MARADONA'NIN MİRASINDAN FARKLI BİR DURUŞ
Arjantinli efsane Diego Maradona'nın belirgin anti-emperyalist ve solcu siyasi kimliğinin hilafına, Messi kariyeri boyunca "siyasi belirsizlik" olarak tanımlanabilecek bir çizgide ilerlemeyi seçti. Yapılan sosyolojik araştırmalar liberal eğilimli seçmenlerin Messi'yi, muhafazakârların ise Cristiano Ronaldo'yu tercih ettiğini ortaya koysa da, Messi bu tür sınıflandırmalardan daima uzak durdu.
Futbol tarihinin en büyük yeteneklerinden biri olarak görülen Lionel Messi, kariyeri süresince politik meselelerde tarafsız bir duruş sergilemesine rağmen, çeşitli hükümetler ve küresel aktörler için önemli bir "siyasi PR aracı" haline gelmekten kurtulamadı. Yıldız futbolcunun Suudi Arabistan ile yaptığı sözleşmeden Donald Trump dönemindeki Beyaz Saray ziyaretine kadar uzanan ve İsrail'in 2026 Dünya Kupası'ndaki sahiplenme girişimleriyle devam eden tutumu, hakkındaki spekülatif iddiaları ve politik münakaşaları körükledi.

Arjantinli futbolcu Lionel Messi, FC Barcelona kadrosunun üyelerinin "barış turu" sırasında, 4 Ağustos 2013'te Kudüs, İsrail'deki Batı Duvarı'ndaki bir çatlağa dileklerini yazdığı bir kağıt yerleştiriyor.
SUUDİ ARABİSTAN İLE YAPILAN 25 MİLYON DOLARLIK ANLAŞMA
Messi'nin siyasi aktörler tarafından kullanılma durumu Ortadoğu ile kısıtlı kalmadı. New York Times tarafından ortaya çıkarılan belgelere göre, Messi'nin Suudi Arabistan Turizm Otoritesi ile üç yıl süreli ve 25 milyon dolar değerinde bir elçilik sözleşmesi imzaladığı anlaşıldı. Bu sözleşmenin en çok dikkat çeken maddesi, Messi'nin krallığın kamuoyu nezdindeki imajını "zedeleyecek" herhangi bir ifade kullanmasını yasaklamasıydı.
Benzer bir suskunluk, yıldız oyuncunun Amerika Birleşik Devletleri kariyerinde de gözlemlendi. Inter Miami formasıyla MLS şampiyonluğuna ulaşan Messi ve takım arkadaşları, dönemin ABD Başkanı Donald Trump tarafından Beyaz Saray'da konuk edildi. Tören boyunca konuşma yapmayan Messi'nin bu sessizliği, Trump'ın kürsüden İsrail ile ortaklaşa yürüttükleri askeri operasyonları övmesine ve "Düşmanı insanların daha önce görmediği seviyelerde yok ediyoruz" şeklindeki harp retoriğine engel olmadı.
İSRAİL'İN DÜNYA KUPASI'NDAKİ TANITIM HAMLESİ
2026 Dünya Kupası finalleri yaklaşırken, turnuvaya katılamayan İsrail'den bakanların Arjantin formaları giyerek Lionel Messi'ye yönelik destek içerikleri yayınlaması, turnuvanın en iddialı tanıtım faaliyetlerinden biri olarak kayda geçti. Ne var ki Tel Aviv hükümetinin bu adımı, Gazze'deki politikaları eleştiren çevreler tarafından ciddi bir reaksiyonla karşılandı.
Yöneltilen eleştirilerin merkezinde, Messi'nin 2013 senesinde İsrail'e gerçekleştirdiği bir ziyaret esnasında Ağlama Duvarı önünde verdiği pozlar bulunuyordu. Bu durumu iç politika malzemesi yapan Arjantin'in İsrail yanlısı aşırı sağcı Devlet Başkanı Javier Milei ise, popülaritesindeki düşüş üzerine "Messi ile uğraşırsanız hepimizle uğraşmış olursunuz" sözleriyle ünlü futbolcuyu muhaliflerine karşı bir kalkan olarak kullandı.
SAHADAKİ KARARLAR VE 'LOBİ' İDDİALARI
Arjantin'in turnuvadaki performansı, saha dışında da önemli spekülasyonlara neden oldu. Turnuvanın başlarında Arjantin'in Cezayir'i 3-0 mağlup ettiği karşılaşmada Messi'nin bir hareketine kırmızı kart gösterilmemesi, Cezayirli spor yorumcusu Mustafa Mazzouzi'nin tepkisini çekti.
Mazzouzi, durumu "Bu lobi dünyayı bir mafya gibi yönetiyor. FIFA Başkanı Infantino'nun bize iyi niyet beslemediğini biliyoruz. Filistin ve Batı Sahra meselelerindeki dik duruşumuz nedeniyle başarılı olmamızı istemiyorlar" ifadeleriyle değerlendirdi.
Son 16 turunda ise Mısır'ın Arjantin karşısında attığı bir golün tartışmalı bir kararla geçersiz sayılması ve Arjantin Futbol Federasyonu hakkında FBI tarafından yürütülen kara para aklama soruşturması, turnuva süresince dile getirilen "Siyonist komplo" iddialarını besleyen diğer gelişmeler oldu.
Devlet Başkanı Milei'nin kendisine yönelik destek açıklamalarını yanıtsız bırakan 39 yaşındaki süperstar, politik polemiklere dahil olmaktan kaçınsa da Arjantin halkının içinden geçtiği ağır ekonomik buhrana kayıtsız kalmadı. İngiltere zaferi sonrasında verdiği bir demeçte, Dünya Kupası'nın halk için taşıdığı manayı şu sözlerle ifade etti:
"Dünya Kupalarının bizim için özel olduğunu biliyoruz. Bu süreçte yaşadığımız tüm kötü şeyleri; zor zamanlar geçiren, işsiz olan, geçimini sağlayamayan ya da sürekli mücadele eden insanlarımızı unutuyoruz. Onlara bu sevinci yaşatabildiğimiz için gururluyuz."




