksek ssk aylığı 287 lira. Şuanda en düşük ssk emekli aylığı 683 lira. Bu maaş 336 kilogram ekmeğe tekamul ediyor. Geri gitmiyor artış var. Bağ-kur esnaf emekli aylığı. Biz geldiğmizde 149 liracıktı. Şuanda en düşük 555 lira. Dikkat ediniz. 2002 sonunda bu maaşla 148 kilo makarna alıyordu. Bugün 195 kilo. Biz çiftçinin yanındayız diyorlar. 2002 sonunda bağ-kur tarım emeklisi maaşıyla 48 kilo şeker alınıyordu bugün 156 kilo şeker alınıyor. Halep ordaysa Arşın burda. 7 Yılda bir yandan enflasyonu dizginleyerek ekonomiyi tuttuk. Diğer yandanda maaşları arttırdık. Artık cepteki paranın adeta güneş karşısında eridiği bir dönemde yaşamıyoruz.
7 Yılda her fırsatta imkanlarımızı zorlayarak arttırdık bundan sonra da arttırmaya devam edeceğiz. Dhaa da ileri taşıyacağız. 2008'de 306 bin otomobil satılmış. 2009'da 369 819 adet araç satılmış. Küresel krize rağmen 2008'de satılandan 64 bin adet otomobil satıldı. 2008'de 188 bin 025 ticari araç satılmış. 2009'da 187 bin araç satılmış. Yani kafa kafaya. Krizi bir istismar aracına dönüştürmeye çalışanlara bu rakamları söylüyorum.
Öncelikle bu tasarının amacı halkımıza yüksek standartlı hakkaniyetli kolay erişilebilir bir sağlık imkanı sağlamak.
DEVLETİN HASTANELİRİNİ BİRLEŞTİRDİK
Sizin şahsınızda ekran başında bizi izleyen tüm vatandaşlarıma sesleniyorum. Biz sağlıkta en büyük devrimi gerçekleştirdik. Bütün alşanlarda bu adımları gün ve gün artırarak devam ettiriyoruz. Derdimiz nedir? Derdimiz biz dertliyiz. Derdimiz vatandaşımızın derdine derman olmak. Biz bütün hastaneleri birleştireceğiz ayrı ayrı hastanelerimiz olmayacak dedik.
Benim vatandaşlarım o lüks hastanelere girebilir hale geldi. Bu benim partimin vatandaşına halkına olan sevgisini gösteriyor. 8 - 10 Kişinin yattığı hastaneler koridor boyunca bir tuvalet, sağlam girsen hasta çıkarsın böyle bir dönemden geldik. Biz şimdi iki kişilik üç kişilik bir kişilik odalı hastaneler yapar hale geldik. Git Hakkari'ye orada bile bunu görürsün. Buralara kimse böyle bir hastane götürmek diye bir derdi yoktu. Bunu Yüksekova'da Hakkari'de yaşayan vatandaşlarım kardeşlerim biliyor. İşte demokratik açılım bu milli birlik süreci bu bunu biz yaptık.
Herkes işin lafını yapıyor biz icraatını yapıyoruz. Eğer bugüne kadar gitmemiş ise bir problem var. Mermere damla damla su vuracak ve hedef gerçekleşecek. Doktor 5 ilaç yazdıysa ikisi var üçü yok, üçü varsa ikisi yok. Olmaz bu! Olmayan ilaçları nereden alacak vatandaşım gidecek dışardan parasıyla alacak olmaz böyle birşey. Bir de Anayasa'da sosyal ve hukuk devleti yazacaksın. Bu mudur sosyal ve hukuk devleti olmak. Benim vatandaşım gidecek istediği eczaneden alacak bu süreç başladı. Bakıyorsunuz bu güzel süreç devam ederken hastanelerde sıkıntılar oluyor, eczanelerde sıkıntılar oluyor ve bundan sonra da olacak.
Sayın Obama hedeflediği Sağlık Reformu'nu gerçekleştirdi. Burada benim bir özellikle istediğim konu şu, sağlık konusu ideolojileri kurban edilemez çok önemli birşey. Diyanet konusu ideolojilere kurban edilemez, yargı ideolojilere kurban edilemez. Zaman zaman bu tür şeyleri görünce üzülüyoruz. Bakıyorsunuz hastanelerde ne yapacaklarmış işi durdurma yapacaklarmış.
Ameliyat masasında benim vatandaşım befendiler eylemini bitirsin gelsin öyle şey olabilir mi? Böyle birşey yapamazsınız. Bu aldığın o emeğin karşılığının millet tarafından sana helal olmasına getirmez. Aynı şey diğer birimler içinde geçerli. Buralar farklı hizmet kurumlarıdır. Eczaneleri kapatırım dediğin zaman bize düşen nedir biz sorumluluk üstlenmişiz onun içinde atılması gereken adım ne ise o adımı atarız buna mecburuz. Biz 2,5 katrilyonluk o günün parası ile SSK hastanelerindeki eczaneleri kapattık size devrettik. Bundan daha büyük ne kaynağı olur. Devlet geri dönemez diye üzülmeyin belki geri dönmem ama farklı formüller bulurum. Eczane sahiplerine sesleniyorum, sorumlu olduğunuz birlik yapılan çağrılara cevap verir yada biz müracaat yapan eczanelerle yolumuza devam ederiz. Öyle zor birşey de değil. Bu konuda biz halkımızın sağlığını ideolojilere kurban etmeyeceğiz ettirmeyeceğiz.
HEKİMLERİN MAAŞLARI ARTTIRILACAKTIR
Bir tam gün yasası olayı var. Bunun da durumu bundan daha da ağır. Bakıyorsunuz doktor hastanede yok, nerede part time çalışıyor. Türkiye'de doktor sıkıntısı var part time çalışıyor. Niye part time çalışıyorsun arkadaş gel full time çalış. Senin ismin orada yazıyor ama sen yoksun neredesin muayenehanedesin. Eskiden hastanede ameliyat günü verilmezdi. Muayenehaneye gelirsin oradan ameliyat tarihini alırsın yine görev yapılan hastanede ameliyat olursun. Biz bunu tekrar yaşamak istemiyoruz attığımız adım bunun için. Tam gün yasasının altında yatan gerçek bu. Biz bu uygulama ile özellikle bu tasarının amacı halkımıza yüksek standartta kaliteli hakkaniyetli ve kolay erişilebilir bir sağlık hizmeti vermek, sağlık çalışanlarımıza yeni imkanlar sunmaktır.
Arzu eden hekimler bunun yerine hastanelerde mesai sonrası hizmet verebilirsin. Orada da bunu yapabilirsin. Üniversitelerde öğretim görevlilerimiz, bütün zamanlarını üniversiteye ayırabilirler. Bu yeni uygulama sayesinde tüm personelin ek ödemeleri de arttırılacak. Hekimlerin maaşlarına sabit bir ek katkı yapılacak ve bu ücret emekli maaşlarına da yansıyacak. Buna göre pratisyen hekimlerin maaşları yüzde 43, uzmanların maaşları yüzde 71 oranında arttırılacak. Uzman hekimin maaşı yüzde 82 oranında, klinik şef ve şef yardımcılarının maaşı yüzde 100 oranında arttırlacak.
2002 Yılında Sağlık Bakanlığı hastanelerinde sadece yüzde 11'i tam gün çalışırken, bugün bu oran hamdolsun yüzde 81'e ulaştı.
VİZE UYGULAMASINI KALDIRDIK
2010 Yılına çok hızlı bir giriş yaptık. Ülkemizi ve bölgemizi yakından ilgilendiren çok önemli temaslarda bulunduk. Dün Lübnan Başbakanı Hariri Ankara'daydı. Kendisi ile 6 tane anlaşma imzaladık ve en önemlisi vizeleri kaldırdık. Suriye ve Ürdün'den sonra Lübnan'la da vizeleri kaldırdık. Artık halklarımız rahatlıkla bu dört ülkede mekik dokuyabilir. Yeni bir adımda şu, Hatay ile Beyrut 300 km. Sadece pasaportunuzu göstererek, damga vurdurarak Suriye'yi gezip ülkemize dönmek mümkün hale gelecek. Suriye ile ilk anlaşmayı yaptığımızda hemen geliş gidişler başlamıştı. Şimdi de inşallah Lübnan'la bu süreç başlayacak. Gaziantep Halep demiryolunun da ilk seferini gerçekleştirdik.
Gaziantep ile Çobanbey arasında 150 km'lik demiryolunu yeniden inşaa ettik. Çobanbey istasyonu yüz yıldır bakımı yapılmıyor. Bir asır sonra bu istasyonun bakımını da yapmak bize nasip oldu. Tüm bu şehirlerin bizim şehirlerimize ne kadar benzediğini, tüm halkların bizim halklarımıza nasıl benzediğini bizlere olan sevgiyi yerinde göreceğiz. Bu bambaşka bir bayram sevinci bunu hep birlikte yerinde göreceğiz.
ÇOK YÖNLÜ DIŞ POLİTİKA İZLİYORUZ
Oraya gittiğinizde bu cami aynı bizde var ya, bu kervansarayın aynısı bizde var ya diyeceksiniz. Oraya gittiğnizde sanki kendi ülkenizin başka bir bölgesine gidiyormuş gibi olacaksınız. Oraya gittiğinizde evinize hoş geldiniz diyorlar size. Artık vizyonumuz genişliyor, dostluklar yeniden inşa ediliyor, kardeşler yeniden birleşiyor. Kimse bundan rahatsız olmasın, tedirginlik duymasın. Sadece ve sadece olması gereken oluyor bunu böylece ifade ediyorum.
Türkiye kendi tabii mecrasında akıyor. Türkiye'nin dış politikasına bakanlar eski alışkanlıklarından yola çıkanlar sadece tek bir boyutu görme yanılgısına düşüyorlar. Rusya'ya gideceğiz Sayın Medvedev ve Putin ile görüşmelerde bulunacağım, Rusya'daki Türk işadamları ile biraraya geleceğiz yarın akşam geri döneceğiz.
ONLAR KARANLIK ODALARLA GÖRÜŞÜYOR BİZDE TSK'MIZ İLE GÖRÜŞÜYORUZ
Dünyanın her bir köşesi ile işbirliğimizi arttırmanın peşindeyiz. Biz Türkiye'ye sevdalıyız. Bizi yollara düşüren bizi dünya ülkelerinin yollarına düşüren işte bu Türkiye sevdasıdır. Yıllar yılı adeta masal dinler gibi dinledik. Türkiye'nin jeostratejik önemi vardır. Türkiye köprüdür, zenginliği var, tarihi var, kültürü var, medeniyet tasarruvu var dedik. Ama iş bu klişelerin altını doldurmaya gelince ona kimse yaklaşmıyor. Öyle yapay meseleler ortaya çıkartıldı ki siyaset bu labirentin içinde kaybolup gitti. Şimdi aynı senaryoyu yeniden hayata geçirmeye çalışıyorlar. Siyaset bu sonu gelmez ülkeye, millete hiçbir yarar sağlamaz tartışmaların içine çekilmeye çalışılıyor.
Yargıyı tartışma konusu yaparak bu ülkeye nasıl bir yarar sağlayacaksınız. Hakimlerin görevini yapmalarını engelleyerek, kurumları yıpratarak, kurumları çatışıyor gibi göstererek ne elde edebilirsiniz? Bir Başbakan'ın TSK ile on gün içinde üç dört kez görüşmesi muhalefeti rahatsız ediyor. Sanane ya üçte görüşür, beşte görüşür onda görüşür sanane. Demokraside böyle birşey olmaz diyor sen demokrasiyi yaşamadın ki görmedin ki nereden biliyorsun. Onlar Ergenekoncularla görüşüyorlar bizde TSK'mız ile görüşüyoruz farkımız bu.
TÜRKİYE PRANGALARINDAN KURTULUYOR
Milletvekillerinin hukuk bürosundaki avukatları avukatlıklarını üstlenmişler. Türkiye'de yargının tarafsızlığından bağımsızlığından bahsediyorsunuz. Türkiye prangalarından kurtuluyor. Türkiye yıllardır kendisine ayak bağı olan tortularından zincirlerinden kurtuluyor. Demokrasinin yükselmesi kimi nasıl rahatsız ediyor. Türkiye'yi bir korku tüneline hapsetmeye çalıştılar. Bizimle uzaktan yakından ilgisi olmayan olayları bize mal etmeye çalıştılar. Bu şekilde kitleleri korkuttular. Bu şekilde kendilerine iktidar devşirmeye çalıştılar. Türkiye ilerledikçe bunların kaos planları ortaya çıktı.
BU ÜLKE DAHA DEMOKRATİK DEĞİL Mİ?
Son günlerde sivil diktadan bahsetmeye başladılar. Bunlar sizin işinizdi siz bunları yapmaya çalıştınız. Mahalle baskısı dediler kimi malesef bu noktada ülkeleri de telafuz ederek bölünme dediler, ihanet dediler, hıyanet dediler şimdi de yeni kavramlar bulup korku tüccarlığı yapıyorlar.
Bu ülke 7 yıl öncesine göre bugün daha demokratik bir yapıya sahip midir değil midir? Bunu halkıma soruyorum onlara değil onların vereceği cevap belli. Türkiye'nin AB ile katılım müzakerelerini kim başlattı biz başlattık. Alevi vatandaşlarımızın sorunlarını bugüne kadar gündeme kim getirdi.
Aynı şekilde romanların sorunları var ülkede onlara yönelik bir çalıştay başladı. Son gelinen dönemi bende inceledim hakikaten dert çok. Gittikleri yerlerdeki o çadırlar oradan kalkıp bir başka yere göç yani insanca yaşamın olmadığı bir tablo var ortada. Biz insanız onlarda insanlar. Öyleyse onlara insanca yaşamanın zeminin hazırlamak zorundayız. Çünkü biz yaradılanı yaradandan ötürü seviyoruz. Benim kürt kardeşimin sorunu varsa roman kardeşiminde sorunuyla da ilgilenmek zorundayız. Başkasınında var kimin varsa nerede varsa işte onun için yola çıkarken 3 başlık dedik. Etnik milliyetçilik yapmayacağız dedik. TC vatandaşı olan tüm vatandaşların sorunu bizim sorunumuzdur. Bölgeler arasında bir ayırım yapamayız dedik. Vatan topraklarını aynı yaşam standartlarına kavuşturacağız. Azınlıkların meseleleri ile bugüne kadar hangisi ilgilendi. Biz ilgilendik. Gayrimenkullerine el konuldu biz ilgilendik. Kaldı ki biz adil bir devlet isek ki bunu iddia ediyoruz aksini iddia edemeyiz. Muhalefet çıkıyor ne diyor, bunlar diyor kürtlere her ay şu kadar maaş verecek. Bunlar yalan böyle birşey yok. Dert ney AK Parti'yi zora sokmak öyle birşey yok yalan söylüyorlar.
RESMİ DİL KÜRTÇE OLMAYACAK
Resmi dil, ikinci dil Kürtçe olacakmış yok böyle birşey. Kim söyledi bunu, Erdoğan mı söyledi, Beşir Atalay mı söyledi yalan bunlar yalan. Bir cezaevinde kürt bir anne oğlu ile konuşamıyordu biz bunun yolunu açtık. Anne Türkçe bilmiyor evladı ile kürtçe konuşsun bundan daha doğal ne olabilir ki. Bize açık, net konuşamıyorlar. Kıbrıs'ta şuanda çözümü zorlamış durumdayız. Güney Kıbrıs'ta çalışmalar yoğun bir şekilde çalışmalar devam ediyor. Temminimiz odur ki ortada birleşeceğiz. Olağanüstü hal yasasını kaldıran iktidar kim?
OHAL'İ VE DGM'Yİ BİZ KALDIRDIK
Hatırlayın o günleri bunu kim kaldırdı AK Parti kaldırdı. Partinin kuruluşunu yapıyoruz Şırnak'tayız. Geceyi Cizre'de geçirdik. Orada çürümüş kamyonlar gördük. Yanımızda olan teşkilat mensubu kardeşlerimiz 'Sayın Başkanım şu kamyonlar yıllar yılı burada çürümeye tert edildi. Habur kapalı' dedi. Buralar açılınca bu halk terör falan hiçbirşey dinlemez dedi. Bu denli bir değişim orada yaşandı. Böyle bir noktaya geldik. Bunu gerçekleştiren kim AK Parti. Habur modern, Gürbulak'a gidiyorsun modern o hale geldi. Fakat kafa karıştırmak isteyenler bu ülkede çok. Biz size efendi olmaya değil hizmetkar olmaya geldik farkımız bu. DGM'leri kaldıran kim?
Gayet başarılı bir şekilde TRT6'da yayın devam ediyor. 7 Yıl boyunca milli iradeye yönelik vesayet girişimleri karşısında kim dik duruş sergiledi. Dün mahalle baskısı diyenler laiklik elden gitti diyenler bugün sivil faşizmden bahsediyorlar. Biz Türkiye'yi daha ileri taşırken, değişim ve dönüşümle özgürlüğü geliştirirken bize iftira atanlar kimler?
BİZDEN ÖNCE KURUMLAR ELEŞTİRİLEMİYORDU
Şimdi birileri kalkmış AK Parti'ye nasıl çamur atarız diye farklı kavramlar üretiliyor. Nasıl Menderes ve Özal'ı suçladılar ise AK Parti'yi de aynı şekilde göstermeye çalışıyorlar. İşin ilginç tarafı da tek partili dönemde siyaset ile yoğrulmuş kişilerdir. AK Parti'nin kitabında vesayetçilik, dayatmacılık, tek seslilik yoktur ve bundan sonra da olmayacaktır. Bugün Türkiye'de sivilleşmenin de değişiminde bir numaralı lokomotifi AK Parti'dir böyle de kalacaktır. Köşe yazarları aydınlar düşünürler bazı kavramları dile getiremiyorlar.
7 Yıl öncesine gidelim bazı konular bu ülkede tartışılamıyordu. 7 Yıl önce bunları yazamıyordunuz. Bugün konuşulanlara yazılanlara, tartışılanlara bakınız. Bırakınız siyaset ve siyasetçiyi bazı kurumları eleştirmek hayal bile edilemiyordu. Köşe yazılarının ana fikirlerinin nerelerde oluşturulduğunu da biz biliriz. Bugün özgür Türkiye var. O günlerin bedelini ödeyenler bugünler hakkında en doğruya varıyorlar ve bugünleri sessiz devrim olarak takdir ediyorlar. 780 Bin km'nin hükümetiyiz. Demokrasinin alanı genişledikçe bazılarının alanı daralacaktır. Demokrasinin standartları yükseldikçe yüceldikçe bazılarının alışkanlıkları değişecek değişmek zorunda kalacaktır. Onların yaşam güvencesi yine biz olacağız.
Bu durum ülkemizin ve milletimizin hayrınadır. Sizler bu değişimin mimarları oldunuz. Ülke ve milletimizin çıkarlarını herşeyin üzerinde tuttunuz. Aynı kararlılıkla Türkiye için hizmet üreteceğinize tüm kalbimle inanıyorum. Ülkem adına hepinize teşekkür ediyor, gurur duyuyor şükranlarımı sunuyorum. Yolunuz yolumuz açık olsun' dedi.