Adalet Bakanı Akın Gürlek, 90'lı yılların çözülemeyen 3 faili meçhul dosyasının daha raftan indirildiğini duyurdu. Gürlek “Uğur Mumcu, Çetin Emeç, Bahriye Üçok dosyalarına da bakılıyor” dedi. 3 isim nasıl öldürüldü? Neler olmuştu? İşte cinayetlere dair son detaylar…
Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü bünyesinde kurulan Faili Meçhul Suçlarla Mücadele Birimi Türkiye’deki faili meçhul cinayetleri tek tek aydınlatırken, dikkatler 3 cinayete çevrildi.
3 DOSYA RAFTAN İNDİ
Adalet Bakanı Akın Gürlek, 90'lı yıllarda Türkiye'yi sarsan suikast dosyalarının da raftan indirildiğini açıkladı. Bakan Gürlek “Zamanaşımına uğramamış dosyaları alıyoruz. Burada tabii önemli dosyalar da var; Uğur Mumcu, Çetin Emeç, Bahriye Üçok gibi dosyalar da var. Bunlara da bakılıyor. İnşallah bunlar da çözümlenir" dedi.

680 DOSYA BÜROYA ALINDI
Faili Meçhul Suçlarla Mücadele Birimi'nin bugüne kadar 20-25 yıl önce işlenmiş 28 cinayeti aydınlattığını ifade eden Gürlek, 680 civarında dosyanın büroya alındığını, bunların hepsinin tek tek incelendiğini söyledi.

“DEVLET MUTLAKA HESABINI SORAR"
Faili meçhul suçlarla mücadeleyi şahsen çok önemsediklerini belirten Gürlek “Devlet mutlaka hesabını sorar. O zaman ortaya çıkmamıştır ama daha sonradan mutlaka bunu yapanları ortaya çıkarmak devletin en büyük görevidir. Bizim buradaki asıl mesajımız da, asıl yani bu büroyu kurma amacımız da suçlarla ve suçluyla mücadele konusunda kararlılığımızı ortaya koymak. Özellikle 15-20 yıl önce işlenmiş bir cinayetin elbette ortaya çıkarılması, failin ortaya çıkarılması, adalet önünde hesap vermesi vatandaş için gerçekten çok önemli. Büro çalışıyor” diye konuştu.
GÜNÜN ÖZETİ

Bahriye Üçok
BAHRİYE ÜÇOK NASIL ÖLDÜ?
Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'nin ilk kadın akademisyeni ve Türkiye'nin ilk kadın ilahiyatçısı Bahriye Üçok, İddiaya göre Kasım 1988'de televizyonda yapılan bir açık oturumda yaptığı açıklamalar sonrasında tehditler almaya başladı.
BOMBALI KARGO İLE ÖLDÜRÜLDÜ
Üçok, 6 Ekim 1990 günü Ankara'nın Çankaya ilçesindeki evine, kargo tarafından ulaştırılan ve gönderici olarak İlmî Araştırmalar Vakfı'nın göründüğü kitap paketini aldı.
Bomba olabileceği şüphesiyle paketi kapısının önünde açmaya çalışırken, paketin içine yerleştirilmiş olan bomba patladı. Ağır yaralı olarak Hacettepe Tıp Fakültesi Acil Servisi'ne kaldırılan Üçok, hastanede hayatını kaybetti.
Cinayeti önce İslâmi Hareket adlı örgüt üstlendi, ancak yargı sürecinde failin Tevhid-Selam adlı başka bir örgüt olduğu ortaya çıktı.
Bombalı paketi kabul eden 'kargocu kız' olarak da tanınan Gülay Calap 16 Ocak 1994 tarihinde İzmir'de gözaltına alınsa da cinayetin arkasındaki sır perdesi uzun süre tam olarak aralanamadı.

Çetin Emeç
ÇETİN EMEÇ NASIL ÖLDÜ?
Meslek hayatına, "Son Posta" gazetesinde başlayan, son olarak Hürriyet Gazetesi Yönetim Kurulu üyeliği ve gazetenin yazarlığını yapan Çetin Emeç 7 Mart 1990'da, gazete binasına gitmek üzere Kadıköy Suadiye'deki evinin önünde aracına bindi.
Emeç, o esnada çapraz ateşe tutulan otomobilde vücudunun çeşitli yerlerinden aldığı kurşunlarla 55 yaşında hayatını kaybetti. Otomobilden çıkarak kaçmaya çalışan Emeç'in şoförü Sinan Ercan da yaklaşık 15 metre ileride saldırganlar tarafından katledildi. Çetin Emeç'i katleden saldırganlar, olayın ardından kaçtıkları otomobili Bostancı'da terk ederek izlerini kaybettirdi. Cinayetten 6 yıl sonra zanlılarından İrfan Çağrıcı, 2 Mart 1996'da Kadıköy'de bir banka şubesinde "Rasim Ayar" adına düzenlenmiş sahte kimlikle yakalandı.
OTOMOBİLİ ÇARPRAZ ATEŞE TUTULDU
Çetin Emeç'in öldürülmesine ilişkin dönemin İstanbul 3 No'lu Devlet Güvenlik Mahkemesinde yasa dışı "İslami Hareket Örgütü" davası açıldı.
İddianamede, Emeç'in Suadiye Suyanı Sokak'taki evine 7 Mart 1990'da gelen örgüt üyelerinden Tamer Arslan'ın, Levent'te gasp edilen 34 FFE 21 plakalı otomobili kullandığı, İrfan Çağrıcı'nın ön, Muzaffer Dalmaz'ın da arka koltukta oturduğu, Çağrıcı'nın İran uyruklu "Mustafa" ve "Ali" adlı kişilerin verdiği çantadan çıkarttığı silahları araçtakilere dağıttığı ifade edildi.
Çetin Emeç'in evinden çıktığı anda sanıkların kar maskelerini taktığı, Tamer Arslan'ın otomobille Emeç'in otomobilinin önünü keserek hareket etmesini engellediği vurgulanan iddianamede, Çağrıcı'nın Emeç'e, Dalmaz'ın da önce şoför Sinan Ercan'a, daha sonra da Çetin Emeç'e ateş ettiği yer aldı.
İddianamede, eylemin ardından Ahmet Kerimi'nin İrfan Çağrıcı'ya 10 bin dolar verdiği ve bu paralarla çeşitli semtlerde hücre evleri tutulduğu da anlatıldı.

Uğur Mumcu
UĞUR MUMCU NASIL ÖLDÜ?
Gazeteci Uğur Mumcu, 12 Mart 1971 dönemindeki bir yazısında kullandığı "ordu uyanık olmalı" sözleriyle, "orduya hakaret etmek" ve "sosyal bir sınıfın öteki sosyal sınıflar üzerinde tahakkümünü kurmak" suçunu işlediği iddiasıyla gözaltına alındı. Mamak Askeri Cezaevinde bir yıla yakın tutuklu kalan, yargılandığı davada 7 yıl hapse mahkum edilen Mumcu, kararın Yargıtay tarafından bozulması üzerine tahliye edildi.
ARABASINA BOMBA YERLEŞTİRİLDİ
Uğur Mumcu, Yazar Musa Anter'in öldürülmesinden sonra 27 Eylül 1992'de Cumhuriyet gazetesinde kaleme aldığı "Dipsiz Kuyu" başlıklı yazısının ardından 24 Ocak 1993'te arabasına yerleştirilen bombanın patlaması sonucu hayatını kaybetti. Suikastı, İBDA-C ve Hizbullah gibi örgütler üstlense de aradan geçen 33 yıla rağmen cinayetin üzerindeki sis perdesi aralanamadı.
İlk yargılamalar, Mumcu'nun ölümünden 7 yıl sonra başladı. Mumcu suikastı ile Prof. Dr. Ahmet Taner Kışlalı, Prof. Dr. Muammer Aksoy ve Doç. Dr. Bahriye Üçok cinayetlerini de kapsayan davanın adı "Umut" oldu.
İlk derece mahkemenin kararının Yargıtay tarafından bozulmasının ardından, yeniden görülen davada, 3 sanık "yasa dışı Tevhid-Selam ve Kudüs Ordusu örgütünü kurmak ve yönetmek" suçundan, 5 sanık ise aynı örgüte üyelikten çeşitli sürelerde hapis cezalarına mahkum edildi. Bu kapsamda sanıklardan Mehmet Ali Tekin, Hasan Kılıç ve Ekrem Baytap, "silahlı suç örgütü kurma ve yönetme" eylemlerinden 12 yıl 6'şar ay hapisle cezalandırıldı.
Sanıklar Abdulhamit Çelik, Fatih Aydın, Yusuf Karakuş, Mehmet Şahin ve Recep Aydın'a ise "silahlı suç örgütü üyesi olmak"tan 6 yıl 3'er ay hapis cezası verildi.
Öte yandan suikastın kilit ismi olarak bilinen ve bombayı araca yerleştirdiği öne sürülen davanın firari sanıklarından Oğuz Demir'in dosyası ayrıldı.




