İran tarafından gerçekleştirilen saldırılar neticesinde Körfez bölgesindeki Amerikan üslerinin önemli ölçüde hasar görmesi, askeri üstünlüğün ABD tarafında olmadığı ve stratejik mevkilerin hedef haline geldiği gerçeğini açığa çıkardı. Bu durum, Washington'ın bölgedeki askeri gücünün sorgulanmasına yol açtı.
Askeri Kapasite ve Lojistik Kriz İddiaları
Gerilime dair en çarpıcı değerlendirmelerden biri, ABD'nin en yakın müttefiklerinden İsrail'in medyasından geldi. İsrail basınında yer alan ve dünya çapında yankı uyandıran analizlerde, 'ABD donanmasının bölgede yetersiz olduğu' ve 'ABD'nin bu savaşın galibi olmadığı' şeklinde ifadelere yer verildi.
A Haber muhabiri İrfan Sapmaz tarafından aktarılan bilgilere göre, bu iddialar Amerikan ana akım medyasında da benzer bir eksende ele alınmaktadır. Sapmaz, ABD medyasındaki analizlere dayanarak önemli bir tabloyu gözler önüne serdi.
İrfan Sapmaz, Ortadoğu'daki yoğun operasyonların ardından ABD'nin mühimmat stoklarının kritik seviyelere düştüğü ve bölgedeki bazı Amerikan üslerinde ciddi tahribat oluştuğu yönündeki savların, özellikle Trump'ın Çin ziyareti bağlamında yapılan yorumlarla birlikte, Amerikan basınında geniş yer bulmaya devam ettiğini ifade etti. Sapmaz, bu yoğun operasyonel temponun Pentagon'un lojistik kapasitesini tükettiğine dikkat çekti.
Operasyonların Ağır Ekonomik Yükü
Savaşın gizlenen maliyetine ilişkin olarak İrfan Sapmaz tarafından korkutucu rakamlar paylaşıldı. Sapmaz, Genelkurmay Başkanı'nın sorgulanması sırasında telaffuz edilen 25 milyar dolarlık rakamın gerçeği yansıtmadığını belirterek şu bilgileri aktardı:
"Günlük 2 ile 3 milyar dolarlık bir masraftan bahsediyoruz. Toplamda şu an itibariyle en az 200 milyar dolar."
Bu duruma paralel olarak Pentagon bütçesinin 900 milyar dolardan 1,5 trilyon dolara yükseltildiği bilgisi, İrfan Sapmaz tarafından ABD içindeki 'derin yapıya' bir işaret olarak yorumlandı.
Beyaz Saray'ın Strateji Değişikliği ve İç Çekişmeler
Mevcut askeri kapasite üzerindeki baskının Beyaz Saray tarafından fark edildiğini belirten İrfan Sapmaz, Donald Trump yönetiminin farklı bir strateji benimsediğini vurguladı. Reuters, CNN, New York Times ve The Wall Street Journal gibi yayın organlarında çıkan haber ve analizlerde, Trump yönetiminin İran ile yeni ve kapsamlı bir askeri çatışmaya girmekten imtina ettiği ve bunun yerine diplomatik baskıyı artırma yolunu seçtiği yorumları yapılıyor. Özellikle Trump'ın planlanan Çin temasları öncesinde Beyaz Saray'ın İran dosyasını kontrol altına alma gayretinde olduğu belirtiliyor.
Ayrıca, Washington Post tarafından 280 noktada hasar meydana geldiğinin haberleştirildiği ve radar sistemleri ile lojistik merkezlerdeki tahribatın operasyonel maliyeti artırdığına dair bilgilerin sızdırıldığı ifade edildi. İrfan Sapmaz'a göre bu sızıntılar, Pentagon istihbarat servisi DIA tarafından gerçekleştirilmekte olup, bu durum Trump'ı rahatsız eden 'derin yapı' ve istihbarat topluluğunun etkinliğini göstermektedir.
Medya ve Savunma Sanayisi İlişkisi
ABD medyasının savaşı neden ısrarla teşvik ettiğine dair İrfan Sapmaz tarafından tarihi bir iddia ortaya atıldı. Medya devleri ile savunma sanayisi arasındaki hisse ortaklıklarına dikkat çekildi.
İrfan Sapmaz, "Wall Street Journal, CNN International, Washington Post gibi gazetelere baktığımız zaman; askeri savunma sanayi şirketlerinin %11-%12'lere varan hisseleri var bu dev medya gruplarında. Amaç burada daha fazla kışkırtmak bu çatışmaları ve dolayısıyla daha fazla savunma sanayi şirketlerine para kazandırmak," diyerek Donald Trump üzerinde bir baskı kurulmaya çalışıldığını öne sürdü.
Nihai Anlaşma Ufukta mı?
İrfan Sapmaz, analizinin sonunda Trump'ın 'nihai anlaşma' ve 'kalıcı çözüm' gibi söylemlerine temkinli yaklaşılması gerektiğini belirtti. Trump'ın açıklamalarına odaklanıp bir anlaşmanın hemen imzalanacağı beklentisine girilmemesi gerektiğini vurgulayan Sapmaz, asıl olarak sonuca bakmanın önemini dile getirdi. Sapmaz, Trump'ın bu söylemlerle Çin ziyareti öncesinde baskıyı sürdürdüğünü sözlerine ekledi.




