The Guardian'da Cumartesi günü yayımlanan bir analize göre, Başbakan Binyamin Netanyahu'nun, etkili bir şekilde karşı koyamayacak kadar zayıf gösterilen bir İran rejimine karşı ABD Başkanı Donald Trump'ı savaşa teşvik etmesinin ardından iki liderin ilişkilerinde bir yıpranma yaşanmaya başladı.
Eski İsrailli diplomat Alon Pinkas tarafından Başbakan Binyamin Netanyahu'ya yönelik sert bir eleştiri yöneltildi. The Guardian'a konuşan Pinkas, Netanyahu'yu, ABD ve İsrail'in İran'da uygulayabileceği stratejilere Venezuela'yı örnek gösteren bir 'sahtekar' olarak tanımladı. Pinkas'ın ifadelerine göre Netanyahu, İslam Cumhuriyeti'ni çöküşün eşiğinde, halkı hükümete karşı ayaklanmaya hazır ve İslam Devrim Muhafızları Ordusu'nu (IRGC) ABD üslerine ve müttefiklerine saldıramayacak kadar zayıf bir yapı olarak lanse etti. Bu sunumla Trump'a, ortak bir savaşın günler içinde kazanılabileceği telkin edildi.
ABD istihbarat ve askeri yetkililerinin, İran'ın Körfez'deki ABD müttefiklerine yönelik saldırı riski ve Hürmüz Boğazı'nın kapatılma olasılığına dair uyarılarına rağmen, Netanyahu ve Savunma Bakanı Pete Hegseth gibi Trump yönetimi üyelerinin IRGC'nin bu güce sahip olmayacağını savunduğu The Guardian tarafından aktarıldı. Ancak Mart ayı sonuna gelindiğinde ABD üsleri saldırıya uğramış, boğaz kapatılmış ve İran halkı hükümetine karşı ayaklanmamıştı. Pinkas, bu gelişmeler üzerine
'Trump'ın Netanyahu'dan büyük hayal kırıklığı yaşadığına dair işaretler vardı' şeklinde durumu özetledi
The Guardian'ın haberine göre, Trump'ın kamuoyuna yaptığı açıklamalarda İsrail ve Netanyahu'ya olan atıfları azaldı ve İsrail, müzakere süreçlerinin dışında bırakılmaya başlandı. Trump'ın İsrail'in İran'ın Güney Pars doğalgaz sahasına yönelik saldırılarını kınaması da bu soğukluğun bir göstergesi oldu. Başkan'ın, Netanyahu'ya 'bunu yapmamasını' söylediği belirtildi. Ayrıca, Başbakan'ın ABD ile İran arasında kabul edilen ateşkesin Lübnan'ı kapsamadığını söylemesinin ardından Trump, İsrail'in ABD tarafından Lübnan'ı bombalamasının 'yasaklandığını' duyurarak ve 'artık yeter' diyerek Netanyahu'yu alenen azarladı.
ABD'nin eski İsrail Büyükelçisi Daniel Shapiro'nun The Guardian'a yaptığı değerlendirme de dikkat çekti. Shapiro, Trump'ın yaklaşan Çin seyahatinden önce savaşın çözülmesini arzuladığını belirtti.
'Aksi takdirde, İran'ı kendi şartlarını kabul etmeye veya yapmadıkları tavizleri vermeye ikna etmeleri için Şi Cinping'in yardımını isteyen bir yalvaran konumunda olacaktır' diyen Shapiro, durumun hassasiyetine işaret etti. Bununla birlikte, The Guardian'a göre, Netanyahu kendisi için elverişsiz geçici bir barış anlaşmasını kabul etmek zorunda kalsa bile, Trump'ın dikkatinin başka bir yöne kayması an meselesi olacak ve bu durum İsrail'e daha fazla hareket serbestisi tanıyacaktır.
Trump'ın eski ulusal güvenlik danışmanı John Bolton ise Trump ve Netanyahu'nun siyasi bağının kolayca koparılamayacak kadar güçlü olduğuna dikkat çekti ve Trump'ın 'Netanyahu'ya Lübnan'da hâlâ oldukça geniş bir serbesti tanıdığını' ifade etti. Pinkas da bu analize katılarak, İran'daki savaşın yaklaşan seçimlerde her iki siyasetçiye de zarar vermesinin beklendiğini The Guardian'a aktardı. Pinkas, durumu şu sözlerle özetledi:
'Bu, Netanyahu'yu siyasi olarak etkiliyor ve bu, Trump'ı siyasi olarak etkiliyor. Başka bir deyişle, birbirlerini oldukça kötü bir duruma soktular.'




