Eski Ulaştırma Bakanı ve Süleymancılar cemaatinin eski lideri Arif Ahmet Denizolgun’un 2016 yılında hayatını kaybetmesine ilişkin yürütülen soruşturmada çok konuşulacak iddialar gündeme geldi. Denizolgun’un yeğeni Fatih Süleyman Denizolgun, Adli Tıp Kurumu (ATK) ve soruşturmada adı geçen avukat Prof. Dr. Ahmet Gökçen hakkında dikkat çeken açıklamalarda bulundu.

Şüpheli Avukat Gözaltına Alınana Kadar ATK’de Bilirkişiydi
Fatih Süleyman Denizolgun’un sosyal medya hesabından yaptığı açıklamalara göre; cinayet raporunun Adli Tıp Kurumunda sümen altı edilmesinde şüpheli olduğu öne sürülen eski HSK üyesi Prof. Dr. Ahmet Gökçen, 13 Ağustos 2026’da gözaltına alındığı güne kadar ATK’deki bilirkişilik görevini sürdürdü. Şüpheli Ahmet Gökçen, gözaltı sürecinin ardından çıkarıldığı mahkemece adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı.

"Yok Denilen Otopsi Videosu Ortaya Çıktı"
Soruşturmadaki en dikkat çekici gelişmelerden biri ise otopsi kayıtlarıyla ilgili yaşandı. İddiaya göre, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı 2026’nın Şubat ayından itibaren otopsi anına ait video kayıtlarını ATK’dan 3 kez talep etti ancak ATK, 16 Temmuz 2026 tarihli cevabında görüntülerinin bulunmadığını bildirdi.
Ancak fethi kabir (mezarın açılması) kararı sonrasında, daha önce "yok" denilen otopsi videoları aniden ortaya çıkarılarak Başsavcılığa gönderildi. Denizolgun, gelen görüntülerin kesik kesik olduğunu savunurken, bu videolar dosyadaki bilirkişi incelemesine dahil edildi.

Bilirkişi Raporu: "Nefessiz Bırakılma İhtimali Dışlanamaz"
Dosyaya giren son bilirkişi değerlendirmesinde, otopsi görüntüleri ve adli veriler ışığında sarsıcı bir tespit yapıldı. Denizolgun’un göğüs bölgesindeki bulguları inceleyen uzmanlar; göğse baskı uygulanırken ağız ve burnun kapatılması suretiyle "nefessiz bırakılma" ihtimalinin bilimsel olarak dışlanamayacağını raporladı. Bu değerlendirme, ölümün kasten gerçekleşmiş olabileceği şüphesini güçlendirerek soruşturmanın seyrini değiştirdi.

"Fiziki Numuneler de İmha Edildi"
Fatih Süleyman Denizolgun, skandalın yalnızca görüntülerle sınırlı kalmadığını öne sürerek, 2016’daki ilk otopsiden elde edilen fiziki numunelerin ve bulguların da mevzuata aykırı şekilde ATK bünyesinde imha edildiğini iddia etti. Denizolgun, kanunen uzun süre saklanması gereken bu delillerin yok edilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek adli sürecin takipçisi olacaklarını vurguladı.




