Konya ile Afyonkarahisar arasında yer alan, uzun yıllardır devam eden kuraklık ve plansız zirai sulama pratikleri yüzünden coğrafi haritalardan silinme riski taşıyan Akşehir Gölü, bu yılki bereketli yağışların etkisiyle tekrar hayat buldu.
Fıkralara konu olan Nasreddin Hoca'nın maya çaldığı rivayet edilen 354 kilometrekarelik göl havzasındaki su hacmi, eski alanının üçte birine erişirken, su derinliği ise 1,5 metre olarak ölçüldü.
'SON 30 YILIN EN BEREKETLİ DÖNEMİ'
Akşehir Belediye Başkan Yardımcısı Cevat Nuri Bozoğlu, bölgenin son 30 yılın en bol yağışını aldığını ve bu sayede gölün su tutmaya başladığını dile getirdi. Bozoğlu, gölün geçmişte de benzer kuruma ve canlanma döngüleri yaşadığını anımsattı.
Akşehir Gölü'nün geçmişine baktığımızda; 1968-69 senelerinde su seviyesinin en yüksek noktada olduğu görülür. Hatta Akşehir-Yunak-Ankara kara yolunu kapattığı bilinmektedir. O tarihlerde gölün alanı 350 kilometrekareye varmıştı. Balıkçılık, kamışçılık ve göl çevresindeki bitki örtüsünden faydalanılıyordu. Bu havza, en az 20 bin kişilik bir nüfusa geçim kaynağı sunuyordu. Maalesef senelerdir süren kuraklıklar, akarsuların önüne inşa edilen setler ve barajlar, gölü kuruma noktasına getirdi. 1999-2000'li senelerden bu yana su periyodik olarak azaldı. Bu sene memnuniyet verici bir gelişme yaşandı; son 30 yılın en iyi yağışını aldık. DSİ Bölge Müdürlüğü olarak geçmişte Afyon-Isparta'ya bağlıyken bu yıl Konya'ya bağlanmamız pozitif bir etki yarattı. Çünkü çayların önündeki setler ve barajlar yavaş yavaş kaldırılmaya başlandı. Bu sayede son 2-3 aydır derelerimiz ve çaylarımız çok iyi akıyor. Gölün derinliği şu an 1,5 metre seviyesinde; ancak bu durumu maalesef sadece bir yıl muhafaza edebiliyoruz. Göl tabanının düz bir yapıya sahip olması, buharlaşmayı hızlandırıyor ve suyun yeniden çekilmesine neden oluyor.
'GÖL TABANI DERİNLEŞTİRİLMELİ'
Göl suyunun kalıcı hale getirilmesi için tabanın derinleştirilmesi gerektiğini belirten Bozoğlu, çözüm önerilerini sıraladı.
Su yönetimi bilimleri ve devletimiz tarafından o gölün bir çanak formuna kavuşturulması zaruridir. Gölün muhafaza edilmesi ve çayların kesintisiz akışının temin edilmesi gerekmektedir. Burada devletimize önemli bir sorumluluk düşüyor; tabandaki torfun alınarak derinleştirilmesi, suyun bir göl formunda toplanmasını ve buharlaşmanın azalmasını sağlayacaktır. Bu konuda devletimize her türlü yardıma hazırız. Geçmişte Akşehir Gölü'nün bir mikro klima işlevi gördüğünü, Akşehir kirazına muazzam bir katkı sağladığını biliyoruz. Oba köylerindeki arazilerde yarattığı ılıman iklimle arpa ve buğdaya da faydalı olduğunu gözlemliyoruz.
'SULARIMIZ GELDİ, CENNET OLDU'
Gölçayır Mahallesi sakini çiftçi Zekeriya Gök ise gölün tarihsel döngüsünü aktardı.
Büyükbabam, 1870'te bu gölün kuruduğunu anlatırdı. Bir müddet çorak kaldıktan sonra yeniden canlanmış ve su seviyesi 6 metre derinliğe kadar çıkmış. 1930'da yeniden çekilmiş. 8-10 yıl kuru kaldıktan sonra göl tekrar su biriktirmiş ve 2006'ya kadar o şekilde kalmış. 2006'da göl bütünüyle tekrar kurudu ve 6 sene öyle kaldı. Sonra bir yeşerme oldu. Biz 'Cennet oldu, sularımız geldi' diye sevindik. Maalesef o su da tekrar gitti. 2018'de göl 1,5 metre yükseldi. Balıklarımız, kuşlarımız geri geldi. Daha çok sevindik, mutlu olduk. İklimden dolayı gölde su çekiliyor. Bu sene çok güzel bir yağış oldu. Gölümüz de çok güzel canlandı. Biz hem gölümüzün hem de arazilerimizin var olmasını istiyoruz.
'GÖL, 18 KÖYÜN GEÇİM KAYNAĞIYDI'
Zekeriya Gök, göl çevresindeki 18 köyün ekonomisinin eskiden göle dayandığını ve nüfusun yaklaşık yüzde 30'unun balıkçılık ve kamışçılıkla rızkını temin ettiğini vurguladı.
Gölün etrafında 18 köy bulunur. Her köyün yüzde 30'u gölde çalışırdı. Benim gençliğimde gölden kerevit çıkarırlardı. 10-12 kilo ağırlığında turna balıklarımız, sazan balıklarımız olurdu. Ördek ve kaz eksik olmazdı. 1980'li, 1986'lı senelerde 5-6 milyon yaban kazı vardı. Bu kadar canlı bir yerdi. Temennimiz, gölün o eski durumuna, o günlere geri dönmesidir.




