Gündem
  • 18.5.2002 16:20

FLAŞ...FLAŞ...DİYANET FETVAYI VERDİ : KADINLAR ADET DÖNEMLERİNDE KURAN OKUYABİLİR NAMAZ KILABİLİR !...

KAYNAK : Haber Vitrini ANKARA/Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından düzenlenen "Güncel Dini Meseleler İstişare Toplantısı"nın sonuç bildirgesi yayınlandı.Toplantıya katılanların 'dini kimlikleri'tartışma konusu olurken,uzlaşılan hususlar bildirgede yer aldı.Sonuç bildirgesinde en çok kadının ele alındığı ortaya çıktı.İşte diyanetin kendi kafasına yaptığı dinde reformlar:kadınların adet dönemlerinde Kur'an okuyabilir.Kadınlar, günlük namazlarda, bayram, Cuma ve cenaze namazlarında cemaate iştirak edebilirler.Hiç bir islam ülkesinde uygulanmayan bu kararların pratikte nasıl uygulanacağı ise ayrı bir tartışma konusu oldu. Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından düzenlenen "Güncel Dini Meseleler İstişare Toplantısı"nın sonuç bildirgesi yayınlandı. Bildirgenin önemli bör bölümü "kadın problemi"ne ayrılırken, dini nikahın resmi nikahtan sonra yapılması, kadınların özel hallerinde Kur'an okuyabilecekleri ve namazlarda cemaate katılabilecekleri karara bağlandı. Bildirgede, ezanın "özgün diliyle" okunması gerektiği, duayı ise herkesin kendi dilinde okuması uygun görüldü. Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından Büyük Tarabya Oteli'nde düzenlenen ve üç gün süren "Güncel Dini Meseleler İstişare Toplantısı-l" sonuç bildirgesinin açıklanması bazı maddelerde anlaşma sağlanamaması nedeniyle yaklaşık 1 saat gecikti. Sonuç bildirgesini açıklayan Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Nuri Yılmaz, toplantıda farklı konuları tartışmak üzere 4 ayrı komisyonun çalışmalar yürüttüğünü ve halen yaşanan bazı problemleri çözüme kavuştururken bazılarında da önemli adımlar atıldığını söyledi. Yılmaz, "Genel Kurulda görüşülerek kabul edilen bu kararlar, din ile evrensel değerler arasında özde bir çatışmanın bulunmadığını ve sosyal değişmenin ortaya çıkardığı problemlerin sağlıklı bir perspektifle çözülmesinin mümkün olduğunu göstermektedir" dedi. KADIN SORUNU DAMGASINI VURDU Sonuç bildirgesi 39 maddeden oluştu. Toplantılar boyunca "Çağdaş dünyada kadın problemleri ile ilgili tartışmalar" başlığı altında sürdürülen görüşmelerde varılan sonuçlar 12 maddede toplandı. Bu maddelerden dikkat çekenler şöyle: ".`Kadın problemi' sadece günümüzün değil, insanlık tarihinin temel bir sorunudur. Özü itibariyle dinler bu sorunu hak ve adalet ölçüleri çerçevesinde çözmek için önemli düzenlemeler getirmiştir. İslam dininin getirdiği esaslar bu açıdan özel birn öneme sahiptir. Ancak erkek egemen toplum yapıları, dinlerin getirdiği bu iyileştirmeleri kabullenmekte zorlanmış, zaman içerisinde bunu tersine çevirecek bir anlayış içine girmişlerdir. Hatta, kadın aleyhtarı düşünce zaman zaman dini bir kisveye bürünmüştür. İslam'ın temel kaynaklarına göre kadın ve erkek eşit ve birbirini tamamlayan varlıklardır. Gerek ontolojik olarak, gerekse dini sorumluluk, hukuki ehliyet, temel hak ve hürriyetler bakımından ilkesel bazda kadın erkek ayrımı sözkonusu değildir. Ancak kadının konumunun belirlenmesinde, bu ilkesel esasların yanı sıra, İslam'ın doğup geliştiği toplumlardaki sosyal ve kültürel çevre, özellikle ataerkil aile yapısı etkili olmuştur. Bu durum, islam toplumlarında farklı kadın anlayışlarının ortaya çıkmasının da sebebidir. Kadın ile ilgili Kur'an ayetlerini anlamada ve yorumlamada, ayetlerin sosyo kültürel nüzul süreci ve literal(lafzi) anlamının yanı sıra hangi gayelerin esas alındığı da gözünde bulundurulmalıdır. Ayrıca, kadının sosyal ve hukuki statüsü konusunda daha ileri adımlar atılması Kur'an'ın ruhuna aykırı değildir. Bunun yanı sıra Kur'an-ı Kerim'in ana ilkeleri ve Hz. Peygamber'in kadın ile ilgili genel tavır ve prensipleri ışığında, cinsiyet ayrımını çağrıştıran, kadını kadın olduğu için aşağılayan ve temel hak ve hürriyetleriden mahrum bırakan bütün haber ve rivayetlerin ya özünden saptırılmış ya da uydurma olduğu dikkate alınmalıdır. Sözkonusu uydurma haber ve rivayetlerden dolayı, İslam dinini ve Peygamberini suçlama ilmi ve ahlaki değildir. Yukarıda ifade edilen kadın ile ilgili bütün yanlış düşünce ve telakkilerin ortadan kaldırılması sağlıklı bir eğitime bağlıdır. Nitekim Cumhuriyet ve çağdaşlaşma konseptinin temel hedeflerinden biri, kadının aile ve toplum içindeki satüsünün yükseltilmesidir. Bu hedefe ulaşabilmek, kız çocuklarının ve kadınların eğitim ve çalışma haklarının güvence altına alınmasına; fırsat imkan eşitliğinden tam olarak yararlanmalarına; olumlu ayrımcılık yöntemleriyle teşvik edilmelerine bağlıdır. Bu sebeple kız çocukları ve kadınların, eğitim ve çalışma olanaklarını kısıtlayan, engelleyen ya da engelleme ve kısıtlama ihtimali taşıyan anlayış ve uygulamalar yeniden gözden geçirilmeli ve gerekli düzenlemeler yapılmalıdır. Evlenme İslam kültüründe tarafların hür iradeleriyle oluşan bir sözleşme olarak düzenlenmiştir. Şahitler huzurunda yapılması gibi alaniyeti sağlayan şekil şartları dışında özel bir merasimi gerektirmez. Halk arasında dini nikah olarak bilinen uygulama, Türkiye'ye özgü tarihi, dini ve hukuki şartların ürünüdür. Ancak, eşlerin evlilikten doğan hakların zayi olmaması açısından, bu uygulamanın resmi nikahtan sonra yapılması tavsiyeye değer bulunmuştur .Müslüman hanımların gayrımüslim erkeklerle evliliği konusunun daha detaylı incelenerek bir sonraki toplantıda görüşülmesi uygun olacaktır. Kadınların özel hallerinde, namaz gibi dini yükümlülüklerinden muaf tutulmaları, onların temiz olmamaları sebebiyle değil, psikolojik ve fizyolojik yüklerini hafifletme düşüncesiyledir. Ancak kadınlar, bu gibi durumlarda, Kur'an okuyabilecekleri gibi mescitlere gidebilirler. Kadınlar, günlük namazlarda, bayram, Cuma ve cenaze namazlarında cemaate iştirak edebilirler. Hz. Peygamber dönemlerindeki uygulama dikkate alınarak, Cuma ve Bayram namazlarının kadın ve çocuklar için özendirilmesi gerekir." TÜRKCE EZAN Toplantının sonuç bildirgesinde Kur'an-ı Kerim'in değişik dillere çevrilmesi ve anlaşılır tefsirlerinin yapılmasına büyük ihtiyaç olduğu da vurgulandı. "Herkesin konuştuğu veya dilediği dilde kıraat farzını yerine getirmesi halinde, birçok kargaşanın, çekişmenin ve bölünmenin ortaya çıkacağı açıktır" denilen bildirgede, duayı herkesin kendi diliyle yapmasının doğal olduğu kaydedildi. Tartışmalara konu olan Türkçe ezan konusuna da yer verilen bildirgede, ezanın İslam'ın değişmez bir simgesi olduğu vurgulanarak, "Özgün dilinde okunması konusunda 15 asırlık bir gelenek ve ittifak sözkonusudur" denildi. Bildirgede ayrıca hac şurasının düzenlenmesi de öneriolarak yer aldı. Güncellenme Tarihi : 16.3.2016 16:53

İLGİLİ HABERLER