Korona ilacında korkutan gerçek! Virüsü öldürürse sizi de öldürür

5 dk okuma
Korona ilacında korkutan gerçek! Virüsü öldürürse sizi de öldürür

Hızlı Özet

Dünyanın dört bir yanında ve Türkiye'de koronavirüse karşı aşılama çalışmaları devam ediyor. Bilim insanları pandemiyi sonlandırmak için dünya nüfusunun en azından yüzde 70'inin aşılama ya da hastalık yoluyla bağışıklık kazanması gerektiğini sık sık vurguluyor.






Geliştirilen aşılarla baş edilmeye çalışılan koronavirüs pandemisinde herkesin aklında tek bir soru eczaneden gidip alabileceğimiz bir ilacı neden yok? Aslında var ama sonuçları tahminimizden de ürkütücü.



Dünyanın dört bir yanında ve Türkiye'de koronavirüse karşı aşılama çalışmaları devam ediyor. Bilim insanları pandemiyi sonlandırmak için dünya nüfusunun en azından yüzde 70'inin aşılama ya da hastalık yoluyla bağışıklık kazanması gerektiğini sık sık vurguluyor.



Ancak pandeminin bitmesi Covid-19'un dünya üzerinden silineceği anlamına gelmiyor. Hatta uzmanlar virüsün en az 2-3 sene daha bizimle olacağı yorumlarını yapıyor. Bu da ölümler ve ağır hastalıklar azalsa da vaka sayılarının sıfıra inmesi için daha zamana ihtiyacımız olduğu anlamına geliyor. Bir başka deyişle, çok büyük ihtimalle önümüzdeki yıllarda da Covid-19 virüsüyle enfekte olmuş, tedaviye ihtiyaç duyan insanlar olacak.



Bu olasılık bir noktanın altını çizmek açısından oldukça önemli: Covid-19 tedavisi için özel olarak geliştirilmiş, bu hastaların derdine deva olacak bir ilaç halen elimizde yok. Bu durum ilaç araştırmacılarının halen son hızla çalışmaya devam etmelerini gerektiriyor.



ABD yönetiminden bu konuda tüm dünyayı ilgilendiren bir karar geldi. Sağlık ve İnsan Hizmetleri Bakanlığı'ndan perşembe günü yapılan açıklamada Covid-19'u (ve gelecekte benzer pandemilere yol açabilecek başka viral enfeksiyonları) tedavi edecek hap formundaki ilaçların geliştirilmesine 3,2 milyar dolar kaynak ayrıldığı açıklandı. "Pandemiler için Antiviral Programı" olarak adlandırılan girişimle, umut veren birkaç ilaç adayının kilinin denemelerinin hızlanması ve önümüzdeki yıllarda milyonlarca insanın hayatının kurtarılması amaçlanıyor.



Eczaneden kolayca alınan bir ilaç...



İngiltere Başbakanı Boris Johnson da Mayıs ayının başlarında yaptığı açıklamada, "Bu ülkedeki bilim insanlarının çoğunluğu halen bu yıl bir noktada yeni bir Covid dalgası olacağına inanıyor" demiş ve yeni antiviral ilaçların geliştirilmesi için bir "antivirüs görev gücü"nün kurulduğunu açıklamıştı. Johnson özellikle tablet ya da kapsül formunda üretilecek, insanların tedavilerine evde devam etmesini sağlayan bir ilaç istediğinin altını çizmişti.



Özetle eczaneden alınarak kolayca kullanılabilecek bir Covid-19 ilacına duyulan ihtiyaç günümüzde siyasetçilerin de bilim insanlarının da en önemli gündem maddelerinden birini oluşturuyor.



Peki pandeminin üzerinden bir yılı aşkın zaman geçmesine, çeşit çeşit formüllere sahip birçok aşı alternatifi çıkmış olmasına rağmen neden hala bir Covid-19 ilacı yok? Bu sorunun yanıtını Hürriyet gazetesi dünyadaki uzmanlara ve Ankara Üniversitesi Kök Hücre Enstitüsü öğretim görevlisi Dr. Mehmet Altay Ünal'a sordu.



Doğrusunu söylemek gerekirse bu durum Covid-19'a özgü değil. İnsanlık yüzlerce yıldır, virüs kaynaklı salgın hastalıklar karşısında hep ilaçlardan çok aşılara öncelik veriyor. Dahası modern tıp bugüne kadar sadece Hepatit C virüsü için özel ilaç (sofosbuvir) geliştirdi. Bunu dışındaki birçok ciddi viral enfeksiyon, hastalığın hızını kesmeyi amaçlayan antiviral ilaç kokteylleriyle tedavi ediliyor.



Bunun sebebini anlamak için de önce virüsleri anlamak gerek.



Virüsler tek başlarına yaşayamayan canlılar. Varlıklarını bir başka canlının hücrelerinin içinde parazit olarak sürdürüyorlar. Bir konak canlının hücrelerinin içine yerleşmedikleri takdirde beslenmeleri, oksijen almaları, üremeleri söz konusu olamıyor. Üstelik ellerimizi iyice yıkadığımızda ya da daha önceden tanışmış olduğumuz bir türle yeniden karşılaştığımızda virüsleri kolayca alt edebiliyoruz.



Bu noktada akıllara şu soru geliyor: Bu kadar aciz canlılar nasıl oluyor da milyonlarca kişinin ölümüne yol açan pandemilere yol açabiliyor? Bunun sebebi pandemilere yol açanların daha önceden tanımadığımız ve vücudumuzun kendini nasıl savunması gerektiğini bilmediği virüsler olması.



Virüsü öldürebilirim ama sizi de öldürebilirim



Diğer yandan virüslerin varlığını başka bir canlıya bağımlı olarak sürdürmesi, viral enfeksiyonların geleneksel tedavi yöntemleriyle ortadan kaldırılmasını da zorlaştırıyor. Virüs canlının hücrelerinin içine iyice yerleştiğinde hücreye zarar vermeden virüsü ortadan kaldırmak mümkün olamıyor. Güney Kaliforniya Üniversitesi Keck Tıp Okulu Profesörlerinden Paula Cannon, "Virüsü öldürebilirim ama bunu yapmak için sizi de öldürmek zorunda kalırım" sözleriyle özetliyor.



Tam da bu noktada devreye aşılar giriyor. Aşıların amacı metabolizmamıza o virüsle nasıl savaşacağını öğretmek. Bir başka deyişle virüsü sağlıklı hücrelere de zarar vermeden ilaçla öldürmek çok zor olduğundan, vücuda virüsle henüz hücrelere yerleşmemişken nasıl savaşacağını öğretip, kendi işini kendi yapmasını sağlıyoruz.



Geçmişteki viral enfeksiyonlardan örneklerle konuşmamız gerekirse, kızamık hastalığında aşılama sayesinde elde edilen kitle bağışıklığı virüsün nüfus genelini etkileyip salgına dönüşmesine engel oluyor. En iyi senaryo ise çiçek hastalığında olduğu gibi, aşıların hastalığı insan popülasyonundan tamamen silip atması. Bunun yolu da virüsün üremesini engelleyip vücudun kendi başının çaresine bakmasından geçiyor. Üstelik bu durumda vücut gelecekte aynı virüse karşı kendisini nasıl koruyacağını da öğrendiğinden, uzun vadede aşı hastalığı tedavi eden ilacın kendisinden daha etkili oluyor.



Dr. Mehmet Altay Ünal da aşı ve ilacı birbirini tamamlayıcı unsurlar olarak düşünmek gerektiğini belirterek, "Aşı salgının önünde ciddi bir bariyer oluşturur bu nedenle başlangıçta oraya odaklanmak mantıklı bir strateji. Aşıyla birlikte hastane yükünü azaltacak her türlü önlem de değerlidir. Salgında şartlarında ilaç çalışmalarının da ilk amacı, hastanın hastalığı hafif atlatmasını sağlayarak hastaneye başvuracak hasta sayısını azaltmaktır" diyor.



Bir diğer sorun da herhangi bir hastalığa yönelik doğrudan ilaç geliştirmenin çok uzun zaman isteyen bir süreç olması. Çünkü hastalık yapan mikroorganizmanın zayıf noktalarını bulup bir saldırı taktiği geliştirmek gerekiyor. Dahası ilaçların, virüslerin hızla mutasyona uğradığını da hesaba katarak mutantlar karşısında da etkili olacak bir şekilde üretilmesi şart. Bu da araştırma süresinin daha da uzamasına yol açıyor.



York Üniversitesi'nden Pavol Bardy, Fred Anston ve Oliver Bayfield'ın The Conversation için kaleme aldıkları makale de bu meseleye ışık tutuyor. Uzmanlara göre, bir virüse etki edecek karışımların bulunması, bunların virüs üzerinde önce laboratuvar ortamında sonra da insanlar üzerinde etkinliğinin test edilmesi yıllar gerektiren bir süreç.



Ancak Covid-19 gibi hızla yayılan hastalıklar söz konusu olduğunda araştırmacıların elinde böyle bir zaman konforu olmadığından virüsün hızla durdurulması gerekiyor. Bu da eldeki ilaçların en iyi şekilde kullanılmasını gerektiriyor.




Bu haber 1440 kez görüntülendi.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yaşayan bebeğe ‘ölüm raporu’ düzenleyen doktoru Yargıtay kusursuz buldu
Sağlık

Yaşayan bebeğe ‘ölüm raporu’ düzenleyen doktoru Yargıtay kusursuz buldu

İzmir’de 2 yıl önce bebeklerini doğum sonrası ‘ölü’ olarak kucaklarına alan aile, yolda bebeklerinin nefes aldığını fark etti. Bebeklerini kısa süre sonra kaybeden aile hem doktora hem de Sağlık Bakanlığı’na tazminat davası açtı. Doktora açılan davada Yargıtay, "Lazarus Fenomeni" hakkında emsal nitelikte bir karara imza attı ve doktoru kusursuz buldu. İşte davanın detayları…

Habervitrini12267 Görüntüleme
Pancar: İnanılmaz sağlık faydaları olan besleyici bir hazine
Sağlık

Pancar: İnanılmaz sağlık faydaları olan besleyici bir hazine

Beslenme uzmanı Lily Souter, pancarın sadece atletik performansı destekleme ve sağlıklı kan basıncını koruma potansiyelinden dolayı değil, aynı zamanda kendine özgü tadı ve çekici doğal rengi nedeniyle de diyetinin vazgeçilmez bir parçası olduğunu söylüyor.

Habervitrini10340 Görüntüleme
Kronik yorgunluk sendromunun fizyolojik bir nedeni tespit edildi
Sağlık

Kronik yorgunluk sendromunun fizyolojik bir nedeni tespit edildi

Yazarlara göre, bu yeni çalışma, miyaljik ensefalomiyelit/miyelodisplastik sendromu (ME/CFS) ile beynin toksik metabolitleri ortadan kaldırdığı "boşaltım sistemi" olarak tanımlanabilecek glimfatik sistemin işleyişi arasında bağlantı kuran ilk çalışmadır  .

Habervitrini10121 Görüntüleme
Bilim insanları insanların en sık gördüğü 6 rüyayı belirledi.
Sağlık

Bilim insanları insanların en sık gördüğü 6 rüyayı belirledi.

Simba uzmanları, haftada 2.000'den fazla yetişkinin rüyasını analiz etti. En yaygın olanlar , kişinin kovalandığı, geç kaldığı veya kaybolduğu rahatsız edici rüyalardı .

Habervitrini10444 Görüntüleme