Medya
  • 12.11.2002 12:52

ERGUN BABAHAN, ERTUĞRUL ÖZKÖK'E BİNDİRDİ; "GAZETECİ İŞ TAKİPÇİSİ"

KAYNAK : Haber Vitrini Biz, yine gazetede işimizin başındayız SABAH'ta yeni bir dönem başladığını yazıp duruyorum. Bu dönemin birinci kuralı, gazetenin genel yayın müdürünün, yazarının işinin sadece gazetecilik olmasıdır. Gerek ben, gerek diğer çalışma arkadaşlarım Ankara'da hiçbir bürokratın, hiçbir siyasetçinin kapısını patronun işi için çalmayacağız. Gazetemize haber yapmak için, yaptığımız haberi de basmak için gideceğiz bu kişilere. Dün sabah da öyle yaptık, bu sabah da öyle yapacağız. Çünkü gazetecilik işadamlığı veya ihale takipçiliği değildir. Biz her gün gazetede, gazetemizi yapmak için olacağız. "Gazeteci-işadamlığını" ve "gazeteci-iş takipçiliği"ni, bu işi başarıyla yapanlara bırakacağız. Bu nedenle Bankacılık Denetleme ve Düzenleme Kurulu (BDDK) kapısına iş için giden "işadamı-gazeteci"lere hayatta başarılar diliyorum. Onlara bir tek şey anımsatmak istiyorum: Burası SABAH Gazetesi, karton fabrikası değil. Öyle bir bakana telefon açıp "iş bitirme" devri kapanmıştır... Önce hukuki bir durumu açıklığa kavuşturalım. SABAH'ın sahibi BDDK değildir. O nedenle gidilen adres yanlıştır. İkincisi, SABAH'ın borçlarını ayda 200 bin dolar taksite bağladığı iddiası külliyen yalandır. Üçüncüsü, Türkiye'de medyayı düzene sokma işi Doğan Grubu'nun üzerine vazife değildir. Peki niye böyle bir işe kalkışıyorlar? Yanıtı basit... Çünkü bizden korkuyorlar. Geceleri rüyalarına giriyoruz. Sadece gazetecilik yaparak, gazetemizi siyaseti biçimleme aracı olarak kullanmayarak çok düzenli tiraj aldık. SABAH'ın öncülüğünde kurulan BBD Merkez, dağıtımda tekeli kırdı. Çok sesliliğin önü açıldı. Şeffaf dağıtım sistemi sayesinde biz dahil, dağıtım ağımızdaki bütün gazeteler tiraj aldı. Hafta içinde net satışımız Hürriyet'i geçti. Bu şeffaflıkla, bu anlayışla, bu dağıtım ağıyla basının tartışılmaz lideri olacağımızı görüyorlar. Onlar da görüyor, gazete okuru da... Bunun paniği içindeler. Rekabetten, SABAH'ın dinamizminden, içinde bulundukları borç batağından korkuyorlar. Bu panik içinde kendilerini de ele veriyorlar. Ama panik boşuna. Asıl yapmaları gereken kendilerine çeki düzen vermek. Borç yüklerinin altından kalkabilmek için bazı varlıklarını elden çıkarmak ya da ortak bulmak. Çünkü Türkiye değişti. Çok uğraştılar seçimi erteletemediler. Çok uğraştılar kafalarına göre bir koalisyon oluşturamadılar. Böyle bir hükümetle borçlarını döndürebileceklerine inanıyorlardı. Şimdi o gün geldi çattı. Artık Türkiye'de "işadamı-gazeteci" devri kapandı. Hem gazetecilik, hem Ankara'da iş takibi yapanların modası geçti. Şimdi Türkiye'de şeffaflık, serbest rekabet dönemi başlıyor. Herkes safını seçecek, gazeteciler gazeteciliğini, patronlar patronluğunu yapacak. Biz safımızı seçtik: Gazeteciyiz. Gazetemizin iyi yönetimini, kaynakların doğru yerlerde harcanmasını bu gazetenin yöneticileri olarak mutlaka takip edeceğiz. Ama gazetecilik yapacağız. İhale takibi değil... Onlar eski dönemden çıkamadıkları için küçük kurnazlıklarla gemiyi yürütürüz sanıyorlar. Önce bir gazetede BDDK Başkanı'nı manşet yapıp, ardından diğer gazetenin yayın yönetmenini BDDK'ya yolluyorlar. Ama herkes bu oyunları görüyor. Biz ihale takipçiliğini, işadamlığını seçenlere, gazetesinde patronun işine göre manşet atanlara hayırlı olsun diyor ve ekliyoruz: Biz gazeteci-gazetecilerin anladığı editoryal özgürlüğümüzden memnunuz. İşadamı-gazetecilerin editoryal özgürlüğünü istemiyoruz, kabul etmiyoruz. Onlara son bir söz söylüyoruz: Ahlaksız teklifler kimseye mutluluk getirmez... Robert Redford'u unutmayın... (Ergun Babahan/ Sabah) Güncellenme Tarihi : 16.3.2016 18:38

İLGİLİ HABERLER