Bahçeli: Türkiye, ittifakın yarınlarının yeniden biçimlendirilmesinde başat rol üstlenecektir
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Ankara'da yapılacak ve ev sahibi olduğumuz NATO Zirvesi bakımından Türkiye, ittifakın yarınlarının yeniden biçimlendirilmesinde başat rol üstlenecektir." dedi.
Fotoğraf: Harun Özalp / AA
TBMM
MHP Genel Başkanı Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda, ABD ile İran arasında müzakere kapılarının aralanmasını, Hürmüz'de güvenli geçiş ve sahada ateşin susturulması arayışlarını dikkatle takip ettiklerini söyledi.
"Siyonist vahşetin" mutabakatı tanımayan bombalarının sahada hunharca konuşmaya devam ettiğini belirten Bahçeli, söz başka, eylem başka olmaya devam ettikçe masada verilen taahhütlerin hükmünden bahsetmenin nasıl mümkün hale geleceğini sordu.
"Gözü dönmüş bu ihtiras ve cinayet kabinesinin niyeti kirli, akıttığı kan namertçedir." diyen Bahçeli, ateşkes kelamı daha havada asılıyken, siyonist "korsan yapının", arkadan hançer saplama maharetini göstererek yeni saldırıların hain planlarını kurguladığını söyledi. Bahçeli, "Netanyahu ve tetikçi avanesi, kurulan müzakere zeminine dahi fütursuzca diş göstermekte, barışı amaçlayan ve önceliklendiren mutabakatlara direnmeyi marifet saymaktadır. Mızrak artık çuvala sığmamaktadır. Katil İsrail, mazlumların kanıyla semiren emperyalist bir sömürge düzeneğidir." diye konuştu.
Karadeniz'de suların durulmaktan uzak kaldığını hatırlatan Bahçeli, Rusya ile Ukrayna arasında süregelen çatışma ikliminin, aradan geçen zamana rağmen bölgesel istikrarın önündeki en büyük kırılma hattı şeklinde varlığını koruduğunu belirtti.
Devlet Bahçeli, böyle bir dönemde Ankara'da yapılacak NATO Zirvesi'nin, Türkiye'nin jeopolitik öneminin, etkin ve caydırıcı kudretle donatılmış şanlı ordusunun, dünyaya örnek savunma sanayisinin ve arkasında çözülemeyen düğümün, aşılamayan engel bırakmayan diplomatik ağırlığının dünya sahnesindeki karşılığını gösterecek mühim bir faaliyet olduğunu dile getirdi.
MHP Genel Başkanı Bahçeli, şunları kaydetti:
"Cumhur İttifakı'yla tahkim edilen devlet aklı da bu zirvede krizleri okuyan, tehditleri gören, fırsatları tartan ve Türkiye'nin haklı tezlerini dünyaya haykıran stratejik iradesiyle bir kez daha kendisini gösterecektir. Ancak sözü evirip çevirmeden açıkça söylemek lazımdır. NATO, Türkiye için ne bir biat senedi ne de kayıtsız şartsız boyun eğilecek bir emir komuta merkezidir. Ankara merkezli istikbal ve milli beka ufkumuz, kaynağını dışarıdan alan tüm ittifakların üzerindedir. NATO, güvenlik ihtiyaçlarının ve savunma zaruretlerinin doğurduğu bir ittifaktır. Bu ittifakın varlık sebebi; karşılıklı saygı, eşit muamele, hakkaniyetli yük paylaşımı ve tehdit algısında dürüstlüktür. "
Türkiye'nin 1952 yılından beri NATO'ya yalnızca denizlerini, limanlarını, üslerini ve jeopolitik mevkisini değil; Mete Han'dan bugüne uzanan muharebe sanatının tüm inceliklerini, Mehmetçiğin kanıyla mühürlenmiş üç bin yıllık köklü askeri geleneğini ve kadim devlet nizamı ile terbiyesini de kazandırdığını belirten Bahçeli, bu büyük askeri hafızanın en eski, en sağlam ve en müessir sütunun ise Türk Kara Kuvvetleri olduğunu vurguladı.
Türk Kara Kuvvetlerinin Türkistan bozkırlarında doğan cihan hakimiyeti ülküsünün, Anadolu'da vatanlaştığı ve üç kıtada şanla, şerefle ve zaferle nam saldığı milli hafızasının bulunduğunu ifade eden Bahçeli, Türk Kara Kuvvetlerinin 2 bin 235'inci kuruluş yıl dönümünü kutladı. Aziz şehitleri rahmetle anan Bahçeli, gazileri minnetle, görev başındaki kahraman orduyu ise şükranla selamladı.

"NATO yeni bir dönemin başındadır"
Türkiye'nin NATO'daki önemine değinen Bahçeli, "Türk ordusu, Karadeniz'in kilidini muhafaza eden Boğazlardaki tarihi hükümranlığımızdan, Doğu Akdeniz ve Adalar Denizi'ndeki varlığımıza; Aksaz'dan İncirlik'e kadar uzanan stratejik üs ve liman ekosistemimize dek, NATO'nun bölgesel planlarını ayakta tutan ve kağıt üzerinde kalmasını engelleyen jeopolitik omurgadır." dedi.
Türkiye'nin, NATO haritasında ittifakın Güney Doğu kanadını ayakta tutan temel kaldıraç olduğunu vurgulayan Bahçeli, Kore'den Afganistan'a, Kosova'dan Libya'ya, Bosna-Hersek'ten Irak'a kadar Türk askerinin, müttefiklik hukukunun gereğini yıllardır sahada gösterdiğini belirtti.
Kore dağlarında destan yazan Mehmetçiğin, NATO üyeliği henüz resmiyet kazanmadan çok önce Türk'ün dostluğunu, sadakatini ve sarsılmaz, bükülmez bileğini kanıyla, canıyla tüm dünyaya ilan ettiğini ifade eden Bahçeli, soğuk savaşın kasvetli ve tehdit dolu yıllarında da Türkiye'nin, NATO'nun yıkılmaz kalesi vazifesini yürüttüğünü dile getirdi.
Türkiye'nin NATO bünyesinde üstlendiği görevleri aktaran Bahçeli, şöyle konuştu:
"Türkiye, NATO masasına otururken arkasında içi boş dosyalarla yahut her sözüne ve adımına icazet arayan bir mahcubiyet ve acizlikle değil; her satırı şehadetle ve gazilikle örülmüş muazzam bir şeref siciliyle oturmaktadır. Bu sebeple Ankara'da yapılacak ve ev sahibi olduğumuz NATO Zirvesi bakımından Türkiye; ittifakın geçmişini, bugününü ve muhtemel yarınını muazzam bir senteze ulaştıracak, ittifakın yarınlarının yeniden biçimlendirilmesinde başat rol üstlenecektir. Bugün NATO yeni bir dönemin başındadır. Brüksel'de yapılan son savunma bakanları toplantısında caydırıcılık, savunma kapasitesinin artırılması, mühimmat stokları, savunma harcamaları, nükleer caydırıcılık, Rusya-Ukrayna savaşı gündemin merkezine oturmuştur.
'NATO 3.0' olarak ifade edilen bu arayış, ittifakın yeniden sert güce, hızlı karar alma kabiliyetine, üretim kapasitesine ve yüksek hazırlık seviyesine yöneldiğini göstermektedir. İşte Türkiye, bugün NATO'nun önündeki bütün hayati ve kritik başlıkların tam kalbinde duran devlettir. Karadeniz'in stratejik sularında bir güvenlik mimarisi inşa edilecekse; alayı peşinen kabul etmelidir ki, Montrö ile tahkim edilen Boğazlar üzerindeki mutlak egemenliğimiz, o masanın temelini teşkil edecektir. Doğu Avrupa hattında yeni bir caydırıcılık kalkanı örülecekse; kahraman Türk ordusunun sahada zaferle tescillediği harekat tecrübesi, Türkiye'nin muazzam askeri kudreti ve savunma sanayiindeki şahlanışı muhakkak surette denklemin tam kalbindedir."

"Kendi kudretiyle Türkiye Cumhuriyeti Devleti tarihi bir anıt gibi yükselmektedir"
Orta Doğu'nun asırlardır kan ve gözyaşıyla yoğrulmuş coğrafyasında yeni bir düzen aranıyorsa Türkiye'nin çelikten yumruğuyla kökünü kazıyarak tasfiye ettiği terör odağından arta kalan coğrafyanın ancak Ankara'nın iradesiyle hayat bulacağını vurgulayan Bahçeli, "Allah'ın izniyle önümüzdeki hafta yedi düvel de şahit olacaktır ki; kurgulanan bu devasa küresel satrancın tam ortasında, başkalarının icazetiyle değil kendi kudretiyle var olan Türkiye Cumhuriyeti Devleti, bu şirazesi kaymış dünyanın üzerinde asırlara meydan okuyan tarihi bir anıt gibi yükselmektedir. Başkent Ankara'yı hesaba katmadan NATO bünyesinde ve ittifak hesabına yol almaya çalışmak, kaygan zeminde gözleri kapatıp ilerlemeye benzer." dedi.
Türk ordusunun asırlık tecrübesini, Türk savunma sanayisinin dünyayı şaşkına çeviren üretim kudretini ve Türkiye'nin sarsılmaz jeopolitik ağırlığını dışarıda bırakan her denklemin, eksik kalmaya ve çökmeye mahkum olacağını dile getiren Bahçeli, Türkiye'nin kriz hatlarının kesiştiği ateş çemberinde istikrarı temin eden, tehditleri sınırlarının bidayetinde ezen bir devlet olduğuna işaret etti.
Bu hassas kavşakta, müttefiklik hukukunun riyakarlıktan arındırılarak samimiyetle işletilmesinin, bağların güçlendirilmesi için kaçınılmaz bir fırsat olduğunu vurgulayan Bahçeli, şöyle devam etti:
"Eli kanlı terör örgütlerine harf oyunlarıyla isim değiştirip meşruiyet elbisesi giydirme devri kapanmıştır. Aynı masada sahte dayanışma fotoğrafları verip Türkiye'nin beka hudutlarını kemiren hain yapılara siyasi ve askeri alan açma kurnazlığı boşa düşmüştür. Türkiye'nin hava savunma ihtiyacını sürüncemede bırakıp haklı taleplerini oyalama anlayışı miadını doldurmuştur. Adalar Denizi'nde ve Doğu Akdeniz'de şımarık çocukların Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne karşı yürüttüğü provokasyonların alkışlandığı günler geride kalmıştır. Türkiye artık Türk ve Türkiye yüzyılının baş mimarıdır. Maruz kaldığı haksızlıkları acziyet içeren bir ağıta değil; göğsünde kora, bileğinde kuvvete, semalarında çelik kanada dönüştüren büyük bir Türkiye vardır."
Bahçeli, savunma sanayideki başarılara dikkati çekerek, KAAN, HÜRJET, KIZILELMA, AKINCI, AKSUNGUR ve GÖKBEY ile gökyüzünde mutlak hakimiyetin perçinlendiğini, MİLGEM projeleri, TCG Anadolu, fırkateynler, denizaltılar ve insansız deniz araçlarıyla denizlerdeki caydırıcılığın artırıldığını belirtti.
ALTAY tankı, taktik tekerlekli ve paletli zırhlı araçlar, çok namlulu roket sistemleri, hassas güdümlü akıllı mühimmatla Türk ordusunun gücünü zirveye taşındığını ifade eden Bahçeli, hava savunma sistemlerinde GÖKBÖRÜ, HİSAR, SİPER, KORKUT ve SUNGUR'dan oluşan savunma gücünün de gök kubbeyi çepeçevre sardığını bildirdi.
Bahçeli, ROKETSAN, ASELSAN, HAVELSAN, TUSAŞ ile Milli Savunma Bakanlığı himayesinde yürütülen çalışmalar sayesinde Türkiye'nin muazzam bir milli hamleyle devasa bir savunma ekosistemi kurduğunu, bunun da dosta ve düşmana ilan edildiğini dile getirdi.
Türk Silahlı Kuvvetlerinin yalnızca sahip olduğu silah sistemleriyle değil, bunları destekleyen sağlık altyapısıyla da güçlü olması gerektiğini vurgulayan Bahçeli, "Gerçek kudretimiz, harp meydanında, hudut boylarında vatan müdafaası yaparken yaralanan Mehmetçiğimize ne kadar hızlı ve disiplinle çelikleşmiş bir sağlık ordusuyla müdahale edebildiğimizle de doğru orantılıdır." diye konuştu. NATO içinde askeri hastanesi bulunmayan tek ülkenin Türkiye olduğunu söyleyen Bahçeli, şöyle devam etti:
“Bu durum, şanlı ordumuzun büyüklüğü ve harekat kabiliyeti karşısında kabul edilemez tarihi bir noksanlıktır. Cephede kazanılan her şanlı zafer ancak cephe gerisinde kurulan, köklü ve askeri tıbbın tüm imkan ve ilmiyle donatılmış bir akılla nihayete erecektir. Bu sebeple, askeri hastanelerin yeniden açılması ve ordu bünyesine kazandırılması meselesi hayati değerdedir. Çünkü askeri tıp, askeri iklimin görev koşullarını, operasyon psikolojisini, askeri disiplin düzenini ve sevk zincirini içinde barındıran apayrı ve özel bir alandır. Terörle amansız mücadelede, sınır ötesi şanlı operasyonlarda ve deniz aşırı mukaddes görevlerde Mehmetçiğimizin yanında, askerimizi evladı bilen, kardeşi sayan, onun değil yaralanmasına, saçına rüzgar değmesine dahi yüreği razı olmayan, vatanı namus bilen Türk hekimlerinin görev yapması milli beka meselesidir. Mayın ve patlama yaralanmalarında, yanık ve ağır travma vakalarında, uzuv kayıplarında uzmanlaşmış, bir askeri hekim ordusu zarurettir. Mukaddes GATA geleneği, cephe gerisinden cephe hattına kadar uzanan askeri tıp disiplininin, Mehmetçiğe adanmış fedakar hekimlik ruhunun ve harp şartlarında çelikleşmiş sağlık aklının ta kendisidir.”
Askeri hastanelerin yeniden yapılandırılmasını milli beka meselesi olarak nitelendiren Bahçeli, şehir hastaneleri, eğitim ve araştırma hastaneleri ile üniversite hastanelerinin millete önemli hizmetler sunduğunu, askeri sağlık sisteminin ise savaş ve çatışma anlarında farklı bir refleks ve seferberlik hazırlığı gerektirdiğini dile getirdi.
Bir ordunun topu kadar tabibinin, tüfeği kadar tıbbının ve zırhı kadar sıhhiyesinin de caydırıcılığının parçası olduğunu vurgulayan Bahçeli, "Savaş meydanında kanayan yarayı vaktinde saramayan bir devletin zaferi her zaman eksik kalmaya mahkumdur." ifadesini kullandı.

“NATO'nun masasında Karadeniz güvenliği kilidi Türk Boğazlarıdır”
Bahçeli, 1 Temmuz Denizcilik ve Kabotaj Bayramı'na da değinirken, denizlere hakim olan milletlerin tarihin akışına yön verdiğini, Türk tarihinin denizlerde kurulan hakimiyet sayesinde büyük başarılar elde ettiğini anımsattı.
Kabotaj Kanunu'nun, Türkiye'nin denizlerdeki egemenliğinin en önemli hukuki dayanaklarından biri olduğunu belirten Bahçeli, "1 Temmuz, Türk denizciliğinin esaret zincirlerini kırdığı, kıyılarımızın ve sahillerimizin yabancı imtiyazların gölgesinden kurtulup milli hakimiyetin sancağı altına girdiği tarihi bir eşiktir." dedi. Bahçeli, şunları söyledi:
“Bilinmelidir ki NATO'nun masasında Karadeniz güvenliği telaffuz ediliyorsa bunun yegane kilidi Türk Boğazlarıdır, küresel deniz yollarının emniyeti aranıyorsa bunun sarsılmaz güvencesi Montrö iradesidir, enerji arzının sürdürülebilirliği tartışılıyorsa bunun can damarı Hürmüz'den Doğu Akdeniz'e uzanan o kırılgan jeopolitik hattır. Karadeniz'in sükunet iklimi, Akdeniz'in emniyet çemberi, küresel enerji kordonlarının emniyeti ve tahıl koridorlarının kesintisiz işlerliği, doğrudan doğruya Ankara merkezli Türk devlet aklının soğukkanlı, dirayetli ve dengeli duruşuna endekslidir. Montrö Boğazlar Sözleşmesi'ni bugüne kadar bir kuyumcu titizliği ve tavizsiz bir egemenlik şuuruyla uygulayan Türkiye, Karadeniz'de fitili ateşlenmek istenen bölgesel yangınları frenleyen, gerilimin deniz havzalarına taşmasını engelleyen ve ittifakın doğu kanadına stratejik akıl kazandıran yegane aktördür.”
“Kabotaj, jeopolitik derinliğiyle kavranması mecburi olan istiklal mevziidir”
Bahçeli, Kabotaj Kanunu'nun Türkiye'nin denizlerdeki egemenliğini tahkim eden hukuki dayanaklardan biri olduğuna işaret ederek, kabotaj hakkının deniz ticareti ve taşımacılığında milli iradenin simgesi olduğunu söyledi.
Cumhuriyet'in denizlerde yabancı imtiyazlara son vererek milli egemenliği tesis ettiğini ifade eden Bahçeli, " Bugün Mavi Vatan'ımızın her bir damlasında, deniz yetki alanlarımızda, stratejik tersanelerimizde, şanlı donanmamızda ve her geçen gün büyüyen deniz ticaret filomuzda aynı haysiyet ve ruhla nefes almaktadır. Kabotaj, dün olduğu gibi bugün ve gelecekte de gözbebeğimiz gibi korunması, anasının kucağından ayrılmamış bir yavru gibi büyütülmesi ve jeopolitik derinliğiyle kavranması mecburi olan istiklal mevziidir." değerlendirmesinde bulundu.
Bahçeli, Türkiye'nin Ankara'da NATO Zirvesi'ne ev sahipliği yaptığı bir dönemde denizlerdeki egemenliğin stratejik öneminin daha da arttığına işaret ederek, Türkiye'nin denizlerdeki varlığının yalnızca sınır güvenliği açısından değil, bölgesel barışın, küresel enerji yollarının güvenliğinin ve NATO'nun caydırıcılık kapasitesinin korunması bakımından da hayati öneme sahip olduğunu söyledi.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün, "Toprakların ucu deniz olan bir ulusun sınırını, halkının kudreti ve yeteneğinin hududu çizer." sözünü hatırlatan Bahçeli, 1 Temmuz Denizcilik ve Kabotaj Bayramı'nı kutlayarak, denizcilik sektöründe görev yapanlara, Deniz Kuvvetleri personeline teşekkür etti.

Öte yandan Bahçeli'nin, mensubu olduğu Fettahoğulları ailesinin mührünü taşıyan, üzerinde "Tanrı Türk'ü Korusun" ifadesinin yer aldığı yüzük ile aynı ifadeyi taşıyan rozet taktığı görüldü.




