ESKİ BM BARIŞ GÜCÜ SÖZCÜSÜ GÖKSEL: LÜBNAN'DA ÇATIŞMA ÇIKABİLİR!..
İşte Derya Sazak'ın eski BM Barış Gücü sözcüsü Timur Göksel ile yasptığı kapsamlı röportaj:
DERYA SAZAK: 20 yıldır Beyrut'ta yaşıyorsunuz. Daha önce BM Barış Gücü sözcülüğü görevinde bulundunuz. Bölgede durum nedir? Türkiye'nin asker göndermesi nasıl karşılanıyor?
TİMUR GÖKSEL: Türkiye'nin Lübnan'a gelme isteği çok büyük sürpriz yarattı. Olumlu karşılandı. Savaşın en kötü günlerinde gönüllü kuruluşların, Kızılay'ın yardımları çok etkili oldu. Böbrek Vakfı'nın çocuklar için diyaliz malzemesi göndermesi ve Türk donanmasının bunu Beyrut'a çıkarması unutulmazdı. Asker gönderme kararı çıkınca daha da iyi oldu. Türk ordusunun şöhreti çok iyi dışarıda. Lübnanlılar "Türkiye'nin İsrail'le ilişkileri var barışın kurulmasında etkili olabilirsiniz" diyor.
Bu savaşın kazananı kim?
Bana göre askeri kazanç yok. Çünkü Hizbullah ile İsrail'i kıyaslamanın imkânı yok. İsrail bugün dünyanın en büyük ateş gücüne sahip ordularından birini Lübnan'da savaşa sürdü. Beyrut'u bombaladı. Hizbullah'ı yok edemediler. Şimdi "Nerede hata yaptık?" diye kendilerini sorguluyorlar.
Hizbullah'ın gücü abartıldı mı?
Hizbullah'ın gerilla sayısı bin kadar. 2 bin dolayında da köy muhafızları var. Sürekli savaşçı değil, öğretmen, çiftçi. Hizbullah İsrail'in 33 günlük saldırısı sonunda ayakta kalmayı başardı. Bunu 'zafer' olarak görüyorlar. İsrail'in amacı, 2 askerin kaçırılması olayının ardından Hizbulah'a gözdağı vermek, eski caydırıcılığını kazanmaktı. 1948'den beri İsrail'in Ortadoğu'daki güvenlik doktrininin temeli, "Her gün Arap'a tokat atmaktır!" Araplardan daha güçlü olduğunu göstermek. Arap dünyasında bunun ezikliği var. Derken Hizbullah İsrail'den korkmadığını gösteriyor.
Nasrallah da özeleştiri yaptı. Savaşın yaralarını sarmaya dönük bir mesaj mıydı? Nasrallah'ın mitingine on binlerce insanın katılması, 'yıkılmadık ayaktayız' gösterisi oldu.
Şiiler arasında bile "Ne kazandık?" diye soranlar var. Zarar çok büyük. Hizbullah lideri halka bir şeyler söylemeye mecburdu. "İsrailli 2 askeri kaçırırken olayların bu noktaya geleceğini tahmin edemedik" diye konuştu. Nasrallah'ı tanıyorum. Analitik düşünebilen bir kişi. Şu anda çok popüler. Hizbullah gibi bir örgüt ne olacağını bilmeden savaşa girer mi?
Bu savaş İran'a yönelik bir savaşın provası olarak görülüyor.
İran'a yönelik prova, onda hiç şüphe yok. İsrail'in tarihinde bu kadar uzun sürmüş savaş yok. 33 gün boyunca İsrail'e açık kart verildi., ABD ve Avrupa Hizbullah'ı yok etsin diye İsrail'i desteklediler. Ona rağmen olmadı. Buradan İran'a dönük sonuç çıkarmak isteniyorsa şudur: Hizbullah'i hizaya getiremiyorsanız İran'la baş etmek çok daha zordur.
Hizbullah'ın etkin olduğu bölgede çatışma riskinden söz ediliyor. Türk birliğinin istihkâmcı olması tehlikeyi azaltıyor mu?
Bizim askerin bir yere konuşlanacağını hala duymuş değilim. İstihkâm birliği gidecekse BM komutası altında yol falan açacak, kışla yapacak demektir.
Hizbullah'ı silahsızlandırma misyonunu kim üstlenecek? Barış gücünün Hizbullah'ı etkisizleştirmesi nasıl sağlanacak?
BM Barış Gücü'nün görevini engellemek meşru müdafaaya giriyor ve silah kullanma hakkınız doğuyor. Fransızlar tank ve top getirdiler. Demek ki bir şey olacak. Lübnan ordusu Hizbullah'ı silahsızlandıramaz. 1701 sayılı kararın eki, yeni bir metin ortaya çıktı. Benim 'Bölüm 6,5' dediğim yetkiyi oraya sokuşturmuşlar. 'Lübnan ordusu yapmazsa Hizbullah'ı silahsızlandırma işini biz yaparız' diyorlar.
Başbakan ve Dışişleri Bakanı Lübnan'a Türk askerinin savaşmaya değil 'barışı korumaya' gideceğini söylüyor.
Doğru, herkes o amaçla gidiyor.
Peki, bu mümkün mü?
Oradaki İtalyan, İspanyol bir tanesi kalkıp Hizbullah'a bir tane mermi sıkacak, hiç öyle bir niyetleri yok.
Sıkarsa ne olur?
O zaman anında sizi 'işgal ordusu' olarak ilan eder mahalli halk. Hizbullah'ın da etmesine gerek yok, bütün yapacağı, bir göz kırpmak etrafa. Toplumun yüzde 80'i silahlı... Hizbullah bu işten öyle bir sıyrılır ki, "Biz yapmadık" derler. Halk ile, BM Barış Gücü askerleri çatışır. Somali'de öyle olmuştu.
Gemiler kaçış için!
Denizcileri taşıyan gemi Sur limanı çevresinde olacak.
O da ayrı bir sorun. Lübnan'da şu anda barış zamanı kurulan en büyük donanma görevde. Sekiz Alman gemisi geldi. İtalyanlar, Fransızlar orada İspanyollar, Norveçliler, Danimarkalılar geliyor. Üç tane Türk gemisi. Bunları yan yana bağlasak zaten Lübnan sahilini kapatır. Lübnan'da büyük tepki başladı "Niye geliyorlar" diye. BM'den de bugüne kadar doğru dürüst açıklama yapılmadı. "Amaç barışı korumaksa bu kadar gemiye ne gerek var?" diye soruyor Lübnanlılar. Habire gemi geliyor. Ben kendi tecrübemle neden geldiklerini söyleyeyim:
"Kaçmak gerektiği zaman yakında olmak için, askerinizi kurtarmak için!"
Herkes kendi askerinin can güvenliğini garantiye alıyor.
Savaş çıkarsa askerini oradan en hızlı şekilde çekmek için... Barış koruma aslında askerliğe ters bir olay. Siz askeri eğitiyorsunuz "Düşman şöyle yaparsa vur!" diye. Savaş sonrasında bölgeye gittiğinizde "Adam seni vurmadan ateş etme!" diyorsunuz. İtalyanlar bu işi iyi biliyor. 1982'de Lübnan'a gelir gelmez çelik yeleklerini çıkardılar. Şiilere yardım ettiler. Ötekiler yapamadı. İntihar bombasıyla 240 Amerikalı ile 60 Fransız öldü.
Yeraltı şehri kazmışlar
BM gücünün Lübnan'daki en büyük handikapı orada işgalci duruma düşmek olacak. Bu risk varsa niye gidiyorlar?
Şöyle bir faydası oldu, Lübnan askerleri ilk defa hududa geçtiler. Orada Hizbullah bayrağı vardı. Şimdi Lübnan bayrağı var. BM Barış Gücü ve Lübnan ordusu Hizbullah'ın hareket serbestisini mutlaka kısıtlayacaktır. Hizbullah diyor ki, "Silah taşırken görürseniz silahımı alırsınız. Teslim ederim. Ama benim silahımı gelip aramayacaksınız."
Füze bataryaları, onlar ne olacak?
Bugüne kadar onları zaten kimse görmedi ki... O kadar muhteşem bir gizlenme sanatı var. Lübnan'da kaldığım 20 sene boyunca bir tane Hizbullah füze bataryası görmedim. İsrail'in gözü önünde yeraltı şehri kazmışlar. Kimsenin ruhu duymadı. Savaş zamanı çıkarıp fırlatıyorlar füzeleri.
Peki Lübnan halkı ve Hizbullah BM Barış Gücü'ndeki Türk askerini de işgalci gibi görürse ne olacak?
Görmez . Mesela olaylar nereden çıkacak biliyor musunuz, yol barikatı kuracaksınız bir araba gelecek arayacaksınız içindeki kadına bakacaksınız. Arayacaksınız. Bizim asker bu konularda çok daha duyarlıdır. Zaten bir istihkam birliği gidecekse böyle bir görev yok.
İsrail'e dava açabilirler
Türkiye'de 1990'larda PKK kampları nedeniyle Bekaa'yı vurmayı denedi ama göze alamadı. Neden?
Türkiye, İsrail ile aynı kategoriye girmek istememiş olabilir. Siyasi olduğu kadar teknik de bir sorun. Anında istihbarat lazım. Bugün Kandil dağı için de aynı şey geçerli.
Hedefiniz orada yoksa neye yarar! Bekaa o zaman Suriye'nin kontrolü altındaydı. Türkiye istese vururdu ama iç savaşta bile olsa sonuçta Lübnan'ın egemenliğini ihlal etmiş olurdu.
Arap ülkeleri de karşı çıkarlardı. İsrail gibi Lübnan içinde istihbarat kaynakları çok gelişmiş bir ülke bile Nasrallah'ı bulamadı.
Lübnan'ın karışmasında eski Başbakan Hariri suikastının da etkisi büyük. Hariri'yi ortadan kaldıran Suriye mi?
Olay hâlâ karanlık. Hariri suikastının ekonomik nedenlerle yapıldığına inanıyorum. Suriye'nin de parmağı var, ona şüphe yok, ama ne seviyede, onu bilemiyorum.
Hariri aslında Suriye Baasçılığının dar, kemikleşmiş, çağdışı yaklaşımları karşısında Suriye'nin dış ilişkilerini yöneten sempatik gösteren bir liderdi.
Suriye Hariri'yi niye öldürsün? Hariri vurulduğu gün Halepli kapıcım 'Eyvah yandık' dedi. Cinayetin Suriye'nin üzerine yıkılacağı o kadar belliydi ki. Esad yönetiminin bunu düşünemeyecek olması imkânsız. Seçimler yapılacaktı Hariri'nin yeniden güçlü şekilde iktidara gelmesinden çıkarı bozulacak çevreler suikastı planlamış olabilir.
Deterjan satmak gibi
Büyük Ortadoğu Projesi hâlâ geçerli mi?
Her şeyden önce ABD'yi gerçek dünyaya indirmemiz lazım. Eğer ABD, demokrasiye bu kadar meraklıysa dünyanın en antidemokratik ülkeleriyle işbirliği yapıp bize demokrasi dersi vermez. Amerikanın politikası Ortadoğu'ya ne barışı ne de demokrasiyi getirdi.
Amerikalılar Ortadoğu'daki sorunun kendi politikaları olduğunun farkında değiller. Ya da kabul etmek istemiyorlar. Büyük Ortadoğu, Yeni Ortadoğu derken bu iş deterjan satmaya benzedi.
Güçlendirilmiş yeni formüller ortaya atıyorlar ama sonuçta bunlar ABD ve İsrail'in bölgesel çıkarlarına hizmet etmekten başka bir şey değil.
Hükümet zaman zaman bölgede arabulucu rolüne soyunuyor...
Bu rolü abartmayalım. Türkiye, İsrail ile Suriye'nin arasını yapamaz. Postacılık yapmak güzel bir işti ama Ortadoğu sorunu çözecek olan ne Avrupa'dır ne Türkiye. Bu ABD'nin işidir.
ABD'nin işiyse Türkiye askerini niye Lübnan'a gönderiyor. Hizbullah'la çatışma başlarsa ne olacak?
Lübnan'da savaş yok ki, barışı korumak için gidiyorlar. Ama ihtilaf olan her bölgede silahın bu kadar olduğu her yerde çatışma ihtimali doğabilir.
Trafik çok tehlikeli
Risk her zaman vardır. Ama Hizbullah'ı silahlandırma meselesinde sorun çıkarsa Lübnan'dan çekiliriz. Gemilerimiz limanda, askerlerimiz döner. Düzenli bir saldırı olacağını sanmıyorum.
Zaten Türkiye o kadar çok şart koydu ki ben BM'nin yerinde olsam bu kadar kayıttan sonra barış gücüne Türk askerini istemezdim.
Hizbullah'tan ürkülüyor ama Lübnan'da en büyük risk trafiktir. Yollarda 8 - 9 yaşında çocukların altında Mercedes araba var. İspanyol subaylar en büyük korkumuz trafik diye yakınıyor.
Savaşta ölen çocuklara ne olacak? İsrail saldırısında ölenler...
Uluslararası hukuk değişiyor. Sivil halka hedefsiz bomba atanlarla ilgili hukuki sorumluluk doğacak. Lübnan'da kayıp veren aileler İsrail'i dava edebilir.
İran'a saldırmak zor!
ABD İran'a nükleer gerekçeyle saldırmayı göze alamaz mı?
Bundan sonra çok zor geliyor. ABD İran ile savaşamaz! "ABD İran'ı vurursa Tahran İsrail'e ne yapar?" Bunun cevabını kimse bilmiyor. Bence ABD'li muhafazakârların İran senaryosu çöktü. Hizbullah'ın füze gücü eğer İran'ı korumaya dönük bir caydırıcı unsur ise bunu şimdi niye harcasınlar? İsrail'in bile tahmin edemediği bir füze gücü çıktı. Ama stoku savaşta erittiler. Bu gücü İran'ı desteklemek için kullanacaklarsa çok büyük bir kozdu ellerinde. Şimdi bu caydırıcılık ortadan kalktı. Silahların yarısı İsrail tarafından imha edildi. Yenisini elde etmek zaman alacaktır. Hizbullah İran için değil, kendisi için savaştı.