Gündem
  • 9.11.2010 09:39

GÜL: AÇLIK VE FAKİRLİK EN FAZLA İSLAM ÜLKELERİNDE GÖRÜLÜYOR

OXFORD - Cumhurbaşkanı Gül, Oxford Üniversitesi İslam Araştırmaları Merkezi'nde ''İslam Dünyası, Demokrasi ve Kalkınma'' konulu bir konferans verdi. Konferansı, Cumhurbaşkanı Gül'ün eşi Hayrünnisa Gül, oğlu Mehmet Emre Gül, Türkiye'nin Londra Büyükelçisi Ünal Çeviköz de izledi. Gül'ün konferans verdiği salon, akademisyenler ve öğrenciler tarafından dolduruldu.
İngilizce yaptığı konuşmada, Oxford Üniversitesinde bulunmaktan duyduğu memnuniyeti dile getiren Gül, İslam Araştırmaları Merkezi'nin gösterdiği gelişimi yakından izlediğini söyledi.
Konuşmasında Avrupa'daki İslam izleri ve Rönesans dönemine kısaca değinen Gül, daha sonra İslam ile demokrasi ve kalkınma konuları arasındaki ilişkiye ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Birçok ebedi İslami değerin günümüzde de geçerli olduğunu dile getiren Gül, insanlığa barış, gelişim, adalet, cömertlik ve empati öğütleyen bu değerlerin daha iyi bir dünyanın yolunu aydınlattığını söyledi. Bilgelik, adalet, eşitlik, dayanışma, dostluk ve saygı gibi değerlerin İslam kültürünü oluşturduğunu ve İslam'ı evrensel bir medeniyet haline getirdiğini anlatan Gül, demokrasi ve kalkınma kavramlarının ise İslam dünyasına yabancı olduğunu söyledi.
Sömürgecilik dönemine kadar İslam dünyasının günlük hayatta demokrasi ve kalkınma kavramlarıyla bir sorun yaşamadığının öne sürülebileceğini ifade eden Gül, İslam devletlerinin geri kaldığı ve sömürgeciliğin yaşandığı dönemde demokrasi kavramının Müslümanların gözünde ''işgalcilerin aracı'' olarak görüldüğünü belirtti. Cumhurbaşkanı Gül, sömürgeciliğin İslam ülkelerinde politika, felsefe ve entelektüel verimliliği yok ettiğini kaydetti. Bu durumun sadece yönetenleri ve demokratik işleyişi ilgilendirmediğinin altını çizen Gül, demokratik anlayışın da kaybolduğunu vurguladı.
Sömürgeci etkisi altındaki geçmişlerinin İslam ülkelerini kendi kaderini yazma yetisinden mahrum bıraktığını da dile getiren Gül, batı tarafından İslam ülkelerine sunulan tek seçeneğin ''demokrasi ve kalkınma reçetelerinin hazır tüketimi'' olduğunu belirtti. Gül, bu durumun da demokrasi ve kalkınma kavramlarına yabancılığı derinleştirdiğini ve kökleştirdiğini ifade etti.

-İSLAM DÜNYASININ YAPISAL SORUNLARI-

Cumhurbaşkanı Gül, İslam dünyasındaki yabancılığın aşılması gerektiğinin altını çizerek, İslam dünyasının, bugünkü koşulların sömürgecilik ve aydınlanma çağından farklı olduğuna inandırılması gerektiğini ifade etti.
İslam dünyasında demokrasi ve insani gelişimin yerleşebileceğine dair politik ve ekonomik şartlar oluşturulmasının zorunluluğuna işaret eden Gül, bu ülkelerde İslam kültürünün demokrasi ve kalkınmayla ilişkili özelliklerinin sistematik olarak öğretilmesi gerektiğini söyledi.
İslam dünyasının bazı yapısal sorunlarına da değinen Gül, İslam ülkelerindeki ekonomik ve sosyal gelişmenin potansiyellerinin çok altında olduğunu, doğal kaynakların çoğuna sahip olan bu ülkelerin hak ettikleri payları almadıklarını, dünya nüfusunun yüzde 22'sini oluşturan İslam nüfusuna dünya ekonomisinin yüzde 7'sinin geri döndüğünü, açlık ve fakirliğin en fazla İslam ülkelerinde görüldüğünü, çatışma, şiddet ve doğal afet gibi etkenlerin de bu olumsuzlukları derinleştirdiğini söyledi.
İslam ülkelerinin eğitim ve sağlık gibi konularda da diğer ülkelerin gerisinde kaldığını dile getiren Gül, okur yazar oranının dünya ortalamasının altında olduğunu kaydetti.
Sürdürülebilir kalkınmanın ancak tutarlı, şeffaf ve sorumlu ülkelerle mümkün olabileceğine işaret eden Gül, politik ve sosyal katılımcılığa önem veren bir yönetimin geliştirilmesine ihtiyaç olduğunu ifade etti.
Cumhurbaşkanı Gül, başkalarını suçlamanın kolay ancak boş bir yol olduğunu belirterek, İslam dünyasının en büyük erdemlerden biri olan öz eleştiriye yönelmesi gerektiğini söyledi. İslam dünyasının vizyon sahibi, cesur ve özgüvenli olmasını isteyen Gül, şöyle konuştu:
''Yeni fikirler, geniş ufuklar manevi zenginliğimizi ve bu çağda yaşamamıza değecek sinerji yaratmamızı tamamlamalı. Bunun için başlangıç noktası da barışçıl ve hoşgörülü mirasımızı daha özgür, demokratik ve gelişmiş dünyaya açılmamızı sağlayacak etkin mekanizmalara uyarlamak olmalı. Demokrasi, insan hakları, iyi yönetim ve sorumluluk artık ne bir lükstür ne de bir seçenektir. Hiçbir toplum bu dönüşüme karşı duramaz.''
Anlaşmazlık, kışkırtıcılık ve savaşın insan ve kaynak kaybından başka işe yaramadığını vurgulayan Gül, ekonomik ve sosyal yollarla desteklenmeyen güvenlik önlemlerinin sonuç vermediğini dile getirdi. Gül, ekonomik refah ve siyasi istikrarın birbirine paralel gittiğinin gözden kaçırılmaması ve bu nedenle her zaman yüksek standartların hedeflenmesi gerektiğini söyledi.

ÖDÜLÜ SADECE KİŞİSEL BAŞARILAR GETİRMEDİ
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, 2010 Chatham House ödülünü, sadece kişisel başarılarından değil, Türkiye'nin de son yıllardaki başarılarından dolayı aldığına inandığını söyledi.
First dergisi, Cumhurbaşkanı Gül'ün İngiltere'nin önde gelen düşünce kuruluşlarından Kraliyet Uluslararası İlişkiler Enstitüsü Chatham House'un ''Yılın Devlet Adamı'' ödülünü alması ve İngiltere ziyareti dolayısıyla Türkiye ile ilgili özel bir rapor yayımladı.
''Türkiye: Gelişmekte Olan Küresel Oyuncu- Özel Rapor'' başlıklı dergide, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'le yapılan söyleşinin yanı sıra, İngiltere Başbakanı David Cameron'ın mesajı, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan'ın sözlerinin yer aldığı ekonomiyle ilgili bir makalenin de aralarında bulunduğu çok sayıda makaleye yer verildi.
Gül dergiye demecinde, Chatham House ödülünü almaktan duyduğu memnuniyeti dile getirerek, ''Sadece kişisel başarılarımdan değil, Türkiye'nin de son yıllardaki başarılarından dolayı bu ödülü aldığıma inanıyorum'' dedi.
Türkiye'de son yıllarda siyasi reformların yanı sıra, ekonomi alanında da önemli reformlar yapıldığına dikkati çeken Gül, ''Türkiye'nin dış politikasında da hem komşularımıza hem de bölgemizde, güvenlik, istikrar ve ekonomik işbirliğini vurguladık'' ifadesini kullandı.
Kıbrıs sorunuyla ilgili bir soru üzerine Gül, ''Bildiğiniz gibi, AB'nin üye olmak isteyen tüm ülkelere uyguladığı temel bir prensip var. Bu da o ülkenin kendi içindeki ve bölgesindeki konuları çözmek. Ancak bu prensip, Kıbrıs'la ihlal edilmiştir'' dedi.
Türkiye'nin büyük ve Müslüman bir ülke olmasının AB üyeliği konusunda engel teşkil etmesiyle ilgili kimi AB liderlerinin görüşlerinin hatırlatılması üzerine ise Gül, ''Bu tür tutumlar yanlış, çünkü İslamiyetin Avrupa'nın parçası olduğuna inanıyorum. Birçok Müslüman İngiliz, Fransız ve Alman vatandaşı var. Balkan ülkelerinin tarihine baktığımızda da her zaman İslamiyetin etkisi olduğunu görüyoruz'' diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Gül, AB'den örneğin Müslümanlar dışlandığı zaman, birliğin ''Hristiyan kulübü''ne dönüşeceğini, bunun da AB'nin demokrasi, insan hakları ve serbest pazar ekonomisi gibi değerlerine aykırı olduğunu belirtti.

-CAMERON: ''TÜRKİYE'Lİ AB, GÜÇLÜ OLACAKTIR''-

İngiltere Başbakanı David Cameron da raporun başında yer alan mesajında, ''Cumhurbaşkanı Gül'ün Türkiye'de son yıllardaki siyasi reform ve uzlaşmaya katkılarından dolayı, 2010 Chatham House ödülünü almasından mutluluk duydum. Bu ödülü, Türkiye'nin dünya sahnesindeki yerinin kutlanması olarak görüyorum'' ifadesini kullandı.
Türkiye'yi geçen Temmuz ayında ziyaret ettiğinde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile İngiltere ve Türkiye arasında yeni bir stratejik ortaklık başlattıklarını anımsatan Cameron mesajında şunları kaydetti:
''Ziyaretim sırasında da ifade ettiğim gibi, NATO'daki en yakın müttefiklerimizden biri olarak Türkiye, Avrupa siyasetinde en üst sırada yer almayı hak ediyor. İngiltere, Türkiye'nin AB'ye katılım isteğini desteklemeyi sürdürecektir. Türkiye'nin üyeliğiyle AB güçlü olacaktır.''
Dergide yer alan Türk ekonomisi ile ilgili bir makalede, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan'ın ''Türkiye, ekonomik büyümesine devam ediyor. Bu büyümenin devam etmesi için bazı ön koşullar var. Türkiye'nin Avrupa'dan daha hızlı büyüyeceğini ortaya koyan güçlü göstergeler var'' sözlerine yer verildi.
İngiltere'nin eski Dışişleri Bakanı Jack Straw da dergideki röportajında, Cumhurbaşkanı Gül ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'dan övgüyle bahsetti. Türkiye'nin AB üyeliğine verdiği desteği vurgulayan Straw, Türkiye'nin AB için bir değer olduğunu kaydetti.
Dergide ayrıca, Chatham House Direktörü Robin Niblett, Türkiye'nin Londra Büyükelçisi Ünal Çeviköz, İngiltere'nin Ankara Büyükelçisi David Reddaway, TÜSİAD Başkanı Ümit Boyner, Akbank Yönetim Kurulu Başkanı Suzan Sabancı Dinçer, Doğan Holding Yönetim Kurulu Başkanı Arzuhan Doğan Yalçındağ ve Çalık Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Çalık'ın, Türkiye-İngiltere ilişkileriyle ilgili makaleleri yer aldı.

Güncellenme Tarihi : 24.3.2016 01:56

İLGİLİ HABERLER