Gündem
  • 23.1.2004 00:10

ERDOĞAN'DAN ORGENERAL TOLON'A ÜSTÜ KAPALI GÖNDERME : PARANOYAKÇA KORKULARLA BİR YERE VARAMAYIZ

DEVLET ARIK ANKARA - Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Kıbrıs konusunda 'ortak tutum' belirleme çalışmalarında ciddi mesafeler alındığını belirterek, "Çözümsüzlükleri çözüm kabul ederek, pasif bekle-gör politikaları izleyerek, paranoyakça korkular üreterek, kendimizi dünyadan tecrit ederek hiçbir yere varmamız mümkün değildir" dedi. Erdoğan, Kıbrıs konusunda hükümete sert eleştiriler yönelten Ege Ordu Komutanı Orgeneral Hurşit Tolon'a da üstü kapalı gönderme yaparak, "Hiç kimse ülkesini sevmekte, herkesten daha fazla hak sahibi olduğunu düşünmemelidir" ifadelerini kullandı. Başbakan Erdoğan, 'Ulusa Sesleniş' konuşmasında Türkiye'nin istikrar ve güveni tesis ettiği 2003 yılının ardından 2004 yılı ile birlikte tarihi bir dönemece adım attığını söyledi. 2004 yılının Türkiye için her bakımdan bir dönüm noktası olacağını kaydeden Erdoğan, 2003 yılında ekonomide yoğun gayretlerle yakalanan istikrar ortamının 2004 yılında daha da pekiştirileceğini bildirdi. Bunun için üretime hız vereceklerini anlatan Erdoğan, bu yıl işsizliği azaltmak için gece gündüz çalışacaklarını ifade etti. 2004 yılında devletin tıkanmış damarlarını açarak, kamu yönetimini yeniden verimli şekilde işler hale getireceklerinin altını çizen Erdoğan, önümüzdeki dönemde de Türkiye'yi yeniden imar ve inşa edecek adımları aynı kararlılıkla atacaklarını söyledi. Elele verilmesi halinde Türkiye'nin en kısa zamanda karnı tok, sırtı pek, başı dik insanların ülkesi haline geleceğine işaret eden Erdoğan, "Müreffeh ve muktedir bir Türkiye hedefine ulaşmak için yılgınlığa, bezginliğe, yorgunluğa düşmeden var gücümüzle çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Daha önce de söyledim: Sizin yüzünüz gülmeden, ülkemiz dünyanın zirvelerinde yerini almadan durmak ve dinlenmek hakkını kendimizde görmeyeceğiz" diye konuştu. "KISIR ÇEKİŞMELER İLE ÇALKALANARAK YOLA DEVAM EDEMEYİZ" Dünyanın giderek küçüldüğünü, ülkelerin ve kültürlerin de birbirlerine daha önce hiç olmadığı kadar yakınlaştığına işaret eden Başbakan Erdoğan, böyle bir zamanda Türkiye'nin kendi içine kapanarak, kendi kısır çekişmeleri içinde çalkalanarak yoluna devam etmesinin mümkün olmadığını söyledi. "Bizim, insanlığın ortak kazanımlarını paylaşmaktan, kendi kültür ve değerlerimizle dünyaya açılmaktan çekinmemiz için bir sebebimiz yoktur" diyen Başbakan Erdoğan, Türkiye'nin kökü yüzyıllar öncesine dayanan büyük bir medeniyet mirasına ve tarihin nice badiresinden geçmiş bir yaşama kültürüne sahip olduğunu vurguladı. Erdoğan, şunları söyledi: "Asya'dan Avrupa'ya uzanan renkler armonisinin bütün tonlarını derinliklerinde taşıyan bir gökkuşağı gibiyiz. Doğu'nun zengin manevi değerlerinden beslenen, ama Batı'nın gelişme ideallerinden de asla vazgeçmeyen bir insanlık tecrübesini temsil ediyoruz. Bizim dünyayla kucaklaşmamızı engelleyecek hiçbir kusurumuz, hiçbir eksikliğimiz, hiçbir kompleksimiz yoktur, olmamalıdır. Aksine, doğusuyla batısıyla bütün dünyanın ve bütün insanlık ailesinin, bizim hamurumuzdaki lezzete, bizim dağarcığımızdaki renkliliğe, bizim tarihi tecrübemizin kuşatıcılığına ihtiyacı vardır. İnsanımızı dünyanın kazanımlarından mahrum etmeye hakkımız olmadığı gibi, dünyayı da bizim birikimlerimizden mahrum etmeye hakkımız yoktur." "AB'DE YOLUN YARISINI GEÇTİK" Başbakan Erdoğan, gerek Avrupa ülkeleri ve Amerika ile, gerekse Asya'daki ülkelerle ve İslam coğrafyasıyla samimi temaslar sürdürdüklerini belirtti. Bu gayretlerin şimdiden meyvelerini vermeye başladığını ifade eden Erdoğan, yıllardır ihmali yüzünden kronikleşmeye yüz tutmuş pek çok dış meselenin çözüm yoluna girdiğini kaydetti. Türkiye'nin diplomatik dinamizmiyle dünyanın en çok dikkat çeken ülkelerinden biri olduğunu vurgulayan Erdoğan, içinde bulunulan dönemin, Türkiye'nin dış ilişkileri açısından son derece önemli gelişmelere sahne olduğunu bildirdi. Önümüzdeki dönemdeki en önemli hedeflerinin Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne (AB) üyelik sürecini başarıyla tamamlamak olacağını vurgulayan Erdoğan, "Türkiye için bu hedefe varmak ne kadar önemliyse, Avrupalı dostlarımız için de Türkiye'nin AB çatısı altına girmesi o kadar önem arzetmektedir. AB ile bütünleşmiş bir Türkiye, geniş bir coğrafyada, siyasi ve kültürel farklılıkların çatışmaya dönüşmesini önler. Bu bakımdan Türkiye'nin, Avrupa kıtasının barış, istikrar ve güvenliğine önemli katkılarda bulunacağı aşikardır" dedi. Bu gerçeğin Avrupalı muhataplar tarafından da net bir biçimde algılandığını belirten Başbakan, AB için Türkiye'nin üyeliğinin artık bir tartışma konusu olmaktan çıktığını, artık bunun nasıl ve ne zaman olabileceğinin konuşulduğunu ifade etti. "Geldiğimiz bu noktanın, yolun yarısından daha fazlası anlamına geldiğini artık rahatlıkla söyleyebiliyoruz" diyen Erdoğan, AB Komisyonu Başkanı Romano Prodi ve Genişlemeden Sorumlu AB Komiseri Günter Verheugen'la çok olumlu görüşmeler gerçekleştirdiklerini hatırlattı. Erdoğan, Türkiye'nin Kopenhag siyasi kriterlerine uyum çalışmalarındaki gayreti, ekonomideki performansı ve bölgesel yaklaşımlarıyla, AB nezdinde büyük takdir topladığını dile getirdi. Başbakan Erdoğan, önümüzdeki dönemde bu takdir hislerinin, Türkiye'nin tam üyeliği lehinde somut bir iradeye ve bir takvime dönüşeceğini bildirdi. "ORTAK TUTUM KONUSUNDA CİDDİ MESAFE ALDIK" Kıbrıs sorununa ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Başbakan Erdoğan, hükümet olarak, Kıbri kendi kültür ve değerlerimiıs meselesinde Türkiye'nin ve Kıbrıs Türk halkının hak ve çıkarlarının her zaman takipçisi olduklarını ve aynı kararlılıkla olmaya devam edeceklerini söyledi. Kıbrıs'ta müzakerelerin yeniden başlaması konusunda uluslararası camianın muhtelif teşebbüs ve beklentilerinin bulunduğuna dikkati çeken Başbakan Erdoğan, Kıbrıs meselesinin müzakereler yoluyla adil ve kalıcı bir çözüme kavuşturulmasının, Türkiye'nin ve KKTC'nin ortak arzu ve hedefi olduğunu ifade etti. Bu anlayışla, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri'nin iyi niyet misyonuna olan desteklerinin devam ettiğini kaydeden Erdoğan, müzakere yoluyla adanın gerçeklerini dikkate alan bir çözüme ulaşılması için büyük gayret gösterdiklerini vurguladı. Dışişleri Bakanlığı'nın müzakereler açısından Türk tarafının pozisyonunun belirlenmesine yardımcı olacak hazırlıkları büyük bir titizlikle yürüttüğünün hatırlatan Erdoğan, konunun gerektirdiği azami hassasiyeti göstererek, askeri makamlarla ve ilgili bütün kurumlarla yakın istişare ve işbirliği içerisinde olduklarını söyledi. Ortak bir tutumun belirlenmesi için yürütülen bu çalışmalarda çok ciddi bir mesafenin alındığını anlatan Erdoğan, önümüzdeki günlerde KKTC'nin yeni hükümetiyle birlikte, müzakere sürecinin canlandırılması yönünde girişimlere başlanacağını bildirdi. "PARANOYAKÇA KORKULARLA KIBRIS SORUNUNU ÇÖZEMEYİZ" Başbakan Erdoğan, Kıbrıs'ta kalıcı barış ve çözüm için ortaya konacak bütün çabaların, Türkiye ile KKTC arasındaki yakın dayanışma ve işbirliği çerçevesinde yürütüleceğini belirterek, ortak hedefin Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri'nin iyi niyet misyonu çerçevesinde ve adadaki gerçekler temelinde kalıcı ve adil bir barışa ulaşmak olduğunu tekrarladı. Gerek AB'ye tam üyelik stratejisinde, gerekse Kıbrıs'taki çözüm arayışlarında temel önceliğin Türkiye'nin menfaatlerini korumak olduğunu dile getiren Erdoğan, bütün ülkelerin değişim çağına ayak uydurabilmek için politikalarını daha dinamik ve aktif bir hale getirmenin arayışı içerisinde olduğuna işaret etti. "Türkiye'nin böyle bir dünyada kabuğuna çekilip büzülmesi düşünülebilir mi?" diye soran Başbakan, milli menfaatleri korumak için aktif, dinamik, kararlı, hesaplı bir dış politika izleyeceklerinin altını çizdi. Erdoğan, "Çözümsüzlükleri çözüm kabul ederek, pasif bekle-gör politikaları izleyerek, paranoyakça korkular üreterek, kendimizi dünyadan tecrit ederek hiçbir yere varmamız mümkün değildir. Eğer Türkiye bugün, milli meselelerini, milli menfaatleri doğrultusunda çözüme kavuşturmak için aktif bir çaba içine girmezse, hızla değişen dış şartlar sebebiyle yarın çocuklarımız çok ağır bedeller ödemek zorunda kalabilir" uyarısında bulundu. TOLON PAŞA'YA CEVAP Türkiye'nin geleceğini ilgilendiren konularda, hassas zaman ve zeminde, özellikle dış politikada basit polemiklere tevessül etmeyeceklerini kaydeden Erdoğan, ülke meselelerinin bundan önce olduğu gibi, yine bu ülkenin meşru zeminlerinde gerçekleştirilen müzakere ve istişarelerle çözüleceğini söyledi. Erdoğan, Kıbrıs konusunda hükümete sert eleştiriler yönelten Ege Ordu Komutanı Orgeneral Hurşit Tolon'a da üstü kapalı gönderme yaparak, "Hiç kimse, ülkesini sevmekte, herkesten daha fazla hak sahibi olduğunu düşünmemelidir. Bu ülkeyi sevmenin en büyük göstergesi, bu milletin gelecek kuşaklarına bugünkünden daha güçlü ve müreffeh bir Türkiye armağan etmek olacaktır. Bu hedefe ulaşmanın yolu da, millet iradesine saygıdan, tam demokrasiden ve bütün kurumlarıyla verimli çalışan bir devletten geçer. Hepimiz düşüncelerimizi çağın gerçekleriyle bağdaşır hale getirmek mecburiyetindeyiz. Bunu yapamazsak, işte o zaman Türkiye'nin bugünkü ve gelecekteki menfaatleri büyük yara alacaktır" diye konuştu. Başbakan Erdoğan ayrıca, Irak'ta hüküm süren savaş şartlarının ve İsrail-Filistin arasında uzun zamandır yaşanan çatışmaların en kısa zamanda bütün tarafların lehine olacak barışçı çözümlere kavuşturulmasını diledi. Erdoğan, "Çözümü savaşlarda arayanların, barışı içtenlikle savunanlar karşısında er geç geri adım atmak zorunda kalacaklarına bütün kalbimle inanıyorum" dedi. ABD'YE 'IRAK' UYARISI Erdoğan konuşmasının sonunda önümüzdeki günlerde ABD'ye yapacağı ziyarete ilişkin de görüşlerini aktardı. Ziyaretinin ABD ve Türkiye arasındaki mevcut iyi ilişkileri daha da geliştirmek adına önemli kazanımlar getireceğini kaydeden Başbakan Erdoğan, temasları sırasında, Türkiye'nin bölgesinde barışın ve istikrarın en önemli temsilcisi olmak konusundaki kararlılığını bir kez daha dile getireceklerini söyledi. "Buna bağlı olarak özellikle Irak'ta barışçı ve Irak halkının tamamını esenliğe kavuşturacak bir çözüme ivedilikle ulaşılması konusundaki hissiyatımızı dile getireceğiz. Irak'ın bütünlüğünün korunması ve etnik temelli oluşumlara karşı Türkiye'nin hassasiyetlerini açıklıkla ortaya koyacağız" diyen Erdoğan, "Mevcut savaş şartlarından yararlanarak bölgede terörist emeller besleyen oluşumlara mani olunması, bölgede barış ve istikrarı zedeleyecek ihmallere meydan verilmemesi konusundaki beklentilerimizi açıklıkla ifade edeceğiz. İki ülke arasında çok uzun yıllara dayanan dostluk ilişkilerinin bu ziyaretle daha da pekişeceğinden ve Türkiye'nin barışçıl endişelerinin dikkate alınacağından kuşkumuz yoktur" ifadelerini kullandı. Güncellenme Tarihi : 16.3.2016 21:29

İLGİLİ HABERLER