Ekonomi
  • 18.9.2003 11:49

ERSİN ÖZİNCE: MEVDUAT GARANTİSİ DEVAM EDECEK AMA...

Türkiye İş bankası Genel Müdürü ve Bankalar Birliği Başkanı Ersin Özince, bankacılık sektöründe Türkiye'ye yabancı sermaye gelmesinin Türk bankaları için tehdit oluşturmayacağını belirterek, ''Türkiye'ye bankacılık sektöründe yabancı sermaye gelirse, sefa gelir, hoş gelir'' dedi. Genel Müdür Özince, Türkiye'ye gelecek olan yabancı sermayeli bankaları tehdit olarak görmediklerini, Türkiye'de bulunan önde gelen tüm bankaların Türk menkul Kıymetler Borsası'na kayıtlı Türk A.Ş.'ler olduğunu, Devlet bankalarının halen yüzde 40 pazar payına sahip olduklarını kaydetti. KALİTE VE REKABET GETİRİR Yabancı bankaların Türkiye'de Türk şirketleri olarak tescil aldıklarını, Türkiye'nin riskini almak için elini taşın altına koymayı gerektirdiğini ifada eden Özince, şunları kaydetti: ''Yerli olsun, yabancı olsun Türkiye'ye hizmet edecek herkes gelsin. Türk bankalarının da piyasasını 'elinden söküp almak mümkün olacak' diye düşünmüyorum. Milli bankacılığa inanıyorum. Ama bu konuda yabancı sermaye gelirse de sefa gelir, hoş gelir. Yeter ki kaliteli hizmeti ucuza versin, görelim. Yabancı bankaların ciddi kalite ve rekabet getireceği inancındayım. Korkmaya gerek görmüyorum.'' ''MEVDUAT GARANTİSİ DEVAM EDECEK. AMA...'' Türkiye'de uygulanan bankacılık sistemine göre mevduat garantisinin kaldırılmasının söz konusu olmadığını kaydeden Özince, şunları söyledi: ''Mevduat garantisi devam edecek. Ama devlet vermeyecek bunu. Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'nun (TMSF) verdiği garanti devam edecek. Zaten TMSF bunun için kuruldu ve biz bankalar bunun için prim ödüyoruz. Dünyada da buna benzer uygulamalar var. Şu anda 50 milyar liralık tutar garanti ediliyor ve doğrusu da bu. Bu da Türkiye'de çok sayıda mevduat sahibinin, sıradan vatandaşın garantide olmasını sağlar. Avrupa Topluluğu'nda da bu tutar 20 bin euro. Devletin sınırsız garantisine ve mevduata değil, bankaların tüm bilançolarına garanti vermesine gerek olmadığı kesin.'' ''İMAR BANKASI SORUNU'' Özince, İmar Bankası ile ilgili ya da sıkıntıya düşen başka bir banka ile ilgili herhangi bir değerlendirme raporunu incelemediğini vurgulayarak, şöyle devam etti: ''Bu konuda, hukuki dayanağı olmayan bir beyanda bulunmak istemem, kimse de bulunmamalı. Bu işin dışarıdan değerlendirilmesi kolaydır, ama mutlaka devletin sorumlu mevkilerinde olanlar ancak ve ancak kanunların bahşettiği tasarruflarda bulunabilirler. Sözün kısası, eğer bir şey varsa devlet gereğini yerine getirir. Devlet hukuken mesnedi yokken bunu yaparsa o zaman bir takım vatandaşlarımız da bunun hesabının sorulmasını öne sürerler. Ben bu konuda devletin hukuki olan neyse onu yapacağından eminim. Anlaşıldığı kadarıyla basında çıkan haberlere göre ciddi bir suçlama söz konusu. Onu da Türk adaletinin tecellisine bırakmak, yapılacak olan en doğru iştir.'' ''ÇETREFİLLİ BİR DURUM İmar Bankası'nda hesap farklılıkları olduğu yönündeki bir soru üzerine Özince, şunları anlattı: ''Bu konuda bilgi sahibi değilim. Pamukbank'la kıyaslama yapacak durumda da değilim. İmar Bankası'ndaki durumu bilmiyorum. Ama hesap farklılıkları konusu içinden kolay çıkılacak bir durum değil. İçinden çıkılmadıkça da net bir şekilde saptanması da bunun ödenmesi de netleştirilmeden yapılamaz. Kim hangi fasılda nasıl ödeyecek? Bunları netleştirmeden ödeme yaparsanız, vergi mükellefi olarak diğer vatandaşlar zarar görür. Çünkü devlet bunları ayrı bir yerden ödemeyecek. Bizlerin sağladığı kaynaklardan ödeyecek. Çok çetrefilli bir durum. Doğrusu, sabırla beklemek lazım. Dünyada da aynı sıkıntılar oluyor. Çok büyük ABD, İngiliz bankaları da battı. Bu konuda devletin gücü nispetinde bu işlerin arkasında durduğunu kabul etmek gerek.'' ''BANKACILIK SEKTÖRÜ, KRİZDEN YÜZ AKI İLE ÇIKTI'' Özince, kriz döneminde Türk bankalarının büyük çoğunluğunun müşterileriyle birlikte yüz akıyla çıktığını ifade etti. Her sektörde olduğu gibi bankacılık sektöründe de bazı sıkıntılar olduğunu, sektördeki sıkıntının çok dikkat çekmesinin nedeninin devlet garantisi nedeniyle bunların yükünün devlete binmesi olduğuna dikkat çeken Özince, şöyle konuştu: ''Bazı durumlarda bu yüklerin fazla olması nedeniyle infial uyandırdı. Krizden sonra ülkemizde bankacılık sektörünün yanında reel sektörün de aldığı yara küçümsenecek gibi değil. Bankacılık sektörü bir tarafa bırakılsa dahi refah seviyesindeki gerileme önemli bir vaka. Bankacılık sektöründe haksız rekabet önlendikçe, Türkiye'de istikrar geliştikçe sektörde yeni sıkıntılar olmayacaktır. Hastalık, hastalığa neden olacak unsurlar devam ettikçe her zaman çıkabilir. Bu hükümet döneminde finans sektörünü düzenleyici kararlar alınmadı. Daha önceden alınmış kararlar var. Ben öteden beri reformların sadece finans sektöründe yapılmasının doğru, ama yeterli olmadığını söylüyorum. Reformlar, eşgüdümlü ve eşzamanlı yapıldığı taktirde finans sektöründe arzulanan sağlık elde edilebilir. Hükümetin, bu konuda bizleri dinlemede son derece gerçekçi ve ilgili bir yaklaşımda olduğunu düşünüyorum. Özellikle ülkenin performansında iyileşme olmasının tesadüfi olmadığını düşünüyorum. Finans sektöründe olsun diğer sektörlerde olsun zor ve sorumluluk gerektiren kararlar alınıyor. Biz de elimizden geldiği kadar bir sektör kuruluşu olarak bu yönde desteğimizi kendi çapımızda vermek istiyoruz.'' ''ARİA-AYCELL EVLİLİĞİ'' İş Bankası Genel Müdürü Özince, Aria-Aycell evliliğinin çok iyi bir operatör yaratacağına inandığını kaydederek, sözlerini şöyle tamamladı: ''Aria Türkiye'ye verilen çok büyük bir değerin ifadesidir. Türk halkına, Türkiye'nin potansiyeline büyük değer veren bir çok şirket ilerde yine kurulsun. Türkiye'de en yüksek kuruluş sermayesi ile kurulmuş bir şirkettir Aria. En büyük yabancı yatırımcıyı getiren bir şirkettir. Bu küçümsenmeyecek bir şeydir. Bugün 3 milyar dolara yakın yabancı yatırım ülkemize geldiyse, Türkiye'ye olan inancı nedeniyle gelmiştir. Maalesef geçtiğimiz dönemlerde yabancı sermayeye gereken hüsnü kabulü gösteremedik. Aria'nın ortağı değilim, ama bir Türk olarak Aria'ya müteşekkirim. Aria ile Aycell'in birlikteliğinin çok iyi bir operatör yaratacağından eminim. Türkiye'nin, vatandaşın lehine bir gelişme. Türkiye'de rekabeti bu sektöre Aria getirdi. Rekabet iyi bir şeydir. Aria- Aycell evliliği tüketiciye daha çok rekabeti gösterir ve hepimiz kazanmış oluruz.'' Güncellenme Tarihi : 16.3.2016 20:41

İLGİLİ HABERLER