Prof. Dr. Oğuztürk: 'Virüsün ana giriş kapısı burun'

3 dk okuma
Prof. Dr. Oğuztürk: 'Virüsün ana giriş kapısı burun'

Hızlı Özet

Öte yandan ağızda herhangi bir kimyasal ile yapılacak gargara işleminin etkisinin de kısıtlı bir sürede devam edeceğini belirten Oğuztürk, bu durumun virüsü yüzde yüz etkisiz hale getireceğini düşünmenin pek de gerçekçi ve bilimsel bir yaklaşım olmadığı kanaatinde olduğunu dile getirdi.






“Virüsün ana giriş kapısı burun ve ağızda gargara yapmanın virüsün etkisiz hale getirilmesinde yüzde yüz başarılı olacağını söylemek gerçekçi olmayabilir”



Covid-19 enfeksiyonunda virüsün vücuda giriş ana kapısının burun olduğunu belirten Prof. Dr. Hakan Oğuztürk, “Sizin ağız bölgesine yaptığınız gargaranın, tek giriş kapısı ağız olmadığı için virüsün etkisiz hale getirilmesinde yüzde yüz başarılı olmasını söylemek gerçekçi olmayabilir kanaatindeyim” dedi.



Ankara Şehir Hastanesi Acil Tıp Kliniği İdari ve Eğitim Sorumlusu Prof. Dr. Hakan Oğuztürk, Covid-19 virüsünün vücuda 3 kapıdan girdiğini, bunların ağız, burun ve gözler olduğunu hatırlattı. Bilimsel çalışmalara göre virüsün bu 3 giriş kapısından diğerlerine göre en çok burundan vücuda girdiğine değinen Prof. Dr. Oğuztürk, sadece ağız yoluyla yapılacak bir gargaranın virüsü etkisiz hale getirmede yeterli olacağını düşünmenin pek gerçekçi ve bilimsel olmadığını söyledi.



Covid-19 virüsünün vücuda giriş ana kapısının burun olduğunu ve ağızda yapılan herhangi bir gargaranın virüsün etkisini yüzde yüz yitirmesini beklemenin gerçekçi olmadığını belirten Prof. Dr. Hakan Oğuztürk, “Virüsün kimyasallardan etkilendiği ve hasar gördüğü bilinen bir gerçek. Ama bunu geniş bir yönde incelediğimiz zaman şu realiteye artık herkes sahip; virüs vücuda farklı yönlerden bir şekilde giriş yapıyor. Bunlardan birincisi burun bölgesi, ikincisi ağız ve üçüncüsü de göz bölgesi. Bu noktalardan vücuda giriş yapabilen bir virüs ile karşı karşıyayız. Bu anlamda bizim virüs ile mücadelede ağızda gargara yapılması, herhangi bir kimyasal ile de olabilir. Bu durumun tam olarak virüsün etkisiz hale getirilmesinde yüzde yüz fayda sağlayacağını söylemek çok da gerçekçi olmaz. O anlamda bizim ağız bölgesinde gargara yaptığımız zaman, virüsün oradan girişi söz konusu ise belki fayda verebilir. Ama bunun da yüzde yüz başarılı olacağı kanaatinde değilim. Virüs vücuda büyük oranda burundan giriyor. Bu bilimsel çalışmalarla da ispatlanmış durumda. Virüsün burun mukozasındaki bazı hücrelere daha fazla yapıştığı ve buradaki bu mukoza bölgelerinin yapılmış olan araştırmalarda, virüs parçalarının, proteinlerinin ve yoğunluğunun vücudun diğer bölgelerine göre daha fazla olduğu saptanmış. Bu anlamda şunu gönül rahatlığı ile söyleyebiliriz ki, virüsün vücuda giriş primer kapısı burun bölgesi. Sizin ağız bölgesine yaptığınız gargaranın bu anlamda tek giriş kapısı ağız olmadığı için virüsün etkisiz hale getirilmesinde yüzde yüz başarılı olmasını söylemek gerçekçi olmayabilir kanaatindeyim” ifadelerini kullandı.



“Sadece ağız bölgesinin kapatıldığı bir maske kullanımı virüsle mücadelede bize yüzde yüz bir başarı sağlamayacaktır”



Vatandaşların bir kısmının maskeleri burun veya çene altında taktığını gördüklerinde üzüldüklerini belirten Prof. Dr. Oğuztürk, virüsün ana giriş kapısının burun olduğunu hatırlatarak maske ile hem burun hem de ağızın kapatılmasının çok önemli olduğunu söyledi Prof. Dr. Oğuztürk bu konu hakkında, “Aslında bu önemli bir sorun. Az önce de ifade ettiğimiz gibi virüsün ana giriş kapısı burun. Gördüğümüz bazı olgular bizi üzüyor. İnsanlar sadece ağız bölgesini kapatıyorlar veya çene altında maske takıyorlar. Burun bölgesinin açıkta kaldığı ve sadece ağız bölgesinin kapatıldığı bir maske kullanımı virüsle mücadelede bize yüzde yüz bir başarı sağlamayacaktır. Bunu net olarak tüm vatandaşlarımızın bilmesi ve mücadelede hastalığa yakalanmamak için özellikle burun bölgesi başta olmak üzere, hem burun hem de ağız bölgesini koruyacak bir maske kullanımının başarıda ana unsur olduğunu anlamak ve uygulamak gerekiyor” şeklinde konuştu.



Öte yandan ağızda herhangi bir kimyasal ile yapılacak gargara işleminin etkisinin de kısıtlı bir sürede devam edeceğini belirten Oğuztürk, bu durumun virüsü yüzde yüz etkisiz hale getireceğini düşünmenin pek de gerçekçi ve bilimsel bir yaklaşım olmadığı kanaatinde olduğunu dile getirdi.



Utku Şimşek - Erdinç Türkcan




Bu haber 540 kez görüntülendi.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

İlaç kutularında yeni dönem başlıyor!
Sağlık

İlaç kutularında yeni dönem başlıyor!

TİTCK tarafından başlatılan yeni düzenleme kapsamında ilaçlarda Elektronik Kullanma Talimatı (e-KT) uygulamasına kademeli olarak geçildi. Belirlenen takvim doğrultusunda 1 Ocak 2027 itibarıyla tüm ilaç ambalajlarında zorunlu hale gelecek uygulama ile vatandaşlar; ilacın kullanım şekli, dozajı ve yan etkileri gibi tüm detaylara kutu üzerindeki karekodu telefon veya tabletleriyle okutarak dijital ortamda ulaşabilecek.

Habervitrini14973 Görüntüleme
Şehir hastaneleri yaklaşık 40 bin yatak kapasitesiyle hizmet veriyor
Sağlık
#Spor#haber#Kültür Sanat

Şehir hastaneleri yaklaşık 40 bin yatak kapasitesiyle hizmet veriyor

Türkiye genelinde hizmet veren 27 şehir hastanesi, yaklaşık 40 bin yatak kapasitesiyle teşhisten tedaviye, ameliyattan rehabilitasyona kadar birçok sağlık hizmetini aynı kampüs içerisinde vatandaşlara sunuyor.

Habervitrini13344 Görüntüleme
Hastanelerde yoğunluk arttı: Havaların soğuması ve okulların açılmasıyla bu vakalar tırmanışta
Sağlık
#sağlık#hastane#Çocuk

Hastanelerde yoğunluk arttı: Havaların soğuması ve okulların açılmasıyla bu vakalar tırmanışta

Okulların açılması ve hava sıcaklıklarının düşmesiyle birlikte solunum yolu enfeksiyonları ve grip vakalarında belirgin bir artış yaşanıyor. Polikliniklerde bulantı, boğaz ağrısı, yüksek ateş ve öksürük şikayetleri öne çıkarken Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Dr. Songül Özer, 2026-2027 grip sezonuna ilişkin kritik uyarılarda bulundu.

Habervitrini12546 Görüntüleme
Türkiye'nin yanı başında ölümcül Nil virüsü alarmı! Bir haftada 34 yeni vaka!
Sağlık

Türkiye'nin yanı başında ölümcül Nil virüsü alarmı! Bir haftada 34 yeni vaka!

Yunanistan'da son bir haftada 34 yeni Batı Nil virüsü vakasının tespit edildiği bildirildi. Uzmanlar, virüsten korunmanın en etkili yolunun bireysel tedbirler olduğunu vurgularken, virüs bulaşma riskinin eylül ayında da sürdüğünü bildirdi.

Habervitrini12721 Görüntüleme