Küresel altın piyasalarında ezber bozan bir dönem yaşanıyor. Jeopolitik risklerin zirve yaptığı süreçlerde "güvenli liman" olarak öne çıkması beklenen altın, son dönemde tersi bir grafik sergileyerek yatırımcısını şaşırttı. ABD ile İran arasındaki gerilim, güçlenen dolar endeksi ve petrol fiyatlarındaki hareketlilikle birlikte baskı altında kalan sarı metal, 4 ay üst üste değer kaybederek son 18 yılın en dikkat çekici düşüş serilerinden birine imza attı.
Peki, bu sert geri çekilme geçici bir düzeltme mi, yoksa piyasalarda yeni bir dönemin mi habercisi? Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Abdülkadir Develi, CNN Türk yayınında altın piyasasındaki bu sıra dışı gelişmeleri değerlendirdi ve yatırımcılara önemli uyarılarda bulundu.
"ALTINA NE SAVAŞ YARADI NE BARIŞ"
Gelişmeleri apayrı bir katmanda değerlendirmek gerektiğini belirten Prof. Dr. Abdülkadir Develi, jeopolitik belirsizliklerin normal şartlarda altını desteklediğini ancak mevcut süreçte küresel enflasyon ve faiz sarmalının bu kuralı bozduğunu ifade etti. Ons altının bir dönem 5.600 dolar seviyelerine kadar çıktığını hatırlatan Develi, aylık bazda yaşanan %12,7'lik tarihi düşüşe dikkat çekerek şu analizi yaptı:
"Savaş bitti, mutabakat var, görüşmeler devam ediyor. Yani ortada bir barış süreci de var aslında. Fakat altına ne barış yaradı ne de savaş yaradı bu süreçte. Enerji maliyetlerindeki değişimlere ve Brent petrolün 110 dolarlardan 72 dolar bandına kadar gerilemesine rağmen, altındaki toparlanma bir türlü gerçekleşmedi. Bunun temel sebebi, savaş sonrası ortaya çıkan küresel ekonomik tahribatın kendisidir"
FED'İN YENİ BAŞKANI KEVİN WARSH VE "ŞAHİN" İKLİM
Altın fiyatları üzerindeki asıl baskının ABD tarafındaki makroekonomik verilerden ve Merkez Bankası (Fed) politikalarından kaynaklandığını vurgulayan Develi, ABD'de enflasyonun yeniden %4'ün üzerine çıkmasının dengeleri değiştirdiğini belirtti.
Trump tarafından atanan yeni Fed Başkanı Kevin Warsh’un piyasalarda beklenen "güvenli ve güvercin" duruşun aksine oldukça sert bir pozisyon aldığına işaret eden Prof. Dr. Develi, süreci şu sözlerle aktardı:
"Piyasalar daha güvercin, daha piyasa yanlısı bir duruş beklerken, Kevin Warsh enflasyon odaklı şahin bir duruşu tercih etti. 'Enflasyon artarsa faiz de artar' yaklaşımı piyasa tarafından büyük ölçüde fiyatlandı. Fed'in Eylül ayı için faiz artırma ihtimali %60'ın üzerine çıkmış durumda ve yıl genelinde üç kez faiz artışı olabileceğine dair projeksiyonlar var. Fed faiz artırdıkça ABD doları güçlenecek, dolar güçlendikçe de dolar cinsinden fiyatlanan altın üzerindeki baskı devam edecektir."
Şu an için ons tarafının 4.000 dolar, gram altının ise 6.000 TL bandında dengelenmeye çalıştığını söyleyen Develi, terazinin kefesinde faiz ve enflasyonun getirdiği ağırlığın, altını destekleyen faktörlerden çok daha fazla olduğunu ifade etti.
KÜRESEL TAHMİNLER AŞAĞI YÖNLÜ REVİZE EDİLDİ
Uluslararası finans kuruluşlarının altın öngörülerini hızla aşağı çektiğini belirten Prof. Dr. Abdülkadir Develi, daha önce yıl sonu için yapılan 5.000 dolar üzerindeki tahminlerin geçerliliğini yitirdiğini söyledi. Birçok analistin yılın ikinci yarısı için ons altında 3.500 dolar ile 4.400 dolar arasında bir sıkışma beklediğini ifade eden Develi, küresel piyasalarda faizlerin son 30 yılın zirvelerinde gezindiğini (Japonya örneğinde olduğu gibi) ve Avrupa Merkez Bankası'nın da faiz artışlarını sürdürdüğünü anımsattı.
YATIRIMCIYA "SABIR" TAVSİYESİ
Altının gram fiyatının 6.037 - 6.039 TL seviyelerinde seyrettiği bu dönemde, kısa vadede keskin bir yükseliş trendi beklenmediğinin altını çizen Prof. Dr. Abdülkadir Develi, yatırımcıların nasıl bir strateji izlemesi gerektiğini şu cümlelerle özetledi:
"ABD'de enflasyon verileri normalleşmediği sürece altında ciddi bir yükseliş ivmesi beklemiyoruz. Bu da bizi doğrudan yılın son çeyreğine, yani Eylül ve sonrası dönemdeki verilere bakmaya yönlendiriyor.
Şu anki seviyeler için 'alım fırsatı' demek oldukça güç. Fiyatların düşük olduğunu söyleyebiliriz ama bu durum daha da düşmeyeceği anlamına gelmez. Altın yatırımcısının anlık, saatlik ya da günlük grafiklere bakarak hareket etmek yerine, sürece uzun vadeli odaklanması ve 'stratejik sabır' ile beklemesinde büyük fayda var"




