Gündem
  • 12.3.2005 00:56

'ERZURUM DAVETİ'NE RET!..

‘Türkler de Ermeni katliamı yaptı.’ sözleri kamuoyunda tartışılan Sabancı Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Halil Berktay, Atatürk Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Başkanı Prof. Enver Konukçu’nun, “Katliamı kimin yaptığını görmek için Erzurum’a gelin.” davetine icabet etmeyeceğini söyledi.

Berktay, “Daveti kabul etmiyorum. Ermenistan Dışişleri Bakanı Vartan Oskanyan, ‘Buyursun Enver Konukçu gelsin, Ermenistan’daki kabristanları görsün diyebilir.’ Veya gidelim Lübnan’daki, Beyrut’taki, Arap çöllerindeki kalıntıları keşfedelim. Bunlar kamuoyunun heyecanlarıyla oynamaktır.” dedi.

Zaman’a konuşan Prof. Dr. Berktay bugüne kadar verdiği bütün demeçlerde “Türkler Ermenileri katletti.” şeklinde bir ifadesinin olmadığını belirterek sözlerinin çarpıtıldığını söyledi. Berktay, 19. yüzyıl sonlarında ve 20. yüzyıl başlarında özellikle Doğu Anadolu Bölgesi’nde ‘bir çeşit yerel ölçekli ve düşük yoğunluklu etnik savaş’ durumundan söz edilebileceğini; fakat bu savaşın tek taraflı olmadığını kaydetti. Olayın sadece Ermenilerin Türklere saldırısı olarak gösterilmek istendiğini iddia eden Berktay, “1915 Nisan’ına kadar sadece Ermeniler saldırıyor, onlar katil, cani, Türkler mazlum. Hayır bir kere durum böyle değil.” dedi. Berktay, tarihçilerin Ermeniler tarafından öldürüldüğü söylenen 500 bin Türk’le ilgili olarak, “Bu rakam açık artırma, defansif refleks, ortaya atılan pazarlık rakamı.” yorumunu yaptı.

1915 yılında 1,5 milyon Ermeni’nin Osmanlı İmparatorluğu’nun bütün bölgelerinden tehcire (zorunlu göç) tabi tutulduğunu ileri süren Berktay, Dışişleri eski diplomatı Kamuran Gürün’ün ‘Ermeni Dosyası’ adlı kitabında Ermeni tehciri sonucu ölenlerin sayısının 400-450 bin olarak kabul edildiğini söyledi. Türk ve Ermeni kayıpları hakkında net rakam vermekten çekinen Berktay, Ermeni sayısının daha fazla olduğunu iddia etti. Prof. Berktay, bu kanıya nasıl vardığını ise şöyle açıkladı: “Osmanlı İmparatorluğu’nun 1918 yılında Misak-ı Milli sınırlarında kalmış nüfusu 10 milyon kadardı. Doğu Anadolu bu Misak-ı Milli’nin kapladığı alanın en seyrek bölgesi. Bu kadar seyrek nüfuslu ve dağınık bir coğrafyada, küçük küçük köylerde ne kadar insan öldürebilirsiniz? O köyden 100 kişi, bu köyden 300 kişi toplayarak 500 bin gibi bir rakama varılmaz. Devletin, insanları çok büyük kalabalıklar halinde gözaltına alma, tutuklama, yola çıkarma, muhafaza halinde sevk etme, toplu konaklatma durumları olmadan bu tür bir şey gerçekleştirilemez.”

Berktay’a göre, çift taraflı olan ‘bu yerel savaşta’ kimin kimi nerede öldürdüğü ve mezarların kime ait olduğu belli değil. Erzurum’daki toplu mezarların Ermenilere de ait olabileceğini ima eden Berktay, sözlerini şöyle sürdürdü: “İskeletler, kemik kalıntıları çıkıyor. Bunların Ermenilerin öldürdüğü Türklere ait olduğunu yerel polis müdürünün, yerel Erzurum müze müdürünün, Türk Tarih Kurumu başkanının iddiası dışında nereden biliyoruz? Genetik testlerden mi biliyoruz, DNA testlerinden mi biliyoruz, nereden biliyoruz?”

AB’nin Ermeni meselesini Türkiye’nin önüne önkoşul olarak koymasına karşı olduğunu belirten Prof. Dr. Halil Berktay, 10 yıl sonra bu meselenin Türk kamuoyu, aydını, entelektüeli ve vicdanında halledilebileceğine inandığını kaydetti.

Antropolojik tetkikler yapıldı, mezarlar Türklere ait

Atatürk Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Başkanı Prof. Dr. Enver Konukçu, Prof. Dr. Halil Berktay’ın ileri sürdüğü Erzurum’daki toplu mezarların Ermenilere de ait olabileceği iddiasının hayal ürünü olduğunu söyledi. Prof. Konukçu, 1990 öncesi kazılarda arazi tarama, kaynak, hatırat ve bilimsel kontrol metotları ile toplu mezarların Türklere ait olduğunu tespit ettiklerini, 1990 sonrası yapılan 2 kazıda çıkan kemik parçalarını da Hacettepe Üniversitesi’nde incelettiklerini açıkladı. Yapılan antropolojik tetkiklerde son toplu mezarlardan çıkan iskeletlerin Türklere ait olduğunu, hazırlanan raporun da Türk Tarih Kurumu’nda mevcut olduğunu kaydetti. Konukçu, kazı çalışmalarında yaşadığı ilginç bir olayı şöyle anlattı: “Bu kazılardan çıkan kemik parçalarının Hacettepe’de incelemesini yaptırdık. Küçük bir çocuğun Ermeni olduğunu tespit ettik. Tahminlerimize göre o küçük Ermeni kızı, komşusu olan Türk ailesindeydi. O da saldırılara maruz kalarak hayatını kaybetti. Onun için toplu mezarlardan çıkan iskeletler kesinlikle Türklere aittir. Bu konu spekülasyon götürmez.” (Recai Morkoç - Zaman) 

 

Güncellenme Tarihi : 17.3.2016 11:16

İLGİLİ HABERLER