Washington'dan Sert Muhalefet
Diplomatik çevrelere atıfta bulunan The New York Times (NYT) gazetesinin bir haberine göre, Hürmüz Boğazı'ndan seyreden gemilerden bir bedel tahsil edilmesini içeren bir tasarı, İran ve Umman tarafından müzakere edilmektedir. Bu teşebbüse Amerika Birleşik Devletleri yönetimi tarafından ise muhalefet edilmektedir. ABD Başkanı Donald Trump, daha evvel Umman'ın bu teşebbüsü dile getirmesi üzerine, ülkenin 'diğerleri gibi davranmadığı takdirde' ciddi neticelerle yüzleşebileceği uyarısında bulunmuştu. Geçtiğimiz hafta Trump tarafından yapılan bir başka açıklamada, Hürmüz Boğazı'ndan geçişler için herhangi bir bedel veya bağış mekanizması kurulması 'gayrikabul edilebilir' olarak tanımlandı.
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio da Bahreyn'de konuya ilişkin şu değerlendirmeyi yapmıştır:
Buna ücret, geçiş bedeli ya da bağış denmesi fark etmez. Hürmüz'ün savaş öncesindeki statüsüne dönmesi gerekiyor.
Savaş Sonrası Yeni Dengeler
NYT'nin haberine göre, ABD ile İran arasındaki çatışmaların sonlanmasını takiben Tahran hükümeti, dünya enerji ticareti için hayati ehemmiyetteki Hürmüz Boğazı'nı bir kazanç kapısı haline getirmeyi amaçlamaktadır. Çatışmalardan evvel İran ve Umman arasında yer alan bu stratejik geçit, uluslararası gemi seyrüseferine bedelsiz olarak hizmet vermekteydi. Ancak savaş esnasında boğazın İran tarafından fiili olarak ablukaya alınması, petrol ve doğal gaz piyasalarında ani fiyat artışlarına yol açmıştı.
Resmi Teklif ve Modelin Detayları
Edinilen bilgilere göre, Umman tarafından ABD ve diğer Batılı müttefiklere resmi bir teklif sunulmuş durumdadır. Bu teklif, gemi işletmelerinin boğazı kullanmaları karşılığında bir hizmet bedeli ödemesini içermektedir. Bölgeden bir diplomat ile İranlı bir yetkilinin aktardığına göre, önerinin başlangıç aşamasında 'gönüllü katkı' esasına dayandığı anlaşılmaktadır. Bununla birlikte, Tahranlı yetkililer tarafından bu ödemelerin gelecekte mecburi bir nitelik kazanabileceği belirtilmektedir. Tasarlanan bu sistemin, Asya'da bulunan Malakka ve Singapur Boğazları'nda güvenli deniz seyrüseferi için gönüllü bağışların toplandığı mevcut modele benzerlik gösterdiği dile getirilmektedir.
Tahran Yönetimi Kararlı
İranlı yetkililer ise boğazın statüsünün değiştiği konusunda ısrarcı bir tavır sergilemektedir. Devlet televizyonuna bir demeç veren İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Hürmüz Boğazı'nın savaştan önceki bedelsiz geçiş sistemine dönmeyeceğini deklare etti. İran Meclis Başkanı ve Baş Müzakereci Muhammed Bakır Kalibaf'ın danışmanı Mehdi Muhammedi ise sosyal medya platformu üzerinden yaptığı bir paylaşımda şu görüşleri dile getirdi:
Buna ister geçiş ücreti, ister güvenlik hizmet bedeli, ister deniz geçiş ücreti deyin; dünyada hiçbir hizmet ücretsiz değildir.
Ayrıca, İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazım Garibabadi, gelecek hafta Umman ile boğazın idaresi, yeni güzergahların belirlenmesi ve gemilerden bedel tahsil edilmesi meselelerinin masaya yatırılacağını duyurdu.
Uluslararası Hukuk ve Körfez'in Endişeleri
Konu, uluslararası hukuk açısından da tartışmalara neden olmaktadır. Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO), uluslararası sularda serbest geçiş prensibini sekteye uğratacak mecburi ücretlendirme düzenlemelerinin uluslararası hukuk ile uyumlu olmayacağını kaydetmektedir. Buna karşın, IMO Genel Sekreteri Arsenio Domínguez tarafından, gönüllü bir katkı fonu mekanizmasının teoride tatbik edilebileceği dile getirilmiştir. Petrol ve doğal gaz sevkiyatları için büyük oranda Hürmüz Boğazı'nı kullanan Körfez ülkeleri arasında da yeni düzenleme düşüncesi nedeniyle bir endişe hakimdir. Avrupa Dış İlişkiler Konseyi tarafından organize edilen bir etkinlikte konuşan Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, duruma ilişkin rahatsızlığını şu sözlerle ifade etmiştir:
Hürmüz Boğazı savaş öncesindeki statüsüne dönmelidir. Bir çatışmanın sonucu olarak bize yeni bir düzen dayatılmasını neden kabul edelim?
Barış Müzakerelerinin Kilit Konusu
NYT'nin analizine göre, Hürmüz Boğazı'nın gelecekteki statüsü, ABD ile İran arasında kalıcı bir barış mutabakatına varılması amacıyla sürdürülen görüşmelerin en can alıcı maddelerinden birini oluşturmaktadır. Bu sebeple, İran ve Umman'ın geliştirdiği ücretlendirme tasarısının sadece bölgesel dinamikleri değil, aynı zamanda küresel enerji piyasaları ile uluslararası deniz yolu taşımacılığını da dolaysız olarak tesir altına alma potansiyeline sahip olduğu düşünülmektedir.




