Ekonomi
  • 19.5.2010 13:49

GÜN OLDU VE DEVRAN DÖNDÜ… TÜRKİYE ÖĞÜT VERİYOR, AB DİNLİYOR

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, “avro bölgesinin, bizim yaptığımıza benzer bir Mali Kurala ihtiyacı var” dedi.
Başbakan Yardımcısı Ali babacan, AA muhabirinin sorularını yanıtladı.
Babacan, bir soru üzerine, AB’nin de Mali Kural ile yakından ilgilendiğini belirterek, “AB’nin, gerekli yaptırımı ve kontrolü içeren, çerçevesi iyi çizilmiş Mali Kuralı mutlaka gerçekleştirmesi gerekir” dedi.
Babacan, “AB ülkeleri Maliye ve Ekonomi bakanları ile yaptığımı görüşmelerde, Mali Kural ile ilgili bir arayış içinde olduklarını gördüm” şeklinde konuştu.
Avrupa için para birliği önemli ancak, artık bundan sonra, sadece para politikalarıyla bu birliğin yürütülmesi mümkün değil, mutlaka bunun mali politikalarla desteklenmesi gerekiyor.
Ali Babacan, Rehn’in, AB ülkeleri Ekonomi ve Maliye Bakanları toplantısında yaptığı konuşmada, Türkiye’nin ve diğer mali kural örneklerini yakından inceleyeceğini söylediğini de vurguladı.
Babacan AB Maliye-Ekonomi bakanlarının, Brüksel’deki toplantıda Türkiye’nin mali istikrarı korumakla önemli kazanımlar elde ettiğini vurguladıklarını, Rehn’in de, Türkiye’nin, geçmiş yıllar göz önünde bulundurulduğunda, yaklaşan seçimlere rağmen, mali programın ciddi bir şekilde uygulanacağı görüşünde olduğunu söylediğini kaydetti.

TÜRKİYE İLE AB’Yİ AYIRAN EN ÖNEMLİ NOKTA...

AB’nin bütçe açığı ve borç yapısına da değinen Ali Babacan, önümüzdeki dönemde, ne kadar tedbir uygularlarsa uygulasınlar, AB’deki yüksek borç stoğunun yıllarca süreceğini süreceğini, alınan tedbirlerin ise kamu borç stoğunu yavaşlatmaya yönelik tedbirler olduğunu, yüksek borç stoğunun, AB’nin gelecek nesillerinin sırtında da yük olmaya devam edeceğini belirti.
AB ülkelerinin borç örneklerini veren Babacan, İngiltere’nin, 2007 sonunda, borcu Milli Gelirine oranla yüzde 45 iken, 2009 sonunda yüzde 68 olduğunu ve 2011 sonunda, AB Komisyonu tahmininin yüzde 87 olduğunu, yani dört yılda ikiye katlandığını vurguladı.
İtalya’nın borcunun, Milli Gelire oranı itibarıyla, 2007 sonunda yüzde 103 olduğunu hatırlatan Babacan, 2009 yılında bunun yüzde 115 olduğunu, 2011 yılında da yüzde 118’e çıkacağını bildirdi.
Babacan, bugün en çok konuşulan ülkelerin başında gelen İspanya’nın borcun Milli Gelirine oranının ise 2007 sonunda yüzde 36, 2009’da yüzde 53 olduğunu ve 2011’de yüzde 72,5’e çıkacağını kaydetti.
Babacan, Türkiye ile İspanya’yı kıyaslarken ise Türkiye’nin, borcunun Milli Gelire oranının, 2007 sonunda yüzde 39,4 iken 2009 yılında yüzde 45,5 olduğunu ve 2011 yılında ise yüzde yüzde 45,5’ten çok daha aşağılarda gerçekleşeceğini belirterek, aynı dönemde İspanya’nın borcunun ise yüzde 72,5 olacağını ifade etti.
Ali Babacan, “bizi AB ülkelerinden ayıran en önemli nokta, bizim borç stoğumuzun kontrol altında olmasıdır” dedi.
Babacan, “bizim geçen yıl Eylül ayında yaptığımız çıkış stratejilerini Avrupa ülkeleri yeni yeni yapmaya başladılar. İlk Yunanistan başladı, İspanya ve Portekiz ile diğer Avrupa ülkeleri ve özellikle de İngiltere de benzer hazırlıkları içinde bulunuyor. Bu tedbirler uygulanırsa, Avro bölgesi için olumlu sonuçlar vereceği belirtiliyor” şeklinde konuştu.

AB’DEKİ KRİZİN TÜRKİYE İÇİN YARATTIĞI FIRSAT: KOBİLER

Başbakan Yardımcısı Babacan, Türkiye’nin, dış ticaretinin yarısını gerçekleştirdiği AB’deki ekonomik krizden ticaret açısından olumsuz etkileneceğini ancak burada yeni bir fırsatın ortaya çıktığını söyledi.
Babacan, Avrupa’daki pazarın daralması, Türkiye’deki pazarın ve ekonomik büyümenin artmasıyla, ekonomik öngörülebilirliğin de güçlenmesiyle Almanya başta olmak üzere Avrupa’daki KOBİ’lerin Türkiye’ye yatırıma geleceklerini söyledi.
Almanya ve İtalya’da çok sayıda KOBİ’nin olduğunun altını çizen Babacan, Türkiye’nin, buradaki KOBİ’ler için çok uygun bir yatırım ortamı oluşturacağını belirterek, “AB ekonomisindeki kriz, Türkiye için yeni bir alan açıyor” şeklinde konuştu.

YENİ NESİL YAPISAL REFORMLAR

Başbakan Yardımcısı Babacan, önümüzdeki dönemde, Türkiye’nin daha önce başlattığı yapısal reformları tamamlayarak, yeni nesil reformlar gerçekleştireceğini söyledi.
Bundan sonraki yapısal reformları, “iş ortamının ve yatırım ortamının geliştirilmesi, Borçlar Kanunu, Ticaret Kanunu, bankacılıkla ilgili rafine reformlar, gelir idaresinin yapılanması, vergi ile kayıt dışılık” olarak sıralayan Babacan, “bence Türkiye’nin önündeki en önemli yapısal reform, yargı reformudur” dedi.
Yargı sürecinin çok uzun olduğunu ve benzer davalarda farklı hükümlerin verildiğini belirten Babacan, Türkiye’nin, uluslararası standartlarda çalışan bir yargı sistemi olmaması durumunda, önünün açılamayacağını söyledi.

CDS’LERİN KALDIRILMASI, YASAKLANMASI DOĞRU OLMAZ

Avrupa Birliği’nde CDS’lerin kaldırılması konusu tartışılırken Babacan,
“risk primi (CDS)” olarak da isimlendirilen sigorta primlerinin çok önemli bir fonksiyona sahip olduklarını, bu sayede yatırımcıların daha iyi karar verebildiklerini kaydetti.
Babacan, CDS’lerin yasaklanması konusunda şunları söyledi:
“Sigorta bir ihtiyaç ve yatırımcı, enstrümanını satın aldığı ülkenin
riskini sigorta etmek istiyor. Spekülasyon için yakından izleyebilirsin, SPK gibi
kuruluşlar bunu yakından izleyebilirler. Yasaklama, işlemlerin bilanço dışına
kaymasına neden olur ve özel sözleşmelerle yapmaya başlarlar engel olamazsın
yani”
Avrupa Birliği’nde CDS’lerin kaldırılması konusu tartışılıyordu.
Avrupalı liderler, ABD’de patlak veren krizle birlikte tüm dünyanın
yakından takip etmeye başladığı CDS (Credit Default Swap) piyasasının kaldırılmasını istiyor.
Yunanistan Başbakanı Yorgo Papandreu, Almanya Başbakanı Angela Merkel, Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy ve Eurogroup Başkanı Jean-Claude Juncker ile birlikte CDS pazarının kapatılıp kapatılmaması konusunda ABD Başkanı Obama;ya mektup yazmışlardı.

TÜRKİYE, STANDARTLARDA AB NORMLARINDA

Türk Standardları Enstitüsü (TSE) Başkanı Tahir Büyükhelvacıgil, Türkiye’de şu anda 30 bin standardın yürürlükte olduğunu belirterek, “Tüm standartlar AB normlarıyla uyumlaştırılmış durumda. Bu da Türkiye’de yapılan ürünler AB standartlarında üretilen ürünler demektir” dedi.
Büyükhelvacıgil, AA muhabirine yaptığı açıklamada, sanayide önde gelen ülkelerin sanayinin vazgeçilmez olduğunu vurgulamak için milli standardizasyon stratejisi yayımladığını belirtti.
ABD başta olmak üzere Almanya, Fransa, İngiltere gibi birçok ülkenin milli standardizasyon stratejisi yayımladığını ifade eden Büyükhelvacıgil, “Bu ülkeler, ’Endüstride lider olmak istiyorsak, standartlarda da deklare eden kuruluşlar olmamız lazım’ demişler ve bunu başarmışlar. Bundaki amaç ülke olarak sanayide lider olmaktır. Biz de ülke olarak buna önem vermeliyiz” dedi.

BİR ÜLKE BÜYÜYECEKSE SANAYİSİZ, GELİŞECEKSE STANDARTSIZ OLAMAZ

Büyükhelvacıgil, TSE’nin dünyanın önde gelen 10 büyük kuruluşundan bir tanesi olduğunu vurgulayarak, şunları kaydetti:
“Türkiye’de şu anda 30 bin standart yürürlükte. Tüm standartlar AB normlarıyla uyumlaştırılmış durumda. Bu da Türkiye’de yapılan ürünler AB standartlarında üretilen ürünler demektir. 67 ülkeyle 87 kuruluşla protokol imzalamışız. Göreve geldiğimizden beri 2 yılda 21 ülkeyle protokol imzalandı. En son Yunanistan ile imzaladık. Mutabakat zaptı, Enstitümüzün rutin yurt dışı faaliyetleri kapsamında olup, standardizasyon ve uygunluk değerlendirmesi alanlarında teknik işbirliği, uluslararası alanda karşılıklı destek sağlama, doküman teatisi, eğitim ve karşılıklı uzman değişimini içermektedir.
İlk etapta Suudi Arabistan, Yunanistan, Suriye ile bir eylem planı
hazırlıyoruz. Yunanistan sanayinin önünü açarsa biz de orada büyük yatırımlar
yapabiliriz. Komşularla sıfır problem bizi de çok önemli yerlere taşıyor. İş
aleminin önü açılıyor. Bir ülke büyüyecekse sanayisiz gelişecekse standartsız
olmaz. Kendi standartlarını kabul ettiren bir ülke olmamız lazım. TSE şimdiye
kadar bu işi çok güzel yapmış”
TSE’nin üründe kalite belgelendirmesinin insanların mal ve can güvenliği açısından özellikle gıda ürünlerinde doğru ürünleri kullandığı anlamına geldiğini anlatan Büyükhelvacıgil, o açıdan vatandaşın TSE belgeli ürünleri aramalarının onların sağlığı açısından önemli olduğunu vurguladı.
Sanayicinin de TSE belgesine ne kadar sahip çıkarsa onun da önünün o kadar açılacağını dile getiren Büyükhelvacıgil, “Sanayicinin TSE belgesine sahip çıkması hem yurt içinde hem yurt dışında ’ürünü rahatça dolaşabilecek’ demektir. Bu belge son derece dikkatli veriliyor” diye konuştu.
Büyükhelvacıgil, sanayicilerin, AB ile standart uyumu aktivitelerine doğrudan ve etkin şekilde katılmasını önemli gördüklerini sözlerine ekledi.

Güncellenme Tarihi : 24.3.2016 07:38

İLGİLİ HABERLER