Gündem
  • 21.1.2006 10:49

FOTOĞRAFIN SIRRINI AĞCA MI AÇIKLAYACAK?

Günlerdir Mehmet Ali Ağca ile yatıp, onunla kalkıyoruz. Cezaevinden tahliye olduktan sonra tüm dikkatleri üzerinde toplayan Ağca’nın bir televizyon kanalına çıkıp önemli açıklamalarda bulunacağı konuşuluyor. Akli dengesi bozuk olduğu ileri sürülen ve Papa suikastiyle ilgili birçok gizli kalmış sırrı aydınlığa kavuşturacağını söyleyen Ağca’nın ne zaman, nasıl bir konuşma yapacağı ise merakla bekleniyor.

Sırrını koruyan fotoğraf

Büyük bir sır olarak saklanan olay ise iddialara göre Papa’nın vurulduğu meydanda eli silahlı ikinci bir kişinin varlığı... Meydanda bulunan bir turist tarafından hem de şans eseri çekildiği ileri sürülen fotoğrafta bulunan kişinin kimliği henüz tespit edilmiş değil. Ayakta duran ve elinde silahla görüntülenen kıvırcık saçlı olan kişinin Papa’yı vuran gerçek tetikçi olduğu söyleniyor. İkinci bir ihtimale göre ise fotoğraftaki kişi Mehmet Ali Ağca’yı öldürmek için görevlendirilen ikinci tetikçi. İtalyan gizli servisi SİSMİ tarafından da varlığı kabul edilen fotoğraftaki kişinin ise 1.80 boylarında, kıvırcık saçlı, kareli ceketli, kot pantolonlu bir italyan. Buna göre Papa suikastının ardındaki senaryolara bir yenisini daha eklemek mümkün.

Yalçın Özbey’den itiraflar

Almanya’da iki MİT görevlisine itiraflarda bulunan Abdi İpekçi cinayeti zanlılarından Yalçın Özbey’in ise söyledikleri ilginç. Mehmet Ali Ağca’yı kompleksli kişiliğiyle suçlayan Özbey, Ağca’nın kendisine aşırı güveni olduğunu ve muazzam silah kullanabilen delice cesaretinin bulunduğunu belirtiyor. Özbey bununla da kalmıyor, Ağca’nın 6 ayda İtalyanca’yı anadili gibi konuştuğunu cezaevinden çıktıktan sonra da hayati planını devreye sokacağını savunuyor. Peki Ağca’nın devreye sokmayı düşündüğü hayati plan ne? Gelen bilgilere göre Ağca’nın eski dava arkadaşları, üstü kül tutan suikastlarla ilgili gizli sırların ortaya çıkmasından endişe ediyor.

Ağca’nın mavi renk tutkusu ise kamuoyunda konuşulur hale geldi. Papa ile yaptığı görüşmede mavi kazak giyen ve cezaevinden çıktıktan sonra mavi kıyafetleri ile dikkat çeken Ağca bazı yerlere üstü kapalı mesaj gönderiyor. Giydiği spor ayakkabılarında bile mavi tonlara rastlanan Ağca’nın son model otomobillerle karşılanıp kış ayında mont giymemesi ise istihbaratçıların dikkatini çekiyor. Uzmanlar, Ağca’nın yakın çevresinin yaptığı ‘Fakirlikten dolayı üzerine giyecek montu bile yok’ açıklamalarına ise gülüyor. Bazı kişilere göre ise Ağca, mavi rengi Türklüğün sembolü, bazılarına göre ise özgürlüğü temsil ettiği için giyiyor.

Polisleri bile atlattı

Serbest kaldıktan sonra bir grup Malatyalı hemşerisi tarafından korunan Ağca’nın takip edilme korkusu gazetecilerle görevli polislere zor anlar yaşattı. Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Bush gibi dublör kullanan Ağca, gizli servisler tarafından takip edilmekten çekiniyor. İstanbul’da bulunan ve yeri sır gibi saklanan Mehmet Ali Ağca’nın kendisini takip etmek için görevlendirilen polisleri bile atlattığı ortaya çıktı. İstanbul trafiğinde bin bir cambazlıklar yapılarak kaçırılan Ağca’nın önümüzdeki günlerde nasıl bir karar alacağı ise merakla izleniyor.


‘Gerçekleri görüp teslim oldum’


Kamuoyu onu Özdemir Sabancı’nın uğradığı hain saldırı sonucunda tanıdı. Adı Mustafa Duyar. DHKP-C terör örgütünün tetikçilerinden. Fehriye Erdal ve Mustafa Akkol’la birlikte girdiği ikiz kulelerde kan kustular. Türkiye’nin ender yetiştirdiği isimlerden Özdemir Sabancı’yı katlettiler. Suikastten sonra ayrılıp başka ülkelere kaçtılar. İçlerinden bir tek o gerçekleri gördü. Türkiye’deki gençlerin nasıl kandırıldıklarını fark edip teslim olmaya karar verdi. MİT tarafından getirildiği İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nde başından geçen olaylar zincirini anlattı. İşte Mustafa Duyar’ın kendi ağzından anlattığı kaçış öyküsü ve sonrasında yaşadıkları...

En son Suriye’ye geçti

Dünya kamuoyu onlardan bahsediyor, yabancı ajanslar fotoğraflarını geçiyordu. Önce Yunanistan’a gitme talimatı almıştı. Örgütün de yardımıyla kaçak yollardan Yunanistan’a geçti. Burada örgütün üst düzey sorumlusu Faruk Ereren’in yanında saklandı. Onlar Türkiye’de sıkıntı çekerken örgütün üst düzeyi krallar gibi yaşıyordu. Bu durumu sorgulamayı bir kenara bırakın konuşmak dahi yasaktı... Yalnızca kendisine verilen talimatlara uyması gerekiyordu.

Ardından sahte kimlik ve pasaportla Almanya’ya oradan da Suriye’ye geçti. Burada yaşadığı bir olay ise hayatının dönüm noktasını oluşturdu. Alman polisi ile çatışmaya giren 4 DHKP-C militanı öldürülmüştü. Hücre evinde yapılan toplantıda örgütün sorumlularından Aslan Tayfun Özkök’ün ‘Öldüler ama silahları da yakalattılar’ sözüne kızdı. Örgüt için insanların hiç bir önemi yoktu. Gencecik insanlar kandırılmış bir ideal uğruna eli kanlı terörist yapılmıştı. Örgüt liderlerine göre ise silah ve cephanelik bu insanlardan daha değerliydi.

Konsolosluğa teslim oldu

O dönem polisten yapılan açıklamalara göre her ne kadar yakalanıp getirildiği söylense de Mustafa Duyar yakalanış öyküsünü kayıtlara geçenlerin tam tersi bir ifadeyle anlatıyordu. Duyar, yakalanmadığını aksine teslim olduğunu belirtiyordu. Duyar’ın ifadesine göre olaylar şöyle gelişti:

Hücre evinden kaçarak Türkiye’nin Şam Büyükelçiliği’ne sığındı. Ancak anlattıklarını ciddiye almayıp Türkiye’ye sığınmak isteyen göçmen zannettiler. Bu arada Suriye Gizli Servisi El Muhaberat’ın takibini farkeden Duyar ise kendisini bir otomobilin altına gizleyerek yakalanmaktan kurtuldu. Duyar’ın ısrarı üzerine harekete geçen Büyükelçilik, Türkiye’den parmak izi örneklerini istedi ve yaptığı karşılaştırma sonrası Duyar’ın suikast zanlısı olduğunu belirledi. Teslim olmak isteyen kişi Sabancı suikasti zanlılarından Mustafa Duyar’dı. Duyar, MİT tarafından apar topar alınarak Suriye’den İstanbul Emniyeti’ne getirildi. Buradaki sorgusu sırasında ise başından geçen olayları en ince ayrıntısına kadar anlattı...
(STAR) Güncellenme Tarihi : 25.3.2016 10:12

İLGİLİ HABERLER