İbranice bir rapor en büyük tehlikeye karşı uyarıyor.
İsrail gazetesi "Jerusalem Post" tarafından yayınlanan bir analiz, Mısır'ın ortak savunma için Mekke Anlaşması'na katılmasının potansiyel sonuçları konusunda uyararak, bu adımın bölgedeki güvenlik dengelerini yeniden şekillendirebileceğini belirtti.
İsrail gazetesi "Jerusalem Post" tarafından yayınlanan analitik raporda, Mısır'ın şu anda Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan'ı bir araya getiren Ortak Savunma için Mekke Anlaşması'na katılma olasılığına dikkat çekildi. Raporda, anlaşmanın Kahire'yi de kapsayacak şekilde genişletilmesinin güvenlik ve bölgesel dengeler üzerinde büyük yankıları olabileceği ve bu yankıların başında İsrail'in hesaplamalarının geldiği belirtildi.
"İran, Mısır ve Bangladeş Mekke Ortak Savunma Anlaşması'na katılırsa ne olur?" başlıklı rapor, Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan'ın 7 Ağustos'ta Mekke'de imzaladığı ve üç ülkeden birine yönelik herhangi bir silahlı saldırının hepsine yapılmış sayılacağını öngören anlaşmanın genişletilme olasılığına odaklanıyor. Anlaşmanın kurucu ülkeleri, anlaşmanın savunma amaçlı olduğunu ve belirli bir ülkeyi hedef almadığını resmen teyit etmişti.
Bu bağlamda, raporda İsrail Ulusal Güvenlik Çalışmaları Enstitüsü ve Tel Aviv Üniversitesi'nden araştırmacı Ofir Winter'ın, Mısır'ın hâlâ katılmayı düşündüğünü ve Kahire'nin anlaşmanın niteliğini ve bundan doğabilecek yükümlülükleri dikkatle incelediğini söylediği belirtildi.
Winter, henüz çözüme kavuşturulmamış temel soruların bulunduğuna dikkat çekti; bunların en önemlileri şunlardır: Anlaşma kime karşı caydırıcı bir etki yaratmayı amaçlıyor? Üyelerin üstlenmesi gereken askeri yükümlülüklerin niteliği nedir? Ve bu yükümlülükler İsrail'e, İran'a veya her ikisine birden yöneltilebilir mi?
Bu soru, Kahire'nin sürdürmeye çalıştığı karmaşık bölgesel ilişkiler ağı nedeniyle İsrail açısından özellikle önemlidir; Mısır, İsrail ile bir barış antlaşmasıyla bağlıdır ve aynı zamanda Türkiye ile ilişkilerini geliştirirken, Suudi Arabistan ve Körfez ülkeleriyle olduğu kadar Yunanistan ve Kıbrıs ile de yakın ilişkilerini sürdürmektedir.
İsrailli araştırmacı, bu durumun Kahire'nin kapalı bir bölgesel askeri bloğun parçası olma konusundaki isteksizliğini açıkladığına inanıyor ve Mısır'ın diğer taraflarla ilişkilerini tehlikeye atacak şekilde bölgesel bir kampa katılmak istemediğini belirtiyor.
Raporda, bu faktörün Mısır'ın kararında en etkili faktörlerden biri olabileceği belirtiliyor; özellikle de Mekke Anlaşması'nın askeri kimliğinin henüz kesinleşme aşamasında olması, anlaşmanın üye devletlerden birine saldırı olması durumunda zorunlu askeri müdahalenin şeklini ayrıntılı olarak belirtmemesi ve kolektif savunma mekanizmalarının henüz pratikte test edilmemiş olması bu durumu daha da önemli kılıyor.
Ancak raporda, Mısır'ın diğer ülkelerle birlikte katılması durumunda, anlaşmanın gelişmekte olan bir savunma çerçevesinden daha geniş bir coğrafi kapsama alanına sahip bir güvenlik ağına dönüşebileceği ve bunun da İsrail'i bölgesel güçlerle ilgili bazı hesaplamalarını yeniden değerlendirmeye zorlayabileceği öne sürülüyor.
Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan daha önce Mısır'ın bazı teknik sorunların çözülmesinin ardından anlaşmaya katılabileceğini açıklamıştı. Kahire'deki Türkiye Büyükelçisi Salih Mutlu Şen ise ülkesinin Mısır'ın yeni savunma anlaşmasına katılan ilk ülke olmasını umduğunu belirtmişti.
Kaynak: Jerusalem Post




