ERDOĞAN'DAN KÖŞE YAZARLARINA SERT TEPKİ
ANKARA - AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''Bize insaniyet dersi vermek isteyenlere sesleniyorum, ülkenin köşe yazarlarına sesleniyorum: Avukatlığınızı lütfen doğru yapın. Siz, Türkiye'nin ve Türk milletinin avukatlığını yapın öncelikle. Bunu bir öğrenin de ondan sonra bize insaniyet dersi vermeye kalkın'' dedi.
Erdoğan, AK Parti Genel Merkezi'nde partisinin genişletilmiş il başkanları toplantısında yaptığı konuşmada, çeşitli parlamentolarda Türk tarihine isnat edilmek istenen ''soykırım'' iddialarının son derece mesnetsiz olduğunu ifade ederek, şunları kaydetti:
''Bu iddialar, bizim tarihimizi lekeleyemeyecek kadar asılsızdır. Tarih, parlamentolarda yazılmaz. Tarih, siyasi saiklerle, inip kalkan ellerle yargılanamaz. Tarihi öğrenmek ya da aydınlatmak isteyenler, girerler arşivlere akla karayı, orada çalışarak ortaya koyarlar. Bunun tersi her türlü girişim, bilimsellikten ve mantıktan uzak olduğu kadar Ermenistan'la onarmaya, tamir etmeye çalıştığımız, samimiyetle gayret gösterdiğimiz çabaları da olumsuz etkileyecek girişimlerdir.
Buradan Ermenistan'a da üçüncü ülkelere de sorumlu ve yapıcı davranmaları noktasındaki çağrımı yineliyorum. Süreci zora sokacak her türlü girişimin bedeli ağır olacaktır. Bu bedeli de Türkiye ve bizim milletimiz değil, hiç kuşkusuz bu art niyetli girişimlerin sahipleri ve destekleyicileri ödeyecektir.''
-''HERHANGİ BİR SORUNUMUZ OLMADI''
Erdoğan, göreve geldikleri andan bu yana ilk attıkları adımlardan bir tanesinin Ermenistan'la hava yolu trafiğini başlatmak olduğunu anımsatarak, Erivan-İstanbul seferlerinin kendileri döneminde başladığını ifade ederek, şöyle devam etti:
''Şimdi sesleniyorum, Bize insaniyet dersi vermek isteyenlere sesleniyorum, ülkenin köşe yazarlarına sesleniyorum: Avukatlığınızı lütfen doğru yapın. Siz, Türkiye'nin ve Türk milletinin avukatlığını yapın öncelikle. Bunu bir öğrenin de ondan sonra bize insaniyet dersi vermeye kalkın. Biz, köşe yazarlarının bize insaniyet dersi veyahut bizim insanlık anlayışımızı test edecek kadar insanlıktan uzaklaşmadık. Onu, kendilerine baksınlar, aynaya baksınlar öyle değerlendirsinler.
Van Gölü'nde Akdamar Adası'nda kalkıp orada Ermeni-Ortodoks Kilisesi'ni birilerinden talimat alarak restore etmedik. Bunu biz kendi irademizle yaptık. Aslında bu da bu açılım sürecinin nerelere dayandığının en güzel ispatıdır. Onlar bunu görmezler. Dedim ya 'göz var, görmüyor'. Ben hiç bunların değerlendirildiğini, 'Türkiye'de bu iktidar bakın bunu da yaptı' dediğini duydunuz mu? Duyamazsınız. Bunları görmezler. Aynı şekilde bizim ülkemizde Ermeni vatandaşlarımızla herhangi bir sorunumuz bugüne kadar olmamıştır. İktidarım döneminde, başta şu anda sağlık itibarıyla sıkıntısı olan Mutafyan olmak üzere, yerinde şu anda bu süreci yürüten beş patrik diyeceğim olmak üzere, diğer sivil temsilciler olmak üzere hepsiyle gerek şahsım, gerek valilerim, belediye başkanlarım hep iyi münasebet içerisinde olmuşlardır.''
-''MİLLETİM NE YAKIŞTIRIYOR? O ÖNEMLİ''-
Başbakan Erdoğan, yurt dışında olan Süryani vatandaşların tekrar Türkiye'ye dönmelerine yönelik çalışmaları bütün bakan arkadaşlarıyla çok açık ve net sürdürdüklerini vurgulayarak, şunları kaydetti:
''Ama bunları görmezler. Aynı şekilde ülkemizdeki Rum vatandaşlarımız ve şu anda Türkiye dışında olanların mülklerine yönelik başlattığımız süreç, yaptığımız yasa değişiklikleri hepsi bunların içinde yer alıyor. Bu süreçte malum Londra'da ifade ettiğim 'Ülkemdeki kaçak Ermenileri sınır dışı etme yönündeki' ifadem, BBC'deki 'Bunu değerlendiririz, değerlendirebiliriz' şeklindeki ifadem, maalesef ulusal ve uluslararası çevrelerde tamamen art niyetli bir yaklaşımla 'kaçak' kelimesi atılarak kullanıldı ve kullanılıyor. 'Ermenileri sınır dışı etmek' ile 'kaçak çalışan Ermenileri sınır dışı etmek' arasında birbiriyle asla bağlantı kurulamayacak, ilgi ve alaka kurulamayacak kadar derin bir anlam farkı vardır.
Bizim vatandaşımız olan Ermenilerle alakalı asla burada böyle bir ifademiz yok ama bunu ne yazık ki bu televizyonlar olsun, gazeteler olsun kullanmıyorlar, kullanmak istemiyorlar. Dert başka.
Özellikle uluslararası basında sözlerimin içindeki 'kaçak' sıfatının, 'kaçak çalışan' sıfatının kaldırılarak, çıkarılarak bir infial oluşturulmaya çalışıldığını görüyoruz. Bunlar son derece çirkin oyunlardır. Bizim bu ülkede azınlıklara karşı tavrımız net olduğu kadar bu azınlıkların tarihimizde zaman zaman uğradıkları haksızlıkları da cesaretle dile getiren ilk Başbakan olduğumu burada hatırlatmak isterim. 6-7 Eylül olaylarının son derece vahim bir hata ve çirkin bir provokasyon olduğunu, bu olaylar sonrasında ülkelerini terk edenlere haksızlık yapıldığını ben söyledim, başkası söylemedi ama kaçak çalışan Ermenilerle ilgili sözlerimi saptırmak, başka yerlere çekmek isteyenler, umarım ne büyük bir yanlış içinde olduklarını anlar ve kendilerini tashih ederler.
Bana 'özür dilemelidir' tavsiyesinde bulunanlara da sesleniyorum: Biz kimden özür dileyeceğimizi çok iyi biliriz. Sen kimin avukatısın ya. Bir defa dürüst ol. Doğru sözün, doğrunun avukatı ol. Yanlışın veya yanlışlığın değil. Yakıştırıp yakıştırmama... Milletim ne yakıştırıyor? Benim için o önemli. Dürüst olanı, doğru olanı yapmaya mecburuz. Bu türden itham ve iddialar, benim kişisel duruşumu, tavrımı olduğu kadar Türkiye'nin AK Parti ile farklı bir çizgiye yerleştiği yakın tarihimizi de gölgelemeye, karalamaya yetmeyecektir.''