FLAŞ...FLAŞ...ECEVİT'TEN TEMMUZ AYINDA DA UMUT YOK
KAYNAK : Haber Vitrini
ANKARA/Star yazarı Zeynep Gürcanlı önemli bir bilgiye ulaşarak,Avrupa Birliği Komisyonu Başkanı Romano Prodi’nin Temmuz ayında Ankara’ya yapacağı ziyarete, Cumhurbaşkanı Sezer'in ev sahipliği edeceğini yazdı.Parodi'nin normalde Başbakan Ecevit'le bir araya gelmesi gerekirken,Dışişleri Bakanlığı harekete geçerek ev sahipliğini Sezer'e kaydırdı.Dışişleri Bakanlığı'nın bu girişimi, Başbakan Ecevit'in Temmuz Ayında da görevinin başında olamayacağının en somut göstergesi olarak kabul ediliyor.
İŞTE ZEYNEP GÜRCANLI'NIN YAZISI
Ecevit’ten Temmuz’da da ümit yok
Bakmayın siz doktor raporlarına. Ya da, DSP’nin ‘İstirahat yakında bitecek. Başbakan Bülent Ecevit görevinin başına dönecek’ açıklamalarına...
Devlet çarkının işleyişi, Başbakan Bülent Ecevit’in ‘Temmuz ayında da görev yapamaması’ ihtimaline göre şekilleniyor.
Başbakan, Türkiye’nin içişlerini evinden ya da hastaneden, önüne getirilen bazı evrakları imzalayarak, bazı bakanlarına telefonla talimat vererek yürütebiliyor.
Ancak dış politika böyle işlemiyor. Bizzat Başbakan’ın devreye girmesi, ülkeleri ziyaret edip, ziyaretçi kabul etmesi gerekiyor.
Başbakan hastalığı nedeniyle bu görevi yerine getiremeyince de...
Türkiye, ülke geleceği için ‘kritik’ sayılan ziyaretleri ‘Başbakansız’ olarak planlıyor.
Bunun en büyük örneği, Avrupa Birliği Komisyonu Başkanı Romano Prodi’nin Temmuz ayında Ankara’ya yapacağı ziyaret.
Prodi, Avrupa Birliği’nin ‘hükümeti’ konumunda olan komisyonun başkanlığını yürüttüğünden, Türkiye’deki muhattabı da Başbakan Bülent Ecevit.
Ancak bürokratlar Ecevit’in Temmuz ortasına kadar ‘kendine gelemeyeceğini’ hesaplamışlar, ya da bunun ‘resmi bilgisini’ almış olmalılar ki...
Prodi’nin ziyareti için ev sahibi olarak Başbakan Ecevit değil, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer hazırlanıyor...
Ziyaretin planlanmasının perde arkası son derece ilginç.
Aslında Prodi’nin gelmesi uzun süredir bekleniyordu. Hatta Türkiye, AB Komisyonu Başkanı’na bu ziyareti ‘Bir an önce yapması için’ sık sık telkinlerde de bulunuyordu.
Sonunda ziyaret tarihi için Temmuz ayı seçilmişti ki, Başbakan’ın ‘iş göremez halde’ olduğu ortaya çıktı. Hemen bir değerlendirme toplantısı yapıldı.
‘Prodi’nin ziyareti ertelensin mi, ertelenmesin mi?’ sorusu masaya yatırıldı.
Konu, evinde ya da hastanede ‘immobilize’ durumdaki Başbakan’a da aktırıldı.
Ve sonuçta, Ecevit’in de biraz ‘zorunluluktan’ verdiği izin ile Prodi’nin ziyaretinin ‘ertelenmemesi’, Cumhurbaşkanı Sezer tarafından ağırlanması kararlaştırıldı.
Buna bir de, Sezer’in Başbakan’ın yerine 23 Haziran’da Sevilla’da yapılacak, Türkiye için yine ‘kritik’ önem taşıyan Avrupa Birliği Zirve toplantısına katılmasını;
7 Haziran’da AB üyelik sürecini ele almak üzere TBMM’de temsil edilen tüm siyasi partilerin liderlerini Çankaya Köşkü’ne toplantıya çağırmasını ekleyin.
Ortaya şu tablo çıkıyor:
Türkiye’nin dış politikası, özellikle de Avrupa Birliği süreci hükümetten çok, Cumhurbaşkanı’na emanet...
Sezer, daha şimdiden çalışmaya başladı bile.
Son olarak, Dışişleri Bakanlığı’nın Avrupa Birliği dairesinden ilişkilerdeki son durum konusunda bir brifing aldı.
Dışişleri, daha önce koalisyonu oluşturan partilerin liderleri için hazırlanan bilgi notunu, biraz da genişleterek, Cumhurbaşkanı’na sundu.
Sezer, bununla da kalmadı.
Hukukçulardan da, özellikle idam cezasının kaldırılması, Kürtçe televizyon yayını ve eğitimin hukuki boyutları konusunda görüşler aldı. Ve ortaya şu sonuçlar çıktı:
İDAM- Türkiye’nin idam cezasını kaldırması için Anayasa değişikliğine gerek yok. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne ek 6 nolu protokolü imzalaması ve buna ilişkin 16 kanunda değişiklik yapması yeterli. Öcalan için yapılacak özel bir düzenleme ile PKK liderinin aftan yararlanması da engellenebilir.
KÜRTÇE TV- TRT’de 30’dan fazla dilde yayın yapılıyor. Kürtçe yayın yapılmasının da önünde de bir engel yok. Bunun için Anayasa değişikliği değil, RTÜK Kanunu’nda bir değişiklik yeterli olur.
KÜRTÇE EĞİTİM- Türkiye, Kopenhag kriterleri çerçevesinde vatandaşlarının günlük yaşamlarında kullandıkları dilleri devam ettirmelerini güvence altına alacağı taahhüdünü verdi. Bu çerçevede, Kürtçe’nin Milli Eğitim denetimindeki kurslarla öğretilmesinin önü açılabilir.
Ankara kulislerinde, Sezer’in özellikle idam ve Kürtçe televizyon konusunda hükümetin ANAP ve DSP kanatlarına daha yakın durduğu konuşuluyor. Ayrıca bu konuların ‘anayasa değişikliği gerektirmediğinin’ belirlenmesi de, MHP’nin devre dışı bırakılmasını kolaylaştırıyor.
AB sürecinde ilerleme ise, 7 Haziran toplantısında muhalefetin de ikna edilmesine kalmış görünüyor.
Ve son not, gerek iç, gerek dış politika ‘Başbakansız’ da yürüyor...
Güncellenme Tarihi : 16.3.2016 17:03