HSYK ÜYESİ ERTOSUN'DAN ZEHİR ZEMBEREK SÖZLER!

8 dk okuma
HSYK ÜYESİ ERTOSUN'DAN ZEHİR ZEMBEREK SÖZLER!

Hızlı Özet

Ertosun, HSYK’da düzenlediği basın toplantısında, şahsına ve Kurul’a yönelik basın-yayın organlarında yer alan iddialara cevap verdi.

Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK)

Üyesi Ali Suat Ertosun, "(Korsan) olarak nitelendirilebilecek bir davranış

varsa, bu korsanlık anayasal teminat altındaki HSYK üyelerinin anayasa ve

kanunlar çerçevesinde görüşlerini toplantılarda serbestçe ifade etmelerinde

değil, tek elden ve organize şekilde anayasal kurumlara ve bu kurumlarda görev

yapanlara karşı basın ve yayın yoluyla hedef gösterilerek yapılan saldırılarda

aranmalıdır" dedi.



Ertosun, HSYK’da düzenlediği basın toplantısında, şahsına ve Kurul’a

yönelik basın-yayın organlarında yer alan iddialara cevap verdi.

Konuşmasına Pakistan’da yaşanan sel felaketi nedeniyle Pakistan halkına

geçmiş olsun ve başsağlığı dilekleriyle başlayan Ertosun, Pakistanlı şair

Muhammed İkbal’in Kurtuluş Savaşı’nda Türk halkı için yaptığı konuşmanın da bir

bölümünü okudu.



Son aylarda şahsına ve HSYK’ya yönelik "eleştiri sınırlarını aşacak

şekilde hakaret içeren maksatlı yayınlar" yapıldığını belirten Ertosun,

"eleştiri amacı taşımayan, sadece hakaret etme, küçük düşürme ve karalama

düşüncesiyle yapılan yayınlarla" ilgili olarak yasal yollara başvuracağını

söyledi.



Ertosun, kişisel geçmişi ile inancına ve mezhebine ilişkin bazı yazıların

da kaleme alındığını belirterek, "Laik, demokratik, din ve vicdan hürriyeti olan

bir ülkede bu tür davranış biçimleri kabul edilemez. Bu durum her şeyden önce

temel insan haklarına aykırıdır" dedi.



HSYK üyelerinin zaman zaman adliyeleri, bölge idare ve idare

mahkemelerini ziyaret ederek, buralardaki hakim ve savcılarla adli sorunlara

ilişkin fikir alışverişinde bulunmalarıyla ilgili de basında haberler yer

aldığına işaret eden Ertosun, bu ziyaretlerin "mutad bir uygulama" olduğunu,

ancak kurul üyelerinin ziyaretlerinin referandumla ilişkilendirilmesinin hiçbir

insaf ölçüsüyle bağdaşmadığını ifade etti.

-"YASAL YOLLARA BAŞVURACAĞIM"-

Ertosun, HSYK üyelerinin seçilmeleri, görevleri, yetkileri ile çalışma

usul ve esaslarının Anayasa’nın 159. Maddesi’ndeki ilkelere uygun şekilde

kanunlarla düzenlendiğine dikkati çekerek, şunları kaydetti:

"(Korsan) olarak nitelendirilebilecek bir davranış varsa, bu korsanlık

anayasal teminat altındaki HSYK üyelerinin anayasa ve kanunlar çerçevesinde

görüşlerini toplantılarda serbestçe ifade etmelerinde değil, tek elden ve

organize şekilde anayasal kurumlara ve bu kurumlarda görev yapanlara karşı basın

ve yayın yoluyla hedef gösterilerek yapılan saldırılarda aranmalıdır.



Şahsımın ve şahsım hedef gösterilerek üyesi olduğum HSYK’nın anayasa ve

hukuk kuralları çerçevesinde ifa ettiği görevi ideolojik olarak nitelendirmek

haksız bir saldırıdır. Asıl ideolojik ve militanca tavır anayasa ve kanunları yok

sayarak Kurulu çalıştırmayanlarda ve basın ahlak ilkelerini çiğneyerek kampanya

yürüten odaklarda aranmalıdır.



Yine hedefinde bulunduğum odakların şahsımla ilgili başvurdukları diğer

bir yöntem de doğrudan muhatap olmadığım kişilerin legal veya illegal yollarla

tespit edilen konuşmalarının sanki tarafıymışım gibi manşetlere taşınmasıdır.

Hiçbir hukuki ve etik dayanağı olmayan, dürüst ve yansız habercilik anlayışıyla

bağdaşmayan, iyi niyet ve basın ahlakı ölçülerinin çok uzağında bulunan bu

eylemlere ilişkin olarak da gerekli yasal yollara başvuracağım."



Ertosun, kendisini ve HSYK’yı hedef alan "karalama kampanyası"na

malzeme olan bir başka konunun da HSYK Başkanvekili Kadir Özbek’le birlikte

hazırladıkları "Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’na İlişkin Anayasa

Değişikliği Konusunda Analitik Bir İnceleme" isimli kitabın olduğunu anlattı. Bu

kitapta HSYK konusunda yapılan anayasal değişikliklerin değerlendirildiğini

belirten Ertosun, kitapçıkta ileri sürülen görüş ve fikirlerin çarpıtılıp

değiştirilerek kendisinin ve HSYK’nın siyasallaştığı yönünde yayınlar yapılarak

kamuoyunun yanıltılmaya çalışıldığını kaydetti.



Konuşmasında, HSYK’da yaşanan sorunlara da değinen Ertosun, unvanlı hakim

ve savcıların atamalarına ilişkin kararnameyle ilgili de "Adalet Bakanlığının

toplantıyı terk etmesinin asıl nedeni, referandumdan ’evet’ çıkması halinde,

hakim ve savcıların kaderi adalet bakanının iki dudağı arasından çıkacak

talimatlar ile şekillenecek olmasıdır" dedi.

Ertosun, "kararnamenin tamamlanamayan bölümlerinin, kurulun anayasal

görevlerini yapmasını engellemek için anayasa ve yasa hükümleri hiçe sayılıp

çiğnenerek geri çekildiğini, Adalet Bakanlığının toplantıları terk etmeyi aynı

kasıt ve kararlılıkla geçmişten beri sürdürdüğünü, kriz çıkarılarak da HSYK’nın

yıpratılması ve çalışamaz hale gelmesinin istendiğini" iddia etti.

Ertosun, bir soru üzerine HSYK üyelerince halk oyuna sunulacak Anayasa

değişikliğine ilişkin, hakim ve savcılara dağıtımı yapılan kitapçığın toplam

maliyetinin yaklaşık 7-8 bin TL olduğunu ve dağıtımının posta yoluyla yapıldığını

söyledi.

-"AVCI İLE ARAMIZDA BİRBİRİNİ TEYİT EDEN BİR DURUM VAR"-

Eski Eskişehir Emniyet Müdürü Hanefi Avcı’nın kitabıyla ilgili soruları

da yanıtlayan Ertosun, kitabı okumadığını, Avcı’yı tanımadığını belirtti.

Ertosun, "Avcı’yı tanımam, ama bende dürüst bir imaj bıraktı. Yazdıklarının

üzerinde durulması gerektiğini düşünüyorum. Bizim eskiden bu yana

söylediklerimizi yazdı. Avcı ile aramızda çelişki değil, tam tersine birbirini

teyit eden bir durum var" diye konuştu.



Bir gazetecinin "atamaların değişik kriterlerle yapıldığı" yönünde

iddialar bulunduğunu anımsatması üzerine Ertosun, bu tür iddiaların her zaman

olduğunu, fakat bunların gerçeği yansıtmadığını savundu. Ertosun, "Bu kurumun

kapısından girmeyen bazı arkadaşlar Yargıtay üyesi olmuştur. Biz objektif

kaldığımıza inanıyoruz. İddia sahiplerini iddialarını kanıtlamaya davet

ediyorum" dedi.



HSYK toplantılarında bazı davalara ilişkin soruşturmaları yürüten savcı

ve hakimlerin yerlerinin değiştirilmesi için önerilerde bulunup bulunmadığının

sorulması üzerine de Ertosun, kamuoyuna yansıtıldığı gibi sadece bazı davalarla

ilgili önerilerde bulunmadıklarını, basında yer alan her türlü davaya ilişkin de

önerilerde bulunduklarını anlattı. Kurul olarak hakim ve savcıların hatalarını

düzeltmek, sorunlarını çözmek gibi bir görevleri bulunduğunu anımsatan Ertosun,

kamuoyunu meşgul eden davalarda Türkiye’nin daha sonra Avrupa İnsan Hakları

Mahkemesi’nde tazminat ödemeye mahkum olma durumuyla karşı karşıya kalabileceğini

ve bu durumu engellemeye çalıştıklarını ifade etti.



HSYK’nın 1982 yılında kurulduğunu ve bugüne kadar sorunsuz bir şekilde

çalışmalarını sürdürdüğünü hatırlatan Ertosun, "Kurul, Anayasa’nın 15.

maddesinde yazılı yetkilerini kullanmak istediğinde sorunlar ortaya çıktı" diye

konuştu.



-"HSYK, HAKİM VE SAVCILARI KORUMAKLA GÖREVLİ BİR MEKANİZMA DEĞİL"-



Son dönemlerde yargı alanında yaşananların üniversitelerde doktora ve

master tezleri olarak araştırılması gerektiğini belirten Ertosun, şöyle

konuştu:



"Kurul’un girişimleriyle yargıya dair bazı konularda iyileştirmeler

oldu. Ancak bazı davalarda hukuk ihlal ediliyor, bunlarla biz ilgileniyoruz, ama

bizim ilgilenmemiz yetmiyor çünkü bize görev yaptırmıyorlar. HSYK, hakim ve

savcıları korumakla görevli bir mekanizma değil. HSYK, Türk yargısının daha iyi

çalışmasını hedefleyen bir kurul. Biz, meslektaşlarımıza karşı daha haşin

davranıyoruz, adalet duygusunun zarar görmemesi için.



Adalet Bakanlığı Müsteşarı hakkında geçen yıl suç duyurusunda bulunuldu,

ancak Yargıtay’dan bize dönüş olmadı. Gayriresmi edindiğim bilgiye göre,

başvurumuz Bakanlıkta bekletilmekte. Bakan, Müsteşar hakkında yargılama izni

vermezse, durumu Kurul olarak değerlendiririz."



Ertosun, bir soru üzerine de Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına uzun

zamandır atama yapılmamasının sebebinin Kurul’un Danıştay ve Yargıtay’dan seçilen

üyeleri olmadığını belirtti. HSYK’nın tarihinde ilk defa adli tatilde çalışma

kararı aldığına dikkati çeken Ertosun, Kurul toplantısında "bunalım çıkartan

tarafın Adalet Bakanı ve Müsteşarı olduğunu" savundu.



HSYK’nın seçilmiş üyelerinin önerilerini kararname toplantılarının

başında veya öncesinde vermesi halinde hiçbir kararnamenin tamamlanamayacağına ve

atamaların yapılamayacağına işaret eden Ertosun, bazı mahkeme başkanlarının

heyetlerine hakim üye takviyesi yapılması yönünde talepleri bulunduğunu ve bu

konuların da Kurul toplantısında gündeme getirildiğini anımsattı.



Ertosun, "Hakim ilavesi yapılırken neden mevcut hakimleri oradan almaya

çalıştınız, bu çelişki değil mi diye soruluyor. Bu çelişki değildir. Aldığınız

kadar hakim verirsiniz, üzerine ilave yaparsınız. Bütün hakim ya da savcılar

elindeki dosyayı bitirmeden atama yapılıyor, zamanı gelen elindeki dosyayı

bırakıp yeni yerinde görevine başlıyor. Gidenin yerine gelen hakim ya da savcı

oradaki dosyalara bakmaya devam ediyor" diye konuştu.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın, dün bir konuşmasında "dedelerin

talimat verdiği dönemler bitiyor" dediği hatırlatılarak, bu konuda

değerlendirmesi istenen Ertosun, Başbakan Erdoğan’ın bu sözlerini "seçim

atmosferinde söylenmiş sözler" olarak nitelendirdi.



-ADALET AKADEMİSİNDEN KURUL’A ÜYE SEÇİMİ-



Halk oyuna sunulan Anayasa değişikliği paketiyle Adalet Akademisi’nin

HSYK’ya üye seçeceğinin ve durumun Kurul’u nasıl etkileyeceğinin sorulması

üzerine Ertosun, kendisinin de Adalet Akademisi Olağan Genel Kurul üyesi olduğunu

söyledi.

HSYK üyesi olarak Adalet Akademisi Yönetim Kurulu’na aday olduğunu ancak

seçilemediğini anlatan Ertosun, şöyle devam etti:



"Maça 13-0 geriden başlıyorsunuz. Seçimlere 29 üye girdi, orada

Bakanlığın iradesi dışında kimsenin seçim kazanması mümkün değil. Böyle bir

akademiden nasıl bir üye gelir. Bir Kurul üyesinin bile mülakat heyetine girmesi

istenmiyor. Mülakatlarla ilgili konu Danıştay’a kadar geldi, mülakatlara kamera

konulması gündeme geldi. Kamera koyalım, biz bunu savunuyoruz. Sınavı Kurul

yapsın diyoruz, olmaz diyorlar. Kurul’dan bir kişinin sınav komisyonuna girmesini

istiyoruz ona da olmaz diyorlar. Son yıllarda alınan hakim ve savcılar, yakında

Kurul üyelerini seçecekler. Bunlar hatalı işlemdir. Akademide Bakanlığın iradesi

dışında Olağan Genel Kurul üyeliğine kimse seçilemez.



Adalet gerçekten çok zor durumda. Adalet, yargı savunma halinde. Bu kadar

saldırılan bir yargı nerede var? Yargı, gözümüz gibidir. Korunması gereken en

önemli organdır, ama bugün yargı, ayaklar altına alınmak isteniyor. Amaç ne, neyi

değiştirmek isteniyor? HSYK değişince bütün sorunlar bitecek mi? HSYK’nın

kararlarının şeffaf olmasını, incelenmesini en fazla isteyen benim. Bugüne kadar

Bakanlık, Kurul üyeleri ne yapmış, her şey ortaya çıksın. Kim hangi olayda nasıl

oy vermiş, görülsün."



Anayasa Mahkemesi’nin mevcut Anayasa çerçevesinde, anayasa

değişikliklerine ilişkin karar verdiğini anlatan Ertosun, kitapçıklarında olması

gerekenleri anlattıklarını, Kurul’un tüm disiplin kararlarının da yargı yoluna

açılması gerektiğini ifade ettiklerini belirtti.



-"KURUL SEÇİMLERİ SİYASİ BİR ARENAYA DÖNECEKTİR"-



HSYK üyelerinin de HSYK’nın değiştirilmesinden yana olduklarını kaydeden

Ertosun, "Biz bu şekilde değişsin istemiyoruz. Türk halkının gerçek

beklentilerine uygun bir Kurul haline getirelim istiyoruz. İleriki yıllarda Kurul

seçimleri siyasi bir arenaya dönecektir. Bundan Türk halkı çok büyük sıkıntı

çekecektir ve kısa bir süre sonra bunun tekrar değiştirilmesi gündeme

gelecektir" diye konuştu.



Kendisine ve diğer yargı mensuplarına ait bazı davaların sanıklarıyla

yaptıkları konuşmalar ilişkin ses kayıtlarının ve fotoğrafların basında yer

aldığının hatırlatılması üzerine de Ertosun, "Bunları eğer devlet yapıyorsa

ortada çok vahim bir durum vardır ve bunların devletten ayıklanması gerekir.

Devlet değil, başka güçler izliyorsa da bunların devlet tarafından araştırılması,

ortaya çıkartılması gerekir" dedi.



Ertosun, basın toplantısını Roma Hukuku’nda "torba kanun" olarak

nitelendirilen kavramı açıklayarak bitirdi. Birbiri ile ilgisi olmayan maddelerin

bir arada oylanmasının "torba kanun" olduğunu anlatan Ertosun, Romalıların buna

"siyasi rüşvet veya muaza" dediklerini ve Milattan Önce 98 yılında bunu

yasakladıklarını ifade etti. Ertosun, "Bugün ise 2108 yıl sonra Türk halkının

önüne torba bir kanun getiriliyor, evet veya hayır denilmesi isteniyor. Biz bunun

doğru olmadığını, kriterlere aykırı olduğunu söyledik ve Romalıların 2108 yıl

önce yasakladıkları bir uygulamanın doğru olmadığını belirttik. Bugün

fakültelerimizde Roma Hukuku kaldırılıyor" diye konuştu.

Bu haber 3543 kez görüntülendi.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

1877'den beri görülmeyen 'Mega El Nino' geliyor!
Gündem

1877'den beri görülmeyen 'Mega El Nino' geliyor!

Türkiye'de 2026'nın ilk 6 ayında yağış rekoru kırıldığını belirten TÜBA üyesi Prof. Dr. Doğan Yaşar, 2027 yılı için dikkat çeken 'Mega El Nino' beklentisini dile getirdi. Yaşar, ekim ayının ikinci yarısından itibaren yağışların artacağını öne sürerken, Türkiye'nin önümüzdeki 10 yılın büyük bölümünde su sıkıntısı yaşamayacağını söyledi.

Habervitrini14380 Görüntüleme
Bu malesef Türkiye'nin yeni Stockholm büyükelçisi
Gündem

Bu malesef Türkiye'nin yeni Stockholm büyükelçisi

Sundu sunmasına ama hangi millete ait olduğu malum bir kıyafetle Türkiye'yi temsil etmesi rezaletten öte bir diplomatik skandaldı.

Habervitrini9753 Görüntüleme
Ege depremi Osman Bektaş ve Naci Görür ‘Marmara’ sinyalini verdi
Gündem

Ege depremi Osman Bektaş ve Naci Görür ‘Marmara’ sinyalini verdi

Ege Denizi’nde meydana gelen 4,4 büyüklüğündeki depremin ardından Prof. Dr. Osman Bektaş ve Prof. Dr. Naci Görür’den açıklamalar peş peşe geldi. Bektaş “KAF batıya doğru tek bir çizgi değil, genişleyen bir deformasyon sistemidir. Büyük depremlerin oluşması uzun zaman alabilir” yorumunu yaparken, Görür ise “Kuzey kol hem Marmara’da hem Yunanistan’da geriliyor” dedi. İki isim de gerilmenin tek yönlü değil geniş bir bölgede etkili olduğunun sinyalini verdi.

Habervitrini12922 Görüntüleme
Türk savaş uçakları ingilizleri hayran kaldı!
Gündem

Türk savaş uçakları ingilizleri hayran kaldı!

NATO, hava savunma stratejisinde kapsamlı bir dönüşüme hazırlanırken Türkiye'nin İttifak içindeki rolü İngiliz basınının gündemine geldi. Romanya üzerinde gerçekleştirilen çok uluslu tatbikatta Türk F-16'ları savaş uçağı gücüne katkı sağlarken, Türkiye'nin KC-135 Stratotanker uçağı da hava operasyonlarının destek unsurları arasında yer aldı.

Habervitrini12447 Görüntüleme