ERDOĞAN'DAN ERMENİ VE İSRAİL RESTİ
Başbakan Recep Teyyip Erdoğan AK Parti Genel Merkezi'nde düzenlenen İl Başkanları Toplantısı'nda konuştu.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan: "Bir süredir demokratik açılımın durduğu, hız kestiği, durakladığı yavaşladığı motivasyon kaybettiği gibi yorumlar yapılıyor. Sorununn ne olduğunu bilmeyenler görmeyenler görmek istemeyenler sorunun farkına varmayanlar çözüm üretemediği gibi sorunların çözüldüğünü de göremezler farkedemezler. Kendimizi ötekinin yerine koyup o şekilde düşünebiliyor muyuz?
BİZİM PROJEMİZ DAR KAPSAMLI DEĞİLDİR
Bizi sadece Kürt vatandaşlarımla çerçeveleştirmeye çalışanlar var. Bizim bu projemiz sadece kürt vatandaşlarım ve kardeşlerimle ilgili bir proje değildir. Bunu defalarca söylememize rağmen TV kanallarında bunu tartışanların hepsi kürt kökenli vatandaşlarımın sorunları ile bitiriyor. Bu bir oyundur bu bir tuzaktır. Bu proje bu kadar dar kapsamlı değildir.
Dur daha çok farklı sorun alanlarına gireceğiz. İşsizlik sorunu açıklandı rakamlar 13,5 bazıları zil takıp oynamaya başladı. İşsizliğin adeta zirve yaptığı Aralık ayının raporu. Artık eksiliyor. İnşallah şimdi yeni gelecek rakamlar Ocak-Şubat biraz daha sıkıntı devam edecek Mart Nisan'da işin daha da azaldığını göreceğiz.
İnternetten veya değişik kaynaklardan tarama yaptığınızda çingene kelimesinin nasıl çirkin kavramlarla birarada kullandığını göreceksiniz. Şopar aynı zamanda köpekle beraber kullananlar da vardır. Bu denli saygısızca hakaret dolu bir şekilde bunu yıllarca bu toplumdda değerlendirenler olmuş. Topyekün bir halkın dışlanması aşağılanması insani olabilir mi?
İNANÇLARIMIZ KARŞILIKLI HOŞGÖRÜYÜ EMREDER
Aynı kavramlar farklı etnik grup içinde kullanıyor. Başkalarının bundan rencide olacağını düşünmek zorundayız. Bizim medeniyetimiz kültürümüz bu hoşgörü ve anlayışı tavsiye etmez emreder. Bizim kültürümüzde Arabın Aceme, Aceminde Araba üstünlüğü yoktur. Herkes şapkasını önüne koysun birazcık öteki gibi düşünsün.
Olağanüstü Hal'in ne olduğunu unutmayalım. Oğlunu askere gönderip gelsinde düğnünü yapalım yuva kuralım diye beklerken cansız bedenini almak nasıl bir acıdır bunu da anlamak lazım. Bu ülkede azınlık olmak, alevi olmak, roman olmak nasıl bir duygudur bunu çözmeye çalışalım. Alevi kardeşimin bu sorunu varken sunni kardeşimin sorunu yok mudur? Tabii ki var o sorunların da çözülmesi lazım. Bakınız roman vatandaşlar İstanbul'daki toplantıdan evlerine dönerken sıkıntılar yaşamışlar. Açılım başlamadan bitti, açılım kapandı gibi başlıklar gördüm. İte bir yerden giderken bir istasyona roman vatandaşlarımızın otobüsünü sokmamışlar. Size burada yemek yok demiş almamışlar. Buna dayanarak faturayı iktidara kesiyorsun. Bir başkası çıkıyor Diyarbakırspor'da yaşanan olayları Milli Birlik ve Kardeşlik projesine dayatıyor.
DAMDAN DÜŞENİ İYİ BİLİRİM
Romanlar hayatında ilk kez zorluk yaşamıyor. O gün siz dikkat kesildiğniz için onu gördünüz. Hergün dikkat kesilseniz, roman olsanız ne denli sorunların yaşandığını görürsünüz. Ben onlarla beraber büyüdüm komşuyduk. Dillerini çok iyi anlarım. Kısaca damdan düşeni bilirim ama konuşanlar damdan düşen değil fark burada.
ARTIK BİR ÇOK MESELEYİ KONUŞABİLİYORUZ
Milli birlik ve kardeşlik projesinin durduğunu veya duraksadığını söyleyenlerin görmek istemediği budur. Bugün bir çok meseleyi özgürce cesaretli olarak konuşabiliyoruz. Bir alevi ben aleviyim, bir roman ben romanım diyebiliyor. Sorunların kör düğüm olduğuna inanılıyordu.
Önceki hafta ses sanatçılarımızla geniş katılımlı ve çok verimli bir toplantı gerçekleştirdik. Yarın da gösteri dünyamızın ünlü simaları ile sahne sanatçılarımız ile biraraya gelecek Milli Birlik ve Kardeşlik projemizi onlarla değerlendireceğiz. Görüş ve önerilerini alacağız. Yarın bu kahvaltılı toplantımızla birlikte oradan da bir netice çıkartacağız. Ben bu vesile ile aziz Milletimizin Nevruz Bayramı'nı da kutluyorum. Nevruz'un bayram manzarasında bayram havasında geçmesini diliyorum. Güvenlik güçlerin de engin bir hoşgörü ağırbaşlılık ve sorumluluk çerçevesinde hareket etmesini özellikle rica ediyorum ve bu Nevruz'un farklı bir Nevruz olmasını rica ediyorum.
AZİZ MİLLETİMİN NEVRUZ BAYRAMI'NI KUTLUYORUM
Terör örgütünü özgürlük ve barış için adres göstermesinin kendilerini inkar anlamanı geleceğini buradan hatırlatmak istiyorum. Zira bu parlamentonun çatısı altında olmaktır gerçek manada özgürlük ve barış mücadelesinin adresi olmak veya bu müzakere yapma yetkisini ele almak. Eğer bunu adres gösterirseniz bilesiniz ki bu ülkede başta parti ve iktidarım olmak üzere hiçbir zaman ne terör örgütü ile ne bölücü başı ile bizler asla bu tür konuşmalara müsade etmeyiz, gösterilere müsade etmeyiz.
Anayasa'da kısmi bir değişiklik çalışması ile belli bir noktaya gelindi. Arkadaşlarımız muhalefet partilerinden randevu talep edip çalışmanın içeriğini paylaşacaklar. Kısmi olarak bir anayasa değişikliği ki gönül bunu daha kapsamlı yapılmasını ister ki buna da diğer partilerin hiç yakın olmadığını görüyoruz. Bırakın sadece bir geçici maddeyi isteyenler var. AK Parti'nin 7,5 yıllık iktidarı döneminde Türkiye, ekonomide, iç politika ve dış politikada çok hızlı ilerleme kaydetmiş kabına sığmayacak bir duruma gelmiştir. Bizim bu değişiklikleri reformları yapmamız mecbur hale gelmiştir. Geçtiğimiz her saniye Türkiye'nin aleyhinedir. Türkiye bir anayasa değişikliğini gerçekleştirebilecek bir parlamentoya sahiptir.
TASLAĞI BUGÜN MUHALEFETE VE MEDYAYA ULAŞTIRACAĞIZ
Benim vatandaşım meclise bu yetkiyi gerektiğinde yap diye vermiştir. Milli iradenin temsilcisi olan TBMM bu değişikliği yapacak güce, iradeye yetkiye sahiptir. Ben muhalefetin bu noktada aklıselim ile davranacağına inanmak istiyorum. Değişimi istemeyenler var ise lütfen bunu açık açık mertçe ortaya koysunlar. Bu taslak hepsine ulaşsın ve bu taslak hepsine ulaştıktan sonra da arkadaşlarımız pazartesi salı çarşamba kendilerini ziyaret etmek suretiyle onların nereleri eleştirdikleri neler var ise bunları arkadaşlarım kendilerinden alacaklar. Üç günlük bir taslak üzerinde çalışma imkanı hazırlayalım ve 110 imza toplanmış vaziyette. Bugün bu taslak medya kuruluşlarına ve muhalefet partilerine ulaştırılacaktır.
UMARIM TARİH DERSLERİNİ HIZLANDIRIR
Bize çuvaldızı batırmadan önce kendilerine iğneyi batırsınlar. Onlarca örneği var. Bakın bir tanesini örnek verecem. CHP Bolu İl Başkanı imam ve müezzinlere mektup gönderiyor. Türkiye kendisine zulmeden bir iktidar tarafından yönetilmektedir lütfen yaşananlara kayıtsız kalmayın deniyor mektupta. CHP'nin lideri hemen her konuşmasında orduyu ve yargıyı son derece tehditkar açıklamalar yapıyor ve anayasayı sürekli çiğniyor. Yargının kalkıpta bugüne kadar suç duyurusunda bulunduğunu gördünüz mü duydunuz mu? Bunu AK Parti yapsa yer yerinden oynar. Lütfen kışlaya, camiye siyaset sokmayalım ama bunu siz yapıyorsunuz. Bugün gerçekten bazı değişiklikler görüyorum. Artık tarih okuyorlar bunu memnuniyetle görüyorum. Balkan Savaşları diyor, umuyorum tarih derslerini hızlandırır bugünün Türkiye'sine de gelir. Umarım demokrasi tarihimizi de okumaya incelemeye başlar. Türkiye'nin demokraside epeyce mesafe katettiğini görür.
Son günlerde soykırım iddiaları son derece mesnetsizdir. Tarih parlamentolarda yazılmaz, siyasette inip kalkan ellerle yargılanamaz. Tarihi aydınlatmak isteyenler girerler arşivlere ak ile karayı orada çalışarak ortaya koyarlar. Bunun tersi her türlü girişim bilimsellikten ve mantıktan uzak olduğu kadar Ermenistan ile samimiyetle gayret gösterdiğmiz çabaları da olumsuz etkileyecek girişimlerdir. Üçüncü ülkelere sorumlu ve yapıcı davranışa davet ediyorum. Sorumsuz yapılan her türlü davranışın bedeli ağır olacaktır.
KONU ART NİYETLİ OLARAK KULLANILIYOR
İlk adımımız, havayolu trafiğini Ermenistan ile başlatmakla olmuştur. Şimdi sesleniyorum bize insanlık dersi vermek isteyenlere ülkemin köşe yazarlarına sesleniyorum avukatlığınızı lütfen doğru yapın. Siz önce Türkiye'nin ve Türk Milleti'nin avukatlığını yapın. Biz köşe yazarlarının bize insaniyet dersi veya insanlık anlayışımızı test edecek kadar insanlıktan uzaklaşmadık. Onu önce aynaya baksınlar öyle yazsınlar. Van Gölü'nde Akdamar Adası'ndaki kiliseyi birilerinden emir alarak restore etmedik. Onları görmezler. Bizim ülkemizde Ermeni vatandaşlarımızla herhangi bir sorunumuz olmamıştır. İktidarım döneminde başta sağlık itibarı ile yerinde şuanda süreci yürüten eş patrik diyeceğim sivil temsilciler ile hepsi ile hep iyi münasebet içerisinde olmuşlardır. Biz şuanda Süryani vatandaşlarımızın yurt dışında olanların tekrar yurda dönmesi için bakan arkadaşlarım ile çalışmalarını yürütüyoruz ve sürdürüyoruz ama bunu görmezler. Bizim ülkemizdeki Rum vatandaşlarımız ve şuada Türkiye dışında olanların mülklerine ilişkin yasa değişiklikleri hepsi bunların içerisinde. Londra'da ifade ettiğim ülkemdeki ermenileri sınır dışı etme ifadem BBC'de ve bunu değerlendiririz ve değerlendirebiliriz ifadem tamamen art niyetli bir yaklaşımla kaçak kelimesi eklenerek kullanıldı.
Bunu ne yazık ki bu televizyonlar ve gazeteler olsun kullanıyorlar. Dert başka özellikle Uluslararası basında sözlerimin içerisindeki kaçak çalışanların çıkartılarak bir infial oluşturulmaya çalışıldığını görüyorum. Bizim bu ülkede azınlıklara karşı tavrımızın net olduğunu cesaretle dile getiren ilk başbakan olduğumu burada hatırlatmak isterim. Bana özür dilemedir tavsiyesinde bulunanlara da sesleniyorum biz kimden özür dileyeceğimizi çok iyi biliriz. Sen kimin avukatısın. Dürüst ol doğrunun avukatı ol. Yanlışın veya yanlışlığın değil. Yakıştırıp yakıştırmamak, milletim ne yakıştırıyor benim için o önemli. Bu türden itham ve iddialar benim kişisel duruşumu tavrımı olduğu kadar Türkiye'nin AK Parti ile farklı bir yere yerleştiğini değiştiremeyecektir biz yine yolumuza aynen devam edeceğiz.
GAZZE İÇİN BARIŞ ÇAĞRISI YAPAN SESİNİ YÜKSELTEN BİZ OLDUK
Türkiye bizim dönemimizde barışın, diyaloğun en cesur savunucusu olmuştur. Biz askerlerimizle barışın adı muhafızı olduk. Gürcistan'da Darfur'da yaşananlara her zaman barış ve adalet noktasında biz yaklaştık. Bütün dünyanın sustuğu görmediği görmezden geldiği Gazze için barış çağrısını gür bir sesle dile getiren biz olduk. Bugün de Doğu Kudüs'te biz sesimizi yükseltiyoruz. Acaba bu köşe yazarları bu konularla ilgili ne kadar başlık atıyorlar. Bakın şuanda Gazze'de insanlık dramı devam ederken 14 ay oldu hani ses, ne BM'nin ne ABD'nin hiçbirinin ciddi manada bir yaklaşımı yok.
BİR YERDE ZULÜM VARSA TÜRKİYE OLARAK BİZ ORADA YOKUZ
Ya konuşmasak iyi geçinsek tamam da o zaman varlık sebebini inkar ediyorsun. Biz sadece 780 bin km'lik vatan toprakları içerisinde sıkıştırılmak istenen bir siyasetin temsilcileri değiliz. İsrail'in Doğu Kudüs'te yeni inşaata başlaması asla kabul edilebilir bir durum değildir. İsrail yönetiminin çok başlılığını biliyoruz. Ama bu yönetim bu noktada durumunu gözden geçirmelidir. ABD'nin BM'nin yaklaşımı ortada. Burada böyle bir yerleşim bölgesini yeniden ortaya koymak böyle bir adım atmak 1967 anlaşmalarını inkardır.
Bunlar bir geri iki ileri yapıyorlar. Eğer dünya barışına katkıda bulunacaksak hep birlikte kendimize çeki düzen verelim. Bunlar aynı zamanda Ortadoğu dörtlüsü olarak bu eylem ne uluslararası hukuka ne de insanlığa sığmaz. Ondan sonra görüşemiyoruz nasıl görüşelim. Görüşebilmek için bir defa uluslararası standartta mağdurluğa zemin hazırlayacak adım atılmaması, mazlumlar üretilmemesi lazım. Bir yerde zulüm varsa Türkiye olarak biz orada yoğuz. Filistin ve İsrail arasında dolaylı görüşmelerin başlatılmasının gündemde olduğu, umutların arttığı böyle bir dönemde İsrail tek yanlı keyfi duyguları ile daha fazla mağduriyet oluşturmamalı ve Kudüs'teki adımlardan kaçınmalıdır. Kendi ibadethanesine gelmek isteyenlerin yolunu kesme anlayışından vazgeçmelidir. Tüm müslümanların yöneldiği bir yere karşı yapılan bu tavır yenilebilir yutulabilir bir tavır değildir. Umarım tez zamanda bu düzeltilir.
BUNLARIN DERDİ MİLLET DEĞİL İLLETTİR
Seçimin hemen öncesinde 28 Mart'ta heyecanımız coşkumuz ne ise aynı şekilde bugün ve yarın da hizmet aşkı ile yolumuza devam edeceğiz.
Otobüsler trenler bedava olacakmış. Dünyanın neresinde var böyle birşey benim bildiğim yok. Tabi bunlar bunu söylerken acaba kendileri de ilerde bedava mı çalışacaklar böyle bir durum mu var? Maaş almaya gelince maaşı beğendiremezsin bu tür yerlere de gelince su bedava olacak. Bu tür bir mantıkla hayatı yaşacak. Belediye bunu kar amacı ile yapmıyor ki. Ama burada belli bir zarara kadar bunu sülbanse ediyor ama kalkıp bunun tamamını sülbanse etmeye kalkarsa batması anlamına gelir. Sen ilerde o personelin maaşını ödeyemezsin, yedek parçayı değiştiremezsin. O kominüst düşünce varya bizdekiler hala bu düşünceden kurtulamadılar. Bunlar milletten yana değil bunlar illetten yana!
Milletten yana olan otobüslerin camını kapısını kırar mı? Biz ülkemizin yaşam standartlarını daha yükseklere nasıl çıkartacağız düşüncesindeyiz. Hep de konuştukları zaman asgari ücreti konuşurlar ha! Bu ülkede asgari ücretle geçinen kaç aile var bunun tespitini yapın. Yoksulluk yok mu var bunu kabul ediyorum. 17 Milyon olan yoksulluk şuanda 13 milyonun altında. TÜİK tanımına göre söylüyorum ama daha iyi olmasını istiyoruz. 7,5 Yılda buralara geldik. Gece gündüz çalışıp daha iyi noktalara getireceğiz. Hizmette farklılığımızı ortaya koyacağız. Kaç tane garip gurebaya gidip derman oldun. Biz dolaşacağız, kapı kapı dolaşacağız. Onun için il başkanlarım, ilçe başkanlarım, belediye başkanlarım il genel meclis üyelerim hepsi eşleri ile birlikte kapı kapı dolaşacağız. Benim fakir fukara kardeşim asildir. Onlar gelip size derdini açmayabilir. Siz gidip elinizi uzatacaksınız. Onların derdini asgariye indiren siz olacaksınız.
BİZ NEDEN ADAY GÖSTERMEDİK?
Adana'da nelerin yaşandığını görüyorsunuz. Bu beyefendiyi biz neden tekrar aday yapmadık. Görüyorsunuz ne kadar isabetli adım attığımız ortada. Herşeyden önce bir insan kalkıpta genel başkanı ile konuştuğu zaman o sözünü tutmuyor yerine getirmiyor ise doğru hareket etmiyorsa onun AK Parti çatısı altında yeri olamaz. Daha biz o anda dedik kusura bakma seninle yollarımız ayrılıyor. İlk CHP'yle gitti kabul edilmedi, MHP'ye gitti. AK Parti ve CHP'nin reddettiği kişiyi MHP aday gösterdi. Şimdi istifasını istedi ve onlarda istifa etti. Güya bir dürüstlük örneği vermek istiyor. Burada ne var neden aday yapılmıyor diye sorsana bi bakalım. Demekki burada bir var birşey su kaçağı var. İşte bu son olaylarda bizim AK Parti'nin farkını ve hassasiyetlerini bir kez daha vurgulamıştır. Bu hassasiyetlerden asla taviz veremeyiz.
AK PARTİ'NİN İSMİNİ KİM KOYDU?
Bizim adımız tescilli olarak AK Parti neden bunu yazamıyorlar. Biliyorlar ki AK Parti'nin en güçlü yanı bu. Biz 42 bin vatandaşımızla bilimsel bir çalışma yaptık. O süreci bizzat kendim yürüttüm ve ne istiyorsunuz Adalet, ne istiyorsunuz DSP'nin MHP'nin ANAP'ın olduğu dönemde bankaların fona devredildiği dönem, esnafın kepenk kapattığı dönem, kimsenin cesaret edemediği bir dönem ve KALKINMA dendi. Bir şey daha sorduk siyasetten memnun musunuz? hayır dediler biz temiz siyaset istiyoruz. Biz de dedik ki bizim partimizin içerisinde Adalet, Kalkınma ve temiz siyaset olsun.
Logosuna varıncaya kadar renklerine varıncaya kadar herşeyi vatandaşımıza sorduk. AK Parti milletin partisidir. Bir yerlerin talimatı ile kurulmuş bir parti değil. Müzakerenin istişarenin en geniş anlamda yapıldığı tek parti AK Parti'dir. Onun için gayet başarılı bir şekilde bu süreci devam ettireceğiz, hassasiyetlerimize gayret edecek özen göstereceğiz ve 2011 seçimlerine aynı kararlılıkla çalışacağız.
Bazıları hayal görüyor sonbaharda seçim var diye. Bunlar demokratik hayata saygısızlıktır. Bu tür 16-18 ayda erken seçim konuşulmaz. Bunlar siyasetin acemisi. Bunlar siyasette cehaleti yaşıyorlar. Onun için de sürekli erken seçim erken seçim diyorlar. Bizler milletimizin bize verdiği o süre içerisinde görevimizi yerine getiririz o süre sonunda halkım ne karar verirse başım gözümüz üstüne der o şekilde yolumuza devam edeceğiz' dedi.