Hindistan merkezli NDTV, Yeni Delhi yönetiminin askeri sahada 'doğrudan tehdit' olarak konumlandırdığı Türkiye'nin, yerli savunma sanayii hamleleriyle bölgede kurulan yeni ittifakın mimarı haline geldiğini yazdı.
Hindistan'ın en köklü ve etkili yayın organlarından NDTV , Yeni Delhi yönetiminin son dönemde askeri sahada "doğrudan bir tehdit" olarak algıladığı Türkiye'nin, yerli savunma sanayii hamleleri ve askeri özerkliğiyle bölgede kurulmakta olan yeni ittifakın mimarı haline geldiği açıkladı.
NDTV'nin analizinde, Hindistan askeri komuta kademesinin Türkiye’ye bakışındaki radikal değişimin detayları paylaşıldı.
Genelkurmay Başkan Yardımcısı Korgeneral Rajiv Ghai'nin açıklamalarına atıfta bulunulan yazıda, Hindistan'ın askeri strateji masasında Türkiye’yi, en büyük tarihsel rakibi olan Pakistan ile neredeyse aynı büyüklükte ve ciddiyette bir ulusal güvenlik tehdidi olarak algıladığı itiraf edildi:
"Yeni Delhi yönetimi, Sindoor Operasyonu sırasında Ankara'nın Pakistan'a sağladığı stratejik ve teknolojik askeri destek nedeniyle Türkiye'yi resmen "doğrudan bir tehdit" ve düşman olarak konumlandırdı"
"NATO TEKNOLOJİSİ VE YERLİ SAVUNMA SANAYİİ ANKARA’YI LİDER YAPTI"
Türkiye'nin savunma sanayisindeki bağımsızlık hamlelerine ve ittifak içindeki askeri ağırlığına dikkat çekilerek şu değerlendirmelere yer verildi:
"NATO içindeki en büyük ikinci daimi orduya sahip olan Türkiye, sadece Batı teknolojisine erişmekle kalmıyor; kendi kendine yeten, bağımsız bir askeri güç olarak öne çıkıyor. Savunma özerkliği elde ederek dünyanın en önde gelen silah ihracatçıları arasında yerini alan Ankara, küresel silah ticaretinde yüzde 1,6'lık bir paya sahip. Türkiye, dünyaca ünlü yerli insansız hava araçlarının yanı sıra gelişmiş zırhlı araçlar ve korvetler üreterek rakiplerine karşı ezici bir teknolojik üstünlük kurmuş durumda."
"SÜNNİ NATO'SU ŞEKİLLENİYOR: RİYAD'IN PARASI, ANKARA'NIN TEKNOLOJİSİ"
Hint basını, Körfez bölgesinde ABD ve İsrail eksenli yürütülen savaşın, Washington’ın müttefiklerini korumakta yetersiz kaldığı gerçeğini ortaya çıkardığını ve konjonktürün Türkiye, Pakistan, Suudi Arabistan, Mısır ile Katar'ı NATO tarzı kolektif bir savunma paktı kurmaya ittiğini kaydetti:
"Bir tarafa yapılan saldırı tüm üyelere yapılmış sayılır ilkesine dayanan bu yeni 'Sünni NATO' oluşumunda Türkiye, Suudi Arabistan ve Katar'ın muazzam petrol-gaz gelirlerini kendi savunma sanayii ürünleri için karlı bir pazar ve finansman kaynağına dönüştürdü. Pakistan'ın nükleer caydırıcılığı ve 650 bin kişilik ordusu ile Türkiye'nin savaş sahasında yetkinleşmiş yüksek teknolojili askeri cephaneliğinin birleşmesi, Umman Denizi'nden Akdeniz'e kadar olan tüm küresel deniz yollarının ve stratejik limanların kontrolünü bu bloğa verecektir."
"SAVAŞIN KAYBEDENİ HİNDİSTAN, KAZANANI ANKARA VE PAKİSTAN OLDU"
NDTV, Hindistan'ın hiçbir bağının olmadığı Orta Doğu'daki bu savaşın Yeni Delhi'ye sadece ekonomik sıkıntı, enflasyon ve enerji krizi getirdiğini, buna karşın en büyük rakipleri olan Türkiye ve Pakistan'ı jeopolitik olarak zirveye taşıdığını aktardı.
Analist Aditi Bhaduri yaşanan bölgesel krizin taraflara olan yansımaları ve Hindistan'ın karşı karşıya kaldığı jeopolitik riskleri şöyle sıraladı:
"Hindistan'ın hiçbir bağının olmadığı Orta Doğu'daki bu savaş Yeni Delhi'ye sadece ekonomik sıkıntı, enflasyon ve enerji krizi getirirken; en büyük rakipleri olan Türkiye ve Pakistan'ı jeopolitik olarak zirveye taşıdı. Türkiye; Riyad, Kahire ve Doha ile olan geçmiş diplomatik anlaşmazlıkları tamamen geride bırakarak bu ülkelerle askeri düzeyde ortak savunma bakanları toplantıları düzenlemeye başladı. Pakistan ise krizde stratejik bir arabulucu rolü kaparak güçlendi. Yaşanan bu gelişmeler karşısında Hindistan, hem Batı Asya hem de Pakistan'a yönelik askeri ve dış politikalarını baştan aşağı değiştirmek ve Ankara-İslamabad ekseninin yükselişine karşı acil önlem almak zorunda kalacaktır."




