F. BAHÇELİ YAZARLAR NE YAZDI?
Mazeret aramayın/CAN BARTU
ÖFKELENMEYE, sızlanmaya hiç gerek yok; Fenerbahçe dün oynadığı futbolla mağlubiyeti hak etti. Hiç kimse mazeret üretmeye kalkmasın. Bu kadar çok hata yaparsan, yenilmen gayet normaldir.
Fenerbahçe takımı dün tepeden tırnağa yanlışlarla doluydu. Eleştirimize takımın en gerisinden, yani kaleci Rüştü’den başlayalım. Rüştü gibi iyi ve tecrübeli bir kalecinin böyle goller yememesi lazım. Yenilen beş golün dördünde yüzde yüz hatalıydı.
Fenerbahçe defansının göbeğinde yer alan Luciano ve Servet, daha önceki maçlarda olduğu gibi yine çok fazla pozisyon hatası yaptı. Dünkü maça kadar bu hataları, orta sahada yer alan Appiah ve Aurelio kapatıyordu. Ama bu iki oyuncu dün aksayınca işler değişti. Appiah çok gayretliydi, ancak forvetin hemen arkasında oynaması, etkinliğini azalttı. Savunmaya fazla yardım edemedi. Aurelio ise eski günlerini mumla aratan bir futbol sergiledi. O bildiğimiz çok koşan, mücadele eden, her topa giren Aurelio’nun yerinde yeller esiyordu.
Rüştü yetmedi polis el koydu!/ERCAN SAATÇİ
FENERBAHÇE’nin yediği ilk golde Rüştü’nün hiçbir hamle yapmadan pozisyona uzun süre seyirci kalması enteresandı. Hoplasa, zıplasa da golü öyle yeseydi, Rüştü’nün bu golde yapabileceği bir şey yoktu diyebilirdik ama öylece dona kalması endişe vericiydi.
Bu arada Nobre’nin düşürülmesi de düpedüz penaltıydı ancak Nobre’nin adı çıkmış bir kere. Hakemler artık Nobre ye karşı ön yargılı tıpkı Fenerbahçe’ye olduğu gibi. Rüştü’nün yediği 2., 3. ve 4. golü saymıyorum bile hepsi birbirinden felaket...
Rüştü, felaket tamam ama ruhu ölmüş bu kalecini yanısıra defansa ne demeli? Kalecisinden, defansina, orta sahasından forvetine bu takım hiç de şampiyonluğa oynuyor gibi değildi... Bu takım bırakın Fenerbahçe’ye karşı kurulan Kutsal İttifak’ı geçen hafta 4 yiyen 3 eksikli Manisaspor’dan bile 4 gol yiyorsa şampiyon olmayı içlerine sindirdiklerini nasıl söyleyebiliriz? Peki bu şampiyonluk yolundaki motivasyon ne olacak? Kimdir bu takımı hazırlayan, motive eden? cevabı yine ben vereyim Daum’un yerine... Bu gibi durumlarda verilecek en iyi Daum beyanati şudur: "Futbolcularım söylediklerimi yapmadı!
İnanamıyorum! Çok kötü oynadılar! Onlara ceza vereceğim!.".. Ohhh Daum da sıyrıldı işte, Peki suçlu kim?
Rehavetin cezası/ALTAN TANRIKULU
ÖNÜNE geleni deviren takım Manisa’da da golünü atmış.. Üstelik Anelka havalandırmış fileleri.. Tribündeki 2-3 bin taraftarı şampiyonluk şarkıları söylüyor, protokoldeki başkan rahat.. Rahat olmaması gereken bir topluluk var, onlar da futbolcular.. Çünkü "maç bitmeden 3 puanının alınmayacağını" en iyi onların bilmesi gerek..
Kronometre 26:26’yı gösterdiğinde Fenerbahçe savunmasının Rüştü’den sonra en gerisindeki adam kim biliyor musunuz? Anelka.. Golü atan Anelka.. O koşmayan Anelka.. Tam 8 saniye hala Fenerbahçe’nin en gerideki adamı hala Fransız yıldız.. Ya Anelka, yorgunluktan ileri çıkamıyor ya da savunmada olması gerekenler "rehavetten" 1-0 koruma düşüncesinden uzak çok ileri çıkıyorlardı..
Sonra.. Sonrası pinpon maçı gibi bir maç.. Top bir o kalede bir bu kalede.. Mükemmel hızlı çıkışlarla rakibini derinden vuran Manisa, duran toplarla "şampiyonluk yarışında" yara almamaya çalışan misafir ekip..
Bundan sonra ne olur? Fenerbahçe bu yenilginin altından Kadıköy’de kalkar mı? Olaya başka bir açıdan bakmak daha doğru olur bence.. Bu rahatlık ve rehavet duygusuyla Vestel’e yenseydi Fenerbahçe, sahasında Galatasaray’dan acı bir yenilgi tadabilirdi. Belki bu yenilgi ders olur.. Belki de şampiyonluk şansı için son bir uyarı..