Elektronik Harpte Süper Şimşek Dönemi ve Dron Savar Sistemleri

4 dk okuma
Elektronik Harpte Süper Şimşek Dönemi ve Dron Savar Sistemleri

Hızlı Özet

Türkiye'nin savunma endüstrisi, bölgesel tehditlere karşı geliştirdiği ileri teknoloji sistemlerle global bir aktör haline geliyor. Elektronik harpte çığır açan Süper Şimşek, çok katmanlı hava savunma ağları ve rekor seviyedeki ihracat rakamları, ülkenin artan askeri ve teknolojik kapasitesini gözler önüne seriyor.

ELEKTRONİK HARPTE YENİ BİR ÇAĞ: SÜPER ŞİMŞEK

Askeri Stratejist Dr. Eray Güçlüer, A Haber ekranlarında yaptığı yorumlarda, Türk mühendisliğinin sessiz bir devrime imza attığını belirterek Süper Şimşek projesinin önemine dikkat çekti. Güçlüer, bu sistemin konvansiyonel bir hedef drondan çok daha fazlası olduğunu vurguladı.

Şimşek bir hedef drone'dur ancak Süper Şimşek bambaşka bir boyuttur. Süper Şimşek kalktığı zaman düşman radarları onu tek bir drone değil, tam 10 tane F-16 savaş uçağı gibi görüyor. Bu bir elektronik harp mermisidir. Düşman uçağı mühimmatını bu sahte hedeflere harcayıp geri dönmek zorunda kalırken, Süper Şimşek gidip kamikaze özelliğiyle hedefi vuruyor. Bu tam bir mühendislik harikasıdır.

HAVA SAVUNMASINDA STRATEJİK ÜSTÜNLÜK: SİPER BLOK 2

Hava savunma alanında da yetkinliğin sürekli arttığına işaret eden Güçlüer, Siper Blok 1'in 150 kilometrelik menzilinin ardından yeni bir gelişmeyi paylaştı. Bu yıl içinde envantere alınacak olan Siper Blok 2'nin, 160 kilometre menzile sahip olan dünyaca bilinen Patriot sistemlerini geride bırakarak 200 kilometrenin üzerinde bir etki alanına ulaşacağını belirtti.

Siper projesinde hedef Blok 6'ya kadar gitmek. Blok 3 ile atmosfer dışına çıkacağız, Blok 6 ise yaklaşık 700 kilometre menzile sahip olacak. Bu sistemler %100 milli ve yerlidir.

ALÇAK İRTİFA TEHDİTLERİNE KARŞI GEÇİLMEZ DUVAR

Türkiye'nin alçak irtifa hava savunmasında kusursuz bir performans sergilediği Dr. Eray Güçlüer tarafından dile getirildi. Güçlüer, sıfır metre irtifadan yaklaşan bir tehdidin dahi imha edileceğini ifade etti. Özellikle ENFAL 17 sisteminin geçilmesinin olanaksız olduğunu belirten Güçlüer, bu sistemin bir lazer silahı barındırdığını ve dakikada 1100 mermi atabildiğini söyledi. Ayrıca, Gökbörü radar sisteminin kabiliyetlerine de değinerek, deniz seviyesinden başlayıp 10 kilometre dikey yüksekliğe kadar her türlü nesnenin tespit edilebildiğini ve yapay zeka tabanlı komuta sistemlerinin bu nesneleri sivil ya da askeri olarak ayırt edebildiğini ekledi.

SAVUNMA İHRACATINDA REKOR ARTIŞ

Dr. Eray Güçlüer, Türkiye'nin üretim kabiliyetini bölgesel savaş riskleri sebebiyle artırdığını dile getirdi. İran ve Ukrayna savaşları ile İsrail'in saldırgan tutumunun, Siper, Korkut, Tolga ve ENFAL 17 gibi sistemlerin daha seri üretilmesi gerekliliğini ortaya çıkardığını söyledi. Güçlüer, bu sistemlere yönelik talebin sadece ülke içiyle sınırlı kalmadığını belirtti.

Sadece kendimizi savunmuyoruz; dost ve paydaş ülkeler kapımızda 'lütfen bize de verin' diye bekliyor. Bu yılın ilk altı ayında sadece ana kalemlerdeki sözleşme bedelleri 20 milyar doların üzerine çıktı. Adeta para basıyoruz. Avrupa, Orta Doğu ve Afrika artık bizim açık silah pazarımız haline geldi.

MKE VE ASELSAN'DAN AKILLI SİLAH TEKNOLOJİLERİ

MKE tarafından imal edilen silahların teknolojik seviyesini bizzat deneyimlediğini aktaran Dr. Güçlüer, eski Amerikan yapımı 12.47'lik uçaksavarların beşinci atışta sorun çıkardığını, ancak MKE üretimi yeni nesil silahlarla 30 bin merminin tek bir tutukluk yapmadan atılabildiğini vurguladı. Güçlüer, MKE'nin artık silah ve yazılımı birleştirerek akıllı sistemler ürettiğini, 20 mm ve 35 mm'lik sistemlere entegre edilen mikrodalga ve lazer silahlarıyla adeta uzay çağı teknolojilerinin kullanıldığını belirtti. ASELSAN tarafından geliştirilen Gökberk lazer silahının ise kablo ile komuta edilen dronları dahi mikrodalga teknolojisi kullanarak devrelerini yakıp etkisiz hale getirdiğini ve 10 kilometre menzilde tam bir koruma sağladığını kaydetti.

HAVA SAHASI GÜVENLİĞİNE YÖNELİK İDDİALARA YANIT

Türkiye'nin hava sahası güvenliğine ilişkin ortaya atılan iddiaları kesin bir dille reddeden Dr. Eray Güçlüer, ülkenin olası bir saldırıya karşı en yüksek hazırlık seviyesinde olduğunu belirtti. Ukrayna'dan gelen bir İHA'nın Ankara'ya ulaştığı yönündeki söylentilerin tamamen gerçek dışı olduğunu ve bir propaganda amacı taşıdığını ifade etti. Güçlüer, söz konusu İHA'nın hava sahasına girmeden saptandığını ve rotası bilindiği için kontrollü bir şekilde izlendiğini, bunun bir istihbarat prosedürü olduğunu açıkladı. Benzer şekilde, Sakarya civarında gözlemlenen dron hareketliliğinin de bir istihbarat operasyonu olduğu ve MİT tarafından gerekli müdahalenin yapıldığını, hem kullananların hem de gönderenlerin tespit edildiğini vurguladı.

YAPAY ZEKA DESTEKLİ FÜZELER HEDEFİNİ ŞAŞIRMIYOR

ASELSAN'ın sensör teknolojisindeki ilerlemesine dikkat çeken Güçlüer, yeni nesil füzelerin yapay zeka entegrasyonu sayesinde hedefi asla ıskalamadığını bir örnekle açıkladı. Bir dronun havada ani manevralar yapsa bile, füzenin neredeyse 90 derecelik bir açıyla dönerek hedefi takip edip imha etme kabiliyetine sahip olduğunu belirtti. Bu keskin manevra kabiliyetinin, pek çok ülkenin füze teknolojisinde karşılaşılan sapma sorununu ortadan kaldırdığını ve bunun muazzam bir mühendislik başarısı olduğunu ifade etti.

Kaynak:A haber
Bu haber 12147 kez görüntülendi.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR