ÜRDÜN'DEKİ ÖLÜMCÜL SALDIRI
Temmuz ayının 17'sinde, İran tarafından gerçekleştirilen bir füze saldırısı, Ürdün'de bulunan bir ABD üssündeki prefabrik konutları vurdu. Bu saldırı sonucunda 3 Amerikan askeri yaşamını yitirirken, 100'den fazla asker de yaralandı. Saldırı, İran'ın ABD Hava Kuvvetleri tarafından yoğun olarak kullanılan Azrak'taki Muvaffak Salti Hava Üssü'ne yönelikti. Savaş öncesi ve sırasında, daha güvenli olduğu düşünülen bu üsse Kuveyt, Bahreyn, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri'nden (BAE) çok sayıda ABD askeri kaydırılmıştı.
Saldırının ardından ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio'ya yöneltilen bir soruya şu yanıtı verdi:
Neredeyse tüm füzeleri düşürdük. Bir tanesi hedefe sızdı.
Üst düzey bir ABD'li askeri yetkili, 17 Temmuz'daki saldırıyı takip eden günlerde askeri komutanların Ürdün ve bölgedeki hava savunmasını takviye ettiğini bildirdi, ancak konuya ilişkin daha fazla detay vermedi. Hayatını kaybeden 3 askerden ikisinin, Ukrayna'daki çatışmalardan elde edilen dersleri Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) ile paylaşmak üzere çalışan Almanya merkezli hava savunma birliklerine mensup olduğu öğrenildi.
ABD SAVUNMASI RUS TAKTİĞİYLE DELİNDİ
Bu ölümcül netice, Temmuz ayında 5 gün süren ve İran'ın Ürdün'deki 3 farklı üste konuşlu ABD birliklerini insansız hava araçları (İHA) ve füzelerle hedef aldığı bir dizi taarruzun zirve noktasıydı. Tahran'ın temel amacı, güçlü ABD hava savunma sistemlerini alt etmekti. Bu doğrultuda, ani manevra kabiliyetine sahip sofistike füzeler kullanılarak üslerin savunma mekanizmaları baskı altına alındı ve ABD, stokları sınırlı olan Patriot füze savunma sistemlerini kullanmaya mecbur bırakıldı.
Saldırılar, iki mühim eğilimin tehlikeli bir birleşimini de açığa çıkardı: İran, çatışmalar ilerledikçe daha yetenekli bir hasım haline gelirken, savaş alanını da Orta Doğu'nun geniş bir kesimini içine alacak şekilde yaydı. Yemen'deki Husiler ve Irak'taki milis grupları gibi müttefikleri aracılığıyla Tahran, ABD hava savunmalarını nasıl aşacağını öğrendi.
New York Times'a (NYT) konuşan Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi'nin savunma ve güvenlik bölümü başkanı Seth G. Jones, durumu şu sözlerle analiz etti:
İranlılar, hem füze hem de İHA'larla ABD'nin hava savunmasını daha da zorluyor. Rus taktiğini etkili bir şekilde kullanarak, Körfez'deki çeşitli bölgelerde ABD savunmasını deldiler.
PENTAGON'UN YANLIŞ HESABI VE AZALAN STOKLAR
Çatışmanın ilk aylarında Pentagon, küçümsediği ancak aslında güçlü olan bir tehditle yüzleşti. ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, 8 Nisan'da yaptığı bir açıklamada, İran'ın füze programının işlevsel olarak imha edildiğini, fırlatma rampaları ve füzelerinin tükendiğini ve neredeyse tamamen etkisiz kılındığını iddia etmişti. Ancak İran, savaşın ilk 5 haftasında ABD ve İsrail tarafından yoğun bombardımana tutulan devasa yeraltı tesislerindeki füzelerin ve rampaların çoğunu yeniden faaliyete geçirdi. Bu durum, Hürmüz Boğazı'ndaki gemi trafiğini durma noktasına getirdi ve bölgedeki Amerikan birliklerini tehlikeye attı.
Aynı zamanda, Pentagon'un füze önleme silahları envanteri süratle eridi. Askeri stok seviyeleri hakkında bilgi sahibi iki kaynağa göre, Pentagon savaşta 1500'den fazla Patriot önleme füzesi harcadı ve elinde 1700'den az füze kaldı. ABD'nin 2025 yılının tamamı için planlanan önleme füzesi üretimi ise yaklaşık 600 adet. Geçtiğimiz ay yaşanan ölümcül haftanın sadece bir gününde, tanesi yaklaşık 4 milyon dolar olan 50 civarında Patriot füzesinin ateşlendiği belirtildi.
Johns Hopkins İleri Uluslararası Çalışmalar Okulu'nda profesör olan Vali Nasr'a göre, Başkan Trump ve ulusal güvenlik ekibi, çatışmanın kısa süreceğini ve Pentagon'un Patriot stoklarının riske girmeyeceğini varsaymıştı. Fakat diğer İran uzmanları, Tahran'ın bu çatışmaya 5 ay öncesinden hazırlandığını belirtiyor. İranlı liderler, Haziran 2025'teki 12 Günlük Savaş esnasında, İsrail ve ABD güçlerinin İran İHA ve füzelerini durdurmak için balistik füze savunma sistemlerini ne kadar hızlı tükettiğine şahit olmuştu.
İRAN'IN TAKTİKSEL ADAPTASYONU
İran'ın savaş sırasında kabiliyetlerini ve taktiklerini adapte ettiği tek olay Ürdün saldırısı değildi. Nisan ayında, güney İran semalarında bir ABD F-15E savaş uçağı, omuzdan fırlatılan bir karadan havaya füze ile isabet alarak düşürüldü. Pilot ve silah subayı fırlatma koltuğuyla kurtulmayı başardı. Pilot süratle kurtarılırken, silah subayı yaklaşık 2 gün İran güvenlik güçlerinden saklandıktan sonra ABD Özel Harekat güçlerinin düzenlediği bir operasyonla İran topraklarından alındı.
Bu olayda İran'ın, Ukrayna'dan ders alarak ABD savaş uçağının girdiği bölgeye bir İHA filosu sevk ettiği anlaşıldı. Üst düzey bir askeri yetkili, İHA'ların İranlı komutanlara F-15E'nin GPS konumu, hızı ve yönü gibi üç kritik bilgiyi aktardığı ve bu sayede 60 milyon dolarlık uçağın hedeflendiği kanısına varıldığını söyledi. Trump, bu olayın hemen ardından çatışmalara ara verildiğini duyurmuş, iki askeri yetkili bu aranın sebebinin askeri liderlerin İran'ın yeni taktiklerine uyum sağlamak için zamana ihtiyaç duyması olduğunu belirtmişti.
STRATEJİK DERİNLİK VE BÖLGESEL BASKILAR
Johns Hopkins Üniversitesi'nden Nasr, İran'ın lider kadrosunu ve askeri unsurlarını ülke geneline yayarak dağınık bir şekilde gizlediğini belirtti. Nasr, "Neredeler? Bombardımana vurabileceğiniz bir yerde oturmuyorlar. Onları bulamazsınız" değerlendirmesini yaptı. Uzmanlar, Yemen'deki Husi milislerinin geçen ay savaşa dahil olmasını, İran'ın ABD ve müttefiklerini her yönden gelebilecek hava taarruzlarına karşı savunma yapmaya zorlama niyetinin bir göstergesi olarak yorumluyor.
Trump'ın hava saldırılarını durdurma kararı, iki hafta önce Suudi Arabistan, BAE ve Katar liderlerinden savaşı bitirmek için diplomatik görüşme talebi gelmesinin ardından alındı. Savaşta yaklaşık 1700 İranlı sivilin hayatını kaybettiği tahmin ediliyor. NYT'ye konuşan ve ismi verilmeyen Suudi bir yetkili, Prens Muhammed bin Salman'ın Trump ile yaptığı telefon görüşmesinde, büyük hava saldırılarının İran'ı Krallık ve komşu ülkelerdeki enerji tesislerine misilleme yapmaya itebileceğini söylediğini aktardı. Yetkiliye göre, ABD füze savunmasının zayıflaması ve İran'ın bu savunmaları aşabildiğini kanıtlamasıyla, ciddi hasar riski oldukça yükselmişti.
Pentagon ise kamuoyuna yaptığı açıklamalarda mühimmat açığı olmadığını savundu. Pentagon Sözcüsü Sean Parnell bir beyanatında şu ifadelere yer verdi:
ABD'nin mühimmat kıtlığı iddiaları yanlıştır. Sahte haber medyası bu yalanları sorumsuzca yaydığında, gerçek dünyadaki sonuç açıktır. Düşmanlarımız ABD birliklerini kışkırtmaya veya onlara saldırmaya cesaret bulur.




