IMF: MÜSLÜMANLAR İLERLEYEBİLECEKLERİNİ ASR-I SAADETTE GÖSTER

5 dk okuma
IMF: MÜSLÜMANLAR İLERLEYEBİLECEKLERİNİ ASR-I SAADETTE GÖSTER

Hızlı Özet

IMF tarafından hazırlanan raporda özellikle asr-ı saadet devrine methiyeler dizildi.

IMF uzmanları, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın da parasını yatırdığını söylediği özel finans kurumları hakkında “İslami bankaların ana odakları emlak. Emlak piyasası çökünce, İslami bankalar bundan olumsuz etkilendi. Ayrıca dünya ticaretindeki çöküşde, ticaret finansmanındaki güçlü varoluşları dolayısıyla İslami bankaları etkiledi” değerlendirmesi yaptı. IMF uzmanları, “İslam gelişmeye engel” görüşünün yanlış olduğunu belirterek, “Eldeki kanıtların büyük bölümü bunu desteklemiyor. Öncelikle İslam’ın 9 ve 15’inci yüzyıllar arasındaki, bilim, edebiyat, denizcilik, hukuk ve felsefede ilerlemeler elde edilen Altın Çağı, doğru ortam bulunduğunda İslam toplumlarının ilerleme ve inovasyon yeteneğine sahip olduğuna örnek oluşturdu” dediler. 2015 yılında dünya Müslümanlarının tasarruflarının yarısını İslami finans kuruluşlarında tutacağı tahminine de yer verildi.

IMF uzmanları Patrick Imam ve Kangni Kpodar, “İslami Bankacılık: Nasıl Yaygınlaştı?” başlıklı bir Çalışma Raporu hazırladı. Bağlayıcılığı olmayan raporda İslami bankacılığın son birkaç on yılda, kendi kabuğundan çıkıp ana finans akımlarından biri haline geldiği belirtildi. Raporda, Müslüman toplulukların bankacılıktan uzak kaldıkları ve Müslüman dünyadaki yol ve konut gibi büyük altyapı gereksinimleri karşısında İslami bankacılığın gelişmesinin bu bölgelerde büyümeyi destekleyebileceği, ağır ilerleyen gelişme sürecinde çözümün bir parçası olabileceği belirtildi.



“ORTADOĞU İLE TİCARİ İLİŞKİLER İSLAMİ BANKACILIĞI YAYGINLAŞTIRIYOR”



Bir ülkede Müslüman nüfusun fazlalığı, kişi başına gelirin yüksekliği ve ülkenin net petrol ihracatçısı olması gibi özelliklerin İslami bankacılığın gelişmesi için temel oluşturduğu belirtilen raporda “Orta Doğu ile ticaret ve ekonomik istikrar da İslami bankacılığın yaygınlaşmasında yardımcı oluyor. İki İslami finansal merkez olan Malezya ve Bahreyn’e yakınlık da önemli” denildi. Yüksek faiz oranlarının İslami bankacılığa engel olduğu, çünkü paralarını İslami bankaya yatıran daha az dindar kişilerle Müslüman olmayanlar için fırsat maliyetini artırdığı vurgulanan raporun sonuç bölümüne şöyle devam edildi:

“-Birçok gözlemcinin belirttiğinin aksine, bulgularımıza göre 9/11 saldırıları İslami bankacılığın yaygınlaşmasında yaşamsal bir rol oynamadı. Petrol fiyatlarının yükselmesi, 9/11 saldırılarına rastladı ve onun gölgesi altında kaldı.

-Sıklıkla İslami dünyanın iyi işlemeyen kurumlara sahip olduğu belirtilir. Bulgularımız, geleneksel olarak alışılagelmiş bankacılıkta bir sorun olan kurumsal kalite konusunun İslami bankacılığın yaygınlaşması açısından önemli olmadığını ortaya koydu. Çünkü İslami bankacılık, bürokrasiden yargıya, büyük ölçüde kötü işletilen kurumlara bağışıklık gösteren Şeriat hukuku tarafından yönlendiriliyor, bürokrasi ve yargıya az yer veriyor, anlaşmazlıklar bunun yerine İslami hukuk felsefesine göre çözümleniyor.

-Bu nedenle İslam ülkeleri kurumsal reformlarda az ilerleme sağlasalar bile bankacılık sistemi inşa edebiliyorlar. Bu, niteliği gereği ülke içi kurumsal ortamla birbirine geçmiş alışılagelmiş bankacılık sistemlerinden farklılık gösteriyor.

-İslami bankacılık, bir yedek olarak değil, geleneksel bankaların tamamlayıcısı. Dindar Müslümanlar, geleneksel bankaların sunmadıkları ürünleri talep ediyorlar ve ortak platform ve insan sermayesinin paylaşımı yoluyla, şimdiden iyi işleyen bir geleneksel bankacılık sisteminin bulunması, İslami bankacılığın yaygınlaşmasına yardımcı oluyor.”



RAPORDAN AYRINTILAR



İslami bankacılığın şu anda kabuğundan çıktığını, birçok ülkede geleneksel sektöre karşı rakip bir piyasa haline geldiğini, sadece Müslüman ülkelerde değil, Müslüman nüfusun fazla olduğu “İngiltere” gibi ülkelerde de yaygınlaştığını dile getiren rapor şöyle devam etti:

“Küresel İslami bankacılık varlıkları son on yılda iki haneli büyüdü ve kimi geleneksel bankalar kendilerine, 2007 sonu itibariyle tahminen 509 milyar dolara ulaşan Şeriat-uyumlu finansal varlıklarla ‘İslami pencereler’ açtı (Moody’s 2008). Uluslararası Varlık Komisyonları Örgütü’ne göre, 2015 yılında dünyadaki tahmini 1.2-1.6 milyar Müslümanın tasarruflarının yarısı, İslami finansal kuruluşlarda olacak. İslami bankacılığın son yıllardaki hızlı büyümesine karşın, yaygınlaşma nedenleri ise yeterince bilinmiyor.”



ASRI SAADETE ÖVGÜ...



Raporda İslami bankacılığın kalkınma üzerindeki etkileri ise şöyle anlatıldı:

“-Bazı bilim adamları, kaderciliği vazeden İslamın büyümeyi negatif etkileyebileceğini iddia ediyor. Ancak eldeki kanıtların büyük bölümü bu tezi desteklemiyor. Öncelikle İslam’ın 9 ve 15’inci yüzyıllar arasında, bilim, edebiyat, denizcilik, hukuk ve felsefede ilerlemeler elde edilen Altın Çağı, doğru çevre bulunduğunda İslam toplumlarının ilerleme ve inovasyon yeteneğine sahip olduğuna örnek oluşturdu.

-Sadece İslam’ın gelişmeyi negatif etkilememesi söz konusu değil, fakat İslami bankacılık geleneksel bankaların bir tamamlayıcısı olabilir, bu nedenle de sistemik risklerin çeşitlendirilmesine yardımı dokunabilir. Konvansiyonel bankalarda, bir banka kredi verdiğinde, ödünç alan iflas durumu hariç tüm riskleri taşır. İslami bankacılıkta hem banka hem girişimci ödülü ve başarısızlığı birlikte paylaşır. Birçok gelişmekte olan ülkede risk paylaşımı girişimcilere, küçük tasarruflarla tüm riskin paylaşılamayacağı bir çevrede kalkışılamayacak projeleri üstlenme olanağı tanır. Geleneksel bankacılıkta borç alacak kişinin buna layık olup olmaması belirleyicidir ve bankalar kredinin anaparası ve faiziyle ilgilenir. İslami bankacılıkta ise kar ve zarar paylaşıldığı için bankalar sadece bir proje başarılı olduğunda kar sağlar. Bu nedenle İslami bankalar, girişimcinin herhangi bir kredi geçmişi olmasa bile, güçlü projeleri finanse etmeye daha fazla eğilimlidir.”

İslami bankacılıktaki gelişmenin, büyük Müslüman nüfusu bulunan İngiltere gibi ülkelerin yer aldığı, geleneksel bölgeler dışındaki sektör çeşitliliğiyle birlikte, son birkaç yılda hızlandığı belirtilen raporda, özellikle 400 milyondan fazla Müslüman barındıran Afrika’daki gelişimin dikkat çektiği bildirildi. Raporda tahminler değişirken İslami finansın 1 trilyon dolarlık bir endüstri oluşturduğu belirtildi.



TOKSİK VARLIKLARA DAHA DAYANIKLI



IMF Çalışma Raporu’nda Cihak ve Hesse adlı araştırmacıların büyük İslami bankaların, risklere karşı, büyük geleneksel bankalardan daha kırılgan olduklarını saptamasında bulunduklarına değinilirken, İslami bankaların son finansal kriz sırasında toksik varlık ticareti yapmamalarından dolayı daha büyük bir esneklik gösterildikleri karşı örnek olarak verildi. Raporda şöyle denildi:

“-Ancak İslami bankalar altyapı projeleri, emlak ve ticaret finansmanı biçimindeki geleneksel kabuk piyasalarını çeşitlendirmediler. Ana odakları, sadece Orta Doğu ve Malezya da değil onların dışında da emlak olmuştu. Böylece dünyada emlak patlamasında çöküş yaşanınca bundan olumsuz etkilendiler. Ayrıca dünya ticaretindeki çöküş de, ticaret finansmanındaki güçlü varoluşları dolayısıyla İslami bankaları etkiledi.

-İslami bankacılığın boyutunu kesin olarak değerlendirmek zor. İslami ilkelere göre çalışan küçük kırsal kooperatifler hesaba katılmaz. İslami bankacılığın tanımı ülkelere göre değişiyor. Örneğin İran’daki bir kuruluş işlerini, Malezya’dakinden farklı yönetiyor.

-Şu anda Orta Doğu, Kuzey Afrika, Güneydoğu Asya’da yoğunlaşan İslami bankacılık, orta Afrika’ya, Orta Asya’ya ve Batı Avrupa’ya yayılıyor. 2006 Bankscope verilerindeki 176 İslami bankanın yüzde 70’i Orta Doğu ülkelerinde, yüzde 14’ü Güneydoğu Asya’da ve yüzde 15’i orta Afrika’da bulunuyor. İslami bankalar en çok İslami finansal merkezler Bahreyn ve Malezya’da, İran ve Sudan gibi İslam cumhuriyetlerinde ve daha genel olarak Körfez bölgesinde bulunuyor. Arap ve Müslüman nüfus ağırlıklı diğer ülkelerde ise üçten daha az olan sayı oldukça düşük bulunuyor.

-İslami bankalarda sayı tek başına önemi temsil etmez. Sadece birkaç İslami kurumu bulunan Brunei gibi ülkelerde bile İslami bankalar güçlü bir varlığa sahiptir. Genelde oldukça büyük Müslüman nüfusa sahip Körfez ve kimi Afrika ülkelerinde İslami bankaların sayısı görece büyüktür. Diğer bölgelerde İslami bankaların payı tek haneli rakamlardadır ve bu daha az öneme işaret eder.”

Bu haber 2781 kez görüntülendi.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Tarihi İmzada Geri Sayım: Türk Dünyasını Elektrik Ağa Bağlayacak 'Yeşil Hat' Geliyor!
Ekonomi

Tarihi İmzada Geri Sayım: Türk Dünyasını Elektrik Ağa Bağlayacak 'Yeşil Hat' Geliyor!

Sadece Gaz Değil, Şimdi de Elektrik! Türkiye ve Azerbaycan’dan Küresel Dengeleri Değiştirecek "Dörtlü Koridor" Enerjide Yüzyılın Hamlesi: Bakü’den Avrupa’ya "Elektrik Çağı" Başlıyor!

Habervitrini13573 Görüntüleme
Akaryakıta büyük zam! Benzin tarihte ilk kez bu fiyatı görecek
Ekonomi

Akaryakıta büyük zam! Benzin tarihte ilk kez bu fiyatı görecek

Brent petrolün varil fiyatının son 4 ayın zirvesini görmesinin ardından akaryakıta yeni bir zam göründü. Bu gece itibarıyla benzinin litre fiyatına büyük bir zam bekleniyor. Böylece benzin Türkiye'de ilk kez 80 lirayı aşacak. Sektör kaynakları motorine de önümüzdeki hafta zam geleceğini ancak rakamın henüz kesinleşmediğini belirtti.

Habervitrini12226 Görüntüleme
İşte 15 bin kiralık konutun yapılacağı ilçeler! Fiyatlar belli oldu!
Ekonomi

İşte 15 bin kiralık konutun yapılacağı ilçeler! Fiyatlar belli oldu!

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, İstanbul'da vatandaşın hizmetine sunulacak olan 15 bin kiralık sosyal konutlarla ilgili detayları paylaştı. Konutların yapılacağı ilçeleri ve kiralarını açıklayan Bakan Kurum, kiraların 10 bin TL'den başlayacağını duyurdu. İşte kiralık konutlarla ilgili tüm detaylar...

Habervitrini10248 Görüntüleme
Milli muharip uçağında sürpriz gelişme! Bir ülke daha KAAN için harekete geçti
Ekonomi

Milli muharip uçağında sürpriz gelişme! Bir ülke daha KAAN için harekete geçti

Türkiye'nin milli savaş uçağı KAAN, Mısır'daki El Alamein Uluslararası Hava Gösterisi'nde vitrine çıktı. Al-Monitor, Ankara ile Kahire'nin Mısır'ın KAAN programına katılım ihtimalini değerlendirdiğini, işbirliğinin ortak üretime kadar uzanabileceğini ileri sürdü.

Habervitrini9836 Görüntüleme