ABD ve İran, Orta Doğu'daki savaşı durduracak 60 günlük geçici bir ateşkes takviminde resmen mutabık kaldı. Pazar günü açıklanması beklenen anlaşma metnine göre, küresel petrol ticaretinin kalbi olan Hürmüz Boğazı yeniden trafiğe açılırken, Washington yönetimi de İran'ın nükleer programını 20 yıl boyunca askıya alması karşılığında dondurulan milyarlarca dolarlık varlığı serbest bırakmayı müzakere edecek.
Axios’un haberine göre ABD Başkanı Donald Trump ile İran yönetimi, bölgedeki askeri gerilimi sonlandıracak ve küresel petrol arzını rahatlatacak tarihi bir çerçeve anlaşmasının son aşamasına geldi.
Sızan taslak metne göre taraflar, ilk etapta 60 günlük geçici bir ateşkes uzatması (Mutabakat Zaptı) imzalayacak. Bu süre zarfında küresel ekonominin kalbi olan Hürmüz Boğazı dünya ticaretine yeniden açılırken, arka planda Tahran'ın nükleer programının kalıcı olarak kısıtlanması için yüksek riskli müzakereler yürütülecek.
Axios muhabiri Barak Ravid ve The Wall Street Journal (WSJ)’ın ulusal güvenlik kaynaklarından derlediği taslak maddeleri şöyle:
60 günlük süre boyunca stratejik Hürmüz Boğazı geçiş ücreti alınmadan açık tutulacak. İran, gemilerin güvenli seyrüseferi için boğaza yerleştirdiği tüm deniz mayınlarını derhal temizlemeyi kabul edecek
HÜRMÜZ AÇILIYOR, ABLUKA KALKIYOR
Axios’a konuşan üst düzey bir ABD'li yetkilinin aktardığı resmi bilgilere göre, iki ülkenin imzalamaya en yakın olduğu uzlaşı metni, karşılıklı rıza ile uzatılabilecek 30 ila 60 günlük bir geçici çerçeve takvimine dayanıyor. Trump’ın anlaşmadaki temel kırmızı çizgisi ise 'taahhütlerin yerine getirilmesine bağlı yaptırım gevşetilmesi' ilkesi oldu.
60 günlük süre boyunca stratejik Hürmüz Boğazı geçiş ücreti alınmadan açık tutulacak. İran, gemilerin güvenli seyrüseferi için boğaza yerleştirdiği tüm deniz mayınlarını derhal temizlemeyi kabul edecek.
ABLUKA KALDIRILACAK MI?
İranlılar mayınları ne kadar çabuk temizlerse, ABD de İran limanlarına uyguladığı askeri ve ticari ablukayı o kadar çabuk hafifletecek.
PETROL SATIŞI VE YAPTIRIM MUAFİYETİ
ABD, Tahran ekonomisine can suyu olacak şekilde, İran'ın uluslararası piyasaya serbestçe petrol satabilmesi için bazı geçici yaptırım muafiyetleri tanıyacak.
EN BÜYÜK PÜRÜZ NÜKLEER BAŞLIKLAR: İRAN’DAN "SÖZLÜ" TAAHHÜT
Anlaşma bu haliyle Orta Doğu ülkelerinin korktuğu büyük bir bölgesel imha savaşını önleyecek olsa da, Trump'ın asıl hedefi olan İran'ın nükleer silah elde etmesini tek başına kalıcı olarak engellemeye yetmiyor. WSJ ve Axios’un edindiği bilgilere göre nükleer mesele hala en büyük pürüz noktası.
Washington, nihai bir anlaşma için İran'ın nükleer programını en az 20 yıl boyunca askıya almasını ve silah sınıfına yakın olan 440 kilogramlık yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum stokunu ABD’ye teslim etmesini şart koşuyor. İran ise fonların derhal çözülmesi karşılığında bu maddeleri ancak daha sonraki bir aşamada resmi metne dökmek istiyor. Ancak konuyu bilen kaynaklar, İran'ın arabulucular vasıtasıyla ABD'ye, uranyum zenginleştirmeyi askıya alma ve nükleer malzemeden vazgeçme konusunda yapmaya hazır olduğu tavizlerin kapsamına dair "sözlü taahhütlerde" bulunduğunu iletti. ABD, bu taahhütlerin doğrulanabilir şekilde uygulanması halinde, dondurulan 100 milyar dolarlık İran varlığının serbest bırakılmasını müzakere etmeyi taahhüt etti.
KRİTİK MADDE: HİZBULLAH VE İSRAİL SAVAŞI DA SONA ERİYOR!
Mutabakat metni taslağında yer alan ve en çok dikkat çeken stratejik detaylardan biri de, İsrail ile Lübnan'daki Hizbullah arasındaki savaşın da resmen sona ereceğinin açıkça belirtilmesi oldu.
İsrailli ve ABD'li yetkililer, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun Cumartesi günü Trump ile yaptığı telefon görüşmesinde bu şart ve anlaşmanın diğer yönleri hakkında ciddi endişelerini ilettiğini doğruladı. Ancak ABD tarafı, bunun "tek taraflı bir ateşkes" olmayacağını vurgulayarak Netanyahu'yu teskin etti. Sızan formüle göre Hizbullah’ın yeniden silahlanmaya veya saldırı düzenlemeye kalkışması halinde İsrail'in askeri müdahalede bulunmasına izin verilecek. ABD'li yetkili "Hizbullah uslu durursa, İsrail de uslu durur. Netanyahu'nun kendi iç politikasıyla ilgili kaygıları olabilir ancak Trump'ın ABD'nin ve küresel ekonominin çıkarlarını düşünmesi gerekiyor." dedi.
TRUMP TELEFON ZİRVESİYLE BÖLGE LİDERLERİNİN NABZINI YOKLADI
Başkan Trump, bu tarihi anlaşmayı Truth Social hesabından, "Amerika Birleşik Devletleri, İran ve arabulucu ülkeler arasında bir anlaşma büyük ölçüde müzakere edildi ve son halini alması bekleniyor. Hürmüz Boğazı açılacak" şeklinde duyurmuştu.
Cumartesi günü Körfez ülkeleri ve bölge liderleriyle geniş kapsamlı bir konferans görüşmesi gerçekleştiren Trump Türkiye, Suudi Arabistan, BAE, Katar, Pakistan, Mısır, Ürdün ve Bahreyn liderlerinin nabzını yokladı. Görüşmeye katılan tüm liderler, küresel bir enerji krizini önleyecek bu tarihi diplomatik hamleye tam destek verdiklerini açıkladı. Bölgede baş arabulucu rolünü ise Cuma ve Cumartesi günleri Tahran'da mekik diplomasisi yürüten Pakistanlı Mareşal Asim Munir üstlendi.
SIRADA NE VAR? BUGÜN BÜYÜK AÇIKLAMA BEKLENİYOR
Beyaz Saray, son pürüzlerin önümüzdeki saatler içinde çözülmesini ve tarihi anlaşmanın bugünresmen açıklanmasını umuyor. Ancak ABD'li kurmaylar temkinli. Eğer İran'ın nükleer müzakerelerde ciddi olmadığı anlaşılırsa bu 60 günlük ateşkes sürecinin anında iptal edileceği ve son aylarda bölgeye sevk edilen tüm ABD askeri unsurları ile saldırı tankerlerinin İsrail'de teyakkuzda beklemeye devam edeceği ileri sürüldü.
İRAN BASINI NE DEDİ?
İran'ın yarı resmi Tesnim Haber Ajansı, Tahran ile Washington arasında imzalanması muhtemel mutabakat zaptına ilişkin detayları paylaştı.
Haberde, söz konusu mutabakat zaptında İran'a yönelik petrol yaptırımlarının petrokimya ürünlerini de kapsayacak şekilde müzakere süreci boyunca geçici olarak askıya alınmasına dair bir maddenin bulunabileceği ifade edildi.
Ayrıca metinde, Lübnan dahil olmak üzere tüm cephelerde savaşın sona erdirilmesine ilişkin detayların yer aldığı ve bu kapsamda İsrail'in Lübnan'a yönelik saldırılarını durdurmak zorunda kalacağı belirtildi.
İran yakınlarında bulunan ABD askeri güçlerinin geri çekilmesi konusunun da mutabakat zaptının bir parçası olduğu kaydedildi.
REUTERS: NÜKLEER MESELE ÖN ANLAŞMADA YOK
Öte yandan İranlı yetkili Reuters'a şunları söyledi:
"Raporların aksine, yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyumu teslim etme konusunda anlaşmadık, nükleer mesele ön anlaşmanın parçası değil."
İNGİLTERE BAŞBAKANI: YARDIM EDECEĞİZ
İngiltere Başbakanı Keir Starmer, ABD ile İran arasında yürütülen diplomatik müzakerelerde gelinen son aşamayı büyük bir memnuniyetle karşıladıklarını belirterek, "Çatışmayı sona erdirecek ve Hürmüz Boğazı’nı koşulsuz ve sınırsız seyir özgürlüğüyle yeniden açacak bir anlaşmaya ihtiyaç duyuyoruz. İran’ın asla nükleer silah geliştirmesine izin verilmemesi hayati önem taşıyor. Hükümetim, İngiliz halkını bu çatışmanın etkilerinden korumak için elimizden gelen her şeyi yapmaya devam edecektir. Uluslararası ortaklarımızla birlikte bu fırsatı değerlendirip uzun vadeli bir diplomatik çözüm elde etmek için çalışacağız." açıklamasında bulundu.
NELER OLMUŞTU?
New York Times'a konuşan üst düzey iki ABD’li yetkili, İran’ın, ABD ile yürütülen müzakereler kapsamında, elindeki yüksek derecede zenginleştirilmiş uranyum stokundan vazgeçmeyi kabul ettiğini öne sürdü.
Tahran yönetiminin uranyumu nasıl ve ne şekilde ülkeden çıkaracağına dair henüz kesin bir yöntem belirlemediği aktaran yetkililer, İran'ın elindeki uranyumdan vazgeçeceğine dair genel bir taahhütte bulunduğunu, sürecin teknik detaylarının ise yapılacak anlaşmanın ardından başlayacak müzakerelerde netleştirileceğini belirtti.
HAMANEY’İN URANYUMU ÜLKEDE TUTMA TALİMATI VERDİĞİ BİLDİRİLMİŞTİ
ABD Başkanı Donald Trump, daha önce yaptığı açıklamalarda İran’ın nükleer silaha sahip olmasına asla izin vermeyeceklerini vurgulamıştı. Son olarak, İran’ın dini lideri Mücteba Hamaney’in nükleer silah üretimine yakın seviyede zenginleştirilmiş uranyumun ülke dışına gönderilmemesi yönünde talimat verdiği kamuoyuna yansımıştı. Yetkililer, Tahran yönetiminin uranyumun yurt dışına gönderilmesinin ülkeyi ABD ve İsrail'in gelecekteki saldırılarına karşı daha savunmasız bırakacağı görüşünde olduğunu aktarmıştı.
İngiliz haber ajansı Reuters'a açıklama yapan İsrailli yetkililer ise Trump'ın İsrail'e nükleer silah üretmek için gerekli olan yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum stokunun İran'dan çıkarılacağı ve herhangi bir barış anlaşmasının buna ilişkin bir madde içermesi gerektiği konusunda güvence verdiğini söylemişti.



