Gündem
  • 21.9.2004 12:21

ESKİ MİT'Çİ MAHİR KAYNAK'TAN 'KOMPLOCULUK' ÜSTÜNE İLGİNÇ BİR YAZI...

Komploculuk Dünyada olan her şey bir düşüncenin ürünüdür. Hiçbir şey kendiliğinden olmaz. Önce düşünce vardır ve sadece düşünülenler gerçekleşir. Evren bile Yaratan’ın düşüncesiydi. Gördüğümüz tüm maddi varlıklar bu düşüncenin somutlaşmış halidir ve bir zerreden oluşmuştur. Yaygın kanaat bunun tersidir. Dünyadaki bütün olaylar bireysel davranışların toplamı olarak kabul edilir. Ekonomide kişilerin çıkarları yönündeki doğal davranışları, üst üste gelerek, genel ekonomik büyüklükleri belirler. Demokrasilerde ferdin tercihleri, damlaların birleşerek nehirleri oluşturması gibi, siyaseti yönlendirir ve şekillendirir. Bu anlayış ekonominin ve siyasetin belli merkezlerden yönlendirilip yönetilemeyeceği sonucunu doğurur. Herkesin tercih ve iradesine yön verebilecek bir sistem yoktur. Yönetenler ve bilim adamları olayları sadece gözlemleyebilir ve bunun hangi kurallar içinde oluştuğunu anlamaya çalışır. Her şeyin belli merkezlerden planlandığını savunmak komploculuktur ve gerçeklerle hiçbir şekilde bağdaşmaz. Sorun sıradan ithamlarla karşı tarafı etkisizleştirmekten daha önemlidir ve dünya görüşüyle ilgilidir. Olaylar çok sayıda ve kontrol edilemeyen birey davranışlarının bir toplamı mıdır yoksa bu davranışları kontrol etmek mümkün müdür? Kararların alındığı çerçeve belirleyicidir İnsanlar kararlarını boşlukta almazlar. Onları çevreleyen şartlar alacakları kararları belirler. Tehlike karşısında savunmaya geçmek doğal bir davranıştır ve bu kontrol edilemez ama eğer tehlikeyi siz yaratabiliyorsanız onun davranışını kesinlikle belirleyebilirsiniz. Öyleyse olayı, insanın davranış kalıbını belirlemek olarak değil, bu kalıbı veri olarak alıp onu belli bir yöne sevk edecek şartları yaratmak olarak algılamak lazımdır ve bize göre insanların yaşadığı ekonomik ve siyasal ortam, bir düşüncenin ürünü olarak, belli merkezlerde oluşturulur. Amacımız teorik bir tartışma açmak değil. Günümüzde olayları anlamak için nasıl bir metot izlememiz gerektiğini anlamaya çalışıyoruz. Mesela Kuzey Irak’taki politikaları belirleyen ABD’deki kurum şöyle bir hesap yapabilir mi? Türkiye üzerinde manivela olarak kullanılacak bir olaya ihtiyacımız var. Bir Türk- Kürt çatışması Türkiye’nin manevra alanını daraltır, telkin ve taleplerimizin daha kolay karşılanmasını sağlar. Bu çatışma Kuzey Irak’ta başlatılırsa ve Türkiye Türkmenlerden yana tavır alırsa, bu zıtlık ülke içine doğru yayılır. Bunun için en uygun yer Telafer’dır. Bu bakış açısının adına medyamız komploculuk demektedir ve olayı şöyle yorumlamamızı istemektedir: Şii teröristler Telafer’e sığındılar ve terörizmle mücadeleden başka bir amacı olmayan ABD güçleri hiçbir art niyet taşımadan Tel afer’e girmek zorunda kaldılar ve zaten terörizme karşı olan idealist Kürtler de bu operasyona destek verdiler. Her olay farklı bakış açılarına göre değişik biçimde yorumlanabilir. Kuzey Irak’taki Kürt oluşuma ABD desteği, bir soyun devlet kurma hakkı olduğu, ABD’nin bu hakkın kullanılmasına arka çıktığı biçiminde ve adil bir davranış olarak yorumlanabilir veya ABD’nin kendi ülkesindeki halkı herhangi etnik bir kritere göre tanımlamadığı ve ırkı millet olmada bir kriter saymadığı, davranışının Türkiye’ye yönelik siyasi bir tavır olduğu söylenebilir. Önce düşünce vardır Bütün bu olaylarda tespit etmek istediğimiz şey olayı yaratan düşüncenin ne olduğudur. Yani bir olayın gerçek niteliği ona yön veren düşüncenin bilinmesiyle mümkündür. Bu, aynı zamanda, olayların kendiliğinden olmadığı ve bir düşüncenin ürünü olduğu anlamını da taşır. Dünyadaki devletler veya güç odakları iki türlüdür: Düşünen ve uygulayanlar bir gruptur bunu anlamaya çalışan ve ulaştıkları sonuca göre davranışını belirleyenler diğeridir. Ama bu diğerlerinin en büyük eksikliği, olayı gerçek niteliği ile anlamak yerine, uygulayıcıların niyetine göre yorumlamalarıdır. Vardıkları sonuçlar düşünenlerin varılmasını istedikleri şeylerdir. Dünyada üç kademeli bir yapılanma söz konusudur. Düşünenlerin tamamen kontrol altında tuttuğu ve olayları onların istediği biçimde algılayanlar, düşüncelerini uygulama gücü ve becerisi olmamakla birlikte doğru anlayanlar ve en üst sırada düşünüp bunu uygulayanlar. Siz neredesiniz? Güncellenme Tarihi : 16.3.2016 22:57

İLGİLİ HABERLER