Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Amerika Birleşik Devletleri ile İran arasında varılan uzlaşıyı, memnuniyet verici ancak yakından izlenmesi gereken bir gelişme olarak tanımladı. Bahçeli, mevcut karanlık ve karmaşık bölgesel vaziyet içerisinde bu mutabakatın olumlu bir adım olduğunu ifade etti.
İsviçre'de atılması planlanan imzaların, bölgede barış ve sükunetin tesis edilmesi, Hürmüz hattındaki seyrüsefer güvenliğinin yeniden sağlanması ve Ortadoğu'daki gerilimi körükleyen girişimlerin engellenmesi açısından bir dönüm noktası olması temennisini dile getirdi. Bununla birlikte, atılan diplomatik adımların bir rehavete yol açmaması gerektiğini belirten Bahçeli, "Diplomasi kapısının aralanması, tedbir kapısının kapanması anlamına gelmeyecektir" sözleriyle uyardı.
Hürmüz Boğazı'nın sıradan bir su geçidi olmadığının altını çizen MHP Genel Başkanı, bu hattın enerji tedariki, küresel ticaret, denizcilik güvenliği ve bölgesel istikrar için hayati bir merkez olduğunu belirtti. Bu sebeple, ABD-İran mutabakatının sadece kağıt üzerinde kalmamasının, fiiliyatta bir karşılık bulmasının, Hürmüz'deki geçiş güvenliğinin güvence altına alınmasının ve nükleer programla ilgili müzakerelerin uluslararası hukuk ve denetim mekanizmaları çerçevesinde ilerletilmesinin zorunlu olduğunu vurguladı.
Bu süreçte Pakistan'ın arabuluculuk çabaları ile başta Türkiye olmak üzere Katar ve Suudi Arabistan gibi ülkelerin diplomatik temaslarının, İslam ülkelerinin ortak akılla hareket ettiğinde kaos senaryolarını boşa çıkarabildiğini gösterdiğini ifade etti. Bu hassas süreci yöneten Cumhurbaşkanı ve Dışişleri Bakanı'na teşekkürlerini ileten Bahçeli, bu olumlu tabloya karşın İsrail'den yükselen "bu anlaşma bizi bağlamaz" şeklindeki tepkilerin, kan ve krizden beslenen unsurların hala aktif olduğunu söyledi.
'İsrail, İstikrarsızlık Merkezi Olmayı Sürdürüyor'
Partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda konuşan Bahçeli, İsrail'in bölgenin barış dinamiklerini hedef alan bir kriz mekanizması olduğunu belirtti. Ateşkesi çiğneyerek Lübnan'a saldırdığını, demeçleriyle ABD-İran uzlaşısına dahi karşı çıktığını ve Doğu Akdeniz ile Kıbrıs açıklarında istikrarsızlığı körüklediğini dile getirdi.
Netanyahu yönetiminin, Ortadoğu'da sükunet ihtimalini kendi siyasi geleceği için bir tehdit olarak gördüğünü söyleyen Bahçeli, Netanyahu'nun siyasi geçmişinin herkesçe bilindiğini ifade etti. Bahçeli, Netanyahu'nun yolsuzluk dosyaları, derinleşen meşruiyet krizi ve uluslararası yargı süreçlerinin gölgesinde siyasi hayatını sürdürdüğünü ve iktidarını korumak amacıyla çatışmayı tırmandırdığını belirtti.
Orta Doğu'da yarattığı zulmü iftira ve propaganda ile örtmeye çalışan bu zihniyetin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı hedef almasının, Netanyahu’nun zafiyetinin, paniğinin ve bitmişliğinin bir beyanı olduğunu" vurguladı.
Gazze'de çocukların hayatını kaybettiği, Filistinli tutsakların onurunun zedelendiği, Batı Şeria'da toprak gaspının devam ettiği ve Lübnan'ın tarihi dokusunun bombalandığı bir ortamda, Türkiye'ye yönelik ahlak dersi verme cüretinin ve Cumhurbaşkanı'na parmak sallamanın, akıl tutulması olduğunu söyledi. Bahçeli, "Mazlumun ahıyla abad olunmayacağını hala idrak edemeyen bir zihniyetin mesnetsiz ithamları, hadsiz isnatları bizim için yok hükmündedir" dedi.
MHP Genel Başkanı, partisinin duruşunu ve sözünü soranlara, Merhum Mehmet Akif Ersoy'un dizeleriyle yanıt vereceklerini belirtti:
“Üçbuçuk soysuzun ardından zağarlık yapamam;
Hele hak namına haksızlığa ölsem tapamam.
Doğduğumdan beridir, aşığım istiklale;
Bana hiç tasmalık etmiş değil altın lale!
Yumuşak başlı isem, kim dedi uysal koyunum?
Kesilir belki, fakat çekmeye gelmez boyunum!
Kanayan bir yara gördüm mü yanar ta ciğerim,
Onu dindirmek için kamçı yerim, çifte yerim!
‘Adam, aldırmada geç git!’ diyemem. Aldırırım.
Çiğnerim, çiğnenirim, hakkı tutar kaldırırım!”
Bahçeli, MHP'nin ve Türk milletinin tavrının net olduğunu, barış muhaliflerinin karşısında, mazlum ve mağdurların ise daima yanında yer aldıklarını deklare etti. Siyonist şer odaklarına karşı, bu kadim coğrafyada huzur ve adalete dayalı bir barışın Türk-İslam mührüyle kalıcı olarak tesis edileceği temennisini paylaştı.
MHP Lideri Bahçeli: 'Zengezur hattı Turan koridorudur'
MHP Lideri Devlet Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda, "Zengezur dedik ama artık adını doğru koyalım: Bu hat, Turan Koridoru’dur. Turan Koridoru; Kars’tan Türkistan bozkırlarına uzanan tarihi ve kültürel istikbal kapısıdır. Turan Koridoru, Türk ve Türkiye Yüzyılı’nın stratejik anahtarıdır" dedi.
'Turan Koridoru’nun açılması Türkiye için stratejik bir fırsattır'
“Zengezur, Nahçıvan’ın Azerbaycan’la vuslatı olacaktır” diyen MHP Lideri Bahçeli, şunları söyledi:
"Bu, “iki devlet, tek millet” şuurunun Türk dünyasının tamamına yayılan stratejik bir iklime kavuşmasıdır.
Zengezur dedik ama artık adını doğru koyalım: Bu hat, Turan Koridoru’dur.
Turan Koridoru; Kars’tan Türkistan bozkırlarına uzanan tarihi ve kültürel istikbal kapısıdır.
Bu kapı açıldığında asırlar boyunca gönüllerde saklanan kavuşma ülküsü ete kemiğe bürünecek; Anadolu ile Türkistan arasına örülmek istenen setler dağılacak; Turan ufku daha berrak, daha yakın, daha kudretli hale gelecektir.
Küresel ticaret yollarının yeniden şekillendiği, kuzey hattının savaş ve yaptırımlarla hassaslaştığı, güney deniz yollarının Hürmüz’den Kızıldeniz’e kadar krizlerin tutsaklığı altına girdiği bir dönemde Turan Koridoru’nun açılması bölgemiz ve Türkiye için stratejik bir fırsattır."
'Turan Koridoru, Türkiye Yüzyılı’nın stratejik anahtarıdır'
"Güncel badireler dikkate alındığında bu hat, Türkiye’nin ve bölgemizin ihracat güzergahlarını çeşitlendirecek; ülkemizin lojistik kabiliyetini artıracaktır.
Böylesine çetin, bölge devletlerinin ekonomik kıskaç içinde sıkıştığı bir dönemde Turan Koridoru’nun açılması; Ankara’dan Türkistan’a uzanan iktisadi ve jeopolitik bir sıçrama olacaktır.
Kars’tan Iğdır’a, Nahçıvan’dan Bakü’ye dek Türk yurtlarına ekonomik canlılık kazandıracak, yeni yüzyılın ana ulaşım ve ticaret güzergahlarından birini teşkil edecektir.
Turan Koridoru, Türk ve Türkiye Yüzyılı’nın stratejik anahtarıdır.
Türkiye, Türk dünyasına gönül köprüleriyle olduğu gibi demir yoluyla, kara yoluyla ve enerji hatlarıyla bağlanacaktır.
Turan Koridoru açılacaktır.
Türk dünyası kenetlenecek, Türk Devletleri Teşkilatı güçlenecektir.
“Mücadelemiz Milliyetçi Türkiye'ye ve Turan'a kadardır!” diye haykırarak yemin eden gönüller rahat bir nefes alacaktır."




