"İslamabad Bildirisi" ekseninde yürütülen küresel diplomasi trafiğinde Tahran cephesinden Ankara’yı doğrudan sürecin merkezine alan çok kritik bir hamle geldi. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, Pakistan’ın arabuluculuğunda yürütülen tarihi müzakerelerde Türkiye'nin üstlendiği kritik kolaylaştırıcı rolü resmen duyurdu. Türkiye’nin bölgesel barış adına sarf ettiği çabaları takdir eden Bekayi, masadaki ateşkes maddesinin sadece nükleer sahalarla sınırlı olmadığını, Lübnan da dahil olmak üzere tüm cepheleri kapsayan bütüncül bir yapıda olduğuna vurgu yaptı.
Küresel ve bölgesel krizlerde üstlendiği arabuluculuk, kolaylaştırıcılık ve yapıcı denge diplomasisiyle uluslararası siyasetin kilit aktörü haline gelen Türkiye, ABD-İran hattında sızan "İslamabad Bildirisi" krizinde de tansiyonu düşüren yegane güç oldu.
Rusya-Ukrayna savaşındaki tahıl koridoru ve esir takaslarından Kafkasya’daki demir yolu diplomasisine kadar her kördüğümde devreye giren Ankara, Washington-Tahran arasındaki topyekûn savaş riskini engellemek adına da arka kapı diplomasisinin merkezinde yer almıştı.
"TÜRKİYE'DEKİ KARDEŞLERİMİZE TÜM TEŞEKKÜRLERİMİZİ SUNUYORUZ"
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, ABD ile yürütülen dolaylı görüşmelerin arka planında bölge ülkelerinin, özellikle de komşu Türkiye'nin yapıcı ve dengeleyici bir diplomasi yürüttüğünü belirten şu ifadelere yer verdi:
Türkiye, komşu bir ülke olarak çok değerli çabalar sarf etti ve onlara, Türkiye'deki kardeşlerimize tüm teşekkür ve takdirlerimizi sunuyoruz."

"14 MADDELİK MUTABAKAT SAVAŞI BİTİRMEYE ODAKLIDIR, NÜKLEER KONUŞMAYACAĞIZ"
Sözcü Bekayi, Trump ve Netanyahu cephesinden gelen "İran nükleer tesislerinden ve uranyumdan vazgeçecek" iddialarına ilişkin de şöyle konuştu.
"Bu aşamada nükleer konunun detayları hakkında kesinlikle konuşmayacağız; bu 14 maddelik mutabakat metni tamamen savaşın sona ermesine odaklanmıştır. Eğer bu gerçekleşirse, 60 günlük bir süre içinde nükleer konularla ilgili görüşmeler yapılacak. Kesinlikle ilk aşamalarda ABD'nin uyguladığı deniz ablukası durdurulmalıdır. Tehditler, baskılar ve imaj oluşturma, karşı tarafın siyaset yapma yöntemlerinin bir parçasıdır. Biz işimizi sahada yapıyoruz ve gerçekleri karşı tarafın hayal ve imajlarından bağımsız olarak görüyoruz."

İran'dan Türkiye'ye peş peşe teşekkür: Kardeşlerimiz özel çaba gösterdi
"ABD KURUMSALLAŞMIŞ KARARSIZLIKTAN MUZDARİP, BUGÜN İMZA YOK"
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun Yeni Delhi’den duyurduğu "Bugün İran'la anlaşma sağlanabilir" çıkışına doğrudan cevap veren Bekayi, anlaşmanın bugün imzalanmayacağını duyurdu:
"Tartışma konusu olan konuların büyük bir bölümü hakkında bir sonuca ulaşmış olmamız doğru. Ancak, bunun bir anlaşmanın imzalanmasının yakın olduğu anlamına geldiğini söylemek mümkün değil. Hiç kimse böyle bir iddia yapamaz. ABD'de politika oluşturma ve karar verme süreci, bir tür kurumsallaşmış kararsızlıktan muzdarip. Farklı, genellikle çelişkili ve çatışan bakış açılarıyla karşı karşıya kalmanız saatler içinde değişen durumlar yaratıyor. Bu da herhangi bir görüşme sürecini bozuyor. Anlaşmayı sonuçlandırmak için belirli bir zaman belirlemedik; ölçütümüz ulusal çıkarların sağlanmasıdır."

İrandan Türkiyeye özel teşekkür: Kardeşlerimiz özel çaba gösterdi
"LÜBNAN ANLAŞMANIN AYRILMAZ BİR PARÇASIDIR, ATEŞKES TÜM CEPHELERİ KAPSAR"
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun "ABD ile İran anlaşsa bile İsrail’in Lübnan’da hareket özgürlüğü sürecek" çıkışına ve Lübnan maddesine yönelik çekincelerine meydan okuyan İranlı Sözcü, mutabakatın askeri sınırlarını açıkladı:
"Ateşkes tüm cephelerde ateşkes anlamına gelir. Lübnan tüm görüşmelerin ve anlaşmaların ayrılmaz bir parçasıdır. Son anlaşmalara Lübnan'a yönelik saldırının durdurulması için bir madde eklendi; son haftalardaki değişiklikler Pakistan ve bazı diğer ülkelerin arabuluculuğu sonucu gerçekleşti. Lübnan da dahil olmak üzere tüm cephelerde savaşın durması, mutabakatın temel unsurlarından biri olacak."

"ZAMANINI KENDİMİZ SEÇERİZ, ELİMİZ BAĞLI DEĞİL"
Amerikan tarafına karşı büyük bir güvensizlik duyduklarını ve Washington'ın vaatlerine bağlı kalacağına dair hiçbir garantinin bulunmadığını hatırlatan Bekayi şu ifadelerini kullandı:
"İran, İsrail ve ABD'deye cevap verme zamanını kendisi seçmektedir, daha önceki durumlarda da bu yöntem uygulanmıştır. Nükleer silahlarla donanmış iki rejime karşı 40 gün boyunca kendini savunabilen ve düşmanı hedeflerinden vazgeçiren bir ülke, kesinlikle gücünü ve otoritesini yoluna en iyi şekilde yansıtabilir. İran güç sahibidir, garanti konusunda endişelenmeyin. İran Khordad-3 hava savunma sistemi Hürmüz'ün kurtuluş günü olarak İran milletinin yenilmezliğinin sembolüdür ve 4 Khordad, yabancıların askeri saldırılarına karşı İran halkının direniş ve dayanıklılık günü olarak anılmaktadır. Gücümüzün garantisidir, İran milletinin işgalcilere verdiği bir derstir."
"HÜRMÜZ BOĞAZI'NIN YÖNETİM ŞEKLİ KIYI DEVLETLERİNE AİTTİR"
Sözcü Bekayi, küresel enerji arzının kalbi konumundaki Hürmüz Boğazı'nın egemenlik hakları ve yürütülen yeni güvenlik mekanizması çalışmalarına dair kelimelerin çok dikkatli seçilmesi gerektiği uyarısında bulunarak şu detayları paylaştı:
"Hürmüz Boğazı konusunda bu anlaşmada detaylar hakkında bir tartışma yoktur ve Hürmüz Boğazı'nın nasıl yönetileceği kıyı devletlerine aittir. Biz, Hürmüz Boğazı'nda geçişin güvenliği ve emniyetinin sağlanması ve aynı zamanda dünya toplumunun çıkarlarının en iyi şekilde temin edilmesi için bir mekanizma oluşturulmasını sağlamak amacıyla birçok başka ülkeyle de iletişim halindeyiz. İran ve Umman'ın Hürmüz Boğazı'ndan gemilerin güvenli geçişini sağlamak amacıyla bir protokol veya mekanizma oluşturma çalışmaları, hem kıyı ülkeleri olan İran ve Umman'ın ulusal güvenliği hem de uluslararası toplumun yararı açısından sorumlu ve uluslararası hukuka uygun bir adımdır. Bu süreçte Hürmüz Boğazı, Basra Körfezi ve Umman Denizi çevresinin korunması için gerekli önlemler alınırken seyir hizmetleri de sunuluyor. Bunun için bazı ücretler talep ediliyor ancak bunlar kesinlikle bir geçiş ücreti olarak değerlendirilmemeli, Hürmüz Boğazı'nda geçiş ücreti almıyoruz. İran ve Umman bu konuda sorumluluk bilinciyle hareket ediyor. Umarız en kısa sürede nihai sonuca ulaşılır.
Her düşmanca eylem kesinlikle İran'ın tepkisiyle karşılaşacaktır. Bir ülkeye karşı tek taraflı yasa dışı eylemler yapıp karşı tarafın hareketsiz kalmasını bekleyemezsiniz. İran'ın eli bağlı değildir. Avrupa Birliği uluslararası gelişmeler karşısında uzun zamandır sorumlu bir tutum sergilemiş olsaydı, bugün bölgemiz ve dünya toplumu ile karşı karşıya olduğumuz sonuçların bir kısmı yaşanmazdı. Ne yazık ki Avrupa Birliği yanlış politikalar izlemektedir. Sadece savundukları ilkeler, yani hukukun üstünlüğü ve BM Şartı'nın korunmasına dikkat etselerdi, Amerika ve Siyonist rejimi bu durumdan sorumlu oldukları için yaptırım uygulamalıydılar."
"60 GÜNLÜK MÜZAKERE SÜRECİNDE İNCELEYECEĞİZ"
Diğer yandan ISNA'a konuşan İran Dışişleri Bakanlığı Meclis İşlerinden Sorumlu Genel Müdürü Hüseyin Nuşabadi, nükleer meseleler ve zenginleştirilmiş uranyum konusunun ABD'nin taahhütlerine bağlılığı karşılığında 60 günlük müzakere sürecinde inceleneceğini söyledi.
Tahran ile Washington arasında imzalanması muhtemel mutabakat zaptı ile birlikte tarafların diğer meseleler hakkında nihai anlaşmaya varmak için 30 günlük bir süreye sahip olacağının altını çizen Nuşabadi, şunları kaydetti:
"ABD'nin taahhütlerine bağlılığı ve anlaşmanın birinci aşamasında ilerleme kaydedilmesi halinde, İran'ın dondurulmuş varlıklarının serbest bırakılması ve ABD kuvvetlerinin bölgeden çekilmesi karşılığında nükleer meseleler ve zenginleştirilmiş uranyum konusu 60 günlük müzakere sürecinde incelenecek."
Nuşabadi, İran'ın taleplerini "Lübnan dahil tüm cephelerde savaşın sona ermesi, dondurulmuş varlıkların serbest bırakılması, deniz ablukasının kaldırılması ve ABD güçlerinin bölgeden çekilmesi, İran'ın petrol satışlarının serbest bırakılması" şeklinde sıraladı.
Muhtemel mutabakat zaptına göre İran'ın uranyum zenginleştirme çalışmalarını 20 yıllığına askıya alacağı yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını belirten Nuşabadi, Hürmüz Boğazı konusunun ise İran ile Umman arasındaki bir mesele olduğunu söyledi.




