Spor
  • 19.10.2009 15:38

FATİH TERİM ATLETİCO MADRİD İÇİN NE DEDİ?

Fatih Terim basın toplantısı düzenledi... Fatih Terim "hatalarım da oldu, keşke'lerim de" dedi. Bir soru üzerine Atletico Madrid ile el sıkıştığı iddialarını yalanladı...

Brüksel'deki Belçika maçından sonra görevi Ermenistan maçının ardından bırakacığını açıklayan Milli Takımlar Teknik Sorumlusu Fatih Terim basın toplantısıyla görevine veda etti.

2010 Dünya Kupası Avrupa elemelerinde Türkiye'nin Belçika ile yaptığı karşılaşma sonrası görevini bırakacağını bildiren ve Ermenistan ile oynanan karşılaşmanın ardından bu kararını resmi olarak açıklayan Terim, basın karşısında önemli değerlendirmelerde bulundu.

FATİH TERİM: "HEP BİRLİKTE İYİ KÖTÜ GÜNLERİMİZ OLDU"

Swissotel'de düzenlenen toplantıda Fatih Terim, "Hep birlikte iyi kötü günlerimiz oldu. Galibiyetlerin sevincini, yenilgilerin üzüntüsünü paylaştık. Söylediğim her sözün ve attığım her adımın arkasındayım" dedi.

Terim ayrıca, "Bedeli kendimden başkasına ödetecek yapıya sahip değilim" diye konuştu...

"EN BÜYÜK HATAM..."

Brüksel'deki Belçika maçından sonra görevi Ermenistan maçının ardından bırakacığını açıklayan Milli Takımlar Teknik Sorumlusu Fatih Terim basın toplantısıyla görevine veda etti.

Bugün Swiss Otel'de düzenlediği basın toplantısına "Bu bir sorgulama toplantısı, yargılama toplantısı değil. Lütfen bunu böyle algılayın.

Türk futbolu ile ilgili tespitlerimi bugün sizlerle paylaşmak istiyorum" diyerek başlayan Terim, şöyle konuştu:

"Çoğunuzla uzun yıllardır birlikteyiz. Hep birlikte iyi-kötü günlerimiz oldu, galibiyetlerin sevincini yenilgilerin üzüntüsünü paylaştık. Beni aşağı yukarı oyunculuğumdan itibaren tanıyanlar var aranızda. Tartıştıklarımız da oldu ama hep aynı gemide yolculuk ettik. Futbol karieyerim boyunca çeşitli ve saygın görevlerde bulundum Allah'a çok şükür onurlar yaşadım, başarılar yaşadım, herkese kısmet olmayacak mutluluk tattım. Ama her profesyonel gibi ben de görevimden ayrıldım. Eliştirileri zaman zaman sineye çekmiştim ama bu defa böyle yapmamaya karar verdim ve basın toplantısıyla, Türk futbolu ile ilgili tespitlerimi bugün sizlerle paylaşmak istiyorum. Bu bir sorgulama toplantısı, yargılama toplantısı değil. Lütfen bunu böyşle algılayın.

Verdiğin her karar, attığım her imzanın arkasındayım. Durmaya da devam edeceğim.

Bedeli kendinden bir başkasına ödetecek bir yapıda değilim. Her konuda çok sağlam kararlar verdiğime inanıyorum. Keşke dediklerim oldu tabii ki. Pişmanlıklarım var tabii ki. Ancak futbol bilgime, tecrübelerime güvendiğim için hep içimden gelen sesi dinledim. Yanlışlarım doğrularımı götürmedi.

Sözleşmem 2012 yılına kadar uzatıldı. Hasan Doğan'ın vasiyeti doğrultusunda çok kapsamlı bir faaliyetin gerekli olduğunu düşünüyorduk, çalışmalara da başlamıştık. 2010 finallerine gidebilmek en önemli hedefimizdi. Elenince istifamızı açıkladık. Vedalar hüzünlüdür. Belçika maçından sonra açıklama yapmam zorunlu oldu. Ancak güzel ayrılıkların yaşanmasına da örnek olmalıyız. Uyum içinde çalıştığım mesai arkadaşlarımızın daha rahat çalışmaları için bugün buradayız. Türk futboluna güzel bir gelecek sunmak için...

Bakıldığında; ttığımız gollelerin yediğimizden çok, galibiyetlerin mağlubiyetlerden çok olduğunu göreceksiniz. Bunu istatistiklerde göreceksiniz. Yani istikrarı göreceksiniz. 4 senedir istikrarlı görünüyoruz. Sahada oynanan futbol ve alınan sonuçların ötesinde çok yararlı işlere imza attık. Çizgidiğimiz görüntü sempatik, yenilgiyi kabul etmeyen bir takım olduk. Türk milli takımının marka değerinin de özellikle avrupa Şampiyonası sonrasında çok önemli bir yer tuttuğunu düşünülyorum. Muhakkak ki bun da yönetim becerisi önceliklidir. Ancak ürün kaliteli değilse, marifetiniz ne kadar büyük olursa olsun yukarıya çekmek zor olabilirdi.

En büyük hatam inanmak, inandırmak, kazanmak ve kazandıktan sonra insanları mutlu etmek en büyük hatam oldu. Bundan sonra beklenti arttı"

Atletico Madrid iddialarına esprili yanıt

Fatih Terim, Atletico Madrid'in başına geçeceği yönünde İspanyol basınında yer alan ve Türk medyasına da yansıyan iddialara esprili bir yanıt verdi.

Düzenlediği basın toplantısında sonraki planları ve Atletico Madrid'e gitme durumunun olup olmadığı yönündeki bir soru üzerine, gazeteciler tarafından pazar gecesi de pek çok kez arandığını ifade etti.

"Atletico Madrid'e gideceğim hakkında iddialar var. Bir tek ben bilmiyorum bu teklifi!" şeklinde esprili bir açıklama yapan vebunları söylerken de gülen Terim, sözlerini şöyle sürdürdü: "Başkanla konuştum iddiaları var. Belki adam iyi bir adam. Atletico Madrid'in teklifi beni onulandırır. Ancak ben bir kulüple çalışırken başka bir yerle görüşmedim. İstifam daha bugün resmiyet kazanacak. Atletico Madrid dünyanın en önemli kulüplerinden biri. Terim'i kimler isterse bunu bilmenize hakkınız var. Ben de bunu paylaşmaktan gurur duyarım."

Terim'in sözlerinden bazı satır başları şöyle

- Medya mensupları Dünya Kupası şansımız bittikten sonra günahlarımızı ve hatalarımızı yazmaya başladı. Dünya Kupası şansımız devam ederken bunlar yoktu.

- Bu bi sorgulama ve yargılama toplantısı değil. Bu bir paylaşım toplantısı. Bunu böyle algılayın. Bugün bütün sorularınızı yanıtlayacağım. Merak ettiğiniz birçok şeyi açıklayacağım.

- Sevgili basın mensupları. İyi kötü günlerimiz oldu. Galibiyetlerin sevincini, yenilgilerin üzüntülerin yaşadık. Ama hep aynı gemide yolculuk ettik.

- Bahanelerin arkasına sığınacak, şansım yaver gitmedi diyecek bir yapıya sahip olmadığımı biliyorsunuz. Görevde bulunduğum sürede kendi içinde tutarlı, kendinden emin ve sağlım kararlar verdiğime inanıyorum. Keşkelerim yok mu, tabii ki var.

- Kulüpler arası rekabet kızıştıkça yabancı oyuncu sayısı bir hayli arttı. Yıldız oyuncu sayısı son yıllarda çok azaldı. Bu oyuncuların da birçoğu milli takım maçlarında tanındı. Yabancı oyuncu trasnferine bazı kriterler getirilmeli. Takımların çoğu defans ve orta saha göbeği için yabancıları tercih ediyor. Bu pozisyonlardaki Türkler yeteri kadar şan alamıyor. Yabancıların serbest olmasından yanayım ama bunun yanında kriterler olmalı. Yurt dışında oynayan oyuncularımız arttırılmalı.

- Bunca yabancı transferine karşılık ligimiz çok da kaliteli değil. Avrupa’nın kalburüstü liglerinde oynayan futbolcularımızın sayısı çok az. Yarıştığımız takımlardan mesela İspanya’nın kadrosunda 29 oyuncudan 28’i İspanya ya da İngiltere’de oynuyor. Bosna’nın 25 oyuncusunda 1 tanesi Bosna’da oynuyor. Bizim milli takıma çağırdığımız isimlerden 28’i Süper Lig’den. Türkiye’nin Almanya, İspanya, İtalya, İngiltere gibi rekabetin yüksek olduğu liglerde oynayan futbolcularının çoğalması lazım.

Türk futbolcusu fizik kondisyonunun yetmediği gün, moral kondisyonu ile bunu tamamlar. Motivasyon sözcüğüne bu nedenle sihirli bir anlam yükselmiştir. Futbolcularımızı artık fizik açıdan da daha iyi yetiştirmeliyiz. Kulüplerimizi bu konuya daha çok önem vermeli.

Futbol topu ile okulları bir türlü barıştıramadık. Şu anda iki dev protokole rağmen herhangi bir adım atılmadı. Türk futbolcusu iyi eğitimli değil. Planlama ve koordinasyonda Avrupalı meslektaşlarının gerisinde. Üniversitelerden istifade alanımız çok düşük. Futbol sanki bilimden korkuyor.

Riva’ya kaç kez gittiğimizi hatırlamıyorum. Milli takımlar hala çağın şartlarına uygun örnek kamp ve eğitim merkezine kavuşabilmiş değil.

Türk futbolu Avrupa’daki futbolcuları izlemek konusunda çağın gerisinde kalmıştır. Avrupa’daki Türk futbolcuların çoğu anadilini konuşamıyor. Yaz kamplarına davet ediyoruz, sürekli izletiyoruz. Kulüplerimiz de oradaki 5-6 milyon gencimizden faydalanması lazım. Avrupa’daki izleme komitelerini bir avuç insana bırakmamalıyız.

Futboldaki artan maç trafiği, oyunun yüksek temposu ile birleşince sakatlıklar ülkemizde büyük bir sorun haline geldi. Sorunu sadece sağlık ekibine bağlamak sığ düşünceden öteye gitmez. Sporcularımızın beslenme düzenlerini ve kalitelerini mercek altına almalıyız. Futbolda dünya devi olmak için hep birlikte bir hamle yapmalıyız. Nasıl penaltıları gittiğimiz zaman milyonlarca kalp hep birlikte atıyorsa yine öyle olmalıyız.

Birlikte çalıştığım tüm başkan ve yöneticilere bana verdiği destekleri nedeniyle bir kez daha teşekkür ederken, Hasan Bey’i de bir kez daha anıyorum. Yardımcılarımdan Müfit Erkasap ve Eser Özaltındere benim kader birliği yaptığım ve futbolculuğumdan da tanıdığım arkadaşlarım. Onlara teşekkür ediyorum. Kısa süreli de olsa beraber çalıştığım Mehmet Özdilek’e teşekkür ediyorum. Başarılarıyla her zaman gurur duyuyorum. Metin Tekin ve Oğuz Çetin, her türlü eleştiriye rağmen kulaklarını tıkadılar ve karınca gibi çalıştılar. Onlara da teşekkür ederim.

Ayrılığımızın uzun süreli olmayacağını ve yazılan her şeyi okuduğumu ve anlamadığımı bir kez daha okuduğumu belirtmek istiyorum. Herkes hakkını helal etsin. Şimdi sorularınıza geçebiliriz.

Ben de istikrardan yanayım ama bazen olmuyor. Burada sevindirici bir tek şey var: Kaçırdığımız gollerin fazlalığıyla gidemedik Dünya Kupası’na. Bazen olmuyor. Olmamanın ceremesini de şu anda istifa ederek çekiyorum zaten.

Yerli ya da yabancı oyuncu konusunda ben fikrimi belirttim ama size de açıkçası bir sezenişte bulunmak istiyorum. Seversiniz sevmezsiniz ama bir milli maç var ve sokaklara düşüp yerli mi olsun yabancı mı olsun diye soruyorsunuz. Sevgi bekleyemem ama saygı beklemek hakkım. Pazardan yola çıktınız ve Pazartesi, Salı, Çarşamba sabahı soruyorsunuz, “Yerli mi olsun, yabancı mı olsun?”

Ben sorunları söylerken doktrinleri de arada verdim. Hatalarım olmuştur. “Ders almam ders veririm” lafını hataların içine katmıyorum. Bugün olsa yine söylerim. Onun dışında keşkelerimin ve hatalarımın olacağını da ifade ediyorum. Elimi taşımın altına sokuyorsam hatam olur. Bunları seve seve kabul ederim ama onu hayır! Okullarda neden futbol yok diyoruz. 50 bine yakın ilköğretim okulumuz var. 20 milyona yakın kız-erkek öğrencimiz var. Futbol nasıl yasak olur bir ülkede. Son günlerdeki güncel konulardan bir tanesi seçmeli ders haline getirilen Beden Eğitimi. Nasıl olacak bu iş? Bin sporcudan bir tane yıldız çıkıyor. En önemlisi 20 milyona yakın olan doğal kaynağa dönmektir. Protokoller imzalandı ama nerede? Her olimpiyattan sonra da olimpiyatları masaya yatırdığımızı unutmayın. TFF müfredatı yazmak üzere gençlerimiz böyle çalıştırılmalı diye. Burası en önce el atılması gereken yerdir.

Muhakkak ki TFF Başkanı ve Yönetim Kurulu olarak her şeyi düşünmüşlerdir. Oradaki insanlar boşu boşuna hareket etmezler. Dolayısıyla ona göre bir deklarasyon yayınlamışlardır. Ölçüp biçmişlerdir ve bunun zararlı olmayacağını düşünmüşlerdir. Ben olayı o şekilde algılıyorum. Yazmışlar, yazdırmışlardır. Ne hissettim o deklarasyon sonrası? Ne hissetmem gerekiyorsa onu hissettim.

Başkanımız ve yönetimimizle aramızda herhangi hiçbir şey olmamıştır ama gelişen olaylar bana böyle bir karar bırakmıştır. Ben de onu uyguladım.

Ben kimseyi suçlamayacağımı ve işi kişiselleştirmeyeceğimi ifade ettim ve bu konuda da ısrarlıyım. Ben 4 senede 4 başkanla çalıştığımı bilecek kadar çok zekiyim. Çalışanla çalışmayanı ayırt edecek kadar da vicdan sahibiyim. Bu basın toplantısını da ben söyledim. Sizden böyle bir talep gelmedi. Giderken iyi gitmek amacındayım ben. 2010’a doğru projesinin birçoğunu uyguladık. Deklarasyon kelimesinde istikrar varsa 4 başkanın ismini söylemek doğru olmaz. Güzel ayrılmak istiyorum.

Milli takımlarda olabilirim. Nasıl başka arkadaşlarımız milli takımlarda olabiliyorsa ben de olabilirim. İllaki kulüp takımıyla anlaşacağız diye bir şey yok.

Ne Mahmut Özgener ne de herhangi bir yöneticiyle en ufak bir sorunum olmadı. Bunu veda mesajımdan önce de ifade ettim şimdi de ifade ediyorum ancak sürece iyi bakmak lazım. Portekiz maçı sonrasına bakmak lazım. Çok çabuk unutuyoruz. Ben söylemek istemiyorum ama zorla irdeliyorsunuz. Maaştan, ondan, bundan bahsetmek istemiyorum. Belçika maçı öncesi bu kararı aldım. Maçtan önceki soyunma odasına gelmesine de “Bakalım başkan” demişimdir.

Kişisel sorular olursa sayılar çok artar. Sadece bir oyuncuyu konuşmak basın toplantısının seviyesine uygun düşmez. Çağrılmayan diğer arkadaşlara da saygısızlık olur. O dediğiniz arkadaşa da (Fatih Tekke’den bahsediyor) milli forma verilmiştir.

Güncellenme Tarihi : 25.3.2016 14:31

İLGİLİ HABERLER