Gündem
  • 20.12.2004 13:01

ERDOĞAN MUSUL ŞEHİTLERİNİ ŞİİRLE UĞURLADI...

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ”Irak'ta Irak halkının bölünmez bütünlüğü için elinden gelen gayreti sarfeden bir Türkiye ve Türk Milleti, bunun bedelini şu ana kadar kaybettiği yaklaşık 80'e yakın evladıyla ödememeliydi” dedi.

Musul'da uğradıkları saldırı sonucu şehit olan 5 güvenlik görevlisi için İçişleri Bakanlığı önünde tören düzenlendi. Törene, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök, Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, İçişleri Bakanı Abdulkadir Aksu, bakanlar kurulu üyeleri, askeri erkan, milletvekilleri, Valiler, şehitlerin aileleri ve çalışma arkadaşları katıldılar.

   

Törende DYP Genel Başkanı Mehmet Ağar, BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu, DTP Genel Başkanı Yaşar Okuyan, eski başbakanlardan Bülent Ecevit ve eşi Rahşan Ecevit ile bazı eski bakanlar da hazır bulundu.

   

Başbakan Erdoğan, törende yaptığı konuşmada, üzüntüsünün büyük olduğunu belirterek, kendisine göre “kutlu bir yolculukta” hayatlarını kaybeden güvenlik görevlilerinin “şehitler” saflarında yerlerini aldıklarını söyledi.

   

"TERÖRİSTİN VATANI, DİNİ OLMAZ"

 

Erdoğan, şöyle devam etti:

   

“Gel gör ki bunu bilmekten uzak teröristler, caniler, ne yazık ki şu ana kadar uygulamalarını bu şekilde sürdürmektedirler. Şunu biliyoruz ki teröristin dini, milleti, ırkı, vatanı yoktur. İşte bunun gereğini yerine getirdiler. Çünkü savaşa giden kardeşlerimiz değildi, şehitlerimiz. Sadece oradaki bir diplomatik görevin gereği büyükelçiliğimizi ve bayrağımızı korumak için oradaki görevlerine gidiyorlardı. Bu görevlerine giderken alçakça kurulan bir tuzak neticesinde şehit edildiler.

   

Tabii ki biz, gerek koalisyon güçleri nezdinde gerekse geçici yönetim nezdinde bunun takipçisi olacağız, takipçisiyiz. Tabii bunlar bizleri, şehit ailelerini ve milletimizi tatmin etmiyor, etmez de. Ama biz bunun bedelini biliyoruz ki ebedi alemde alanlardan olarak gördüğümüz şehitler nezdinde kendimizi biraz olsun teselli bularak tatmin ediyoruz.”

   

Erdoğan sözlerini, Mehmet Akif Ersoy'un “Ey şehit oğlu şehit, isteme benden makber. Sana ağuşunu açmış duruyor Peygamber” dizeleriyle tamamlayarak, “Biz de kendilerini o aguşunu açmış Peygamberin kucağında görüyor ve kendilerine Allah'tan rahmet, ailelerine, milletimize başsağlığı diliyoruz” dedi.

 

İşte, Başbakan Erdoğan'ın şehitleri uğurlarken okuduğu Mehmet Akif Ersoy'un Çanakkale Şehitlerine yazdığı şiirin tamamı:

 

ÇANAKKALE ŞEHİTLERİNE
Şu boğaz harbi nedir? Var mı ki dünyada eşi?
En kesif orduların yükleniyor dördü beşi
Tepeden yol bularak geçmek için Marmara'ya
Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya.
Ne hayasızca tehaşşüd ki ufuklar kapalı!
Nerde gösterdiği vahşetle "bu: bir Avrupa'lı"
Dedirir, yırtıcı, his yoksulu, sırtlan kümesi,
Varsa gelmiş, açılıp mahpesi, yahut kafesi!
Kafa, göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el, ayak
Boşanır sırtlara vadilere sağnak sağnak.
Saçıyor zırha bürünmüş de namerd eller,
Yıldırım yaylımı tufanlar, alevden seller.
Veriyor yangını, durmuş da açık sinelere,
Sürü halinde gezerken sayısız teyyare.
Top tüfekten daha sık, gülle yağan mermiler,
Kahraman orduyu seyret ki, bu tehdide güler!
Ne çelik tabyalar ister, ne siner hasmından;
Alınır kal'a mı göğsündeki kat kat iman?
Hangi kuvvet onu, haşa edecek kahrına ram?
Çünkü te'sis-i ilahi o metin istihkam

Şüheda gövdesi, bir baksana, dağlar taşlar...
O, rüku olmasa, dünyada eğilmez başlar,
Vurulup tertemiz alnından uzanmış yatıyor;
Bir hilal uğruna ya Rab, ne güneşler batıyor!
Ey bu topraklar için toprağa düşmüş asker,
Gökten ecdad inerek öpse o pak alnı değer.
Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor tevhidi,
Bedr'in aslanları ancak bu kadar şanlı idi.
Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın?
"Gömelim gel seni tarihe" desem sığmazsın.
Hercümerc ettiğin edvara da yetmez o kitap
Seni ancak ebediyetler eder istiab.
"Bu taşındır" diyerek Kabe'yi diksem başına,
Ruhumun vahyini duysam da geçirsem taşına,

Sonra gök kubbeyi alsam da rida namiyle
Kanayan lahdine çeksem bütün ecramiyle
Mor bulutlarla açık türbene çatsam da tavan
Yedi kandilli Süreyya'yı uzatsam oradan.
Sen bu avizenin altında bürünmüş kanına
Uzanırken gece mehtabı getirsem yanına.
Türbedarın diye ta fecre kadar bekletsem,
Gündüzün fecr ile avizeni lebriz etsem.
Tüllenen magribi akşamları sarsam yarana,
Yine bir şey yapabildim diyemem hatırana...

Ey şehit oğlu şehit, isteme benden makber,
Sana ağuşunu açmış duruyor Peygamber. 
                                  Mehmet Akif Ersoy

(Hürriyetim) 

Güncellenme Tarihi : 16.3.2016 23:29

İLGİLİ HABERLER