Gündem
  • 5.8.2012 21:18

Erdoğan : Esad'ın Türkiye'deki yandaşı CHP'dir

Başbakan Erdoğan CHP'yi Türkiye'deki Esad'ın uzantısı olmakla suçladı.

''Baas'ı Türkiye'de destekleyen birinci derecede parti hangi parti- CHP. Şu anda Beşşar'ın yanında yer alan parti hangi parti- CHP. Ama şu anda ülkemize bölücü terör örgütünün Suriye'de de yapılanmasına destek veren yine Beşşar Esed ve oradan sızmalar oluyor'' -''Hiçbir zaman, bu ülkenin toprağını, bu ülkenin insanını teröre, bu vatan hainlerine, bu vatanın düşmanlarına, bu ülkenin insanlarına düşman olanlara bırakamayız'' -''(Şemdinli'deki terör olayları) Şunu çok açık, net söyleyebilirim bizim kontrolümüz dışında olan bir yer yok. Güvenlik güçlerimiz istediği anda, istediği yere, istediği müdahaleyi yapmak suretiyle gidip oralardaki operasyonlarını gerçekleştiriyor''

ANKARA (AA) - Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, özellikle Beşşar Esed'in desteklediği PKK unsurlarının Suriye'den Türkiye'ye sızma gayreti içinde olduğunu belirterek, ''Tabii ki Baas'ı Türkiye'de destekleyen birinci derecede parti hangi parti- CHP. Şu anda Beşşar'ın yanında yer alan parti hangi parti- CHP. Ama şu anda ülkemize bölücü terör örgütünün Suriye'de de yapılanmasına destek veren yine Beşşar Esed ve oradan sızmalar oluyor'' diye konuştu.
      Başbakan Erdoğan, ATV ve A Haber kanallarının ortak yayınladığı ''Gündem Özel'' programına konuk oldu.
      Terörle mücadele konusunda hükümetin yanında olduklarını belirten MHP'ye şükranlarını bildiren Erdoğan, şunları söyledi:
      ''MHP'ye özellikle şükranlarımı bildirmek istiyorum. Çünkü çok açık, net terörle mücadele konusunda hükümetin yanında olduğuna dair bu konudaki tavrını açıkladı birkaç gün önce sayın Genel Başkan. Biz bunu bekliyoruz. Burada bizim yok 'Silah bırakmak', yok 'Parlamentoda özel oturum yapalım'... Bunları çok yaptık. Artık icraat zamanı. Biz şu anda tüm güvenlik güçlerimizle, sonuna kadar bu mücadeleyi sürdüreceğiz ta ki silahı bırakacaklar, o ana kadar. Silahı bırakmadıktan sonra bizim durmamız mümkün değil. Bütün askerimizle, polisimizle bu çalışmanın sürekli içindeyiz. Şahsım, ilgili bakan arkadaşlarım sürekli birlikteler, görüşme halindeler, kararları alıyoruz, adımlarını atıyoruz. Tüm bunları da yaparken, şunu da söyleyeyim, attığımız adımları bir defa insan hakkı, hukuk açısından taviz vermeden, demokrasiden taviz vermeden bu adımları da yürütüyoruz.
      Eğer bölücü terör örgütü uzantısı olanlar demokrasiye inanıyorlarsa mücadelelerini sandıkta versinler. Sandıkta oy kullanacak olanları, önümüzde seçim filan yok böyle bir zamanda konuşuyoruz, eğer kendilerine inanıyorlarsa, kendilerine güveniyorlarsa ki, ben aklıselim sahibi olarak onların içinde Ahmet Türk'ü görüyorum. Bakın o bile şu anda dağıtmış durumda. Onun da dağıtmasının altında veya arkasında bazı hikmetler var. Kim bilir ne tehditler alıyordur. Çünkü Ahmet Türk gibi birisinin bu ifadeyi kullanması, çok yanlış. En azından bir olgunluğu var diye düşünürdüm ama maalesef bunlarda olgunluk diye bir şey kalmamış. Bu tehditler karşısında onlar kalkıyor 'AK Parti'ye oy verenin vatan haini olduğunu' ilan ediyor. Bu ülkede 21,5 milyon insan AK Parti'ye oy veriyor. Sana oy veren kaç kişi var- Benim şu anda Kürt kardeşlerim Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde, Doğu Anadolu Bölgesi'nde AK Parti'yi birinci parti yapmış. Demek ki AK Parti onun derdine derman olmuş, laf üretmiyor iş üretiyor. Şu ana kadar onların yanına giden AK Parti. Eğitimiyle, sağlıyla, ulaşımıyla, tarımıyla her şeyiyle. Ama bunlar ne yaptı- Hiç. Bütün imkanları onlara hizmet olarak değil, tam aksine onları nasıl teröre kanalize ederiz. Şu dağlara çıkanlar kimler- O çocuklar nasıl aldatılmış. 13,14, 15 yaşındaki çocuklar oralara nasıl taşınmış.''
     
     -''İnsanlıktan nasipsiz bir zihniyetin temsilcileri''-
    
     Şemdinli'deki olaylarla ilgili de ellerinde telsiz konuşmalarının olduğunu dile getiren Erdoğan, şunları kaydetti:
      ''Çok ilginç. 'Yaralı olanları öldürün' diyor. 'Onları taşımayın' diyor. Bunlar kendi insanını, kendi örgütünün içinde olanları bile rahatlıkla öldürebilecek, vurabilecek kadar insanlıktan nasipsiz olan bir zihniyetin temsilcileri.''
      Terör örgütünün Hakkari'deki saldırısının Şemdinli'deki başarısızlığını telafi için bir girişim olduğu yönünde iddialar olduğu belirtilerek, ''Şemdinli'de durum artık kontrol altında mıdır-'' denilmesi üzerine Erdoğan, ''Şunu çok açık, net söyleyebilirim bizim kontrolümüz dışında olan bir yer yok. Güvenlik güçlerimiz istediği anda, istediği yere, istediği müdahaleyi yapmak suretiyle gidip oralardaki operasyonlarını gerçekleştiriyor'' diye konuştu.
      Bu tür söylemlerin psikolojik harekatın neticesi olarak nitelendiren Erdoğan, şöyle devam etti:
      ''Dışardan bakan bu gazeteleri okuyarak ne yapıyor- Acaba 'Şemdinli'de devlet yok mu, otorite acaba tamamıyla kaybedilmiş durumda mı-' Böyle bir yaklaşımı ortadan kaldırmak için söylüyorum, bakın Şemdinli'ye, Yüksekova'ya, Çukurca'ya, merkeze benim parti teşkilatım bile sürekli oralarda. Partimi söylüyorum, bize yapılan tehdidin haddi hesabı yok. Kaçırıyorlar. Kimi kaçırıyorlar- İşte AK Parti'nin ilçe başkanını, il başkanını kaçırıyorlar. Nereleri bombalıyorlar- AK Parti'nin teşkilatlarını bombalıyorlar. Niye başka yerler değil de burası- Çünkü karşılarında tek dik duran, bu mücadeleyi veren parti, onların 'Buradan gideceksiniz' dediği halde gitmeyen ve orada o mücadeleyi sürdüren AK Parti ve sonuna kadar da sürdüreceğiz. Çünkü bu ülkede hiçbir zaman, bu ülkenin toprağını, bu ülkenin insanını teröre, bu vatan hainlerine, bu vatanın düşmanlarına, bu ülkenin insanlarına düşman olanlara bırakamayız. Bu mücadeleyi demokrasi içinde vermeye varlarsa buyursunlar demokrasi içinde bu mücadeleyi en güzel şekliyle verelim. Ama demokrasi dışı bir yolla bunu vereceklerse bunlar orada da güvenlik güçlerimizi her zaman karşılarında bulacaklardır.''
     
     -''Ben Dışişleri Bakanımı kuzey Irak'a boşuna göndermedim''-
    
     Bir gazetecinin Şemdinli'de yaşanan terör olaylarının bir yandan Suriye yönetimi üzerindeki baskıları hafifletmek bir yandan da Suriye'nin kuzeyindeki oluşumların üzerindeki dikkatleri dağıtmak için yapıldığı yönünde iddialar olduğunu belirterek değerlendirmesini sorması üzerine Başbakan Erdoğan, ''Bizim asıl sıkıntı alanlarımızdan bir tanesi Irak, Kandil o bölgeden ülkemize sürekli nüfuz etme gayretleri vardı, bu unsurlar vardı. Bunlara karşı silahlı kuvvetlerimizin çok ciddi sınırdaki mücadeleleri oldu'' diye konuştu. Erdoğan, şöyle devam etti:
      ''Son olaylarda yine 200 kadar böyle sızma gayreti içinde olanlar oldu, tespit edildi, anında müdahalesi yapıldı. Yine Amanoslar'da son dönemlerde yine bir mücadele var. Bu mücadelede de yine bu defa, ismini açık veriyorum, Suriye tarafından özellikle Beşşar Esed'in şu anda desteklediği PKK unsurları oradan ülkemize sızma gayreti içerisinde. Tabii ki Baas'ı Türkiye'de destekleyen birinci derecede parti hangi parti- CHP. Şu anda Beşşar'ın yanında yer alan parti hangi parti- CHP. Ama şu anda ülkemize bölücü terör örgütünün Suriye'de de yapılanmasına destek veren yine Beşşar Esed ve oradan sızmalar oluyor. Daha önce Beşşar bu noktada onlardan kopma mücadelesi içindeydi, bizlerle iyi niyetli şeyleri olduğu dönemlerde. Ama bizden koptuktan sonra nereyle nasıl paslaştığı ortaya çıktı. Bizim, bütün bunları bilerek attığımız adımlar var. Ben Dışişleri Bakanımı kuzey Irak'a boşuna göndermedim. Orada gidip atması gereken adımlar ve oranın yerel yönetimiyle de paylaşması gerekenleri kendisine söyledik. Dedik ki, 'Bunları kararlı bir şekilde onlara ifade edeceksin.' Bu iş eğer bir tehdit unsuru olarak devam edecek olursa bizim aramızdaki bütün dostluk, şu bu filan hepsi ortadan kalkar. Ama eğer biz dostluk içinde bunu bir kardeşlik anlayışı içinde sürdüreceksek burada da sizler artık bu terör örgütüne burada yaşama hakkı vermemeniz lazım. Bize düşen bir şey varsa biz bunu yaparız.''
     
     -''Bana, 'Benim gücüm yetmiyor' diyen Maliki'nin kendisidir''-
    
     Irak Başbakanı Nuri el-Maliki'nin Türkiye'nin sınır ihlalinden bahsettiğinin hatta nota verdiğinin hatırlatılması üzerine Erdoğan, ''Biz onun hemen ertesinde yine gittik Kandil'e operasyonumuzu yaptık. Operasyon yapılması gereken yere yine yaptık, yaparız asla duramayız. Çünkü oradan bize tehdit devam ettiği sürece biz orada gider operasyonumuzu yapar döneriz. Bunu bilmesi lazım. Çünkü daha önce biz bunu kendisiyle çok açık, net konuştuk. Bana, 'Benim gücüm yetmiyor' diyen Maliki'nin kendisidir. Bundan dolayı da 'Bizim size söyleyecek hiçbir şeyimiz yoktur' diyen kendisidir'' diye konuştu.
      ''Amanoslar'daki sızmayı da önlemek için Suriye'ye de aynı model uygulanabilir mi-'' sorusuna da Başbakan Erdoğan, şu yanıtı verdi:
      ''Uygulanmayacağı ne malum- Bütün mesele bunların tabii timing içerisindeki anıdır. O an geldiğinde, mesela bizim şu anda diyelim ki sınırda üç tane tugayımız tatbikatlarını sürdürüyor. Sizler de takip ettiniz. Bunlar nedir- Her an istim üzerinde olan bir Türk Silahlı Kuvvetleri var. Bunu yapmak durumundayız, böyle olmak durumundayız. Bizim orada Süleyman Şah Türbesi var. Süleyman Şah Türbesi çevresiyle birlikte bizim topraklarımızdır. Orada yapılacak her hangi bir yanlış harekete bizim sabırlı olmamız mümkün değil. O çünkü bizim topraklarımıza bir saldırıdır, aynı zamanda NATO topraklarına bir saldırıdır. Herkes zaten kendi görevini bilmektedir, gereğini de yapacaktır, yapmaktadır.''
     
     -''İran'ın yaklaşım tarzını kabullenmek mümkün değil''-
    
     Dışişleri Bakanı Davutoğlu'nun Kerkük ziyaretinin Bağdat hükümetinden tepki aldığı belirtilerek, ''Bu Kuzey Irak yönetimi ile Bağdat yönetimi arasında çok ciddi sorunların varlığına mı işaret'' sorusuna Erdoğan, ''Son dönemde özellikle Kuzey Irak ile Bağdat arasında gerçekten bir sıkıntı var'' yanıtını verdi. Erdoğan, şöyle konuştu:
      ''Bunu sayın Barzani'nin bize uğradığında, İstanbul'da yaptığımız görüşmede kendisiyle paylaştık. Kendileri tabii rahatsızlıklarını ortaya koydular. Hatta Suriye Ulusal Konseyi olsun, yeni yapılanma çalışmalarıyla ilgili olsun tüm oradaki Kürt gruplar olsun, Arap, Türkmen, Şii bütün bu grupları davet etmek suretiyle onlarla toplanacağını bana ifade etmişti. Toplanmak suretiyle de Maliki'ye karşı bir oluşum başlatmak. O süreç başladı fakat o süreç şimdilik beklenen hedefe ulaşamadı. Bazı sebepleri, nedenleri var.''
      Birkaç gün önce Irakiye Koalisyonu lideri Iyad Allavi'yi kabul ettiğini de hatırlatan Başbakan Erdoğan, kendisiyle birçok konuyu konuştuklarını, Allavi'nin de bazı şeyleri anlattığını bildirdi. Erdoğan, şöyle devam etti:
      ''Süreç bitmiş değil. 'Bu süreç bu şekilde devam edecek' dediler. Gerek sayın Barzani'nin gerek Irakiye'nin gerek Mukteda es-Sadr'ın hatta hatta El-Hekim'in bu konudaki hassasiyetleri devam ediyor. Yani şu anda 'Maliki bugüne kadar hareket ettiği kadar rahat hareket edemeyecek' diyorlar. Tabii bunların yanında şu anda bulunan güçte malum, İran'dan böyle bir gücü aldığını hepsi söylüyor. Burada tabii biz, hatta bugün Ahmet Bey İran Dışişleri Bakanı ile de bazı konuları görüştü. İran'ın yaklaşım tarzını kabullenmek mümkün değil. Bunu biz de kendilerine en üst düzeyde söyledik. Dedik ki, 'Bakın bölgede huzursuzluğun sebebi oluyor bu iş.' Biz aynı değerleri paylaşmamız gereken ülkeler olduğumuz halde böyle bir sıkıntının içinde olmamız sadece teröre, terör örgütüne güç katıyor. Bizi kendi aramızda birbirimize şüpheyle bakmaya itiyor. Biz birbirimize güvenle bakmamız lazım niye şüpheyle bakalım. 'Biz de aynı şeyleri paylaşıyoruz, doğru söylüyorsunuz, böyle yapmamız lazım, beraber çalışalım, beraber arkadaşlar çalışsınlar' demelerine rağmen atılan olumlu bir adım yok. Fakat biz ısrarcıyız. Yine aynı şekilde devam edeceğiz. Sayın Barzani ile aynı şekilde buna devam edeceğiz ama Kerkük'e Ahmet Bey'in gidişinden rahatsız olmaları aslında şuradan kaynaklanıyor. Niçin Irak'ın en tepe noktasıyla Türkiye'nin en tepe noktası görüşemiyor. Aslında bu ona yönelik aslında bir markaj siyasetidir. Şimdi İran'dan Irak'a gelen siyasiler nereye gideceklerinin adresini sana veriyor mu- Vermiyor. Dolaysıyla elinde kırmızı diplomatik pasaportu olan bir bakan, senin orada yerel yönetimin var. Hem onu ziyaret ederken oradan da 40 kilometre ötesinde Kerkük'e gider. Onun orada soydaşları var, soydaşlarımız var. Gidip onları da orada ziyaret eder. Bu ziyaretler neticesinde ne yapıyor- Bizim maslahatgüzarımızı, çünkü büyükelçinin Ahmet Bey ile Türkiye'ye gelmesi gerekiyordu, çağırmak suretiyle güya nota veriyor. Ne oldu sonra- Sen o notayı verirsen Türkiye'de senin büyükelçini çağırmak suretiyle ona gerekli notayı verir. Bir taraftan bizimle münasebetleri olumlu istikamette geliştirmek istiyor, öbür taraftan bir siyaset acemisi olarak benim maslahatgüzarıma nota veriyor. Sıkıntı burada.''
      Başbakan Erdoğan, Bakan Davutoğlu'nun kuzey Irak ve Kerkük ziyaretinde verimli adımlar atıldığı yönündeki inancını belirterek, ''Ahmet Bey'in de verdiği bilgiler, rapor ışığında söylüyorum. İnanıyorum ki biz bu bütünleşmeyi de kuzey Irak'ta ve Suriye'ye doğru şu anda planlanan özellikle PKK'nın PYD ile yapmak istediği oyunu bir defa asla kabullenemeyiz, buna asla müsaade edemeyiz.'

'

''Her geçen gün Esed'in sonu daha da yaklaşıyor diye inanıyorum'' -''Suriye noktasında, özellikle kuzeyde mevcut gelişmeler noktasında söylüyorum, buradaki söylenen şeyler sadece hayali bazı haritalardır. Bu hayali haritalara bizim göz yummamız mümkün değil'' -''Üniversitelerde enstitüler kurduk. Niçin- Kürtçe için. 'Asimilasyon' diyorlar. Yalan söylüyorlar. Ne asimilasyonu- Ama buna karşın medya bize destek vermiyor. Kimse kalkıp 'siz hala ret, inkar, asimilasyon politikalarını yürütüyorsunuz' diyemez. Bunlar bizim iktidarımızda bitmiştir'' -''Gerek Oval Ofis'te gerek diğer zamanlarda gördüğüm Sayın Obama gayet saygılı ve bu saygısını bizden hiçbir zaman eksik etmemiş olan bir dostumdur, bir arkadaşımdır. Ben o medyadaki yorumlara, o komik bazı yapılan şeylere falan da pek iltifat etmiyorum''
 

- Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Suriye'deki gelişmelere ilişkin, ''Her geçen gün Esed'in sonu daha da yaklaşıyor diye inanıyorum'' dedi
Erdoğan, A Haber ve ATV'nin ortak canlı yayını ''Gündem Özel'' programında gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Başbakan Erdoğan, ''Hükümetinize yönelik eleştirilerden bir tanesi de 'Suriye'nin kuzeyinin terör örgütü yahut yandaşlarının etki alanına girmesinden sonra hem Irak hem Suriye'nin kuzeyi Türkiye'ye artık düşman bir bölge oldu, hükümet bunu öngöremedi' diye. Böyle bir şey söz konusu mu'' sorunu yanıtlarken, ''Kuzey Irak yerel yönetimi, Türkiye'ye düşman olduysa peki bizim bu kadar ticari ilişkilerimiz, siyasi ilişkilerimiz Kuzey Irak Yerel Yönetimi ile niye bu kadar fazla-'' diye sordu.
Türkiye'nin şu anda bölgede en yoğun dış ticaret hacminin Kuzey Irak Yerel Yönetimi ile sahip olduğunu belirten Erdoğan, ''Çok ciddi rakamlardadır. Buradan olaya yatırımlar olduğu gibi, alt yapı-üst yapı noktasında çalışmaları orada Türk firmaları ağırlıklı bir şekilde yürütüyorlar. Siyasi noktada ise bizim onlarla olan görüşmelerde arkadaşlarımız anında görüşmeleri yaparlar. Çağırırlar, onlar gelirler buraya, görüşmeler yapılır, vesaire. Enerji noktasında müşterek olarak olarak atılan adımlar çok çok önemli'' diye konuştu.
''Zaten Maliki'yi de bu rahatsız ediyor herhalde'' denilmesi üzerine de Erdoğan, ''Bu onu ciddi manada rahatsız ediyor'' ifadesini kullandı. Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Çünkü Anayasa'ya göre merkezi yönetimin bu noktada tabii kontrolünde olması lazım. Kuzey Irak Yerel Yönetimi de diyor ki 'Hayır ben şu anda anayasaya uygun olarak işlerimi yapıyorum' diyor. O anayasaya uygun olarak işlerimi yapıyorum dediğine göre, bizim de ona saygı duymamız gerekir. Sen kalkar da Kuzey Irak Yerel Yönetimi'ne petrol ürünlerini vermezsen, o da başının çaresine bakacaktır. 'Kim bana petrol ürünlerini verir bu bölgede- Türkiye verir'. Türkiye olarak biz de diyoruz ki, 'biz sana petrol ürünlerini veririz kardeşim' diyoruz. Benzin mi- Benzin. Mazot mu- Mazot. Jet yakıtı mı- Jet yakıtı, veririz diyoruz. Ve yapılan da bu. Bunu yapıyoruz ve yapacağız.
Gelelim, Suriye'ye. Suriye noktasında, özellikle kuzeyde mevcut gelişmeler noktasında söylüyorum, buradaki söylenen şeyler sadece hayali bazı haritalardır. Bu hayali haritalara bizim göz yummamız mümkün değil. Burada ne var şu anda- Bir tarafta malum Haseki, Kamışlı o bölgedeki tablo var, öbür tarafta Afrin'deki bir tablo var. Ama ortada bakıyorsunuz Halep'le şöyle sınıra kadar olan bölgede Araplar var, Türkmenler var. Burada da böyle bir durum var. Şimdi muhalif güçler ne diyor- 'Biz burada asla böyle bir yapılanmaya müsaade etmeyiz. Gerekirse onlarla da mücadeleye başlarız' diyor. Burada şimdi neyi ilan ediyorsun- 'Bunu ilan ettik' diyorsun. Böyle bir şey söz konusu değil. Tabii burada Esed aslında buraları oralara bırakarak terk etmiş gibi görünüyor ama Kamışlı ve Haseki'de şu anda Esed'in ordusu, askeri var. Oradan tamamen sıyrılmış, çıkmış değil. O bakımdan öyle çok rahat kararı verilmiş veya verilecek bir şey değil.''
Başbakan Erdoğan, ''Bunda Suriye muhalefetinin de sorumluluğu yok mu- Suriye Ulusal Konseyi'nde PYD dışı Kürt unsurlar en azından temsil edilebilirdi'' denilmesi üzerine de ''var'' ifadesini kullanarak, ''Suriye Ulusal Konseyi'nin başında bir Kürt'ün olması, bu çok önemli bir karar. Bu kararı, bu Ulusal Konsey verebilmişse ve bir Kürt arkadaşlarını, kardeşlerini getirip de bu konseyin başına koyabilmişlerse bu çok ciddi bir özveridir'' dedi.

-''Artık finali oynuyorlar''-

Erdoğan, ''Şu anda Esed'in artık son zamanlarına gelindiğini söyleyebilir miyiz'' sorusu üzerine ise şunları söyledi:
''Şu andaki görüntü o. Biliyorsunuz, İstanbul Türkiye için ne ise Halep Suriye için odur. Ankara Türkiye için ne ise Şam Suriye için odur. Yani biri siyasi merkez, birisi ticari merkezdir. Bu ticari merkezde Halep de şu anda aldığımız haberlere göre Esed yönetimi bir yığma gayreti içerisinde. Fakat muhalif güçler özellikle kırsaldan kuşatma noktasında çok başarılılar. Çok ciddi bir bölümü onların kontrolü, onların hakimiyeti altında. Zannediyorum ki artık finali oynuyorlar. Durum bu. Her geçen gün Esed'in sonu daha da yaklaşıyor diye inanıyorum.''
''Final'' ifadesini kullandığı hatırlatılarak, ''birkaç hafta, birkaç ay mı-'' denilmesi üzerine ise Erdoğan, ''Tabii gün vermek falan mümkün değil. Mesela Birleşmiş Milletler'de şu anda genel kurulda 133 ülkenin Esed'in aleyhine vermiş olduğu karar ve 30 küsur ülkenin çekimser kalması ki bunların içinde malum Rusya'da çekimser kaldı, bunlar önemli gelişmeler'' karşılığını verdi.


     

Güncellenme Tarihi : 22.3.2016 16:12

İLGİLİ HABERLER