Yıllar geçtikçe ciltte beliren ince çizgiler, gözenek genişlemeleri ve sarkmalar pek çok kişinin ortak derdi hâline geliyor. Son dönemde bu sorunlara cerrahi gerektirmeyen çözümler arayanların yöneldiği yöntemlerin başında ise altın iğne geliyor. Fraksiyonel radyofrekans teknolojisiyle çalışan bu uygulama, cildin yüzeyine zarar vermeden alt katmanlara etki ederek kolajen üretimini harekete geçiriyor ve cilde daha genç bir görünüm kazandırmayı amaçlıyor.
Yöntemin bu kadar ilgi görmesinin nedeni, ameliyatsız olması ve günlük hayatı neredeyse hiç aksatmaması. Uzmanlar, altın kaplı mikro iğneler aracılığıyla cilt altına gönderilen radyofrekans enerjisinin doku onarımını tetiklediğini, böylece cildin daha sıkı, parlak ve canlı bir hâle gelebildiğini belirtiyor.
Altın İğne Uygulaması Nedir?
Altın iğne, halk arasında bu adla bilinse de tıbbi literatürde iğneli radyofrekans ya da fraksiyonel radyofrekans olarak geçen bir cilt gençleştirme yöntemidir. Uygulamada uç kısmında çok sayıda altın kaplı mikro iğne bulunan bir cihaz kullanılıyor. Bu iğneler belirlenen derinlikte cilde temas ederek radyofrekans enerjisini doğrudan alt katmanlara iletiyor. Yüzey kısmı korunduğu için kanama, yara ya da kalıcı iz gibi sorunlar genellikle yaşanmıyor. Yöntemin öne çıkan başlıca özellikleri şöyle sıralanıyor:
● Cilt yüzeyine hasar vermeden yalnızca alt dokulara etki etmesi
● Ağrısız ve acısız bir süreç hedeflemesi
● Her yaş grubuna ve farklı cilt tiplerine uygulanabilmesi
● İşlem sonrası kısa sürede günlük hayata dönülebilmesi
Hangi Cilt Sorunlarında Tercih Ediliyor?
Uygulamanın etki alanı oldukça geniş. Özellikle yüz, boyun ve dekolte bölgesindeki yaşa bağlı değişimler için sıklıkla tercih ediliyor. Cilt sarkması ve gevşekliği yaşayan kişilerde dokuyu sıkılaştırarak daha gergin bir görünüm sağlamayı; alın, ağız ve göz çevresindeki ince kırışıklıklarda ise cildi daha pürüzsüz bir hâle getirmeyi amaçlıyor. Bunların yanı sıra akne ve sivilce izleri, gözenek görünümü ve cilt tonu düzensizlikleri de altın iğnenin hedef aldığı sorunlar arasında yer alıyor.
İşlem Nasıl Yapılıyor?
Süreç birkaç temel aşamadan oluşuyor. Önce uygulama yapılacak bölge temizleniyor ve cilt analizi gerçekleştiriliyor. Ağrı hissini en aza indirmek için işlemden önce bölgeye lokal anestezi içeren bir krem uygulanıyor. Ardından mikro iğneler aracılığıyla cilt altında kontrollü mikro kanallar açılıyor ve radyofrekans enerjisi veriliyor. Bu sayede cildin kendini yenileme mekanizması devreye giriyor. İşlemin süresi çalışılacak bölgeye göre değişiyor; genellikle 30 ile 60 dakika arasında tamamlanıyor.
Kaç Seans Gerekiyor ve Sonuçlar Ne Zaman Görülüyor?
Seans sayısı tek bir kurala bağlı değil. Kişinin cilt durumu, beklentileri ve çalışılacak bölge bu noktada belirleyici oluyor. Yine de uygulamanın çoğunlukla iki haftalık aralıklarla, ortalama 3 ila 4 seans şeklinde planlandığı görülüyor. İlk seansın ardından bazı etkiler fark edilebilse de en belirgin sonuçlar, kolajen üretiminin tam anlamıyla devreye girmesiyle birlikte zamanla ortaya çıkıyor. İşlem sonrasında dikkat edilmesi gereken birkaç nokta da bulunuyor:
● İlk gün uygulama bölgesini suyla temas ettirmemek
● Güneş ışığına doğrudan maruz kalmaktan kaçınmak
● Oluşabilecek hafif kabuklanmalara dokunmamak ve soymamak
● Hekimin önerdiği nemlendirici ya da vitamin bakımını aksatmamak
Cildinizdeki yaşlanma izlerini ameliyatsız, konforlu ve güvenli bir yöntemle geride bırakmak istiyorsanız doğru adres belli. Alanında uzman ekibi, hijyenik ortamı ve kişiye özel tedavi planlamasıyla Elit Klinik, hayalini kurduğunuz genç ve canlı cilde kavuşmanız için yanınızda. Vakit kaybetmeden hemen iletişime geçin, cilt analizi randevunuzu bugünden oluşturun ve gençleşen cildinizin tadını çıkarmaya başlayın!




