ERDOĞAN VE MERKEL İFTARDA!..
MUSTAFA ESEN
İSTANBUL - Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Almanya Başbakanı Angela Merkel, AK Parti İstanbul İl Başkanlığı'nın düzenlediği "Medeniyetlerin Buluştuğu Yerde Buluşuyoruz" başlıklı iftar yemeğine katıldı.
Yemekte konuşan Başbakan Erdoğan, "Türkiye'nin AB üyeliği bu sebeple hem taraflar hem de küresel barış için büyük fırsattır. Zira böylece, bütün dünyaya farklı inanç ve gelenekleri, evrensel değer ve inanışlarla bağdaştırmanın mümkün olacağını gösterebileceğiz" derken, Angela Merkel, "Geleceğin karşımıza çıkaracağı görevlerin üstesinden elbirliğiyle geleceğimize inanıyorum" dedi.
Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı Rumeli Salonu'nda düzenlenen yemeğe, Erdoğan ve Merkel'in yanı sıra Devlet Bakanı Ali Babacan, Devlet Bakanı Kürşat Tüzmen, Sanayi ve Ticaret Bakanı Ali Coşkun, milletvekilleri, dini cemaat liderleri, yabancı ülkelerin büyükelçileri, konsoloslar, iş adamları, sanatçılar, basın mensupları, siyasetçiler ve sivil toplum kuruluşu temsilcileri katıldı.
Başbakan Erdoğan ve Almanya Başbakanı Merkel, salona akşam ezanı okunduğu sırada geldi. Ardından iftar yemeğine geçildi. İftar yemeğin yenilmesinin ardından kürsüye çıkan Başbakan Erdoğan bir konuşma yaptı. İftar yemeğindeki buluşmanın son derece anlamlı bir mesaj ve anlamlı bir buluşma olduğunu söyleyen Erdoğan, biraraya gelerek, medeniyetler çatışması gibi konuları ısrarla savunanlara önemli bir cevap verildiğini söyledi. Dünyanın kültürel ve dini temelde kamplara bölündüğünü hatırlatan Erdoğan, "Ortaya çıkan diyalog eksikliği aşırı uçlar tarafından istismar ediliyor. Böyle bir dönemde biz siyasiler başta olmak üzere dini önderlerin birbirlerini suçlamak yerine söz ve davranışlarıyla dayanışma içinde olması gerekiyor. Dışişleri bakanlarımızın kültürler arası diyalog projesi bu açıdan önemlidir" diye konuştu.
Türkiye'nin AB'nin amacına önemli katkılar yapma imkanına sahip olduğunu dile getiren Erdoğan, "Açık ve samimi konuşuyorum. Türkiye'nin AB üyeliği bu sebeple hem taraflar hem de küresel barış için büyük fırsattır. Zira böylece, bütün dünyaya farklı inanç ve gelenekleri, evrensel değer ve inanışlarla bağdaştırmanın mümkün olacağını gösterebileceğiz. Barışın olduğu bir dünyada güvenli bir toplum, güvenli bir ülke, son derece huzurlu ve mutlu olacaktır. Dünyada barış ve istikrarın korunabilmesi için Avrupa'yı küresel ve etkin bir aktör haline getirmeliyiz. Türkiye'nin bu amacın gerçekleştirilmesinde önemli bir rolü olacak" şeklinde konuştu.
Konuşmasında Türkiye ve Almanya'nın arasındaki önemli bağlara da değinen Erdoğan, Almanya'da yaşayan Türkler'in kimliklerini koruyarak Alman toplumuyla entegrasyonuna önem verdiklerini söyledi. Bunu başarmak durumunda olduklarını ifade eden Erdoğan şunları söyledi:
"Şu an Almanya'daki vatandaşlarımız, 'Ben Alman vatandaşıyım' diyor ve Türkiye'ye dönmeyi düşünmüyor. İkinci ve üçüncü nesil Türkler'in, Almanya'nın sosyal ve kültürel alanlarına etkin şekilde katıldıklarını görmekten memnuniyet duyuyoruz. Son Dünya Futbol Şampiyonası'nda Almanya'daki Türkler'in, Alman ve Türk bayraklarını nasıl iç içe sunduklarını hep birlikte izledik. Orada yaşayan Türkler'in nasıl hareket ettiklerini gördük. Demek ki doyduğum yerin üzerimde hakkı var. Bizim medeniyet anlayışımız var. Bunu bir kenara atmamış oradaki vatandaşlarımız. Orda bir entegrasyonu başardıklarının örneğini gösteriyor. Bizim normal liselerde Almanca eğitim veren kısımlar var. Türkiye'nin bu noktada sıkıntısı yok. İlmin, eğitimin önüne engel olmaz, konulmamalıdır. Hangi dilde eğitim yaparsa yapsın. Benim de bir temennim var. Diyorum ki Almanya'da yaşayan 2.5 milyon Türk'ün Almanca öğrenmesini gönülden istiyoruz. Bu konuda el ele vermeliyiz. 11 Eylül sonrasında göçmenlere karşı duyulan korkunun, huzur ve barışa zarar vermemesi için ortak çaba sarf etmeliyiz. Göçmenlere yönelik davranışlar ve İslamiyet'e karşı fikirler, orada yaşayan vatandaşlarımızın ezilmişlik duygusuna kapılmasına neden oluyor. Türk toplumunun uyum sorununu çözme konusunda Alman hükümetinin tavrını umut verici ve yararlı buluyorum. Gerek federal hükümet ve gerekse bazı eyalet hükümetleri tarafından entegrasyon konusunda olumlu çalışmalar yürütülüyor."
Konuşmasında, NATO içinde İslam dinine mensup tek ülkenin Türkiye olduğunu hatırlatan Erdoğan, "Türkiye bu bakımdan NATO için nasıl bir önem taşıyorsa, AB için de, Türkiye de gelecek için ve dünya barışı için o derece önem arz edecek. Yeni bir soğuk savaşa itilmek istenen Doğu ve Batı, İslam ve Hıristiyan dünyası arasında diyalog artacak, işbirliği gelişecektir. Yarın 4 dinin temsilcisini Dolmabahçe'ye davet ettik ve onlarla görüşeceğiz. Bir anlayış ve bir zihniyeti değiştireceksiniz. Bu zaman alacak. Ama 'benim doğrum her şeyin üstündedir' mantığıyla yaklaşırsak bir şey çözülmez. Çevreden merkeze yaklaşmak zorundayız. Aksi takdirde çevrede kalmaya mahkum oluruz. Buluşup konuşmak mümkün olmaz. Alman hükümetine verdikleri destek için teşekkür ediyoruz. 1 Ocak 2007'den itibaren dönem başkanlığı Almanya'ya geçiyor. 6 ay beraber çalışacağız. İnanıyorum ki, desteklerini sürdürecekler. Geleceğin aramızdaki anlayış ve işbirliğini daha ada arttırarak bize ümit vermesini diliyorum" dedi.
Başbakan Erdoğan'ın ardından Almanya Başbakanı Angela Merkel bir konuşma yaptı. Konuşmasının başında Ramazan ayının önemine değinen Merkel, bu ayda bütün Müslümanlar'ın birbirlerine yaklaştıklarını söyledi. Konuşmasında kültürler ve dinler arasındaki birlikteliğin önemine değinen Merkel, "Birbirimizi dinlemeye daha iyi tanımaya zaman ayırmalıyız. Almanya ile Türkiye arasında yoğun ve geleneksel bağlar mevcut. Almanya, Türkiye'nin önemli bir partneri. Ekonomik ilişkileri geliştirmek bizim için çok önemli. Bu nedenle heyetimde işadamları önemli bir yer işgal ediyor" diye konuştu.
Türkiye'nin AB'ye yakınlaşmasına ve entegre olmasına büyük bir önem verdiklerini kaydeden Merkel, bunla bağlantılı olarak sadece ekonomik açıdan değil, siyasi açıdan da çok büyük görevler ortaya çıkmakta olduğunu hatırlatarak, "İki ülkenin dışişleri bakanları arasında başlatılan girişimi memnuniyetle karşıladık. Bu girişim işbirliğini yoğunlaştırmayı hedeflemektedir. Türk- Alman Üniversitesi'nin Türkiye'de kurulmasını biz de bütün gücümüzle destekliyoruz. İki ülkenin medyaları arasında gerçekleştirilen işbirliği gelecek için önemli bir adımdır. Önümüzdeki yıl Türkiye Hannover Fuarı'nda partner ülke olarak yer alacak. Bu etkinlikte Başbakan Erdoğan'ı da aramızda görmekten memnuniyet duyacağız. Türkiye Frankfurt'taki Kitap Fuarı'nda konuk ülke olacak. Bu iki etkinlik Türk kültürünü tanımakta bizim için bir fırsat olacak. Sağlam temellere sahip köprüleri daha yoğun bir birliktelik için genişletmeliyiz. Bunu da Almanya'daki 2.5 milyon Türk sayesinde gerçekleştiriyoruz" şeklinde konuştu.
Dinlerarası diyalog konusuna da değinen Merkel, şunları söyledi:
"Özellikle ülkelerimizin ve insanlarımızın birlikteliği sözkonusuysa, dini gözardı edemeyiz. Alman İçişleri Bakanı Almanya'nın tarihinde ilk kez Müslüman dernekleri ve sivil toplum örgütleriyle bir diyalog süreci başlattı. Bu süreç Almanya'daki Müslümanlar'ın dini faaliyetlerini teminat altına alacaktır. Burada bizi birbirimize yaklaştıran önemli bir adım atıyoruz. Yarın dini temsilcilerle görüşme yapmak benim için önemli bir temel oluşturuyor. Geleceğin karşımıza çıkaracağı görevlerin üstesinden elbirliğiyle geleceğimize inanıyorum. Barış, demokrasi ve insan haklarının önemli olduğu bir toplumu işbirliğiyle sağlayabiliriz."
Konuşmaların ardından AK Parti İstanbul İl Başkanı Mehmet Müezzinoğlu, Merkel'e bir halı hediye etti. Merkel halıyı kendi elleriyle katladı.