ERMAN TOROĞLU 'BEŞİKTAŞ CAMİASININ EN BÜYÜK SORUNU'NU YAZDI...
ERMAN TOROĞLU'NUN HÜRRİYET'TEKİ YAZISINDAN:
Seyirci korkusu
Beşiktaş camiasındaki sorun, hatta en büyük sorun siyah beyazlıların seyircisi. Bütün seyirciler takımını çok severler. Ama Beşiktaş seyircisi inanılmaz bir baskıyla takımını boğuyor.
BEŞİKTAŞ’ta işler iyi gitmiyor. Aslında sezona kötü başlamadılar. Ama iki ters maç gelince, sesler yükselmeye başladı. Oynamayan oyuncu, haliyle dedikodu yapar. Bu da doğaldır. Ama dikkat edin Beşiktaş’ta bu dedikoduları yapanlar hep aynı şahıslar. Geçen yıl Del Bosque, bu yıl Rıza Çalımbay. Biri yerli, diğeri yabancı iki değişik hoca ama sorunlar hep aynı. Bundan sonra gelecek hoca da farklı sorunlarla karşılaşmayacak.
Beşiktaş kulübünde takımın içinde sorunlar olabilir. Her takımda olduğu gibi. Ama Beşiktaş camiasındaki sorun, hatta en büyük sorun ve bu kadar başarısızlığın arkasındaki güç, bence Beşiktaş seyircisi.
Neden?.. Taraftar takımını çok seviyor. Tamam. Bütün seyirciler takımını çok severler. Ama Beşiktaş seyircisi inanılmaz bir baskıyla takımını boğuyor. Futbolcu, inanılmaz bir baskı ile İnönü’ye çıkıyor. Beşiktaş seyircisi tezahürat yapmasını bilmiyor. Diyebilirsiniz ki, bütün Beşiktaşlı yazarlar bu seyirciyi çok beğeniyor, sen neden beğenmiyorsun.
Nedenini size söyleyeyim. Maç başlıyor, siyah beyazlı seyirciler de bağırmaya başlıyor. Ama şunu bilmiyorlar, bu bağırmalar nereye, neden, niçin yapılmalı. Bunun bir temposu vardır. Rakip baskıdan sindiği zaman, onun üstüne yüklenirsin. Veya rakip sert oynadığı anlarda, ıslıkla veya bağırma ile rakibi sindirirsin, hakemi rakibin üstüne yollarsın. Veya hakemin verdiği ters bir kararda, yine tempolu ama küfürsüz, hakemin üstüne yüklenir, baskı altına alırsın.
Şimdi soruyorum, Beşiktaş seyircisi bunların hangisini yapıyor. Hiçbirisini. Gırtlarını yırtarak, ‘Gol, gol, gol’ diye bağırıyorlar. Veya ikiye bölünüp, ‘Sen bizim herşeyimizsin’ diyorlar.
Hadi bırakın dışarıdaki maçları. Çünkü orada seyretme imkanınız yok. En son Şampiyonlar Ligi’nde Liverpool seyircisinin ne yaptığını statta görme imkanınız vardı. Bu Beşiktaş seyircisinin tezahürat zaafı. Daha kötüsü takımına verdiği en büyük zarar, sahaya yabancı madde atmaları, küfür etmeleri. En kötüsü de sahaya kendilerini atmaları.
Üç haftadır yöneticilerin de, teknik adamın da, futbolcunun da kafasını karıştırdılar. Hiç gereği yokken, tuttular Milan- Fenerbahçe maçını konuştular. Onlar Milan’ı tutarken, takımları Malmö’ye mağlup oldu. Disiplin, Tahkim derken, bu sefer Tahkim’in bence verdiği yalnış bir kararla maçı içeride oynadılar. Yine bence, Beşiktaş bu maçı dışarıda oynasaydı, psikolojik olarak daha avantajlı olurdu. İçerde kaybetmelerinin en büyük sebebi Tahkim’in kararı oldu.
Geçen yıl Beşiktaş’tan kombine bilet alan seyirci, kaç tane maça gidemedi. Bir düşünün. Yani peşin verdikleri parayla maç seyredemediler. Peki bütün bunların ışığında soruyorum size, Beşiktaş seyircisi takımını çok mu seviyor, yoksa onu sıkıyor, boğuyor, sevgiden dolayı öldürüyor mu?
Ama birçok Beşiktaş yazarı ve yönetim kurulu üyeleri şu benim yazdıklarımı kabul ettikleri halde, bunları açık açık dile getiremiyorlar. Yani bu seyirci hala, Beşiktaş yönetim kurulunun üzerinde. O zaman da Beşiktaş’tan başarı beklemek bence hala hayal.
Güncellenme Tarihi : 25.3.2016 11:04