Yeni Parti'nin 41 sayfalık programı, Türkiye'nin millî kazanımlarını hedef alıyor. Metinde 'Mavi Vatan' ve 'vatan' kelimeleri bir kez bile geçmezken, FETÖ ile mücadeleye dair tek satır yer almaması dikkat çekiyor. "Milli" kavramına alerji duyan program, Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı ile üniter yapıyı tehdit ediyor. Cumhurbaşkanlığını sembolik hale getirerek istikrarsızlığa kapı aralayan programın, Ankara merkezli bir vizyon yerine okyanus ötesi bir ajandayı yansıttığı vurgulanıyor.
Türk siyaseti geçen hafta tarihi günlerinden birini yaşadı. Şaibeli kurultay iddialarının ardından butlan kararıyla koltuğunu kaybeden Özgür Özel, kendi partisini kurarak 'baba ocağım' dediği CHP'yi resmen böldü. 90 milletvekili CHP'den istifa etti, 'Yeni Parti'nin yolunu tuttu. Giderken yaptıkları bağışları geri aldılar, CHP'nin kurumsal sosyal medya hesaplarına ise el koydular. Meclis'te 44 sandalyesi kalan CHP, beşinci parti konumuna düştü. Özel, ayrılırken kasadaki paraları da dağıttı. Yeni Parti'ye giden vekillere CHP'ye yaptıkları bağışlar iade edildi.

ŞAİBELİ İSİMLER KURUCU!
Milletvekillerinin her birinin hesabına 100 bin TL civarında ödeme yapıldığı öne sürüldü. CHP'nin yıllardır kullandığı bazı sosyal medya hesaplarına el koyan Yeni Particiler, kendi reklamlarını yaptı. Bu arada yolsuzlukla anılan Ali Mahir Başarır, Veli Ağbaba, Özgür Karabat, Burhanettin Bulut ve Turan Taşkın Özer gibi isimlerin partinin kurucu kadrosunda yer alması dikkati çekti.

YENİ PARTİ’NİN PROGRAMINDA ESKİ TÜRKİYE ÖZLEMİ!
Öte yandan, Özgür Özel liderliğinde kurulan Yeni Parti, kamuoyuna ilan ettiği 41 sayfalık programıyla millî bekaya ve üniter devlet yapısına yönelik duruşunu ortaya koydu. Ancak programın içeriği, Türkiye’nin son yıllarda verdiği istiklal mücadelesinin tam aksi yönünde, "eski Türkiye"nin zayıf yönetim modellerine ve Batı merkezli ajandalara duyulan özlemi yansıtıyor.

VATAN VE FETÖ YOK, LGBT BAŞKÖŞEDE!
Yeni Parti Programı’nda yer alanlar kadar yer almayanlar da dikkat çekici bir tablo ortaya koyuyor. Türkiye’nin denizlerdeki egemenlik haklarının simgesi olan Mavi Vatan kavramına metinde bir kez bile yer verilmiyor. Hatta vatan kelimesi 41 sayfalık programın hiçbir yerinde kullanılmıyor.
Daha da vahimi, 15 Temmuz’da devleti uçurumun kenarına getiren FETÖ terör örgütüyle mücadeleye dair tek bir satır dahi bulunmuyor.
Millî bekaya dair bu kavramlara "ambargo" uygulanırken, Batı menşeli "cinsel yönelim", "cinsiyet kimliği" ve "toplumsal cinsiyet" gibi ifadelerin programın birçok bölümünde ısrarla vurgulanması dikkat çekiyor. Ayrıca, tartışmalı İstanbul Sözleşmesi’ne taraf olunacağı ve tüm hükümlerinin eksiksiz uygulanacağı taahhüdü verilerek, aile yapısına yönelik Batı merkezli ajandaya programda geniş bir alan açılıyor.
Programda ayrıca Filistin, Gazze ve diğer mazlum milletlerin direnişinin de Yeni Parti’yi ilgilendirmediği anlaşılıyor. İstatistikler ise partinin zihniyetini ele veriyor. Metinde “adalet” kelimesi 33 kez, “adil” kelimesi 26 kez kullanılırken, “millî” kelimesinin kullanım frekansı ise koca bir sıfır olarak kayıtlara geçiyor.

ÜNİTER YAPIYA "ÖZERKLİK" BALTASI
Yeni Parti, Türkiye’nin üniter devlet yapısını doğrudan hedef alan, federal sistemin önünü açabilecek tehlikeli bir vaadi de açıkça ilan etti. Programda, Türkiye’nin millî bütünlüğü korumak için çekince koyduğu "Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı"nın tam olarak uygulanacağı taahhüt ediliyor. Yerel yönetimlerin "idari ve mali özerkliğinin güçlendirilmesi" vaadi, devletin merkezî otoritesini zayıflatarak ülkeyi bölünme riskine açık hale getiren bir adım olarak değerlendiriliyor.

KÜRT MESELESİNDE PKK’NIN İSTEDİĞİ DİL
Sözde demokratikleşme makyajı altında sunulan Kürt meselesi çözümü, ayrılıkçı hareketlerin talepleriyle paralellik gösteriyor. Ayrıca programda ısrarla vurgulanan "eşit yurttaşlık" kavramının, Türk Milleti'nin ortak kimliğini silmeye yönelik kimliksiz bir toplum inşa etme gayreti olduğu görülüyor.
GÜÇLÜ YÖNETİMDEN SEMBOLİK CUMHURBAŞKANLIĞINA
Türkiye’nin hızlı karar alma mekanizmasını sağlayan Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ni hedef alan Yeni Parti, ülkeyi koalisyonların ve istikrarsızlığın hakim olduğu eski döneme döndürmeyi vaat ediyor. Programda, Cumhurbaşkanlığı makamının sembolik hale getirilmesi ve yetkilerinin kısıtlanması hedeflenirken, devletin en üst makamını korumasız bırakacak şekilde "Cumhurbaşkanına hakaret suçunun kaldırılması" da vaatler arasında yer alıyor.
AİLE YAPISINA BATI DAYATMASI VE EĞİTİMDE DIŞLAMA
Muhafazakâr değerleri ve Türk aile yapısını hedef alan Batı menşeli kavramlar, programın "mor dönüşüm" bölümlerinde kendine geniş yer buldu. Tartışmalı İstanbul Sözleşmesi’ne geri dönüş kararlılığı sergileyen parti, "cinsel yönelim" ve "toplumsal cinsiyet" gibi ifadeleri siyasetin merkezine yerleştiriyor.
Eğitim alanında ise, Anadolu insanının inancına hizmet eden vakıf ve derneklerin kamusal eğitimden tamamen dışlanacağı ilan edilerek eski laikçi reflekslerin geri döndüğü sinyali veriliyor.




