En son münafığın iki adımından bahis etmiştim.
Gelelim üçüncü ve en tehlikeli adımına..
Bir camiaya sızan münafık, direk Mürşidin eserlerine ve kitaplarına saldırır.
Mürşidin kitaplarına ekleme ve çıkarmak yapmak için şeytani yol ve yöntemlere başvurur.
Hüseyin Hilmi Işık Rahmetullahi Aleyh, Seyyid Abdülhakîm Arvâsî hazretlerinin yetiştirdiği büyük bir âlimdi…
Kitaplarıyla; bütün dünyaya dini ve ehlisünneti yayan, zamanın Mürşidiydi.
Tam İlmihal Seadet-i Ebediyye başta olmak üzere; 14 Türkçe, 60 Arapça ve 25 Farsça ve bunlardan tercüme edilen, Fransızca, İngilizce, Almanca, Rusça ve diğer dillerdeki yüzlerce kitabı hazırladı. Bu kitapları bütün dünyaya yaydı.
Bu Mübarek zatın kitapları en az 100 milyon kişiye ulaştı. Allah ondan razı olsun.
Güney Afrika’ya giden Cübbeli Hoca, herkesin Hüseyin Hilmi Işık hazretlerini sormasıyla şaşkına döndü.
“Siz nereden tanıyorsunuz” diye sorunca onlar, “Biz dinimizi onun kitaplarından öğrendik. Burada pek çok kişi onun sayesinde Müslüman oldu” dediler.
Emin olun bu durum sadece o ülkede değil, Afrika’nın tamamında, Güney Amerika’da ve Asya’da da yaşandı.
Bizlerde hakiki İslam’ı, Ehlisünneti, dostu ve düşmanı, hak ile batılı bu mübarek zat sayesinde öğrendik.
Kendisini gördük, Sohbetinde bulunduk, duasını aldık ve kitaplarını dağıtmakla şereflendik.
Bu bozuk düzende Allahü teala’nın bir mümine vereceği en büyük lütuf, bir Mürşidi tanımak, onu sevmek, kendini sevdirmek ve ona hizmet etmektir.
Hüseyin Hilmi Işık efendiyi tanıyıp seven herkes, öncelikle bu nimetin farkında olup şükrünü yapmalı.
Bir büyük mürşit yetmez gibi Cenab-ı Allah bir de “vekilim” dediği Enver Abi’yi (Rahmetullahi aleyh) ihsan etti.
Hüseyin Hilmi Işık Efendi yazdı, Enver abi dağıttı.
Eşi benzeri görülmedik bir ikili oldular.
Ve biz bu iki zatı aynı anda tanıdık, gördük, sohbetlerinde ve hizmetlerinde bulunduk.
Ya Rabbi ne büyük bir lütuf?
Gerçekten çok şanslıyız.
Bu bozuk zamanda böylesine büyük iki zatı görmekle, sevmekle ve onlara bağlanmakla nasiplendik.
Sırf bu sebeple bizim her hangi bir konuda şikâyet etme hakkımız yoktur.
Bize iki büyük zatı veren; Şanı Yüce, Rahman ve Rahim olan Allah, her şeyi vermiştir.
Kıymet bilirsek… Bu ihsan terazinin bir kefesine konsa, diğer kefesine dünya konsa emin olun bu ağır basar.
Verilenin farkına varıp şükrünü yapın. Yapmazsanız emin olun bu nimet elinizden alınır…
Hizmet büyük olunca, düşmanlıklar da büyük olur.
Hüseyin Hilmi Işık Hazretleri ve onun eserleri, sürekli saldırı altında oldu.
Enver Abi sağlığında bütün bu saldırılara karşı zırh görevi üstlendi.
Mübareklere yapılan hücumları bir paratoner gibi kendine çekip, bertaraf etti.
Hocasına bir gram zarar veya ziyan gelmesini engelledi.
Bu sayede Mübarekler kitaplarını rahat rahat yazdılar.
Münafıkların en büyük hedefi; Başta Tam İlmihal Seadet-i Ebediyye kitabı olmak üzere diğer kitapları değiştirip bozmaktı.
Mübarekler; İlmihal’in 83’ncü sayfasında bu hali şöyle yazmış;
- Din büyüklerinin ismini koyarak, onlardan terceme diyerek satılan kitâbların çoğunda Bu ilâveler, değiştirmeler veya çıkarmalar yapılarak, kitâbların zararlı bir şekle sokulduğu acı acı görülüyor.
Bu büyük zat burada münafıkların hak bir kitabı nasıl bozduğuna dikkat çekiyor.
İçimizdeki münafıkların bütün hedefi ve niyeti bu Mübarek kitapları değiştirmek, eklemeler ve çıkarmalar yapmaktır.
Dün böyleydi, bugün de böyle ve yarın da böyle olacaktır.
Sizler uyurken bu münafıklar harıl harıl çalışıyor.
Er veya geç, bugün veya yarın Mübareklerin kitaplara el atacaklar.
Ben durduk yere böylesine ciddi bir uyarıda bulunmam.
Guguk Kuşu meselesinde iyi bir imtihan vermediniz.
Mübarekleri sahtekârlıkla suçlayan Guguk Kuşu’na açık bir tepki koymadınız.
‘İmanın şartı 4’ diye yazdığında, karşı çıkmadınız.
Peygamber Efendimiz için, “İntihara kalkıştı” iftirasına sessiz kaldınız.
Fetullah’ı ve Said Nursi’yi övmesine karşı dilinizi yuttunuz.
Bu hallerinize bakarak; kitapların değiştirilme ihtimaline karşı da kuzuların sessizliğini oynarsınız diye endişem var.
Eğer böyle yaparsanız, vallahi billahi kuzu gibi kurban olursunuz.
Ben bu tehlikeyi sezdiğim için, sizleri uyarıyorum.
Bu yol, bu dava ve bu kitaplar yalnız bana zimmetli değil.
Ben; bugün varım, yarın yokum.
Akşam varım, sabah yokum.
Bu kitaplar, “Büyükleri seviyorum” diyen herkese emanettir ve zimmetlidir.
Ona sahip çıkmayan, emanete ihanet etmiş olur.
Böyle bir felaket kimin döneminde zuhur ederse etsin, bu alçaklığı görmezden gelir karşı çıkmazsanız ahiretiniz berbat olur.
Enver Abi bir sohbetinde şaka yollu şöyle demişti, “Aklınız varsa benden önce ölmeye bakın”
Aman Ya Rabbi.
Bu söz ne kadar büyük bir sözmüş! Şimdi daha iyi anlıyorum.
Bakın Enver Abi’den öğrendiğim şekliyle anlatayım.
İki sınıf talebe var.
Bir sınıf, Enver Abi’nin o sözüne uygun büyüklerden önce vefat edenler.
Bunlar içinde samimi ve sadık olanlar, kurtulur.
Büyükler onların her hizmetlerine bizzat şahit oldukları için direk sancağı altına alır.
Sıkıntı ikinci grupta.
İkinci gruptakiler; büyüklerin vefatından sonra sağ olanlar.
Bu hal onlara mesuliyet yükler.
Bu kimselere; iman edip, kabiri geçip mahşere geldiklerinde, 3 suale cevap vermesi istenir.
1. Vefatımdan sonra dine ve yola hizmet ettin mi?
2. Dostlarımı dost, düşmanlarımı düşman bildin mi?
3. Sana bıraktığım emanetlere (Kitaplara) sahip çıktın mı? Onları koruyup kolladın mı?
Bu üç sorunun üçüne de evet diyemeyen, asla o mübarek sancağın altına giremez.
Onlar hesap vermek üzere mahşer meydanına gönderilir.
Mahşerde hesap çetindir.
Daha kötü haber; Vekilinin şahit olmadığına Resûllullah Sallallahü Aleyhi ve Sellem şefaatçi olmaz.
Allah rızası için aklınızı başınıza alın.
Gaflet uykusundan uyanıp bir silkelenin. Kendinize gelin.
Mübareklerin, “Bu asrın Mürşid-i Kamil’i” buyurduğu İlmihal ve diğer kitapların başında nöbet tutun.
Rabbim; dinimizi, itikadımızı imanımızı korusun. Büyüklere sevgi ve sadakatimizi sabit kılsın
METİN ÖZER/HABERVİTRİNİ
SOHBET (121)

Hızlı Özet
“Tam İlmihal Seadet-i Ebediyye başta olmak üzere; 14 Türkçe, 60 Arapça ve 25 Farsça ve bunlardan tercüme edilen, Fransızca, İngilizce, Almanca, Rusça ve diğer dillerdeki yüzlerce kitabı hazırladı. Bu kitapları bütün dünyaya yaydı.”
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Geçen yıl 659 gazete resmi ilan yayımladı
Türkiye genelinde, geçen yıl resmi ilan yayımlayan gazetelerin sayısı 659 olarak belirlendi.

Tamar Tanrıyar'a şok.. Gözaltı sonrası ilk videosunda ne dedi?
'Cumhurbaşkanına hakaret' ve 'Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma' iddialarıyla yürütülen soruşturma neticesinde adli kontrol tedbiriyle salıverilen Tamar Tanrıyar ile ilgili yeni bir hukuki süreç işletildi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın başvurusu üzerine, Tanrıyar'ın sahibi olduğu 'Siber Haber' isimli YouTube kanalının erişime engellenmesine karar verildi.

Eski Manken Deniz Akkaya, Tartışma Sonrası Kartepe'de Nezarete Alındı
Kocaeli'nin Kartepe ilçesinde, arkadaşı Kürşat A.'nın evinde kalan eski manken Deniz Akkaya, iddialara göre yaşadığı bir sinir krizi sonrası çıkardığı kavga neticesinde emniyet güçlerince gözaltına alındı.

Tamar Tanrıyar'ın polisteki ifadesi
Hakkında yürütülen soruşturma kapsamında alıkonulduktan sonra adli kontrol koşuluyla salıverilen Tamar Tanrıyar'ın savcılıkta verdiği beyanlar ortaya çıktı. Tanrıyar, 'Cumhurbaşkanına hakaret' ithamını kabul etmediğini belirterek, Cumhurbaşkanı için canını vermeye hazır olduğunu dile getirdi.