Cumhuriyet Halk Partisi'nin 38. Olağan Kurultayı'nın mahkeme tarafından iptal edilmesiyle birlikte, Kemal Kılıçdaroğlu ve 2020'de teşekkül eden 37. Olağan Kurultay yönetiminin görevlerine dönme imkanı doğmuş bulunmaktadır.
Kılıçdaroğlu'nun vazifesine başlaması durumunda, yönetimin etkin bir şekilde çalışması ve aldığı kararları uygulaması; Parti Meclisi (PM), Yüksek Disiplin Kurulu (YDK), delegeler ve meclis grubundaki mevcut güç dağılımına tabi olacaktır. İlerleyen dönemde bu dengelerin farklılaşabileceği düşünülse de, göreve iade edilecek olan karar mercileri hayati bir işlev üstlenecektir.
Partinin kongre sonrası en yetkili merci olan PM, milletvekili ve belediye başkanı adaylarını tayin etme ve olağanüstü kurultay çağrısı yapma selahiyetine sahiptir. Altmış kişiden oluşan PM'nin basit çoğunluğu olan 31 üyenin oyu, olağanüstü kurultay kararı için yeterlidir. CHP tüzüğü, PM'deki üye sayısının, yedeklerin çağrılmasının ardından 60 olan tam sayının üçte ikisi olan 40'ın altına inmesi durumunda, genel başkanın 45 gün zarfında olağanüstü kurultayı toplamasını zorunlu kılmaktadır.
Kılıçdaroğlu'nun son Merkez Yönetim Kurulu'nda, dönemin parti tüzüğüne göre belirlenmiş 60 üye yer alıyordu. Ancak bu zaman zarfında PM üyelerinden mühim bir kesim Özgür Özel yönetimine katılmış, bazıları ise 38. Olağan Kurultay'da değişim yanlısı bir tavır sergilemiştir. Ahmet Akın, Onursal Adıgüzel ve Muharrem Erkek gibi isimlerin belediye başkanı olmalarıyla üyelikleri sona ermiştir. O dönemki listede bulunan Gökhan Günaydın, Ali Mahir Başarır ve Murat Emir ise halihazırda meclis grup başkanvekili olarak görev yapmaktadır. Tekin Bingöl ile Gülizar Biçer Karaca'nın üyelikleri de Meclis Başkanlık Divanı'ndaki görevleri sebebiyle düşmüştür. Yedek listedeki Mehmet Ali Çelebi gibi bazı isimler de partiyle yollarını ayırmıştır.
Mevcut vaziyette, PM'nin yedeklerle tamamlanması halinde dahi iki tarafın ağırlığının denk olduğu görülmektedir. Kılıçdaroğlu'na yakın çevreler, yedeklerle birlikte üç ila dört üyelik bir üstünlüğe sahip olduklarını ileri sürmektedir. Söz konusu PM üyeleriyle irtibat kuran Özgür Özel yönetimi ise PM'deki çoğunluğun kendilerinde olduğunu iddia etmektedir, fakat bu konuda bir belirsizlik hakimdir. Özel'in ekibinin PM'de üstünlüğü sağlaması durumunda, bir PM kararıyla olağanüstü kurultay için baskı kurması öngörülmektedir.
Yüksek Disiplin Kurulu'nda (YDK) da muadil bir vaziyet söz konusudur. YDK Başkanlığı görevine Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan geri dönecektir. Bayraktutan, genel merkez yönetimine mesafeli duran ancak partinin parçalanma riskine karşı iki taraf arasında bir mutabakat sağlanması yönünde tavır alan bir isim olarak bilinmektedir. YDK'deki boşalmalar sebebiyle yedeklerin göreve çağrılması gündeme gelebilecek olsa da, oradaki güç dağılımı da tam olarak netleşmemiştir. Siyasi çevrelerde, Kılıçdaroğlu yönetiminin, haklarında yolsuzluk ve usulsüzlük iddiaları olan belediye başkanları ya da milletvekillerine yönelik disiplin sürecini başlatabileceği konuşulmaktadır. Bu takdirde, disiplin kararlarının infazında YDK kritik bir rol oynayacaktır.
CHP'nin 138 sandalyeli Meclis grubunda ise üstünlük Özgür Özel yönetimindedir. Kılıçdaroğlu’nun “arınma” başlıklı videosunu paylaşan 23 milletvekilinin, mahkemenin mutlak butlan kararı sonrası tavırlarında önemli bir değişiklik yaşanması beklenmemektedir. Grupta Özgür Özel'i destekleyen vekil sayısının asgari 80-90 bandında olduğu kestirilmektedir. Yaklaşık on beş yirmi milletvekilinin pozisyonu ise ya belirsizdir ya da her iki tarafa da eşit mesafededir.
38. Olağan Kurultay'da Kılıçdaroğlu'nu desteklemiş bazı isimlerin Özgür Özel'in safına geçtiği gözlemlenmektedir. Aralarında Oğuz Kaan Salıcı'nın da bulunduğu bazı siyasetçiler ise hem mahkemenin kararını uygun bulmamakta hem de partinin bütünlüğünün korunması için tarafların uzlaşması gerektiğini savunmaktadır. Meclis grubundaki bu ağırlık, Kemal Kılıçdaroğlu'nun milletvekili olmaması nedeniyle grup başkanlığı ve grup başkanvekilliği seçimlerinin neticesini tayin etmede belirleyici olacaktır. Aynı zamanda cumhurbaşkanı adayını belirleme yetkisi de Meclis grubuna aittir. Bu sebeple Kılıçdaroğlu'nun, Meclis grubu ve cumhurbaşkanı adayı gibi konularda Özel yönetimi ile bir mutabakat arayışına girmesi gerekebileceği belirtilmektedir.




