Bakanı Fidan, "İsrail insanlığın kaldıramayacağı bir yük haline geldi" diyerek uluslararası yaptırımlar çağrısında bulundu ve Ankara'nın çıkarlarına zarar gelmesi durumunda çatışmadan korkmayacağı tehdidinde bulundu.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, CNN Türk'te Hürriyet Gazetesi Ankara Temsilcisi Hande Fırat'ın gündeme ilişkin sorularını yanıtladı. Bakan Fidan, "ABD ile yıllar içinde inişli çıkışlı konularımız var. Ticaret, ekonomi, eğitim, teknoloji alanları iyi yürüyor, bunları ilerletmeye çalışıyoruz. ABD ile ilişkiler olumlu süreçte. Cumhurbaşkanımızın yıllar içerisinde ortaya koyduğu küresel liderlik vizyonu, geliştirdiği ilişkiler ağı ve oluşturduğu güven, insanların nazarındaki prestij ve Türkiye'nin geldiği nokta tabii fevkalade önemli. Özellikle jeopolitik konular, Obama döneminde başlayan Suriye'deki Amerikan politika değişikliği, Beşşar Esed'e ve rejime karşı olan mücadelenin birden DEAŞ'a karşı mücadeleye dönmesi, YPG'nin desteklenmesi sürecinde Türkiye'nin milli güvenliğine tehdit oluşturan bir politika konusu vardı. Trump'ın ikinci döneminde, bu politika terk edildi resmi olarak." dedi.
ABD VE İSRAİL'İN İRAN'A YÖNELİK SAVAŞI
Türkiye'nin ABD-İsrail ve İran savaşındaki arabuluculuk rolüne ilişkin soruyu cevaplayan Fidan, bu süreci savaşın yaygınlaşma riski göstermesi nedeniyle "yoğun, kritik ve riske açık" olarak nitelendirdi.
Hakan Fidan, söz konusu dönemde savaşı durdurmak için zamanla yarıştıklarını belirterek bu durumlarda her iki taraf nezdinde de güvenilir aktörlerin sesinin duyulmasının vazgeçilmez bir ihtiyaç olduğunu kaydetti.
Türkiye'nin taraflar arasındaki gerilim boyunca diplomatik çabalarını aralıksız sürdürdüğünü ifade eden Fidan, "Cumhurbaşkanımızın (Recep Tayyip Erdoğan) yıllardır ortaya koyduğu o tutarlı, vizyoner çizgide oluşturduğu emin kişi, güvenilir, dürüst ortak profili burada çok ciddi rol oynadı." değerlendirmesinde bulundu.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Pakistan, Katar ve Türkiye'nin bu kapsamda ortaya koyduğu arabuluculuk faaliyetlerinin çok profesyonel ve koordineli olduğuna dikkati çekerek "Rusya-Ukrayna Savaşı'nda olay bir türlü bir yere gidemiyor ama Amerika-İran Savaşı'nda bu kadar kısa sürede, bu kadar yoğunluğu çok yüksek olan bir savaşın en azından ateşkesinin sağlanması mümkün oldu. Şu anda kalıcı çözüme ulaşmak için temel müzakereler devam ediyor. İnşallah orada da bir şeye ulaşırlar." dedi.
İSRAİL'İN BÖLGEDE YÜRÜTTÜĞÜ POLİTİKALAR
İran-ABD arasındaki görüşmelerde İsrail'in etkisine ilişkin soruya Fidan, "İsrail, uluslararası toplumun istisnasız tanımlamasıyla bir düzen bozucu, 'irritant' dediğimiz, her yere istikrarsızlık, zulüm, kan, katliam getiren, gözü dönmüş çetenin yönettiği bir ülke maalesef." yanıtını verdi.
Fidan, uluslararası toplumda İsrail'in izlediği politikaların niteliği konusunda büyük ölçüde görüş birliği bulunduğunu buna karşın yıllar içinde oluşturulan "İsrail algısının" birçok ülkenin gerçek tabloyu görmesini uzun süre zorlaştırdığını belirtti.
ABD siyasi karar alma mekanizmalarının son derece karmaşık bir yapıya sahip olduğunu belirten Fidan, "(ABD) İçerideki siyasi mekanizmaların nasıl oluştuğunu herkes biliyor. Çok kompleks yapısal mekanizmalar var. (Yahudiler) Onlar marifetiyle oluşturulan bir manipülatif sistem var. O sistem içerisinden çıkıp gelen bir adam, o sistemde kalmasını devam ettirmesi için, sistemin gerekleri olan siyonizmin belli hedeflerine hizmet etme konusunda faaliyetini göstermesi gerekiyor. Bunlar kendi aralarında çözmesi gereken sistemik problem." diye konuştu.
Fidan, ABD ve İsrail arasındaki ilişkiye işaret ederek "Bakın Amerika'daki siyasetçiler, kendi çıkarlarına hizmet ettikleri sürece İsrail'i desteklerler ama çıkar bu süreçte o kadar uzun süre gitmiş ki, İsrail'in desteklenmesiyle çıkarın örtüşmesi bir kalıcılık kabulü haline dönüşmüş." değerlendirmesinde bulundu.
ABD ile İsrail arasındaki ilişkinin danışıklı dövüş olup olmadığına ilişkin soruyu yanıtlayan Fidan, şöyle devam etti:
"Hiç kimse kendi aleyhine olacak bir şeyin devamlılığını istemez. Dolayısıyla ben burada yani danışıklı dövüş vesaire falan demiyorum. Yani olaya o açıdan bakmıyorum. Lehine işliyorsa bir noktaya kadar gidiyor. Aleyhine işlemeye başladığı noktadan sonra mecburen denklem dışına çıkması lazım. Bakın Hürmüz Boğazı olayında da yani İran Hürmüz Boğazı'nı kestikten sonra bizim burada aslında ateşkese ulaşmamızdaki en önemli pratik neden, hem İran üzerinde hem Amerika üzerinde uluslararası aktörlerin, biz de dahil olmak üzere Hürmüz Boğazı'ndan dolayı oluşturduğu muazzam bir baskı olmasıydı. Çünkü o, enerjiyi, ekonomileri, gıda güvenliğini birçok şeyi etkiler hale gelmişti. Şimdi bu kadar etki katsayısı yüksek bir olayı hisseden bir yönetim ara seçimlere giderken Amerika da diyor ki benim bunu durdurmam lazım. Çünkü hem müttefiklerim benden bunu istiyor hem bendeki enerji fiyatları arttığı için halkımın aleyhine. Dolayısıyla İsrail'e burada söz geçirme dışında bir şey yok. Bu, artık İsrail'in denklemi değil, Amerika'nın kendi çıkarlarıyla alakalı bir konu."
Fidan, İsrail'in bölgedeki politikasının değişmeyeceği kanaatinde olduğunu vurgulayarak "(İsrail Başbakanı Binyamin) Netanyahu ve çetesi orada olduğu sürece ben bu politik duruşun değişeceğine inanmıyorum. Bunların inandığı bu. Bunlar yıllardır kendilerini şuna koşullandırmışlar: Biz bölgede bölge ülkelerini rahatsız etmediğimiz, bölmediğimiz, zayıflatmadığımız ve insan öldürmediğimiz sürece başarılı olma şansımız yok. Adam buna inandırmış kendini ve bu noktada gidiyor." ifadelerini kullandı.
"İSRAİL SADECE BENİM DEĞİL, DÜNYANIN SORUNU"
Bakan Fidan, dünya genelinde üniversite kampüslerinden gazetelere kadar her noktada İsrail düşmanlığının arttığını aktararak "Adamlar göz göre göre katliam yapıyorlar. Göz göre göre her yerde istikrarsızlaştırıcı rol oynuyorlar. Bu kadar istikrarsızlaştırıcı rolü oynamayı, eskiden bir iki basit medya hamlesiyle gizleyebiliyorlardı. Şimdi bunu gizleyemiyorlar da." diye konuştu.
Tel Aviv yönetiminin yıpranan imajını değiştirmek amacıyla yeni bir düşman arayışı içinde olduğunu kaydeden Fidan, "İsrail veya herhangi bir aktör, milli, bölgesel çıkarlarımızla çakıştığı sürece kimseden korkacak, çekinecek, geri adım açacak halimiz yok. Bize bir sıkıntı yok. Kavga bizim işimiz, hiç problem değil. Problem ne? Problem, İsrail sadece benim değil, dünyanın sorunu." ifadelerini kullandı.
Hakan Fidan, İsrail'in yalnızca Türkiye'nin değil, tüm uluslararası toplumun ortak sorunu haline geldiğini vurgulayarak sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bu adamlar insanlığın artık taşıyamadığı bir yük haline geldiler. Bu politikalarıyla, bu kafalarıyla insanlık bunu taşıyamıyor. İnsanlık vicdanı bunu taşıyamıyor, siyasal sistemler, ekonomik sistemler taşıyamıyor. Hangi sistemden yaklaşırsanız yaklaşın bu adamları taşıyacak bir parametre yok. Dolayısıyla biz, uluslararası topluma bana sordukları zaman hep diyoruz ki, 'niye sadece benim problemim yapıyorsunuz?' Ben buna karşı çıkan yüksek sesle konuşabilen tek ülke olabilirim ama bu sorun, hepinizin problemi. İstiyorsanız ki; hepinizin problemini sizin aranızda tek başına ben çözeyim, o zaman herkes gelecek, elini taşın altına koyacak, diplomatik tavrını alacak ve o adamlara gerekli yaptırımları koyacak."
Bu kapsamda Türkiye'nin İsrail ile yaklaşık 10 milyar dolarlık ticaret hacmini durdurma kararı aldığını hatırlatan Fidan, bu adımın İsrail ekonomisini doğrudan çökertmekten ziyade güçlü bir siyasi mesaj verme amacı taşıdığını vurguladı.
Bakan Fidan, Avrupa ülkelerinin tarihte ilk defa İsrail'e silah satışına sınırlama getirdiğine dikkati çekerek şu ifadeleri kullandı:
"Bu, ilk defa oluyor. Yahudi soykırımı nedeniyle İsrail, Avrupa'nın vicdanında bir yük gibiydi ve bunu da İsrail sonuna kadar sömürdü. Onun için İsrail'e karşı sonsuz tolerans vardı. Şimdi o toleransın kalktığını görüyoruz. İsrail'de radikal politikacılara, özellikle Batı Şeria'da uyguladıkları politika için artık seyahat yasakları getiriliyor, tutuklama kararları getiriliyor. Uluslararası Ceza Mahkemesi, Netanyahu ve arkadaşlarıyla ilgili tutuklama kararı verdi yani insanlık, uluslararası toplum elinden geleni aslında bir noktada koyuyor."




