Bir Fenerbahçeli için en acı gün Galatasaray'a yenilinen gündür. Nedense Galatasaray maçları Fenerbahçeliler için özel bir önem taşır.
Her başarısızlık Fenerbahçe camiasını sarsar ama Galatasaray yenilgisi daha da fazla sarsar.
Ancak bu gerçek biraz fazla öne çıkarılıyor. Her yenilginin ardından yeni cezalar, önlemler, yeni transfer edilecek isimler gündeme geliyor. Aradan bir yıl geçiyor, aynı başarısızlıklar yeniden tekrarlanıyor.
Son 20 yılına baktığımız Fenerbahçe'nin, Galatasaray ve Beşiktaş'la kıyaslandığında başarısız bir dönem geçirdiği görülüyor.
Bu gerçek ve bunun nedeni spor medyasında fazla tartışılmıyor.
Çünkü bunun altında yönetim ve yönetici başarısızlığı yatıyor. Spor medyası ise bu yöneticilerle sürekli yakın olma gereği duyuyor.
Hocalar, futbolcular gelip gidiyor ama Fenerbahçe'yi bu hale getiren yöneticiler kahraman edasıyla ortalarda dolaşıyor.
1981 yılından başlarsak, Fenerbahçe yönetiminde şu isimleri görüyoruz
Ali Şen (1981-1983), Faruk Ilgaz (1983-1984), Fikret Arıcan (1984-1986), Tahsin Kaya (1986-1989), Metin Aşık (1989-1993), Güven Sazak (1993-1994), Hasan Özaydın (1994-1994), Ali Şen (1994-1998) ve Aziz Yıldırım (1998-)
Fikret Arıcan hariç bu isimlerin tek özelliği var. O da devlet müteahhidi veya silah komisyoncusu olmaları. Ve gündeme şirketleri ya da ödedikleri vergilerle değil transfer ettikleri parlak futbolcularla gelmeleri.
İş yaşamındaki başarılarını Ankara'daki siyasetçi ile sivil-asker bürokratlarla iyi geçinmek üzerine kurmuş bu isimlerin, yönettikleri gerçek bir şirket yok. Bir tane genel müdürlerini bile tanımıyoruz.
Onun için Fenerbahçe'yi de yönetemiyorlar.
Çünkü, yönetim sanatından haberleri yok.
Adam ayarlamayı, öne çıkmayı yönetim sanatı sayıyorlar.
İsimleri ve işleri Fenerbahçe ile büyüyen kişiler.
Bu nedenle Fenerbahçe yönetilmiyor, idare ediliyor. Bu yıl da böyle geçiyor, umutlar gelecek seneye kalıyor. 10 milyon dolarlık iki transfer yapılıp Ağustos ayına şampiyon giriliyor, Ocak hüsran oluyor.
Fenerbahçe'nin tek kurtuluşu bu tip yönetim anlayışından kurtulmasından geçiyor. Yoksa, Fenerbahçeliler'i gerçekten kötü günler bekliyor.
Aslında Galatasaray maçındaki olaylara bakınca insanın buna çok üzülesi de gelmiyor.
Futbolun her geçen gün oyun veya bir gösteri olmaktan çıkıp insanların öfkelerini rakiplerinden çıkarma unsuru haline geldiği görülüyor.
Bu çirkinlikler giderek artıyor.
Her maçtan sonra olaylar biraz tartışılıyor, sonra üstü kapatılıyor.
Kaba güç, küfür, seviyesizlik giderek daha fazla egemen hale geliyor. Aklı başında hiç kimse de bu bayalığın bir parçası olmak istemiyor.
Bir gazeteye spor yorumu yapan eski bir futbolcunun vurulması bile gazetelerde sıradan haber muamelesi gördükten sonra söyleyecek fazla bir laf kalmıyor.
Görüldüğü kadarıyla medyanın tavrını gören polis de olayın fazla üzerine gitmiyor.
Türkiye de spor yazarlarının vurulduğu, oyuncularının üzerine idrar şişeleri atıldığı, taraftarlarının birbirini bıçakladığı, yöneticilerinin tribünde dövüldüğü bir ülke haline geliyor.
Bu da çok ayıp oluyor.
ERGUN BABAHAN/ Sabah
Güncellenme Tarihi : 16.3.2016 19:31