Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın direktifleriyle hazırlanan Milli Güvenlik Konferansları'nın açılış programı vesilesiyle katılımcılar bir araya geldi. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ndeki etkinlikte konuşan Erdoğan, tüm şehitleri rahmetle anarak programa katkı sunacak olanlara teşekkürlerini iletti ve konferansların başarılı geçmesi temennisinde bulundu.
Devlet yönetiminde milli irade ve sivil siyaset odaklı gerçekleşen sessiz devrimin en önemli sembollerinden birinin, Milli Güvenlik Kurulu'nun görev, yapı ve işleyişinde yaşanan dönüşüm olduğu belirtildi. Yapılan yasal ve anayasal düzenlemeler sayesinde Kurulun ve Genel Sekreterliğin asli görevlerini daha etkin ve demokratik ölçütlere uygun bir zeminde yürütmelerine olanak tanındığı ifade edildi. Geçmişte eğitim kurumlarında öğretilecek yabancı dillerin belirlenmesinden sinema eserlerinin denetimine dek geniş bir yelpazede mesai harcayan Genel Sekreterliğin, bu gibi asli görevi olmayan yüklerden arındırıldığı kaydedildi. Bu durumun, Genel Sekreterliğin dikkatini ve enerjisini temel görevlerine yoğunlaştırması açısından hem Türk demokrasisi hem de Türkiye'nin ulusal güvenliği için son derece değerli olduğu vurgulandı.
KÜLLERİNDEN DOĞAN BİR MİLLET
Millet olarak stratejik ehemmiyeti yüksek, çetin bir coğrafyada yüzyıllardır varlık mücadelesi verildiği dile getirildi. Ecdadın Avrupa'dan Orta Asya'ya uzanan geniş bir coğrafyada at koşturup devletler kurduğu hatırlatıldı. Pek çok badire atlatılmasına ve zorlukla karşılaşılmasına rağmen, her defasında bir anka kuşu misali küllerden yeniden doğulduğu belirtildi. Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi'nin devlet idaresine getirdiği avantajlar kullanılarak Türkiye'nin kudretinin artırılmaya devam edileceği söylendi.
Devletin güvenliğini teminat altına alma konusunda bugüne dek kendi gücü dışında bir beklentiye girilmediği, Cumhuriyet'in de bu şuurla kurulduğu ifade edildi. Kırk seneyi aşan terörle mücadele sürecinin de aynı anlayışla yürütüldüğü, bu yolda ağır bedeller ödendiği fakat çok mühim kazanımlar sağlandığı aktarıldı.
TERÖRLE MÜCADELEDE YENİ STRATEJİ
Özellikle 15 Temmuz ihanetinin ardından uygulamaya konulan 'terörü kaynağında yok etme' stratejisi ile yurt içinde ve dışında stratejik başarılara ulaşıldığı vurgulandı. Irak ve Suriye'de gerçekleştirilen harekâtların, ülkenin güvenlik paradigmasında yeni bir safha açtığı ve Türkiye'nin üzerine konulan engelleri parçaladığı belirtildi. Bu adımlarla Türkiye'nin, başkalarının senaryolarında rol alan bir ülke olmaktan çıkıp, kendi hikayesini kaleme alan ve bölgesinde oyun kurucu bir aktör olduğunu herkese kanıtladığı ifade edildi. Terörsüz Türkiye sürecinin, bir güvenlik politikasından ziyade ülkenin yeni yüzyılına dair stratejik bir devlet vizyonu olduğu dile getirildi. Bu sürecin hedeflere uygun olarak başarıya ulaşmasının, iç cepheyi tahkim etmenin yanı sıra milletin önünde yeni ufuklar açacağı belirtildi.
Gardımızı indirdiğimiz anda bize bu topraklarda hayat hakkı tanımazlar. Bizim güçlü olmak dışında bir seçeneğimiz yoktur.
YENİ NESİL GÜVENLİK TEHDİTLERİ
Günümüz güvenlik anlayışında, enerji hatlarına yönelik saldırıların veya bankacılık sistemini çalışmaz kılan siber tehditlerin de doğrudan milli güvenlik sahasına girdiği ifade edildi. Savaş meydanlarında artık tanklar ve füzeler kadar yazılımların da belirleyici bir etkiye sahip olduğu kaydedildi. Veri güvenliğinin büyük önem taşıdığı, doğru kullanıldığında yapay zeka teknolojisinin karar alma mekanizmalarını hızlandırdığı ancak ciddi riskler de içerdiği belirtildi. Bu nedenle yapay zekanın etik, hukuki ve toplumsal boyutlarıyla bir güvenlik meselesi olarak ele alınmasının bir tercihten çok mecburiyet olduğu vurgulandı.
Türkiye'nin, harp sahalarını en iyi analiz eden, değişen güvenlik paradigmasını erken fark eden ve buna göre hazırlık yapan ülkelerden biri olduğu söylendi. Sürekli bir gelişim çabası içinde olunduğu ve savunma sanayii güçlendirilerek dışa bağımlılığın asgari seviyeye indirildiği belirtildi. Çevreyi saran krizlere bakıldığında, sahip olunan kapasitenin değerinin çok daha net anlaşıldığı ifade edildi. Türkiye Yüzyılı vizyonuyla büyük ve güçlü Türkiye'nin adım adım tesis edileceği, bu yoldaki ilham kaynağının ise milletin kendisi olduğu sözlere eklendi.




